Suriye ve Şam Hakkında Hadisler

  • News Code : 355328
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

“Şam halkını önceden başlarına gelmemiş korku ve açlık saracak. Açlık İmam Mehdi’nin kıyamından önce, korku ise İmam Mehdi’nin kıyamından sonradır.”

“İmam Mehdi’nin kıyamından önce Şam’da halkı öyle bir fitne saracak ki ondan kurtulmak isteseler de kurtulamayacaklar.”

“Şam (Emevi) camisinin sağ duvarı yıkılacak. Sapkın, bidatçı ve kandırılmış isyancılar Türk nahiyesinden saldıracaklar ve peşi sıra batı (Amerika ve Avrupa) topraklarında anarşi ve kargaşalar başlayacak…”

“Batının her yerinde ihtilaflar çıkacak. Viran olacak ilk toprak, Şam topraklarıdır.”
"Şam’daki bir depremde yüz bin kişi ölecek Allah bu depremi müminlere rahmet, kafirlere ise azap olarak gönderecektir."

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Cabiri Cüfi’den: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’a: “Sizleri korku, açlık…” ayetinin anlamını sordum.

Buyurdu ki: Ey Cabir! Bunun genel ve özel manası vardır. Özel manası Kufe’deki açlıktır. Allah bunu sadece Al-i Muhammed’in düşmanlarına mahsus kılıp, onları helak edecek. Genel anlamı ise Şam hakkındadır. Şam halkını önceden başlarına gelmemiş korku ve açlık saracak. Açlık Kaim’in (İmam Mehdi’nin) kıyamından önce, korku ise Kaim’in kıyamından sonradır.”

****

Ebu Davud-u Ducâci’den: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu:

“Hizipler aralarında ihtilaf ettiler”[1] ayetini Emirülmüminin Hz. Ali aleyhisselam’a sorduklarında şöyle buyurdu:

“Üç şeyden Hz. Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.” Dediler ki: “Ey Emirülmüninin! O üç şey nedir?” Buyurdu ki: “Şam ehlinin aralarında ihtilaf etmesi, Horasandan (İran’ın Meşhed, Nişabur, Bocnurd… şehirlerinin olduğu bölge) çıkacak olan siyah bayraklar ve Ramazan ayındaki dehşet.” Dediler ki: “Ramazan ayındaki dehşet nedir?” Buyurdu ki: Allah azze ve celle’nin Kur’andaki şu sözünü duymadınız mı: “İstersek gökten bir alamet indiririz de hepsinin boynu onun karşısında huzu ederek eğilir.”[2] O öyle bir alamettir ki yeni evliler (zifaftakiler) perdeden çıkarlar, uyuyanı uyandırırlar, uyanık olanı ise dehşete düşürür.”

****

Cabir der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ey Cabir! Kaim’in (İmam Mehdi’nin) kıyamından önce Şam’da halkı öyle bir fitne saracak ki ondan kurtulmak isteseler de kurtulamayacaklar. Sonra Kufe ile Hîre (Necef yakınlarında bir şehir) şehirleri arasında sayıları eşit olan katliamlar olacak. Sonra gökten bir münadi nida edecek.”

****

Muhammed bin Müslim, İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu nakleder: “Şam tarafından ansızın gelecek olan sesi bekleyin. Orda sizin için yüce bir kurtuluş vardır.”

****

Cabir bin Yezidi Cufi şöyle der: İmam Ebu Cafer Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ey Cabir! Yerinde otur ve sana anlatacağım şu alametlere ulaşıncaya ve onları görünceye kadar elini ve ayağını oynatma:

Birinci alamet, Abbasoğulları’nın kendi aralarındaki ihtilaflarıdır. Sen bunu göremeyeceksin ama benden sonra gelecek olanlara bunu benden rivayet et. Gökten bir münadi nida edecek ve sizlere Şam taraflarından fetih müjdeleyen ses gelecek, Şam köylerinden biri olan Cabiye[3] köyü yerin altına girecek. Sonra Şam mescidinin sağ duvarı yıkılacak. Sapkın, bidatçı ve kandırılmış isyancılar Türk nahiyesinden saldıracaklar ve peşi sıra batı (Amerika ve Avrupa) topraklarında anarşi ve kargaşalar başlayacak. Türk kavmi dönerek adaya[4] inecek. Ve batıdaki isyancılar da Ramle’ye inecekler.      

