Tarih dalında uzman üstat Bendani ile röportaj

Ömer, Hz. Ali’nin damadı mıydı? / Hz. Ümmü Gülsüm’ün erken ölmesinin nedeni neydi

  • News Code : 418753
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Üstat Abdul Hüseyin Bendani’ye yönelttiğimiz sorulardan bazıları şu şekilde: “Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) hangi tarihte dünyaya geldi?”, “Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) yaşamıyla ilgili olarak en çok tartışmalı konulardan birisi Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) ikinci halife Ömer ibn Hattab’la evlilikleri konusudur. Bir grup, bu nakli doğru kabul etmemekte ve tarihin tahrife uğratıldığını ileri sürmektedir, bir grupta bu naklin doğru olduğuna inanmaktadır. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?” Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) ikinci halife ile evliliği nereden kaynaklanmış ve nasıl bu kadar ünlenmiştir?”, “Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) Kerbela vakıasında bulunmuş ve esaret kervanına katılmış mıdır?”…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın ikinci kızları olan Hz. Ümmü Gülsüm’ün şehadetimsi ölüm yıl dönümü münasebeti ile Ehlibeyt (a.s) tarihi araştırmacısı ve güçlü vaiz Hüccetü’l İslam ve’l Müslim’in üstat Abdul Hüseyin Bendani Nişaburi ile bir röportaj yaptık.

Üstat Bendani, öğretim görevlisi ve aktif bir vaiz olmasının yanı sıra çok sayıda kitap da telif etmiştir. Bu kitaplardan bazıları şunlardır: Arapça ve Farsça dilinde “Şia takvimi”, Farsça ve Hintçe dilinde “Ziyaret adabı ve ziyaretçinin marifeti”, “Hüseyni gözyaşı Şia’nın sermayesidir”, “Kerbela’nın reyhanesi”, “Gadir, dua bayramı ve muhabbet”, “İmam Hüseyin’den (s.a) 133 nurani hadis”.

ABNA: Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) hangi tarihte dünyaya geldi?

— Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.Takiyeyi gerektiren sorunlar ve yeterli imkânların olmamasından dolayı Şiaların elinde, Hz. Ümmü Güslüm’ün doğum tarihi hakkında güvenilir bir belge bulunmamakta ve Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) doğum tarihi net olarak bilinmemektedir. Bu sıkıntı dördüncü imamın (a.s) doğum günü için de geçerlidir. Yani İmam Zeynel Abidin Seccad’ın (a.s) doğum tarihi hakkında 13’e yakın ve belki daha fazla görüş bulunmaktadır. Hz. İmam Seccad (a.s), masum bir imam olmasına rağmen doğum tarihi hakkında bu kadar çok görüş vardır. Hz. Ümmü Gülsüm’ün doğum tarihinin tam olarak bilinmemesi buna binaen normaldir.

ABNA: Neden bazı seçkin büyük insanların doğum tarihleri belirsizdir?

— Bazı Tahir imamların (a.s) ve çocuklarının veladet günlerinin kesin zamanının belirsiz olmasının delilleri üç kategoriye ayrılabilir: 

1. Baskınlığın Etkisi Altında Kalmaları 

 Hz. Ümmü Gülsüm (s.a), Hz. Zeyneb’in (s.a) küçük kız kardeş olması, Seyyid-i Şühade Hz. Hüseyin’in (a.s) vasisi olması, konuşma ve hutbeleri, imamın naibesi olması, Kerbela’daki kahramanlıkları… Nedeniyle etkisi birazcık hissedilmemiş ve bunların altında kalmıştır. Örneğin Hz. Zeynep (s.a) hakkında 70’in üzerinde kitap bulunmakta, ancak Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) hakkında 8 ya da 9 tane kitap bulunmaktadır.

Örneğin Hz. Ümmü’l Benin’in (s.a) Hz. Ebu’l Fadlı’l Abbas (a.s) dışında üç tane seçkin ve değerli oğlu daha vardı, ancak Hz. Abbas’ın (a.s) nuraniyeti onlara baskın çıkmış ve onları geri planda bırakmıştır. Aynı konu, Hz. Ebu’l Fadl’ın (a.s) kendi karakter ve şahsiyet boyutunda de geçerlidir. Yani Hz. Ebu’l Fadl’ın (a.s) şecaat, kahramanlık, yiğitlik, sancaktar olması, vefalı olması gibi sıfatları çok etkileyici ve belirgin olduğundan bunlar, öteki karakteristik özelliklerini bastırmış ve geri plana itmiştir. Halbuki onun hakkında “Kane fakihen ve alimen”, yani o, alim ve fakih birisiydi. “Kane fakihen ve zahiden”, yani dünyadan el çeken zahit bir alimdi. “Beyn Ayniye Eseru’s Sucud”, yani iki gözünün arası (anlında) secde izi vardı. Ancak bu büyük özellikleri, kahramanlıkları ve yiğitliğinin baskınlığı altında kalarak belirgin olmamıştır.

