Ayet ve Hadisler Işığında

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (2)

  • News Code : 210662
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

Namazın Şartları / Namazın Adabı / Namazda Huşu / Huşunun Anlamı / Peygamber’in (s.a.a) Namazda Huşu İçinde Oluşu / İmam Ali’nin (a.s) Namazda Huşu İçinde Oluşu / Resulullah’ın (s.a.a) Kızı Hz. Fatıma’nın Huşusu / İmam Hasan’ın (a.s) Huşusu / İmam Seccad’ın (a.s) Huşusu / İmam Bakır ve İmam Sadık’ın (a.s) Huşuları / Huşuya Engel Olan Şeyler / Namazın Kabul Edilme Şartları / Namazın Kabul Olmasının Engelleri / Namazı Kabul Olmayan Kimse / Namazın Kabul Edilişinde Kalb Huzurunun Rolü / Allah’ın Kendisine Teveccüh Edene Teveccüh Etmesi / Namazda Tedebbür Etmenin Fazileti / Dünyadan Kopmuş Bir Kalple Namaz Kılan Kimsenin Sevabı

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namazın dört bin kapısı (hükmü ve meselesi) vardır.”[1]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namazın dört bin sınırı (ve şartı) vardır.”[2]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namazın, senin riayet etmediğin dört bin haddi ve şartı vardır.”[3]

İmam Sadık (a.s), Hammad b. İsa’ya şöyle buyurmuştur: “Ey Hammad! Güzel namaz kılabiliyor musun?. . . o halde kalk ve namaz kıl.” (Hammad şöyle diyor: ) “İmam’ın karşısında kıbleye durdum, namaza başladım, rüku ve secdesini yerine getirdim.” İmam şöyle buyurdu: “Ey Hammad! Güzel namaz kılmıyorsun. İnsanın altmış, yetmiş yıl ömür sürdüğü halde kamil şartlarıyla bir namaz kılmaması ne de çirkindir.”[4]

Namazın Adabı

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimden iki kişi namaza durur. Her ikisinin de rüku ve secdesi aynıdır. Ama namazları yerden göğe birbirinden farklıdır.”[5]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaza kalktığın zaman şöyle de: “Allah’ım! Ben Muhammed’i (s.a.a) hacetime vasıta kıldım. Onunla sana yöneldim. O halde onun hürmetine beni dünya ve ahirette kendi nezdinde değerli kıl ve beni dergahına yakınlaşmış kimselerden kıl. Onun yüzü suyu hürmetine namazımı kabul buyur ve onun hürmetine günahımı bağışla. Onun yüzü suyu hürmetime duama icabet et ki sen bağışlayıcı ve merhamet edicisin.”[6]

Ben şöyle diyorum: “Namazın zahiri ve batını bir çok adapları vardır ki namazın tamam oluşunda ve kemalinde etkisi vardır. Biz burada onlardan en önemlilerini zikredeceğiz.

Namazda Huşu

Kur’an:

“Müminler saadete ermişlerdir. Onlar namazlarında huşu içindedirler.”[7]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Kumeyl! Namaz kılman, oruç tutman ve sadaka vermen önemli değildir. Önemli olan namazın temiz kalple Allah nezdinde beğenilmiş bir amel olarak ve gerçek huşu içinde kılınmasıdır.”[8]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz kılmaya başlayınca huşu içinde ol ve kalbinle namaza teveccüh et. Zira Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Onlar namazlarında huşu içindedirler”[9]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Huşu namazın süsüdür.”[10]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namazda huşu içinde olmayan kimsenin namazı namaz değildir.”[11]

Huşunun Anlamı

Resulullah (s.a.a), kendisine, “Huşu nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Namazda huşu içinde olmak kulun tüm kalbiyle rabbine yönelmesidir.”[12]

İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala’nın, “Onlar namazlarında huşu içindedirler” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Huşu namazda gözleri aşağı indirmektir.”[13]