Ey Cabir! O yıl dünyanın batısının her yerinde ihtilaflar çıkacak. Viran olacak ilk toprak, Şam topraklarıdır. Sonunda tüm ihtilaflar üç bayrağın altında toplanacak: Esheb’in bayrağı, Ebka’ın bayrağı ve Süfyani’nin bayrağı. Süfyani ile Ebka’ birbirleriyle savaşacaklar ve Süfyani, Ebka’ ile ona uyanları öldürecek. Sonra da Esheb’i öldürecek. Daha sonra onun tek arzusu Irak’a doğru hareket etmektir. Sonra ordusu Kırkısya[5]’dan geçecek ve orada savaşarak yüz bin zorbayı öldürecek. Sonra Süfyani Kufe şehrine sayıları yetmişbin olan bir orduyu gönderecek. Onlar Küfe’lileri öldürüp asacaklar veya esir olacaklar. Onlar o durumda iken Horasan taraflarından bayraklar gelecek, onlar süratle hareket edecekler. Onlardan birkaçı, Kaim aleyhisselam’ın ashabıdırlar.

Sonra Küfe ehlinin işçilerinden biri isyan edecek ama Süfyani ordusunun komutanı onu öldürecek. Süfyani Medine’ye bir ordu gönderecek ve Mehdi oradan Mekke’ye geçecek. Ve Mehdi’nin Mekke’ye doğru gittiği haberi Süfyani ordusunun komutanına ulaşacak. O da onun izini bulmaları için bir ordu gönderecek. Sonunda o tıpkı Musa bin İmran’ın sünneti gibi çekinerek ve dikkatle Mekke’ye girecek.

Sonra buyurdu ki: Süfyani ordusunun komutanı Beyda’ya inecek ve tam o sırada gökten şöyle nida gelecek: “Ey Beyda! Bu kavimi mahvet.” Çöl de onları toprağın içine çekecek ve onlardan sadece üç kişi kurtulacak, Allah onların yüzlerini arkalarına çevirecek, o üçü Kelb kabilesindendir. Ve şu ayet onların hakkında nazil olmuştur: “Ey kendilerine kitap verilenler! Yüzlerinizi mahvedip geriye döndürmeden, elinizdeki kitapları doğrulamak için nazil ettiğimiz kitaba inanın.”[6]

Buyurdu ki: Kaim-aleyhisselam-o gün Mekke’dedir. Sırtını Beyt’ullah-ı Haram’a dayamış olarak şöyle nida edecek: Ey halk! Biz Allah’tan yardım istiyoruz. Halktan kim bize icabet edecek? Biz, sizin peygamberiniz Muhammed’in Ehli Beyt’iyiz. Ve biz Allah’a ve Muhammed’e halkın en evla olanıyız. Kim benimle Adem hakkında tartışırsa, ben halkın Adem’e en evla olanıyım. Kim benimle Nuh hakkında tartışırsa, ben halkın Nuh’a en evla olanıyım. Kim benimle İbrahim hakkında tartışırsa, ben halkın İbrahim’e en evla olanıyım. Kim benimle Muhammed sallallahu aleyhi ve alih hakkında tartışırsa, ben halkın Muhammed’e en evla olanıyım Ve kim benimle peygamberler hakkında tartışırsa, ben peygamberlere halkın evla olanıyım. Allah kitabının muhkem ayetinde şöyle buyurmuyor mu: “Doğrusu Allah; Adem’i Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçti ve alemlere üstün kıldı. Birbirlerinden türemiş soylardır onlar ve Allah duyandır, bilendir.”[7] Ben Adem’den geride kalan, Nuh’dan zahire olan, İbrahim’den seçilen ve Muhammed’in seçkiniyim Allahın salatı hepsinin üzerine olsun.