 2. Şia Belgelerinin Kaybolması

Çok sayıda Şia’ya ait belgeler kütüphanelerde çıkan yangınlar nedeniyle elimize ulaşmamıştır. Şialara ait Bağdat’ta bulunan kütüphane, Rey ve Nişabur’da bulunan kütüphaneler gibi. Tarihi kayıtlara göre o zamanlar 32 tane olan üniversitenin 23’ü Nişabur’da bulunmaktaymış. Moğollar Nişabur’a saldırdıklarında komutanları şöyle sormuş: “Hamamların suyu neyle ısınır? Onlarda “Odunla” demişler. Ancak o, hamam sularının bir hafta boyunca kütüphanelerde bulunan kitaplarla ısınma emrini vermiş! Şimdi bunca kitap arasında ne kadar Şia kitabının yandığını bir düşünün.

 3. Ehlibeyt’in (a.s) Mazlumluğu

İslam düşmanlarının her zaman asli ilkesi Ehlibeyt’in (a.s) ad ve sanlarını ortadan kaldırmak olmuştur. Örneğin Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) kabri şerifleri yaklaşık olarak 13 defa yıkılmıştır! Halbuki o, Resulullah’ın reyhanesi ve masum bir imamdır. Nerde kaldı kız kardeşinin ad ve sanın kalması?!(Abbasi halifesi) Mütevekkil, hükümeti döneminde 70 bin İmam Hüseyin (a.s) ziyaretçisini yol üzerinde öldürdü! Bunlar zindanlarda öldürdüklerinin dışındadır. (Şiaların) ellerini kesiyordu. Ellerini bileklerden yahut kollarını kökünden kesiyordu!

Tüm bu yaşananlardan dolayı, eğer birisinin Ehlibeyt (a.s) hakkında bir konusu olsa bile onu saklardı. Onların doğum tarihlerini bilmek bu koşullar altında mümkün olur mu?

Örneğin “Merhum Şehid-i Sani” (İkinci şehit) Mekke’de Mescid-i Haram’da dört mezhebin fıkıh dersini vermekteydi, ancak takiyeden dolayı fıkıh dersini dört ehli sünnet mezhebi esasına göre vermekteydi! Veyahut “Merhum Kuleyni”nin Usul-u Kafi kitabını yazması tam 20 yıl sürmüştür. Şimdi Şia ve Şiilerin ne kadar baskı ve sıkıyönetim altında yaşadıkları ortaya çıkmaktadır.

ABNA: Öyleyse yaşanan tüm bu sıkıntılar altında, bu bilgilere ulaşmak bile oldukça büyük bir iş olsa gerek.

— Evet, Ehlibeyt’in (a.s) doğum tarihleri daha çok keramet yoluyla bizlere ulaşmıştır. Yahut sine be sine nakledilerek büyük zahmetlerle kitaplara kaydedilmiştir.

Ehlibeyt’in (a.s) mazlumluğu konusunda Kerbela olayına bir bakınız. Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Bizim büyüklerimizi ve erkeklerimizi öldürdüler ve geri kalanlarımızı Şam’a götürdüler.” İmam’ın (a.s) buradaki maksadı onların Şam’a götürülerek müşahede altında tutulması değildir. Bilakis (Yezit ve avenesinin) meclislerinde eğlence olmaları için Şam’a götürüldüklerini kast etmektedir! Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) ülkenin önde gelen 400 askeri ve sivil liderlerinin, dansöz kadınların ve cellatların hepsinin oraya geldiğini söylemektedir. Esirleri Kerbela’dan Şam’a ad ve sanlarının yok olması için öldürmek amacıyla götürmüşlerdi. Yezit ve Muaviye açıkça ve aleni bir şekilde “Defnen, defnen” diyorlardı. Yani bu ikisi açıkça “Eşhedu enne Muhammeden Resulullah” sözünü onlardan hiçbir eser geride kalmayacak şekilde defnedeceğiz diyorlardı!

