Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın Evlilikleri

  • News Code : 212262
  • Source : tebyan
Hicretin ikinci yılında zilhicce ayının birinci gününde dünyanın iki en yüce şahsiyeti, hayatlarını birleştirdiler.

Ali ve Fatıma'nın Evlenmelerinin Gökten Emredilmiş Olması

İbn Ebi'l-Hadid şöyle der: "Hz. Peygamber'in (s.a.a) Ali'yi Fatıma ile evlendirmesi, Allah'ın gökte meleklerin şahitliğinde Ali'yi Fatıma ile evlendirmesinden sonra gerçekleşmiştir."[1]

Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilir: "Resulullah (s.a.a) Fatıma'yı Ali (a.s) ile evlendirdiği zaman, Allah onları Arş'ının üzerinde evlendirmişti."[2]

İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet edilir: "Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

Ben ancak sizin gibi bir insanım. Sizin aranızda evlenirim ve sizleri evlendiririm. Ama Fatıma (a.s) hariç. Onun evlenmesi gökten gelen vahiyle olmuştur."[3]

Nikâh Akdi

Enes anlatıyor: Resulullah'ın (s.a.a) yanında oturduğum bir sırada, vahiy geldiği sıralardaki baygınlık hâli gerçekleşti. Kendine gelince şöyle dedi: "Ey Enes! Cebrail'in, Arş'ın sahibinden bana ne getirdiğini biliyor musun?" Dedim ki: "Allah ve Resulü daha iyi bilir. Anam-babam sana feda olsun. Cebrail ne getirdi?" Buyurdu ki: "Allah bana Fatıma'yı Ali ile evlendirmemi emretti. Git, muhacirleri ve ensarı bana çağır." Gidip muhacirleri ve ensarı çağırdım. Herkes oturduktan sonra Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle dedi: "Nimetlerinden dolayı hamdedilen, kudretinden dolayı ibadet edilen, saltanatından dolayı itaat edilen, katındaki nimetlerden dolayı arzu edilen, azabından dolayı sakınılan, yerinde ve göğünde emirleri yürürlükte olan, mahlukatı kudretiyle yaratan, hükümleriyle onları birbirinden ayrı ve farklı kılan, diniyle onları aziz yapan, peygamberi Muhammed'le onlara lütufta bulunan Allah'a hamdolsun. Hiç şüphesiz Allah, evlilik yoluyla gerçekleşen akrabalığı nesebin devamının vesilesi ve akrabalığın bir çeşidi kılmıştır. Allah'ın emri kazâsına uygun gerçekleşir, kazâsı ise kaderine dayanır. Her takdirin de bir süresi vardır. Ve her süre de yazılmıştır: 'Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır. Ana kitap O'nun katındadır.' Haberiniz olsun! Allah bana Fatıma'yı Ali ile evlendirmemi emretti. Eğer Ali buna razı olursa, benim onu dört yüz mıskal gümüş karşılığında Fatıma ile evlendirdiğime şahit olun."

Ali orada yoktu. Resulullah (s.a.a) onu bir iş için bir yere göndermişti. Sonra Resulullah (s.a.a) içinde taze hurma bulunan bir tabak getirmelerini emretti. Tabağı önümüze koydu, "Yiyin." dedi. Biz taze hurmaları yerken Ali (a.s) çıkageldi. Resulullah (s.a.a) ona bakıp gülümsedi, sonra şöyle dedi:

"Ey Ali! Allah bana, Fatıma'yı seninle evlendirmemi emretti. Onu, eğer kabul edersen, dört yüz mıskal gümüş karşılığında seninle evlendirdim." Ali şöyle dedi: "Razıyım, ya Resulallah!" Sonra Ali bir kenara çekilip Allah için şükür secdesine kapandı. Ardından şöyle dedi: "Beni, mahlukatın en hayırlısı Resulullah Muhammed'e sevdiren Allah'a hamdolsun." Resulullah (s.a.a) da şöyle buyurdu:

"Allah ikinize bereket versin. Sizi bereketli kılsın ve size mutluluk versin. Sizden çok sayıda tertemiz nesiller meydana getirsin."