Ben şöyle diyorum: “Tebersi (r. a) Allah-u Teala’nın, “Onlar namazlarında huşlu içindedirler”[14] ayeti hakkında şöyle demiştir: “Yani onlar namazda, huzu, tevazu ve alçak gönüllülük içindedirler. Gözlerini secde ettikleri yerden kaldırmazlar, sağa sola bakmazlar. Rivayet edildiği üzere Allah Resulü (s.a.a) namazda sakalıyla oynayan birini gördü ve şöyle buyurdu: “Bu adamın kalbi huşu içinde olsaydı, şüphesiz endamı ve organları da huşu içinde olurdu.” Bu hadisin de gösterdiği gibi hem kalp huşu içinde olmalı ve hem de organlar. Kalbin huşu içinde olması namaz kılan kimsenin tüm fikrini ve zihnini namaza yöneltmesi, kalbini namaz dışında her şeyden uzak kılmasıdır. Öyle ki namazda ibadet ve mabud dışında hiçbir şey olmamalıdır. Bedenin huşu içinde olması ise gözünü aşağı indirmesi, namaza teveccüh etmesi, o tarafa bu tarafa bakmaktan boş şeylerle (sakal ve benzeri şeyleriyle) oynamaktan sakınmasıdır.” Hakeza şöyle demişlerdir: “Huşu Kur’an-ı Kerim’de yer aldığı üzere gözün huşu içinde oluşudur. Nitekim,“Gözleri huşu içindedir”[15] ayetinde de bu yer almıştır ve kalp huşusu ki, aziz ve celil olan Allah’ın, “Acaba müminlerin kalplerini Allah’ın zikriyle huşu içinde kılmasının vakti gelmemiş midir?”[16] ayetinde de bu yer almıştır. Sesin huşu içinde olmasıdır ki, “Sesler rahman olan Allah için huşu içindedir.” Dolayısıyla “fısıltı dışında bir şey duyulmaz” ayetinde de yer almaktadır. Nitekim namazda huşu bu her üç anlamı da ifade etmektedir.”

Peygamber’in (s.a.a) Namazda Huşu İçinde Oluşu

Cafer b. Ali Kumi şöyle diyor: “Peygamber (s.a.a) namaza durduğunda Allah-u Teala’nın korkusundan yüzünün rengi soluyordu.”[17]

Ayşe şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a) bizimle sohbet ediyor ve biz de onunla konuşuyorduk. Ama namaz vakti gelince adeta bizi tanımıyordu ve biz de onu tanıyamıyorduk.”[18]

Cafer b. Ali Kummi şöyle diyor: “Allah Resulü (s.a.a) namaza durunca bir kenara atılmış elbise halini alıyordu.”[19]

İmam Ali’nin (a.s) Namazda Huşu İçinde Oluşu

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ali namaza kalkınca şöyle buyuruyordu: “Yüzümü gökleri ve yeri yaratana yönelttim” ve rengi değişiyordu. Öyle ki bu yüzünde açıkça görülüyordu.”[20]

Tefsiri Kuşeyri’de şöyle yer almıştır: “Ali’nin namaz vakti olunca rengi değişiyor ve kendi kendine titriyordu. Kendisine, “Size ne oldu?” diye arzedilince şöyle buyuruyordu: “Allah-u Teala’nın, göklere, yere ve dağlara sunduğu, ama onların kabul etmediği, sadece insanların üstlendiği emanetin vakti geldi. Ben bu zaafım ve güçsüzlüğümle bu emaneti güzel bir şekilde üstlenip üstlenemeyeceğimi bilemiyorum.”[21]

Müminlerin Emiri Ali (a.s) abdest almaya başlayınca Allah korkusundan yüzünün rengi soluyordu.”[22]

Nakledildiği üzere İmam Ali (a.s) namaza durunca sağlam bir bina veya dik bir sütun gibi yerinden kıpırdamıyordu. Bazen rüku veya secde halinde (hiçbir hareket etmediği için sırtına bir kuş konuyordu. Ali b. Ebi Talib ve Ali b. Hüseyin’den (a.s) başka hiç kimse Allah Resulü’nün (s.a.a) namazını taklit edemiyordu (aynı şekilde kılamıyordu.)”[23]