ABNA: Şia Muhaddisleri Ve Ravilerinin Çektikleri Onca Acı Ve Istıraplar.

- Evet, örneğin “İbn Ebu Amir” Şiaların isimlerini vermesi için ne kadar çok hapse atılmış ve işkence görmüştür!! Kız kardeşi, kitaplarının hepsini toplamış ve bir tabuta koymuştur. Tabutu katranla kapatmıştır. Daha sonra Şialardan bu aileden birisi ölmüşçesine bu tabutu hurmalıklara götürerek defnetmelerini istemiştir. Ancak buna rağmen İbn Ebu Amir’in kız kardeşi bununla yetinmemiş, tabut defnedildikten sonra tabutun defnedildiği yerin üzerine sebze ekmiştir. Böylelikle yıllar sonra İbn Ebu Amir, hapisten çıkmış ve kitaplarla dolu tabutu çıkarmıştır. İbn Ebu Amir’in bu fedakârlığı az bir şey değildir.

Eğer “Vesailu’ş Şia” kitabına bakarsanız “An İbn Ebi Amir” (İbn Ebu Amir’den) nakledilen hadislerin ne kadar çok olduğunu görürsünüz. Hadisler ve rivayetler bu koşullar altında ve büyük zahmetlerle bizlere ulaşmıştır.

Dolayısıyla bu üç sebepten dolayı bir çok Ehlibeyt İmamının (a.s) ve evlatlarının doğum tarihleri ya belirsiz olarak ya da farklı görüşlerle elimize ulaşmıştır. Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) doğum tarihi de bunlardan birisidir. 

ABNA: Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) yaşamıyla ilgili olarak en çok tartışmalı konulardan birisi Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) ikinci halife Ömer ibn Hattab’la evlilikleri konusudur. Bir grup, bu nakli doğru kabul etmemekte ve tarihin tahrife uğratıldığını ileri sürmekte, bir grupta bu naklin doğru olduğuna inanmaktadır. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

— Şia büyüklerine göre, Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) eşi, Caffer-i Tayyar diye ünlü olan Hz. Cafer ibn Ebu Talib’in oğlu “Avn b. Caffer-i Tayyar”dır. Hz. Zeyneb’in (s.a) eşinin “Abdullah ibn Caffer-i Tayyar” olduğu gibi. (Yani iki kız kardeş iki erkek kardeşle evlenmiştir) Ayrıca, o dönemlerde Haşimilerin Haşimilerle evlilikleri adettendi. Şu anda bile seyyit olanların çoğunluğu bu şekilde evlenmektedir. (İran, Irak, Lübnan) dışında Afganistan ve Pakistan’da bile az çok sayıda seyyid bulunmaktadır. Onlar da seyyid olmayanlarla akrabalık bağı kurmamaktadırlar.

Sonuç olarak iki amca kızı ile iki amca oğlu evlilik yapmıştır. Abdullah İbn Cafer, Hz. Zeynep’le (s.a) ve Avn İbn Cafer’de Hz. Ümmü Gülsüm’le (s.a) evlenmiştir. Avn İbn Cafer de Kerbela hadisesinde şehit olmuştur.

ABNA: Öyleyse Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) ikinci halife ile evliliği nereden kaynaklanmış ve bu kadar ünlenmiştir?

— Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) ikinci halife ile evlendikleri şüphesi Hz. Fatıma’nın (s.a) evine saldırılarak evin ateşe verilmesiyle başlamıştır. Zira evin ateşe verilmesi hadisesinden sonra, halifenin meşruiyeti sönük kalmıştır. Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) evinin yakılması Müslümanların anlında utanç verici bir leke olmuştur. Dolayısıyla devlet yönetimi, halkın Hz. Zehra’nın (s.a) gece defnedilmesinin sebebini anlamak üzere olduklarının farkına varmışlardır.

Kunduzi’nin “El Meveddet”; İbn Abdulbirr’in “İstiab”; İbn Kuteybe’nin “El Maarif” … kitaplarında Hz. Fatımatu’z Zehra’nın (s.a) onlara şöyle buyurduklarını nakletmişlerdir: “Allah ve meleklerini tanık tutuyorum ki sizler beni incittiniz ve benim razılığımı kazanmadınız. Allah’a andolsun ki babamın mahzarında sizleri şikayet edeceğim.

