Amerika ve Çin arasında ticari savaşın sebep ve sonuçları

  • News Code : 888097
  • Source : Parstoday
Brief

Çin yönetimi, Amerika’nın bu ülkenin ihracatına yönelik uygulayacağı her türlü yeni tarifeye misliyle karşılık vereceğini açıkladı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Çin’in Amerika büyükelçisi Cui Tiankai konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Washington yönetimi Pekin’e karşı daha ağır tarifeler uyguladığı takdirde Pekin yönetimi de aynı ağırlıkta misillemede bulunacağını ve Amerika’ya uygun tepkiyi vereceğini belirtti. Tiankai tehditvari açıklamasında Amerika’nın her türlü yeni tarife uygulaması Çin tarafından uygun misilleme ile karşılık bulacağını vurguladı.

Bu açıklama Pekin yönetimi Çin’in Amerika’dan ithal ettiği 128 ürüne ticari tarife uyguladığını açıklamasının ardından yapıldı.

Pekin yönetimi bu kararı ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’den ithal ettikleri çelik ve alüminyum ürünlerine tarife uygulama kararına verilen tepki şeklinde açıkladı.

Amerika Başkanı Trump ülkesinin sadece Çin ile ticarette 500 milyar doları bulan 800 milyar ticari açığını kapatmak için böyle bir kararı almıştı. Buna karşın Amerika yönetimini dış ticaretinde dengeyi sağlamak ve ticari açığın uyguladığı baskıdan kurtulmak için sarfettiği çabaları dünyanın ilk iki ekonomisi arasında yeni bir ticari savaşın başladığı imajını yaratmış bulunuyor. peki ama, bu savaş ne kadar muhtemeldir ve nihai kazanan ve kaybeden tarafları kimler olacaktır?

 

Bugün Amerika dünyanın en büyük ekonomisi olarak biliniyor. Amerika tek başına dünyanın gayri safi iç hasılanın yaklaşık beşte birine sahiptir. Buna karşın dünyada yine hiç bir ülke Amerika kadar ticari açıktan acı çekmiyor. Amerika halkı her yıl yaklaşık 800 milyar dolar ürün ve hizmet ithal ediyor. Amerika’da bitmek bilmeyen tüketim hırsı, yerli ürünlerin kalitesinin gerilemesi, yabancı ürünlerle rekabet gücünün yokluğu ve ticari alanda yanlış yönetim politikalarının izlenmesi, bu duruma yol açan bazı etkenlerdir.

  

Böylece her yıl Amerika’nın ticari açığı daha da büyüyor. Bundan yarım asır öncesine kadar dünyanın en büyük alacaklı devleti olan ve yine en çok döviz ve altın rezervleri bulunan Amerika şimdi dünyanın en büyük borçlu devleti olmuş, üstelik de en çok iktisadi açıdan rakip saydıkları ülkelere borçlu hale gelmiştir.

Şimdi Amerika Başkanı Trump bu ülkenin ulusalcı ekonomi akımının temsilcisi olarak “önce Amerika” sloganı gibi popülist sloganlarıyla bu durumdan kurtulmaya çalışıyor ve bunun için de en başta uluslararası ekonomiye hakim olan ilişkileri bozmak ve ticari rakiplerine karşı ticari savaş açmak istiyor. Fakat şimdiden gözlemciler bu eğilimin başarılı olabileceğine kuşku gözü ile baktıkları anlaşılıyor. 

 

Milletlerin ve devletlerin arasında ticari savaş tarih kadar eskidir. Gerçekte beşeri toplumlar çok eski zamanlardan bu yana iktisadi çıkarları üzerine birbiriyle rekabet ederdi. Bu rekabetlerin bazıları hatta savaşlara ve insanların katledilmelerine yol açardı.  Tarihçiler birinci dünya savaşının bir sebebini Britanya ile Almanya arasında ticari rekabet ve Amerika’nın ikinci dünya savaşına girmesinin sebebini Doğu Asya bölgesinde Japonya imparatorluğu ile ticari rekabet şeklinde beyan ediyor.

  

Gerçi ikinci dünya savaşından sonra süper güçler IMF, Dünya Bankası ve daha sonraları dünya ticaret örgütü adı ile anılan uluslararası tarifeler kurumu gibi kurumları icat ederek ticari savaşların askeri savaşlara dönüşmesini önlemeye başladı. Ancak buna karşın o günden bu yana büyük iktisadi güçler defalarca birbiriyle ticari savaşa girdi.