Enes der ki: "Allah'a yemin ederim ki, Allah, onlardan çok sayıda tertemiz nesiller meydana getirdi."[4]

Hz. Ali’nin Hz. Fatıma’yi İstemesi

Zahhak bin Mezahim, Hz. Ali’den onun şöyle buyurduğunu naklediyor:

Ashaptan bazıları benim yanıma gelerek şöyle dediler:

"Peygamber (s.a.a)’in huzuruna varıp Fatime hakkında O’nunla konuşsan ne olur?..."

Ben Peygamber (s.a.a)’in huzuruna gittim, beni gördüklerinde gülümseyip şöyle buyurdular: “Ya Ebe’l Hasan! Niçin gelmişsin? Ne istiyorsun?”

Ben akrabalığımızdan, ilk müslüman olmamdan ve onun yanındaki cihatlarımdan söz ettim.

Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: “Doğru söyledin, söylediğinden bile daha üstünsün.”

Bunun üzerine: “Ya Resulullah! Fatime’nin bana eş olmasını kabul ediyor musunuz?” diye arz etim.

Resulullah (s.a.a) buyurdular ki:

“Ya Ali ! Senden önce de Fatime’yi istemeğe geldiler, mevzuyu Fatime’ye söylediğimde yüzünden razı olmadığı okunuyordu. Şimdi sen burada bekle, ben tekrar döneceğim.”

Resulullah (s.a.a) Fatime’nin yanına gittiğinde, Fatime (babasını görünce) hemen yerinden kalkıp Hazretin abasını omzundan aldı, ayakkabısını çıkardı, ayaklarını yıkaması için su getirdi ve ayaklarını yıkadıktan sonra geçip kendi yerinde oturdu.

Sonra Resulullah (s.a.a) ona şöyle buyurdu:

“Ali bin Ebu Talib öyle bir kimsedir ki, sen onun akrabalık, fazilet ve İslamiyetinden iyice haberdarsın, ben de Allah’dan istemiştim ki onu kendi katında en iyi ve sevimli birisiyle seni evlendirsin, şimdi o seni istemek için gelmiştir.”

Bu esnada Fatime sustu ve yüzünü geri çevirmedi. Resulullah (s.a.a) Fatime’nin yüzünden herhangi bir rahatsızlık (razı olmamak eseri) hissetmediğini görünce yerinden kalkıp: “Allah-u Ekber ! Fatime’nin susması onun razı olduğunun nişanesidir.”buyurdular.

Sonra Cebrail Resulullah’ın yanına gelip şöyle dedi: “Ey Muhammed! Fatime’yi Ali’yle nikahla! Allah Teala, Fatime’yi Ali için, Ali’yi de Fatime için beğenmiştir.”

İşte böylece Peygamber (s.a.a) Fatime’yi benimle evlendirdi. Sonra Resulullah (s.a.a) benim yanıma gelip elimi tutarak şöyle buyurdular: “Allah’ın adıyla kalk ve şöyle de: “Ala bereketin vema şaallah’u, la havle illa billahi tevekkeltu aleyhi”

(Bereket üzere, Allah’ın isteği üzerine, güçler ancak Allah iledir, Allah’a tevekkül ettim.)

Sonra beni Fatime’nin yanına götürüp şöyle dediler: “Allah’ım! Bu ikisi, yaratıklarının benim yanımda en sevimli olanlarıdırlar, onları sev, evlatlarını çok bereketli et, kendi tarafından onlara bir muhafız kıl, ben onların her ikisini ve evlatlarını kovulmuş şeytanın şerrinden sana emanet ediyorum.”[ Bihar’ul-Envar, c. 43, s. 93.]

Hz Ali Ve Hz Fatıma’nın Evliliği

Hicretin ikinci yılında zilhicce ayının birinci gününde dünyanın iki en yüce şahsiyeti, hayatlarını birleştirdiler.

      Birçok kişi Peygamberin kızıyla evlenmek istiyordu, Arap büyüklerinden birkaç kişi de, Hz Fatıma’yı babasından istemişti ancak Hz Fatıma’nın değer yargıları diğer insanlardan çok farklı olduğu için bu kişilerin hiçbirisini kabul etmemişti.

     Hz Fatıma, ancak kendisi gibi yüce bir iman ve seçkin bir ahlaka sahip, birisiyle evlenebilirdi, böyle birisi de Hz Ali’den başkası olamazdı.