Hatta Hıristiyan bilim adamları ve tarihçilerinden birisi şöyle sormaktadır: “Eğer Sadrı İslam döneminde ihtilaflar yok idiyse, öyleyse neden siz Müslümanların Peygamberinin kızının kabrinin yeri belli değildir? Öyleyse neden benim cenazeme katılmanızı ve bana namaz kılmanızı istemiyorum demiştir?

Dolayısıyla (hilafet) onlar, böyle bir belaya düştüklerini gördüklerinden Hz. Ali’nin eviyle bir bağ kurmaları gerektiğini düşünmüş ve meselen bu söz ve lafların ortadan kalkması için Halife Hz. Zehra’nın (s.a) damadı idi gibi sözler çıkarmışlardır. Bu esas üzerine insanlar da bunların arasında hiçbir ihtilaf yokmuş, fakat ailevi sürtüşmeler olmuş diyeceklerdi!

ABNA: Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) ile Ömer İbn Hattab’ın evliliklerinin doğru olmadığı konusu Ehli sünnet kaynaklarında da geçmiş midir?

— Evet, oldukça çoktur. Allame Emini’nin oğlu “Doktor Muhammed Emini Necefi”, “Emevi ve Abbasi devletlerinin Ömer ve Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) evlilik konusunu uydurarak yaymalarının nedeni” adlı kitabında ikinci halife Ömer ibn Hattab’ın yaşam boyunca sergilediği tüm davranış ve tutumu hakkında Ehli sünnet kitaplarından 1214 belge yayınlamıştır. Bu kitap, ikinci halifenin yaşamını en ince ayrıntılarına kadar Ehli sünnet kaynaklarını baz alarak incelmiştir.

İbn Saad, “Tabakat” adlı kitabının 3. Cilt, 183. Sayfasında, İbn Hişam, “Es Siyretu’n Nebeviyye” adlı kitabının 3. Cilt, 791. Sayfasında ve Tarihi Taberi’nin 3. Cilt 269. Sayfasında ikinci halifenin 14 eşinin olduğu ve eşlerinden birinin adının “Ümmü Gülsüm Binti Carul Hazai’nin (Carul Hazai’nin kızı Ümmü Gülsüm) olduğu kayıtlıdır. Evet, doğrudur onun Ümmü Gülsüm adlı bir eşi vardı, ancak Ümmü Gülsüm Fatımatu’z Zehra (s.a) değildi. Dolayısıyla şu anda bile bazı ehli sünnet mollaları onun Hz. Ümmü Gülsüm’le (s.a) evliliklerinin yalan olduğunu söylemektedirler.

Bunların dışında, bir çok Şia uleması tarihi belgelerle bu konuyu reddetmişlerdir. Örneğin: Seyyid Muhammed Ali Halu, “Keşfu’l Basar an zevacı Ümmü Gülsüm min Ömer” adlı kitabında; “Said Davudi, “Mesaili Sual ber engiz der tarihi islam” adlı kitabında; Kelbu’l Abbas Muhammed Ali, “Ümmü Gülsüm’ün evlilik iftirası, yalandan Öte!!” adlı kitabında; Seyyid Nasır Hüseyin Lekhenevi (Hindistanlıdır) “Efhamu’l İda ve’l Hasmu fi nefyi akdi Ümmü Gülsüm” adlı kitabında; “Ali Muhammed Duhayır, “Ümmü Gülsüm binti Emirü’l Müminin Ali (a.s) (Beyrut baskısı) kitabında; Seyyid Murtaza Alemu’l Huda, “İnkahu Emire’l Mümin’in ibnetuhu min Ömer” adlı kitabında ve Seyyid Cafer Murtaza Amuli, “Zalemetu Ümmü Gülsüm” adlı kitabında (bu konu delilleriyle reddedilmiştir.)

Elbette, Ömer’in bu aile ile bir bağ kurmak için elçiler gönderdiği tarihte geçmiştir, ancak çeşitli tarihi ve gayri tarihi delillerle bu nakiller doğru değildir.

ABNA: Örneğin hangi delillerle?

— Örneğin bu evliliğin akli ve rasyonel olup olmadığı, İbn Cavzi, “El Muntezim” adlı kitabının 4. Cilt, 237. Sayfasında ve “Zahairu’l Ukabe” kitabında ve İbn Saad, “Tabakat” adlı kitabının 8. Cildi, 463. Sayfasında Hz. Zehra’nın (s.a) şehit olduğunda Ümmü Gülsüm’ün henüz 4 yaşında olduğu yazılıdır. Hz. Sıddıka’nın (s.a) şehadetinden sonra iki küsur yıl Ebu Bekir’in hilafeti sürdü. Sonra Ömer’in sırası geldi. Dolayısıyla Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) istendiği sırada yedi veya sekiz yaşında olması gerekir. Halbuki ikinci halife 60 yaşındaydı.