Resulullah’ın (s.a.a) Kızı Hz. Fatıma’nın Huşusu

Fatıma (s.a) Allah korkusundan namazda nefes nefese kalıyordu.”[24]

Resulullah (s.a.a) Ehl-i Beyti’ne yapılacak zulmü beyan ederken şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatıma alemlerdeki ilkinden sonuna kadar olan bütün kadınların efendisidir… Mihrabında azameti yüce Rabbinin karşısında durunca nuru, gökteki melekler için yıldızların nurunun yeryüzü ehli için parladığı gibi parlar ve aziz ve celil olan Allah meleklerine şöyle buyurur: “Ey Meleklerim! Kulum Fatıma’ya bakınız. Kullarımın efendisi karşımda durmuş tüm bedeni benim korkumdan titriyor. O kalbiyle bana ibadete yönelmiştir. Sizleri şahit tutuyorum ki ben de onun Şiilerini ateşten güvende kıldım.”[25]

İmam Hasan’ın (a.s) Huşusu

İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hasan bin Ali (s. a) namaza durunca aziz ve celil olan Allah karşısında tüm bedeni titriyordu. Cennet ve cehennemden bahsedilince yılan sokmuş gibi ıstırap içinde kıvranıyordu.”[26]

İmam Hasan (a.s) namazını bitirince rengi soluyordu, kendisine bunun nedeni sorulunca şöyle buyuruyordu: “Arşın sahibinin huzuruna çıkmak isteyen kimsenin rengi değişmelidir.”[27]

İmam Hasan (a.s) abdest allınca rengi değişiyor ve bedeni titremeye başlıyordu. Bunun nedenini sorduklarında şöyle buyuruyordu: “Arşın sahibinin karşısında yer alan kimsenin rengi solmalı ve bedeni titremelidir.”[28]

İmam Seccad’ın (a.s) Huşusu

İbn-i Tavus şöyle diyor “İmam Seccad (a.s) namaz için abdest almaya başlayınca yüzünün rengi soluyor ve bütün vücudunu korku kaplıyordu.”[29]

İmam Seccad (a.s) namaz için abdest alıp namaz kılmaya başlayınca yüzü sararıyor ve yününün rengi soluyordu. Kendisine bir defa bunun nedeni sorulunca şöyle buyurmuştur: “Ben büyük bir padişahın karşısında durmak istiyorum.”[30]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ali b. Hüsyin (a.s) namaza durunca rengi soluyor ve secdeye gidince terleyinceye kadar başını secdeden kaldırmıyordu.”[31]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz vakti olunca Ali b. Hüseyin’in (a.s) tüyleri diken diken oluyor, rengi soluyor, kurumuş hurma ağacının dalları gibi titriyordu.”[32]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmam Seccad (a.s) namaza durunca, rüzgar esintisinin hareket ettirdiği şey dışında hiçbir şeyi hareket etmeyen ağaç gövdesi gibi duruyordu.”[33]