      Hz Ali, Resulullah’tan kızını istediğinde, Peygamber efendimiz Hz Fatıma’ya dönerek bu konudaki düşüncesini sordu ve Hz Fatıma da susarak olumlu düşündüğünü ifade etti.

      Hz Fatıma görünürde kılıcından başka bir şeyi olmayan bir yiğitle evlendi ama aslında bütün iyiliklerin efendisiyle, bütün güzelliklerin önderiyle hayatını birleştirdi.

 En güzel örnek

      Şüphesiz, evlilik, her insanın hayatının en önemli konularından birisidir. Birçok kişinin evlendikten kısa bir süre sonra ayrıldığını veya büyük sorunlar yaşadığını görüyoruz, aynı şekilde evlenmek istemeyen birçok gençle de karşılaşıyoruz, bunun en büyük sebeplerinden birisi de evlilik için uygun örneklerin bulunmamasıdır.

      İslam’ın ilk ve en başarılı öğrencisi olan Hz Ali’nin hayatına baktığımızda bu yüce şahsiyetin, hayatının her alanında olduğu gibi evlilik hayatında da en güzel örnek olduğunu ve bu yüce şahsiyetten öğrenecek birçok eksikliğimiz olduğunu göreceğiz.

      Bazen yüce insanların yüceliği bizi yanlış düşüncelere sevk edebilir öyle ki bazen onların bizim gibi yiyip içmesini bile garipseyebiliyoruz ama bu yanlış bir düşünce tarzıdır. Aslında bu yüce şahsiyetlerin yüceliği de, diğer insanlar gibi günlük sorunlarla iç içe olmalarına rağmen her zaman diğer insanlardan birkaç adım önde olmalarından kaynaklanıyor. Hz Ali ve Hz Fatıma da diğer insanların yaşadığı sorunları yaşıyorlardı, onlar da yemek için, giysi için, barınak için ve sıcak soğuktan etkilenmemek için birçok zorluğa katlanmak zorunda kalıyorlardı ama bütün bu zorlukları da Allah’a yaklaşmak için bir araç olarak kullanıyorlardı. Hz Fatıma’nın ev işlerini yaparken ellerinin su toplatıp yara olduğunu, Hz Ali’nin ise işçi olarak hurma bağlarında çalıştığını biliyoruz, bunların hepsi hayat dersleridir. Bu yüce şahsiyetler Allah’ın yeryüzündeki en seçkin iki kulları olmalarına rağmen dünyanın zorluklarına sırtlarını dönmediler, tam aksine o zorlukları bir araç olarak kullandılar, vücutlarını, su toplamış ellerini ve yaralı sırtlarını Allah’a bir adım daha yaklaşmak için kullandılar.

       Hz Ali, Hz fatıma için çok güzel bir eş olmakla da kalmadı aynı zamanda çocukları için de seçkin bir baba oldu, Hz Fatıma da aynı şekilde.

      Eş olmak her ne kadar çok sorumluluk gerektiriyorsa da baba veya anne olmak daha ağır bir sorumluluktur. Hz Ali ve Hz fatıma’nın çocuklarına olan davranışları bu konunun hassasiyetini anlatmak için yeterlidir.

       Eş seçimi

      Hz Ali evlenirken kendisi gibi birisiyle evlendi. İlminde, takvasında, ahlakında ve aile asaletinde kendisine en yakın olan kişiyle hayatını birleştirdi. Aslında Hz Ali, Hz Fatıma için ve Hz Fatıma da Hz Ali için yaratılmıştı.

      Günümüzde gençlerimiz eş seçimi yaparken aradıkları özelliklerin büyük bir kısmı gözle görülür, hayat için pek faydası olmayan gelip geçici özelliklerdir. Fiziki güzellik veya dünya malı, aile hayatının sağlığı açısından ve en önemlisi Allah’a kul olmak açısından ikinci veya üçüncü önem’e sahipken günümüzün gençleri için en önemli ölçü haline gelmiştir. Artık sadece güzel kızlar veya zengin beyler isteniyor, artık gençlerimizin eşlerinde aradıkları en büyük özellik dünya zevklerine hitap eden özelliklerdir, Allah için yaşayan insanlar çok az, dünyayı bir araç gören insanların sayısı çok az, zorlukları birer merdiven olarak gören insanların sayısı çok az.