Dolayısıyla Abdurrezzak, “Musannif” adlı kitabının 6. Cildi 163. Sayfasında Hz. Ümmü Gülsüm’ün akdi okunduğu sırada çocuklarla oyun oynamakla meşgul olduğunu yazmıştır!Şimdi siz bu soruya cevap verin: yedi veya sekiz yaşında olan bir kızın babası, 60 yaşındaki birisine kızını verir mi? Hem de o kişi Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) ve Peygamberin ilim ve hikmet kapısı?! Bunların dışında, Ehli sünnet kitapları ikinci halifenin – özellikle kadınlara karşı - huşunet ve sertlikleriyle doludur. Acaba Hz. Ali (a.s), ikinci halifenin bu ahlak ve ruhiyatını bile bile daha çocuk ve ergenlik çağına girmemiş olan kızını ikinci halifeye verir mi?

ABNA: Bazıları o dönemlerde yaşlılarla küçük yaştaki kızların evliliklerinin adet olduklarını söylemektedirler.

— Tam tersi ikinci halifenin siyre ve yaşamı buna aykırıdır. Bu da buna ayrı bir delildir. İbn Kuteybe, “Garibu’l Hadis” kitabının 1. Cilt, 266. Sayfasında, İbn Ebi’l Hadid, “Şerh-i Nehcü’l Belağa” kitabının 12. Cilt, 163. Sayfasında, Keraçi, Kenzu’l Ummal kitabının 16. Cilt, 499. Sayfasında ve Tarihi Medene-i Münevvere kitabının 2. Cilt, 769. Sayfasında Ömer İbn Hattab’ın insanlara Allah’tan korkmalarını ve kendi yaşıtlarıyla evlenmeleri tavsiyesinde bulunduğunu yazmışlardır. Ayrıca, kızlara yaşlılarla evlenmemelerini öğütlediğini yazmışlardır.

Öyleyse Ehli Sünnetin halifesi nasıl olurda kendisi kendi sözünü çiğnemiş olur?

ABNA: Evlilik konusunu kabul edenlerin görüşüne göre bu evlilik, Ömer’in Hz. Ali’yi tehdit etmesinden kaynaklanmıştır. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

— Usul-u Kafi kitabının 5. Cilt, 346. Sayfasında İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle bir hadis nakledilmektedir: Müminlerin Emiri (a.s) Hz. Ümmü Gülsüm’ü isteyenlerin isteğini kabul etmeyişinin ardından, Ömer İbn Hattab, İbn Abbas’a şöyle söyledi: Allah’a andolsun ki zemzem kuyusunu dolduracağım ve sizin aileniz için hiçbir fazilet geride bırakmayacak ve hepsini yok edeceğim. Ali, hırsızlık yapmış diye iki şahit getireceğim ve onun ellerini keseceğim!

İbn Abbas, korkarak Hz. Ali’nin yanına gider ve konuşmaları kendisine anlatır. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) ona şöyle söylemesini ister: “O sarı gömlek henüz duruyor. Eğer bu işleri yaparsa bende o sarı gömleği giyerim.

Hz. Ali (a.s) o sarı gömleği savaştığı dönemlerde giyerdi. Dolayısıyla Hz. Fatıma’nın (s.a) kabrini açıp naaşını çıkarmak istediklerinde Hz. Ali (a.s) sarı gömleğini giymiş ve Zülfikar’ını alarak yıkık duvarın üzerinde durmuştu. Sahabeler’den birisi bu sahneyi gördüğünde şunları söylemişti: “Peygamber (s.a.a) “Ali sarı gömleğini giyip, yıkık duvarın üzerinde durduğu vakit ondan korkun” diye buyurmuştur.

Yani Hz. Ali (a.s) diyor ki ben artık burada sessiz kalma emriyle mükellef değilim. Eve saldırıldığı sırada ben sessiz kalmakla görevliydim. İbn Abbas, Hz. Ali’nin (a.s) bu mesajını ikinci halife Ömer’e ulaştırdı. Ve o bu şekilde arzusuna kavuşamayacağını anladı.