Kitab’ul Envar’da şöyle yer almıştır: “ İmam Seccad (a.s) namaza başlayınca küçük oğlu Muhammed (a.s) Medine’deki evinde bulunan derin kuyunun kenarına gitti ve kuyuya düştü. Annesi onun kuyuya düştüğünü anladı ve feryat etti. Kuyuya doğru koştu, kuyunun kenarında dövündü ve yardım isteyerek şöyle dedi: “Ey İbn-i Resulillah! Oğlun Muhammed boğuldu.” Kuyunun dibindeki çocuğunun sesini, feryadını ve tahammülsüzlüğünü duyduğu halde namazdan el çekmedi. İmam’ın eşi iş uzayınca çocuğundan duyduğu rahatsızlık yüzünden şöyle dedi: “Ey Allah Resulü’nün hanedanı! Ne kadar da katı kalplisiniz?” İmam (a.s) namazına devam etti, kamil bir şekilde tümüyle kıldıktan sonra eşine doğru gitti, kuyunun kenarına oturdu. Kuyunun dibine –uzun bir ip dışında ulaşmak mümkün olmadığı halde- elini uzattı, Muhammed’i ellerinin üzerinde dışarı çıkardı. Muhammed tatlı dillilik yapıyor ve gülüyordu. Ne elbisesi ve ne de bedeninin bir yeri ıslanmıştı.” İmam (a.s) daha sonra eşine şöyle buyurdu: “Al, Allah’a yakini gevşek olan kadın!” İmam’ın eşi çocuğunun salim olduğunu görünce güldü ve İmam Seccad’ın kendisine “Ey Allah’a yakini gevşek kadın” sözünden dolayı ağladı. İmam bunun üzerine şöyle buyurdu: “Bugün senin için bir kınanma yoktur. Güçlü bir padişahın huzurunda durunca ondan yüz çevirecek olursam o da benden yüz çevirir. Ondan başka merhamet eden kimse var mıdır?”[34]

İmam Bakır ve İmam Sadık’ın (a.s) Huşuları

Cabir Cu’fi şöyle diyor: “Bir gün Ebu Cafer (a.s) namaza durdu ve o anda üzerine bir şey düştü ama İmam o şeyi başında uzaklaştırmadı ve sonunda oğlu Cafer (İmam Sadık) onu başından aldı. Bu İmam’ın Allah’ı ululamasından ve namaza teveccühünden kaynaklanıyordu ve bu Allah’ın şu sözüydü:“İhlas ve doğruluk içinde dine yönel.”[35]

Rivayet edildiği üzere Efendimiz Cafer bin Muhammed (a.s) namazda Kur’an okuyunca kendinden geçti. Kendine gelince, “Ne oldu da bu hale düştün?” diye soruduklarında İmam (a.s) mealen şöyle buyurdu:“Kur’an ayetlerini sürekli tekrar ediyordum ki adeta onu nazil buyuranın dilinden işitir bir hale geldim.”[36]

Ebu Eyyub şöyle diyor: “İmam Bakır ve İmam Sadık (a.s) namaza durunca yüzlerinin rengi değişiyor bazen kızarıyor ve bazen de sararıyordu. Adeta gördükleri biriyle münacaatta bulunur gibiydiler.”[37]

Huşuya Engel Olan Şeyler

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsan namazda sakalıyla veya kendisini namazdan gafil kılan şeylerle oynamaktan sakınmalıdır.”[38]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsan namazda huşu içinde olmalıdır. Aziz ve celil olan Allah karşısına kalbi huşu içinde olan kimsenin organları da huşu içinde olur ve böylece hiçbir şeyle oynamaz.”[39]

Resulullah (s.a.a) namazda sakalıyla oynayan kimse hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Eğer kalbi huşu içinde olsaydı bedeni de huşu içinde olurdu.”[40]

Namazın Kabul Edilme Şartları

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer keman ipi olacak kadar namaz kılsanız ve keman gibi olacak kadar oruçta tutsanız günahlardan sakınma ile olmadıkça Allah onu sizden kabul etmez. ”[41]

Allah Davud’a (a.s) şöyle vahyetmiştir: “Namaz kılan kimsenin yaptığı ve içinde korku ve haşyetten ağladığı nice uzun rekatlar benim gözümde çekirdeğin kabuğu kadar bile değer taşımamaktadır. Zira kulun kalbine baktım ve gördüm ki namazı bittiğinde eğer karşısında bir kadın zahir olur ve kendisini ona takdim ederse kabul eder (zina eder), eğer bir mümin onunla muamelede bulunursa ona hıyanet eder.”[42]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah bana şöyle vahyetmiştir: Ey elçilerimin kardeşi! Ey uyaranların kardeşi! İnsanları uyar ki kullarımın biri hakkında boyunlarında bir hak bulundukça evlerimden hiç birine girmesinler. Zira huzurumda namaza durdukları müddetçe onlara lanet ederim.”[43]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hangi şeyle (elbiseyle) namaz kıldığına bak; eğer onu doğru ve helal yoldan elde etmediysen namazın makbul değildir.”[44]