Her kim benimle Allah’ın kitabı hakkında tartışırsa bilin ki ben Allah’ın kitabına halkın en evlasıyım. Her kim benimle Resulullah’ın sünneti hakkında tartışırsa bilin ki ben Resulullah’ın sünnetine halkın en evlasıyım.

Benim bu sözlerimi bugün burada hazır olanlar ve duyanlar Allah aşkına burada olmayanlara bildirsin. Allah’ın hakkı, resülünün hakkı ve benim hakkım için sizden istiyorum. Şüphesiz benim Resulullah’a olan yakınlığımdan dolayı sizlerin üzerine hakkım vardır. Bizlere yardım edin ve bizlere zulüm edenlere karşı bizi savunun. Biz korkutulduk ve mazlum olduk, diyarımızdan ve evlatlarımızdan uzaklaştırıldık. Bizlere zulüm edildi ve hakkımız elimizden alındı. Batıl ehli de bizlere iftira attılar. Allah için, Allah için bize dikkat edin sözlerimize önem verin. Bizleri yalnız bırakmayın, bizlere yardım edin ki Allah Teala da sizlere yardım etsin.

Buyurdu ki: Allah onun üçyüzonüç kişi olan ashabını onun etrafında toplayacak. Allah onları önceden haber vermeden toplayacaktır. Tıpkı dağınık sonbahar bulutlarının biraraya toplanmaları gibi. İşte ey Cabir bu, Allah’ın kitabında buyurduğu şu ayettir: “Nerede olursanız olun Allah hepinizi birlikte toplar. Şüphesiz Allah herşeye kadirdir.” Onlar Mehdi’ye Kabe ile makam arasında biat edecekler. Yanında bulunan Resulullah’tan ulaşan ahiti evlatlar babalarından miras almışlardır. Ve ey Cabir! Kaim, Hüseyn’in evlatlarındandır. Allah onun durumunu bir gecede ıslah edecektir. Halka (kabullenmesi) zor gelen şudur ki ey Cabir o Resulullah’ın oğludur ve birbiri ardınca gelen alimlerin varisi olmasıdır. Tüm bunlar(ı kabullenmek) zor olsa dahi, gökten gelen ses(i kabullenmek) onlara zor gelmeyecektir. O zamanda onun adı, babasının ve annesinin adı nida olunacaktır.”

****

Yakub-u Serrac şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “On üç şehir ve halk Kaim’e (İmam Mehdi’ye) karşı savaşacak, o da onlara karşı savaşacak: Mekke’liler, Medine’liler, Şam’lılar, Ümeyyeoğulları, Basra’lılar, Dest Meysan’lılar[8], Kürtler, Araplar, Zabbe, Ganı, Bahiler, Ezr’liler ve Rey’liler.”

Harisi Hamdani şöyle der: Emirülmüminin aleyhisselam şöyle buyurdu: “Mehdi’nin gözleri yere bakar, saçları karışıktır, yanağında ben vardır, onun çıkışı doğu tarafındadır. Böyle olunca Süfyani zuhur edecektir. Onun hükümeti bir kadının hamileliği olan dokuz ay sürecektir. Hakka itaat eden taifeler dışında bütün Şam halkı ona itaat edecektir. Allah onları onunla birlikte ortaya çıkmaktan koruyacaktır. Saldırgan bir ordu ile Medine’ye gelecek ve Medine çöllerine ulaştığında Allah onu toprağa gömecektir, işte bu, Allah azze ve celle’nin Kur’an’daki şu buyruğudur: “Ve dehşetli bir korkuya kapıldıkları ve hiçbirinin kurtulamayıp en yakın bir yerde azaba uğratıldıkları gün bir görsen onları.”[9]