Ebu’l Kasım Kufi, “El İstiğase” kitabının 1. Cilt, 78. Sayfasında, Beyhaki; “Süneni Kubra” kitabının 10. Cilt, 144. Sayfasında; Beyzavi, “Es Sıratu’l Mustakim” kitabının 3. Cilt, 130 sayfasında bu olayın benzerini çeşitli tariklerle yazmışlardır. Dolayısıyla bu bile böyle bir evliliğin doğru olmadığını ispatlamaktadır.

ABNA: Şüpheler oluşturarak diyorlar ki bu konular gündeme getirilmemelidir; hâlbuki Vahhabi- Selefiler milyonluk tirajlarla böyle bir evliliğin olduğunu yazan kitapları yayarak Ehlibeyt’e (a.s) karşı yapılan zulümlerin gerçeği yansıtmadığı imajını vermeye çalışılmaktadır!

— Makam-ı Muazzamı Rehberi Ayetullah İmam Hamaney’in buyurduğu gibi: Bizler ehli sünnetle vahdet içindeyiz, ancak bundan kendi inançlarımızdan el çektiğimiz yahut tarihi hakikatleri inkâr edeceğimiz anlamı çıkartılmamalıdır.

Bizlerin, hiçbir dine, mezhebe yahut şahsa hakaret kastımız yoktur ve maazallah tefrika çıkarma niyetinde de değiliz. Bu anlatılan konuların tamamı tarihtir. Bizler, onların kendi kitaplarını yan yana koyarak onlardan netice çıkartmaktayız.

ABNA: Acaba Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) Kerbela vakıasında bulunmuş ve esaret kervanına katılmış mıdır?

— Evet, Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) Kerbela faciasından sonra, Hz. Zeynep’le (s.a) her an beraber olmuştur. O da yol boyunca defalarca hutbeler okumuştur. Kufe’de, Balebek’te, Saybur’da, Nusaybin’de konuşmalar yapmıştır. Aynı şekilde Şam kapılarına geldiğinde, kırbaç hadisesi ve diğer olaylarda da yer almıştır.

Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) Kufe’de okuduğu hutbe kargaşalara neden olmuştur. Kufe halkı ekmek ve hurmalarını getirerek çocuklar arasında paylaştırdıklarında, Hz. Ümmü Gülsüm gelerek çocukların ağızlarından ekmek ve hurmaları çıkararak bizleri tanımıyor musunuz? Bizlere sadaka vermenin haram olduğunu bilmiyor musunuz? Diyerek buna tepki göstermiştir.

Kafile, Erbain günü Kerbela’ya geri döndüğünde Hz. Zeynep (s.a) kardeşinin (a.s) kabrinin başucunda o kadar çok ağlamıştır ki kendisinde geçmiştir. Hz. Ümmü Gülsüm’de (s.a) aynı şekilde olmuştur. Hz. Zeynep (s.a) mersiye okuyarak kendisine vuruyor ve bayılıyordu. Sonra Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) kalkarak mersiye okumuş ve kendisinden geçmiştir. Yani her yerde ve hadisede Hz. Zeynep’le (s.a) birlikte olmuştur.

Hz. Ümmü Gülsüm (s.a), her yerde Hz. Zeynep’e (s.a) saygı göstermiş ve ondan önce bir adım bile atmamıştır. Hatta ondan önce söze bile başlamamıştır. Ama her nerede Hz. Zeynep (s.a) kendisinde geçtiyse o da onun peşi sıra kendisinden geçmiştir.

Hz. Ümmü’l Benin’in (s.a) evinde kadınlar kendi aralarında ilk yas meclisini tuttuklarında Kerbela vakıası anlatıldığında Hz. Zeynep (s.a) bayılmış, onun yerine Hz. Ümmü Gülsüm ayağa kalkmıştır.

ABNA: Hz. Ümmü Gülsüm’ün (s.a) vefatı ne zaman gerçekleşmiştir?

— Reyahinu’ş Şeriat” kitabının 3. Cilt, 256. Sayfasında Allah’ın Hz. Zeyneb’e (s.a) verdiği sabırdan yoksun olan Hz. Ümmü Gülsüm’ün Kerbela seferinden Medine’ye döndükten sonra Kerbela ve sonrasında yaşanan acı hadiselere daha fazla dayanamayarak orada şehit olduğu yazmaktadır.

ABNA: Bize ayırdığınız vakit için size teşekkür ediyoruz.

ABNA24.COM    

 

 




conference-abu-talib
Şeyh Zakzaki