 

Amerika ile Çin arasında ticari savaşın son örneği, Donald Trump işbaşına gelmeden önce 21. yüzyılın başlarına dayanıyor. 2003 yılında Amerika’nın dönem Başkanı oğul Bush şimdi Donald Trump’ın gündeme getirdiği benzer gerekçeleri ileri sürerek Çin’den ithal ettikleri çelik ve alüminyum ürünlerine tarife uygulamaya başladı ve kendince Amerika’nın yerli ürünlerini desteklemek istedi. Ancak yaklaşık iki yıl sonra ve Çinli tarafın misillemelerde bulunması üzerine uygulanan tarifler kaldırıldı ve iki ülke arasındaki iktisadi ilişkiler bir kez daha dünya ticaret örgütünün kurallarına göre yeniden düzenlendi.

  

Ancak buna rağmen son 15 yılda Amerika ve Çin arasındaki ticari sorunlar git gide ağırlaşmaya başladı. Amerika yönetimi Pekin yönetimini ihracat ürünlerinin değerini düşük tutmak ve başka ülkelerden ithal edilen ürünlerin önünde engel çıkarmak için milli para birimi Yuan'ın değerini oynamakla suçluyor. Çin yönetimi ise Amerika ile büyük ticari açığın oluşmasını bu ülkenin iktisadi verimliliğinin düşmesi ve Amerika içinde talebin sürekli yükselmesine bağlıyor. 

 

Her halükarda şimdi dünya kamuoyu dünyanın ilk iki büyük ekonomisi arasında yeni bir ticari savaşın eşiğine gelindiğine şahit oluyor. Amerika Çin’den ithal edilen çelik ürününe %10 ve alüminyum ürününe de %25 tarife uygulama kararı aldı. Bundan önce de Çin’den ithal edilen güneş panelleri ve Güney Kore’den ithal edilen çamaşır ve bulaşık makinelerine benzer tarifler uygulanmıştı. Amerika Başkanı Trump, Pekin yönetimi manevi hırsızlığına son vermediği takdirde, bu ülkeden Amerika’ya ithal edilen 60 milyar dolar değerindeki başka ürünlere de yeni tarifeler uygulama tehdidinde bulundu.

   

Bu arada Çin’den Amerika’ya tepki gecikmedi. Pekin yönetimi de misillemede bulunarak Amerika’dan ithal edilen çerez çeşitleri, alkollü içecekler, çelik borular gibi ürünlere %15 ve domuz eti ve alüminyum atıkları gibi ürünlere de %25 tarife uygulamaya başladı.

Uzmanlar iki ülke arasındaki ticarette 3 milyar dolar değerinde ürün Pekin yönetiminin aldığı karardan etkileneceğini belirtiyor. Gerçi iki ülke arasında trilyonluk ticaret hacmine bakıldığında üç milyar dolar denizde bir damla gibi gözüküyor, ama yine de Pekin yönetimi ABD Başkanı Trump’ın baş hamilerini etkileyecek ürünlere tarife  uygulayarak baskı yapmaya çalıştığı anlaşılıyor.

  

Amerika Başkanı Donald Trump şimdiye kadar defalarca Amerika’nın milli ekonomisinde büyük değişim yaratmak ve bu ülkede yeni istihdam alanları açmak istediğini açıkladı. Trump’ın önce Amerika, Amerikan ürünü al ve Amerikalı istihdam et, gibi sloganları ile başkanlığının ilk yılında üç milyon iş fırsatı yarattığı ileri sürülüyor. Bu iddianın doğru veya yalan olduğu bir yana Amerika içinde ve dışında bir çok uzman, ithal ürünlere ve hizmetlere uygulanan yeni tarifelerin bu ülkenin ekonomisine özellikle iştigal alanında zarar verdiğini belirtiyor. 

 

Amerika’da yapılan bir değerlendirmeye göre çelik ve alüminyuma uygulanan yeni tarifeler Amerikan metalurji sanayiinde 150 bin iş fırsatına destek verdiği anlaşılıyor. Fakat aynı zamanda Amerika’nın diğer sanayii sektörleri, tarım ve hizmet sektörlerinde en az 5 milyon iş fırsatı Amerika’nın ticari rakiplerinin misillemelerinden etkileneceği belirtiliyor. Üstelik ithal çelikten ve alüminyumdan yapılan yeni ürünlerin fiyatındaki artış Amerikalı vatandaşların ve özellikle metalurji sanayiinde çalışan işçilerin giderlerini yükselteceği ve bazı işadamları ticari savaşın zararını telafi edebilmek için işçilerini işten atmak zorunda kalacağı anlaşılıyor. Bu yüzden Trump ilk açıklamasının aksine Kanada, Avustralya ve AB’den ithal ettikleri çelik ve alüminyum ürünlerini yeni tarifelerden müstesna ederek Amerika’nın esas ticari ortakları ile ticari savaşın etkisini hafifletmeye çalıştı.