****

Muğayre bin Said şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Emirülmüminin (aleyhisselam) şöyle buyurdu: İki mızrak karşılaşıp çarpışınca Allah’ın alametlerinden biri ortaya çıkıncaya dek birbirinden ayrılmayacaktır. Dediler ki: O alamet nedir ey Emirülmüminin? Şöyle buyurdu: Şam’daki bir depremde yüz bin kişi ölecek Allah bu depremi müminlere rahmet, kafirlere ise azap olarak gönderecektir. Böyle olunca siyah-beyaz ve kulağı (veya kuyruğu) kesik atlara binen süvarilere ve sarı bayraklara bakın. Onlar batıdan gelerek Şam’a ulaşacaklar. O sırada en büyük dehşet ve kızıl ölüm gerçekleşecek. Sonra Şam yakınlarındaki Heresta[10] köyü toprağın altına girecek. Tam o sırada ciğerler yiyen kadının oğlu (Muaviye’nin soyundan gelen Süfyani) kurak çöllerden ortaya çıkacak ve Şam minberine hakim olacak. Böyle olunca Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.”

****

İbrahim bin Übeydullah bin Alâ babasının şöyle dediğini nakleder. İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: Emirülmüminin aleyhisselam kendisinden sonra Kaim’in kıyamına kadar gerçekleşecek olan olaylardan bahsetti. Bunun üzerine Hz. Hüseyin aleyhisselam dedi ki: Ey Emirülmüminin! Allah yeryüzünü ne zaman zalimlerden temizleyecek? Emirülmüminin aleyhisselam şöyle buyurdu: “Dökülmesi haram kanlar dökülmedikçe Allah yeri zalimlerden temizlemeyecektir. -Sonra uzun bir hadiste Emevilerle Abbasilerin durumunu anlattıktan sonra şöyle buyurdu. Kaim Horasan’da kıyam ettiğinde Kufe ve Moltan’a galip gelecek ve Beni Kâvân adasını[11] ele geçirecek. Ve bizden olan bir Kaim Gilan’da kıyam edecek ve Abir’lilerle Deyleman’lılar[12] ona itaat edecekler. Ve  köşe bucakta benim oğluma yardım edecek olan dağınık Türk bayrakları zuhur edecek. Onlar kısa aralıklarla zuhur ederken Basra şehri harabe olacak ve emirlerin emiri Mısır’da kıyam edecek.

Sonra Hz. Ali uzun bir hikayeden sonra şöyle buyurdu: İşte binlerce insan teçhizatını kuşanıp da herkes gruplara ayrılınca ve bir koç öldürüldüğünde orada bir başkası kıyam edecek ve fitneler çıkaracak, kafirler helak olacak. Sonra arzulanan Kaim ve meçhul imam kıyam edecek. Onundur şeref ve fazilet. O senin oğlundur ey Hüseyin. Onun gibi evlat yoktur. İki rüknün arasında zuhur edecek ve iki eski elbisenin arasında insanlara ve cinlere galip gelecek. Ve hiçbir yeri ekilmemiş bırakmayacak. Onun zamanına ulaşanlara ve ona katılıp onun günlerini görenlere ne mutlu.”