İmam Seccad (a.s) namazı makbul kılan şeyin ne olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur: “Velayetimiz ve düşmanlarımızdan beraatta bulunmak.”[45]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Tebarek ve Teeala şöyle buyurmuştur: “Ben, azametim karşısında tevazu içinde olan, benim için nefsini şehvetlerden alıkoyan, gününü benim zikrimle geçiren, yaratıklarıma karşı büyüklenmeyen, açı doyuran, çıplağı giydiren, musibet gören kimseye merhamet eden ve garibi barındıran kimsenin namazını kabul ederim. Böyle bir kimse parlayan bir güneş gibidir. Karanlıkta onun için bir nur ve bilgisizlikte ise bir bilgi karar kılarım.”[46]

Namazın Kabul Olmasının Engelleri

Anne Babaya Eziyet

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim anne babasına, kendisine zulüm etmiş olsa bile düşmanca bakacak olursa Allah namazını kabul etmez.”[47]

b)Gıybet Etmek

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslüman bir erkek ve kadının gıybetini ederse gıybeti edilen şahıs onu bağışlamadıkça Allah kırk gün ve gece ne onun namazını kabul eder ve ne de orucunu.”[48]

c)Namazı Hafife Almak ve Özen Göstermemek

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki bazen insan elli yıl ömür yaşar hatta Allah bir tek namazını dahi kabul etmez. Bundan daha ağır ne olabilir! Allah’a yemin olsun ki sizler komşularınızdan ve dostlarınızdan öyle kimseler tanıyorsunuz ki eğer sizden biri için namaz kılacak olursa onu kabul etmezsiniz. Çünkü onu hafife almıştır. Aziz ve celil olan Allah ise iyiden başkasını kabul etmez. O halde hafife alınan bir şeyi nasıl kabul edebilir?”[49]

d) Şarap İçmek

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şarap içen kimsenin kırk sabah, namazı hesaba alınmaz.”[50]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sarhoş edici şey kullanan kimsenin tövbe etmedikçe kırk gün boyunca namazı kabul olmaz.”[51]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şarap içen ve bu sebeple sarhoş olan kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz. Eğer bu müddet zarfında namazı terkederse namazı terkettiği için de azabı ikiye katlanır.”[52]

Namazı Kabul Olmayan Kimse

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sekiz kişinin namazı kabul edilmez: Efendisine dönmedikçe kaçan kölenin, kocası kendisinden razı olmadıkça (cinsel konuda) itaat etmeyen kadının, zekat vermeyen kimsenin, abdest almayan kimsenin, başörtüsüz namaz kılan buluğa ermiş kızın. Kendisinden razı olunmadıkça kendileriyle namaz kılan bir topluluğun imamının, sarhoş kimsenin, küçük ve büyük abdestini zorla tutan kimsenin (sıkıştığı halde namaz kılan kimsenin.)” [53]

bak. 2295. Bölüm; el-Amel (1), 2947. Bölüm

Namazın Kabul Edilişinde Kalb Huzurunun Rolü

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kalbi bedeniyle hazır olmayan kulun namazını Allah kabul etmez.” [54]