  

Aslında Trump’ın Kanada, Avustralya ve AB’den ithal ettikleri çelik ve alüminyum ürünlerini yeni tarifelerden müstesna etmesi, Trump’ın temsil ettiği Amerika’nın ulusalcı ekonomi akımının  esas hedefi, Amerika’nın birinci ticari ortağı Çin olduğunu ortaya koyuyor. Gerçi Çin Amerika’ya çelik ve alüminyum ihraç eden ülkelerin başında yer almıyor ve Trump’un uyguladığı yeni tarifeler de iki ülke arasındaki ticareti ciddi bir şekilde etkilemiyor. 

 

Buna karşın görünen o ki Amerika yönetiminin çelik ve alüminyum ithalatına yeni tarifeleri uygulaması Trump’ın Çin ile ticari savaşının ön hazırlığı gibi duruyor. Bu yüzden Çin de hemen misillemede bulunarak Amerika’dan ithal edilen 128 ürüne yeni tarifeler uyguladı ve böylece Amerika yönetimini bu savaşı sürdürmekten caydırmaya çalıştı. Özellikle Çin’in Amerika’dan ithal edilen domuz etine %25 tarife uygulaması, 2016 yılında Trump’a oy veren Amerika’nın kırsal yörelerinde besicileri derinden etkileyeceği anlaşılıyor. 

 

Aslında Çin Amerika’nın domuz eti ihraç ettiği ülkelerin arasında ikinci sırada yer alıyor ve Amerika’nın yılda üç milyar dolar değerindeki domuz eti ihracatının yarısı Çin’e gerçekleşiyor. Bu yüzden %25’lik tarife Amerikalı besicileri derinden etkileyeceği anlaşılıyor. Pekin yönetimi ise bu baskının sonuçta Trump’a ulaşmasını bekliyor.

  

Bu durum özellikle Amerika’da önümüzdeki aylarda ara seçimlerin yapılacağı bakımından önem arz ediyor, zira Trump’ın cumhuriyetçi arkadaşları her iki yasama meclisinde çoğunluğu koruyabilmek için muhafazakar bölgelerde yaşayan besicilerin oylarına şiddetle ihtiyaç duyuyor. Bu arada Pekin yönetimi iki trilyon dolarlık döviz stokları ve ekonomisinin devlet tekelinde bulunması yüzünden Amerika’nın misillemeleri karşısında en azından siyasi arenada daha az kırılgan konumdadır ve bu yüzden ticari savaşın olumsuz etkilerine karşı daha uzun süre dayanabilir. 

 

Amerika ile Çin arasında yaşanacak ticari savaşın kazanan tarafı kim olacağı bir yana kuşkusuz bu savaşın asıl kaybeden tarafı, dünyaya hakim olan şimdiki ticari düzendir. Bu düzen serbest ticaret, gümrük dışı engellerin kaldırılması, sermayenin serbest dolaşımı ve tüketim piyasalarının birleştirilmesi ile kurulmuştur. Bu düzeni koruma görevi ise son yirmi yılda küresel ekonominin motoru gibi çalışan dünya ticaret örgütüne verilmiştir. Fakat Amerika gibi güçlerin iç ekonomiye destek politikaları, Britanya’nın AB’den çekilmesi ve Çin’in misillemeleri, dünyada serbest ticaretin sonu olacak ve dünyayı yeni ticari savaşlara sürükleyecektir.

 

Gerçi yeni ticari savaşlar yüz yıl önce olduğu gibi geniş çaplı küresel savaşlara yol açmayabilir, fakat hiç kuşkusuz dünya genelinde yüz milyonların yaşamını etkileyecek ve mevcut kırılgan ekonomilere daha da baskı uygulayacaktır. IMF Başkanı Christine Lagarde bu konuda şöyle diyor: ticari bir savaşta hiç bir taraf kazanamaz ve başka ülkelerin Amerika’nın yeni tarifeleri uygulama kararına tepki göstermesi küresel ekonomiye derinden etkileyecektir.

 

Bu sözlerin benzerini Çin Başbakanı  Li Keqiang de dile getirdi. Çinli devlet adamı şöyle diyor: Amerika ile Çin arasında ticari savaşın kazanan tarafı olmaz.

Buna karşın şimdilik ABD Başkanı Donald Trump’ın başta Çin olmak üzere ticari ortakları ile ticari savaştan vazgeçtiği yönünde hiç bir işaret görünmüyor.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

cartoon Quds 2018
Şeyh Zakzaki