****

…Amr bin Sa’d’dan: Emirülmüminin aleyhisselam şöyle buyurdu: Dünyanın gözü (güneş) yuvasından çıkmayana dek kıyamet olmaz gökyüzünde kızıllık çıkacak. Bunlar arşı taşıyanların dünyadakilere döktükleri gözyaşlarıdır. Sonunda halktan öyle bir grup ortaya çıkacak ki ahlak tanımazlar. Halkı (zahirde) benim evladıma davet etseler de, benim evladımdan uzak olurlar. Bu öyle kötü bir topluluktur ki ahlakları yoktur. Zorbalara musallattırlar, cabbarlara fitneyi öğretirler, hakimlere kan döktürürler. Küfe’nin (Irak) ortasından çıkarlar. Onların önünde çehresi ve kalbi siyah biri gelir. Dinsizdir; ahlaksızdır, Soysuzdur, mel’undur, taş kalplidir. Zinakar kadının ellerinde büyümüş ve en şerefsiz soydandır. Allah bu nesile asla hayır vermemiştir. O yılda kırmızı bayrağın ve sonra yeşil bayrağın sahibi olan oğlum’un gaybeti ilan olunacaktır. Anbar ile Hit[13] arasındaki gafiller için ne zor bir gündür. O gün Haricilerle Kürtler için çok zor ve musibetli bir gündür. O gün Firavunların evleri ile zorbaların meskenleri ve zalimleri sevenlerin yuvaları yıkılacak. Şehirlerin anası, Âd kavminin şehrinin kardeşidir. Ali’nin rabbine andolsun ki ey Amr bin Sa’d, yıkılacak olan şehir Bağdat’tır. Allah’ın laneti Ümeyye oğullarının isyankarlarına ve Abbasoğullarının hainlerine olsun. Onlar benim pak evlatlarımı katledecek, onlar hakkında benim saygınlığımı korumayacaklar. Benim hürmetime yaptıkları şeylerde Allah’tan korkmayacaklar. Beni Abbas, için korkunç bir gün vardır. O gün tıpkı hamile kadınlar gibi bağıracaklar. Nehavendi ile Deynever[14] arasında vuku bulacak savaştan dolayı Abbasoğullarının taraftarlarına eyvahlar olsun. O, Ali’nin fakir şiilerinin savaşıdır. Onların lideri Hamedan şehrinden bir adamdır ki adı, peygamberin adıdır.

Mutedil ahlaklı, iyi yaratılışlı açık renkli, sesi güçlü, uzun kirpikli, boynu uzun, dağınık saçlı, dişleri aralıklıdır. Onun atı, karanlıklarda ondörtlük ay gibi parlar. O, en hayırlı topluluğun önünde gider. Onlar Allah’ın dinine sarılmış; onunla Allah’a yaklaşmaya çalışırlar. Onlar arapların en kahramanlarıdırlar ve o günkü zor ve kırıcı savaşa ulaşırlar. Ve düşmana karşı amansızca savaşırlar. O gün düşmanlar için çok zor ve musibetli bir gündür.

* Buradaki makale 360 Hicri Kameri yılında (şu anda 1433 yılında bulunmaktayız. Yani kitabın yazarı yaklaşık olarak 1100 yıl önce yaşamıştır.) vefat etmiş büyük Şii alimi Muhammed Bin İbrahim Numani tarafından İmam Mehdi (a.s) hakkında kaleme aldığı “Gaybeti Numani” kitabından alıntıdır.

ABNA24.COM

..............................................................

[1] Mübarek “Meryem” suresi 37 ayeti şerife.

[2] Mübarek “Şuara” suresi 4 ayeti şerife.

[3]- Bugünkü Suriye-İsrail sınırındaki Golan tepelerinin yakınındaki bir köyün adıdır.

[4] - Adadan maksat Kıbrıs olabilir.

[5]- Bugünkü Fırat üzerindeki Habur ilçesine yakın Suriye’nin Deyr ez zor bölgesidir.

[6]- Mübarek “Nisa” suresi 47. ayeti şerife.

[7]- Mübarek “Ali İmran” suresi 34. ayeti şerife.

[8] Basra ile Ahvaz arasındaki bir ilçenin adıdır.

[9]- Mübarek “Sebe” suresi 51. ayeti şerife.

[10]- Bu köy aynı adla bugün Şam ile Humus arasında Şam’a beş buçuk km. kadar uzaklıktadır.

[11]- Moltan, Pakistan’ın güney şehirlerinden biridir. Beni Kavan adası ise bugünkü İran körfezindeki “Laft” adasıdır.

[12]- Abir ve Deyleman, İran’ın kuzeyinde Hazar denizinin güneydoğusundaki iki şehir olup, bugün Gorgan adıyla anılmaktadır.

[13]- Anbar, Irak’ın güneyinde bir şehirdir. Hit ise İran’ın güneydoğusundaki Zahedan şehrinin eski adıdır.

[14]- İranın batısındaki Hamedan ile Kirmanşah arasındaki şehirlere verilen addır.

Download FILES


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

8th Conference of Imamia Medics Intrnational
Tekfirci Akımlar Konferansı