ABD’nin ‘demokrasi’ dediği, kendi çıkarıdır

  • News Code : 847335
  • Source : Birgün
Brief

“Konu Venezuela’ya ya da Küba’ya geldiğinde, asıl mesele bu ülkelerin demokratik olup olmadığı değil. Asıl mesele, bu ülkelerdeki hükümetlerin ABD’nin bölgesel egemenliğini tanımaması”

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – “Konu Venezuela’ya ya da Küba’ya geldiğinde, asıl mesele bu ülkelerin demokratik olup olmadığı değil. Asıl mesele, bu ülkelerdeki hükümetlerin ABD’nin bölgesel egemenliğini tanımaması”

ABD’nin Venezuela karşıtı propagandası, ülkede ‘demokrasiden kopulduğu’ söylemine odaklanıyor. Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nden Alexander Main’e göre ABD bu söylemi, bölgedeki çıkarlarını korumak için kullanıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, geçen hafta yaptığı açıklamada, açıkça Venezuela’da hükümet değişikliği hedeflediklerini belirtti. Daha önce ise CIA Başkanı Mike Pompeo da ülkede hükümeti düşürmek için çalıştıklarını ima etmişti. 1999’da Bolivarcı Lider Hugo Chavez’in iktidara geldiği Venezuela’da sosyalist hükümetlere saldırı 18 yıldır sürüyor. Son olarak Nisan ayında ABD destekli sağcı muhalefetin başlattığı şiddet eylemleri de bu saldırıların son halkası olarak görülüyor.

Yaklaşık beş aydır süren eylemlerde ölenlerin sayısı 120’den fazla. Son olarak sivillerin ve eski askerlerin içinde bulunduğu 20 kişilik silahlı bir grup, Carabobo eyaletinde bulunan 41’inci Tümen’e saldırdı. Saldırı bastırıldı. Ülkede tansiyon yükselirken, ABD Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı açıklamalarını sürdürüyor, yaptırım kararları alıyor.

2002’de Chavez’e karşı kısa süren darbe sonrası Pedro Carmona hükümetini tanımakta zaman kaybetmeyen ABD, Venezuela hükümetine olan karşıtlığını ‘demokrasi’ üzerinden kurmaya çalışıyor.

ABD seçimi tanımadı

Son haftalarda ABD’de Venezuela karşıtı propaganda, anayasa yapma yetkisine sahip Kurucu Meclis seçimlerinin bir ‘milat’ olduğu iddiasına odaklandı. ABD Dışişleri, eğer seçimler yapılırsa bunun ‘demokrasiden tam bir kopuş’ ve ‘diktatörlüğün resmen başlangıcı’ olacağı söylemini benimsedi. 30 Temmuz’da seçim yapıldı, muhalefetin boykotuna rağmen seçime rekor düzeyde katılım gerçekleşti. ABD beklenildiği üzere seçimi tanımadığını açıkladı.

Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde (CEPR) Latin Amerika üzerine çalışan ve Venezuela-ABD ilişkileri konusunda uzman olan Alexander Main’e, bölgede emperyalist politikalarını destekleyen ülkelerin demokratik olup olmadığıyla ilgilenmeyen ABD’nin Venezuela söz konusu olduğunda benimsediği demokrasi söylemini sorduk. Ona göre ABD’nin ‘demokrasi’ dediği kendi çıkarlarına dair politikalarını uygulaması için uygun ortam yaratmak: “Konu Venezuela’ya ya da Küba’ya geldiğinde, asıl mesele bu ülkelerin demokratik olup olmadığı değil” Main’e göre asıl mesele, “Bu ülkelerdeki hükümetlerin Latin Amerika’da ABD politikasını ve ABD’nin bölgesel egemenliğini tamamıyla desteklememesi gerçeğinin üzerinde yükseliyor.”

Venezuela’nın bölgedeki nüfuzundan korkuyorlar

ABD Kurucu Meclis seçiminden hemen sonra vites yükseltmiş, Venezuela’da hükümet değişikliği arayışını Dışişleri Bakanı Rex Tillerson mertebesinden duyurmuştu. “Koşulları değiştirmeye dair tüm politika seçeneklerimizi değerlendiriyoruz” demişti Tillerson. İki seçenekten bahsetti: “Ya Maduro bir geleceği olmadığına karar verip kendiliğinden ayrılacak ya da hükümet süreçleri anayasaya döndürülecek.”