İmam Seccad (a.s), namaz kılarken abası omuzlarından düştü ama onu düzeltmedi. Bunun nedenini soran birine şöyle buyurdu: “Eyvahlar olsun sana! Kimin huzurunda olduğumu bilmiyor musun? Kulun namazından teveccühle kıldığı miktarı kabul edilir.” [55]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç biriniz bitkinlik ve uyuklar bir halde namaza durmasın ve kendisini de düşünmesin. Zira aziz ve celil olan Allah’ın huzurundadır. Kulun namazdan sadece kalbi teveccüh ile kıldığı miktarı nasibidir.” [56]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim namaz kılar, namazına bakar, kendi kendine konuşmaz, hata ve gaflet etmezse kul namazına baktığı müddetçe Allah da ona bakar. Bazen namazın yarısı veya üçte biri veya dörtte biri veya beşte biri Allah’ın dergahına yükselir. Müstahap olan namazlar (nafileler) farz namazlardan kabul edilmeyen miktarını tamamlasın ve telafi etsin diye emredilmiştir.” [57]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bazen kul namaz kılar ama namazının altıda biri veya onda biri de kendisi için yazılmaz. Bunun sadece namazından, marifet ve teveccühle kıldığı miktarı hesaba katılır.”[58]

Allah’ın Kendisine Teveccüh Edene Teveccüh Etmesi

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaza durunca kalbinle Allah’a yönel ki o da sana yönelsin.”[59]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden mümin birinin farz namaza durunca kalbiyle Allah’a teveccüh etmesini ve kalbini dünya işlerinden biriyle meşgul etmemesini severim. Zira mümin namazda kalbiyle Allah’a teveccüh edince Allah da ona teveccüh eder, aziz ve celil olan Allah onu sevdikten sonra, müminlerin kalplerinin muhabbetini de ona yöneltir.” [60]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul namaza durunca aziz ve celil olan Allah ona teveccüh eder ve sürekli ona yönelir ve üç defa oraya buraya bakmadıkça sürekli ona dikkat eder. Kul üç defa herhangi bir yere bakınca Allah ondan yüz çevirir.” [61]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul namaz için Tekbiret’ul İhram getirince Allah ona teveccüh eder ve Kur’an’dan ağzından çıkan her şeyi tutsun diye bir melek tayin eder. Kul yüz çevirince Allah da ondan yüz çevirir ve onu o meleğe havale eder.”[62]

Namazda Tedebbür Etmenin Fazileti

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebazer! Tefekkür ve tedebbürle birlikte olan iki rekat normal namaz, gece sabaha kadar gafil kalple kılınan namazdan daha iyidir.”[63]

Masum (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tefekkür ve tedebbürle kılınan iki rekat namaz, gece sabaha kadar gafil kalple kılınan namazdan daha iyidir.”[64]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hafif ama tefekkürle olan iki rekat namaz, sabaha kadar namaz kılmaktan daha iyidir.”[65]

bak. 424. Konu, el-Fikr

Dünyadan Kopmuş Bir Kalple Namaz Kılan Kimsenin Sevabı

İbn-i Abbas şöyle diyor: “Allah Resulü!ne (s.a.a) iki büyük dişi deve hediye edildi. Peygamber onlardan birini dünyevi işler hususunda hiçbir düşünce ve endişe içinde olmaksızın iki rekat namaz kılan kimseye vereceğini buyurdu. Ali’den (a.s) başka hiç kimse onu kabul etmedi. Resulullah (s.a.a) her iki deveyi ona verdi.”[66]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herkim iki rekat namaz kılar ve o iki rekatta dünya işlerinden hiçbir şey düşünmezse Allah günahlarını bağışlar.”[67]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim iki rekat namaz kılar ve onda ne dediğini bilirse namazı bittiğinde kendisiyle Allah arasında hiçbir günah kalmaz.”[68]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tembellikten uzak durun. Zira rabbiniz merhametlidir. Az bir şeyi de taktir eder. Şüphesiz insan Allah için iki rekat namaz kılar ve Allah da o iki rekat vesilesiyle onu cennete götürür.”[69]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah herkimin bir namazını kabul ederse ona azap etmez ve herkimden bir hayırlı iş kabul ederse ona azap etmez.” [70]

ABNA.İR

İlgili Haberler

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (1)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (2)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (3)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (5)

Download FILES


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

8th Conference of Imamia Medics Intrnational
Tekfirci Akımlar Konferansı