        Bugün yaşadığımız bu sorunların bir sebebi de büyüklerimizin hayatından uzak kalmamızdır.

       Düğün

      Hz Ali’nin düğün merasimi her ne kadar gözle görünür birçok süslemelerden yoksun olsa da, israf ve bol harcamalardan uzak olsa da sevgi ve aşk dolusu bir düğün merasimi idi. Genel bir davet verildi ve yemek hazırlığı yapıldı, çok sayıda insanın katılmasına rağmen Resulullah’ın da bereketiyle herkes doyana kadar yemekten yedi, hatta yemeğin bir bölümü de fakir ailelere dağıtıldı ve gelinle damat’a da iki kişilik yemek ayrıldı.

      Ortak hayat

      Hz Ali ve Fatıma çok güzel bir evde ortak hayatlarını başlatmadılar. Sahip oldukları ev, çamurdan yapılmış sade bir odadan ibaretti, bu evin tavanı hurma ağacı yaprakları ve kamışlarla kaplanmıştı.

       Maddi olarak zengin değillerdi ama çok sade hayatlarına rağmen yürekleri aşkla doluydu. Yedikleri şey, arpa ekmeğinden başka bir şey değildi. İş bölüşümü yapmışlardı, evin içindeki işlerle Hz Fatıma, dışındaki işlerle ise Hz Ali ilgileniyordu.

      Bu örneği en çok hak eden bizim gençlerimiz, bu hayatı örnek alacak olurlarsa hayatlarını güzellikle dolduran bir yola adım basmış olacaklarıdır ve sonsuz mutluluk yoluna girmiş olacaklardır.

        “Evlilik” sevgi ve arkadaşlığın birlikteliği

       Bir erkek ve bir kadının sevgilerini paylaşmanın en güzel yolu evliliktir. Sevgi, zamanla aşka dönüşür ve eşlerin bağlılıklarını sıklaştırarak aile hayatının sıcak ve samimi bir şekil almasını sağlar. Sevgi göstermek ve sevgi görmek eşlere huzur vererek onların psikolojik dengelerinin korunmasına sebep oluyor. Sevgi, insan’a hayat veriyor ve kalpleri güzelleştiriyor.

      Hz Ali ve Hz Fatıma sevgi göstermenin en güzel örnekleridirler. Temiz ve aşk dolusu bir hayat yaşadılar ve aynı şekilde Allah’a koştular. Allah’ın selamı onların üzerine olsun.

     Ortak yönleri

      Tam anlamıyla her yönüyle eşit olan eşlerden bahsetmek mümkün değildir. Zira aynı ortamda ve aynı şartlarda büyüyen iki insanlarda bile kendine özgü düşünceler, ruh yapısı ve ahlak söz konusudur bu nedenle tam anlamıyla eşit iki insandan bahsetmek yanlıştır ama evlenirken olabildiğince ortak yönleri çok olan kişiyle evlenmek, en doğru seçenektir. İnsanın bir ömür birlikte olacağı kişi, onunla ne kadar yakın olursa o kadar da sorunların az yaşanacağını söyleyebiliriz, bunun tersi de doğrudur.

İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor: Allah, Hz Ali’yi yaratmış olmasaydı yeryüzünde Hz Fatıma’ya eş olacak kimse olmayacaktı.

        Resulullah ve iş paylaşımı

       Hz Ali ve Hz Fatıma evlendikten sonra Peygamber efendimiz, evin içindeki işleri Hz Fatıma’ya, dışındaki işleri ise Hz Ali’ye verdi ve Hz Fatıma işlerin bu şekilde bölünmesinden çok sevinerek şöyle buyurdu: Resulullah’ın, beni, dışarıda yabancı erkeklerle karşı karşıya getirecek olan işlerden uzak tutması beni çok sevindirdi.


[1]- Şerh-u Nehci'l-Belâğa 9/193; farklı bir açıklamayla Zehairu'l-Ukba, s. 40-41.

[2]- Biharu'l-Envar, 43/142.

[3]- Biharu'l-Envar, 43/145.

[4]- Kifayetu't-Talib, bab: 78, s.298; el-Menakıb, 3/351, Hz. Fatıma'nın evliliği bölümü; Keşfü'l-Gumme, 1/348-349; Zehairu'l-Ukba, s.41.

Tekfirci Akımlar Konferansı