“Bir süredir ABD’nin Venezuela politikalarını yakından izleyenler için”, diyor Main, “Tillerson’un açıklamaları sadece bir açıdan ‘şaşırtıcı’ olabilir. ABD’nin 15 yıldır sürdürdüğü rejim değişikliği politikasının ilk kez açık şekilde açık şekilde ifadesi olması açısından…” Main sözlerini şöyle sürdürüyor: “ABD hükümeti Venezuela’da en az Nisan 2002’den beri rejim değişikliği çabalarını destekledi. ABD yönetimi, Başkan Hugo Chávez’a karşı kısa süreli darbe yanlısı lobi yaptı. O günden bu yana Venezuela’nın seçilmiş hükümetini aktif şekilde gayri meşru hale getirmek için uğraştılar ve muhalefetin radikal kesimlerinin istikrarsızlaştırma çabalarını desteklediler. ABD hükümetinin Chávez ve Maduro’ya muhalefeti Venezuela gibi büyük bir petrol üreticisinin, eğer bölgesel özerkliği teşvik eden solcu hükümetlerce yönetilirse, ABD’nin geleneksel olarak ‘arka bahçe’ olarak gördüğü Latin Amerika üzerinde sahip olabileceği siyasi nüfuz korkusundan kaynaklanıyor.”

Yaptırımlar iki tarafa da zarar verir

Kurucu Meclis seçimlerinden önce 13 Venezuelalı yetkiliye yaptırım kararı veren ABD, seçimin yapılması halinde daha ileri yaptırım kararı alacağını açıklamıştı. Konuşulan, Venezuela’nın petrol kuruluşu PDVSA’ya yönelik yaptırımlardı. Seçimin hemen sonrası ise Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik yaptırım uygulanacağı açıklandı. Main’e dönelim. Yaptırımların Tillerson’ın açıklamalarıyla beraber değerlendirdiğinde, “Trump yönetiminin Venezuela’da rejim değişikliği çabalarını hızlandırma niyetinde olduğu” anlamına geldiğini belirtiyor. “Bu yaptırımlar diyaloğu zedeliyor ve ülkedeki siyasi krizin çözümüne yönelik olasılığı düşürüyor” diyor.

Main, PDVSA’ya karşı olası yaptırımları hem ABD hem de Venezuela açısından değerlendiriyor: “Venezuela’nın petrol endüstrisini hedef alan ekonomik yaptırımlar bir taraftan çok kötü bir insani krize neden olabilir. Bu durum da siyasi istikrarsızlığı ve ülkeden göçü beraberinde getirir. Öte yandan bu yaptırımların küresel petrol fiyatlarında yükselişi tetiklemesi bekleniyor. Bu da ortalama bir Amerikalıyı etkiler.”

Rubio’yu memnun etmek için…

Main’e göre Trump yönetimi Venezuela’ya yaptırımdan yana olsa da ABD siyaseti içinde bu olasılığa karşı çıkanlar da bulunuyor. “ABD siyasetindeki yerleşik düzenin büyük bölümü bu ekonomik yaptırımlarının nasıl kendilerine döneceğinin farkında ve buna karşı çıkıyor” diyor Main. Ona göre bu yaptırımların değerlendirilmeye alınmasının sebebi ise seçim sürecinde Trump’a karşı yarışan Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio tarafından desteklenmesi. “Rubio aynı tutumu tam anlamıyla sağcı ideolojik sebeplerle Küba’ya karşı da sürdürüyor. Trump, Rubio’ya yaranmak konusunda kararlı olduğu için- ABD Senatosu’ndaki başka konularda desteği karşısında- Aşırı sağcı senatörün Venezuela ve Küba politikasını şekillendirmesine izin veriyor.”

***

Morales: Venezuela stratejik öneme sahip

Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, salı günü Twitter’dan yaptığı açıklamada, ABD’nin ‘demokrasiye desteği’, ‘terörle mücadeleyi’ ve ‘uyuşturucu kaçakçılığına karşı savaşı’ kendi amaçları için araçsallaştırdığını söyledi. ABD’nin Latin Amerika’yı ve Karayipler’i yeniden sömürgeleştirmeyi planladığını ifade eden sosyalist lider, Venezuela’nın bu ABD tezgâhı için stratejik bir halka olduğunu söyledi. Tehdidi tanımlayan Morales, bölgedeki tüm askerleri egemenliklerini ve bağımsızlıklarını korumak için tetikte olmaya çağırdı.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki