Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreterinin “Velayet Nurları Büyük Konvansiyonu”na mesajı

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreterinin “Velayet Nurları Büyük Konvansiyonu”na mesajı

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri, Pakistan’daki “Velayet Nurları Büyük Konvansiyonu” için bir mesaj gönderdi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Muhammed Hasan Ahteri, Pakistan’da Asgariye kurumu tarafından yapılan  “Velayet Nurları Büyük Konvansiyonu” için bir mesaj gönderdi.
Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri, gönderdiği mesajında Hazreti Fatıma’nın (s.a) siyerine işaret ederek İslam’ın bu büyük kadınının model ve olgu olarak alınmasının gerekliliğine vurgu yaptı.
Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreterinin mesajının tam metni aşağıda gelmiştir:


بسم الله الرحمن الرحیم
« انا اعطیناک الکوثر. فصلّ لربک وانحر. انّ شانئک هو الابتر»


Değerli yönetim kurulu!
Pakistan Asgariye kurumunun değerli üyeleri!
Değerli davetliler!
İlk başta “Velayet Nurları Büyük Konvansiyonu”na katılan sizlerin hepinize selam ediyor ve Hazreti Fatıma’nın (s.a) kutlu doğum günlerini ve tabiat baharının gelişini tebrik ediyorum.
Bu konferans ve oturumların, Yüce Allah’ın rızasını celp etmesini ve Hazreti Bakiyyetullah İmam Mehdi’nin (a.f) hoşnutluğuna sebep olmasını umuyorum; ayrıca ilmi ve ameli eserlerin tüm Pakistan camiasına faydalı olmasını temenni ediyoruz.
Asgariye Kurumunun isteği gereğince ve Fatımatü’z-Zehra gününe ve onun hakkındaki konferanslara has olan bu milli konvansiyonun ikinci günü münasebetiyle İslam’ın bu büyük kadınının siyerinin model ve olgu alınması hususunda kısa bir beyanı sizlere takdim ediyorum.
Değerli dostlar!
Belki de Hazreti Fatıma’nın (s.a) sadece dünya kadınlarının olgu ve modeli olduğu ve yalnızca kadınlarımızın ve kızlarımızın onun siyerinden ders alması gerektiği düşünülüyordur. Hâlbuki o hazret sadece dünya kadınları ve erkekleri için değil, hatta tüm mukaddes ve seçilmiş şahsiyetler için ebedi bir olgudur.
Niçin böyle olmasın ki! Bu insan şeklindeki huri öyle bir makama ulaşmıştır ki onun rıza ve hışmı, Allah’ın rıza ve hışmının ölçüsü sayılmıştır. Kâinatın eşrefi Hazreti Muhammed (s.a.a) ona hitaben buyurdular ki: “Allah senin rızanla razı oluyor ve senin hışmınla gazaplanıyor.”
Nasıl böyle olmasın ki! Nasıl ki nebevi ilim şehrinin kapısı Hazreti Ali bin Ebu Talip, Eminullah olan Hazreti Cebrail’in o muhaddese ve merziye’ye indirdiği ilimlerin kâtibi oluyor.
Bu yüzden bizim ve sizin üzerinizdeki Allah’ın Hücceti, yani İmam Mehdi (a.f) buyuruyor ki: “Allah Resulünün kızı benim için güzel bir olgudur.”
Konferansın değerli katılımcıları!
Şimdi bildik ki bu masum modeli olgu ve örnek almak ilahi bir lütuftur; buna binaen bu kısa fırsatta onun hayatının cilvelerinden sadece beş örneğe işaret ediyorum ki bu örnekleri olgu almak hiçbir cinse, yaşa, milliyete ve ırka mahsus değildir.
1. Allah yolunda cihat: Hazreti Fatımatü’z-Zehra’nın yaşamı, doğumunun ilk anlarından şehadetine kadar, İslam’ın tarihi ve hadise dolu ilk yıllarıyla eşzamanlıdır. Mekke’nin zor ve yalnızlık yalları ve ondan sonra Medine’nin cihat ve savaş dolu yılları, o kadınların efendisinin çocukluk ve gençlik yıllarını tamamen kapsamıştır. Ama o hiçbir zaman kendisini kaybetmedi; iman ve cihat yolundan çıkmamakla kalmadı; hatta babasının ve kocasının yar ve yardımcısı oldu ve medeniyet oluşturan son dinin büyük yükünü omuzladı; öyle ki babası onu “Ummu Ebiha” (babasının annesi) unvanıyla niteledi ve tüm vücuduyla kendisini cihat ve mücadeleye vakfetmiş kocası onu şöyle niteledi: “Allah’a itaat için en iyi yardımcıdır”.
2. En üstün evlatların yetiştirilmesi: İnsanın doğumundan sonra ruhi ve cismi olarak yetiştiği ilk yer ev ve aile ortamıdır. Bu ortamda anne ve babanın davranışları, özellikle annenin davranışları, çocukların şahsiyetini oluşturuyor ve onların kaderini belirliyor.
Pak Ehlibeyt’in ve pak velayet nurlarını siyerine dikkat ettiğimizde onların her birinin tam bir incelik, hassasiyet ve dikkatle evlatlarının eğitim konularıyla ilgilendiklerini görüyoruz.
Hazreti Fatıma (s.a) da evlatlarının yetiştirilmesinde böyle bir hassasiyeti kendinden gösteriyordu. İnsan suresinin iniş sebebi de böyle yüce bir terbiyenin örneğine işaret ediyor. Bu olayda bir günlük açlıktan sonra kapı çalınıyor ve aç birisi yiyecek talebinde bulunuyor; Hazreti Fatıma (s.a) ve eşi Haydar-ı Kerrar (a.s) yiyeceklerini fakire verdikten sonra, onların evlatları da ki böyle bir anne ve babanın ellerinde terbiye almışlardır, başkalarını kendilerinden öncelikli sayıyor ve bir parça ekmekten ibaret olan kendi yiyecek paylarını fakire veriyorlar. Bu amel üç gün boyunca aynı şekilde tekrar ediliyor. Bu terbiye ve fedakarlık ruh halinin sonucu şu oluyor ki o hazretin (s.a) tüm evlatları tüm varlıklarını insaniyetin ilerlemesi ve tekamülü için feda ediyorlar.
3. Canı pahasına velayeti savunmak: Yaratılmışların en üstünü Hazreti Muhammed’in (s.a.a) vefatından sonra yeni kurulmuş İslam toplumu zor bir imtihana tutuldu. O şartlarda binlerce Müslüman arasında Allah’ın ve Peygamberinin (s.a.a) desturuna uyup direnen ve zamanın imamını bırakmayan ve onu savunanlar parmak sayısını geçmiyordu.
Hazreti Fatıma (s.a) velayet savunucularının başıydı ve bu yolda değerli canını ve evlatlarını feda etti ve Al-i Aba’nın mazlumiyet feryadını tarihte ebedi kıldı.
4. Konuşmada mantık ve şiddetten kaçınma:  İsmet ve taharet Ehlibeyti’nin muhalifleri karşısındaki davranış yöntemleri, bizim için büyük bir olgudur. Hayber’in fatihi ve düşmanı yerle bir eden Zülfikar’ın sahibi eğer şahsi menfaatini İslam’ın menfaatinin önünde olduğunu düşünseydi, Hayderi gücüyle hakkını geri alabilirdi; ama bu durumda İslam’ın taze fidanından geriye bir şey kalmazdı ve ihtilaflar ve iç ayrılılar tozunda yok olurdu.
Bu arada Hazreti Fatıma’nın (s.a) Mescidu’n-Nebevi’deki Muhacir ve Ensar için yaptığı ve daha sonra Medine kadınları için yaptığı aydınlatıcı konuşma, “risaletin hedefinin”, “imametin zaruretinin” ve Ehlibeyt’in hakkaniyetinin” bu acı olayların tozu altında unutulmasına izin vermedi.
Allah Resulünün reyhanı, hiçbir şiddete başvurmadan, muhalifler karşısında öyle mantıklı ve delilli konuştu ki onları toplum vicdanı ve kamuoyu önünde silahsızlandırmakla kalmadı, tüm tarih boyunca Şia için kendi ilkelerini savunma bağlamında sağlam bir dayanak hazırlamış oldu.
5. Musibetlerde sabır: Hazreti Fatıma’nın (s.a) arka arkaya çektiği o tüm musibetler, savaşlardan, ashabın şehadetinden tutun da değerli babasını kaybetmesi ve sonrasında başına gelen musibetler, gençlik yıllarının başında olan o zarif vücut için çok ağırdı. Ama eğer yaşamdan maksat, Allah’ın rızası ve dinin korunması ise, tüm bu musibetler “Allah yolunda sabır” ilacıyla iyileşiyor. Öyleyse bu annenin mektebinde “Zeynep” gibi aslan yürekli bir kadın yetişiyorsa ve sabrı yoruyorsa ve İslam yolunda hatta Aşura’nın bel kıran musibetlerini güzellikten başka bir şey görmüyor ve “Güzellikten başka bir şey görmedim” diyorsa, şaşılacak bir şey değildir.
Hazreti Fatıma’nın (a.s) değerli Şiaları ve dostları!
Dünyanın bugünkü şartlarında, eğer her Müslüman bu beş şahsi, ailevi ve toplumsal faziletleri, yani “Allah yolunda mücadele”, “Dindar ve fedakâr bir neslin yetiştirilmesi”, “Velayeti tam savunma”, “Mantıklı konuşma ve şiddetten kaçınma” ve “Musibetlerde sabır”, kendi düşünce ve amelinde kabul ederse, daha iyi bir dünyaya şahit olacağız.
Sizin yaralanmış ve acı çekmiş toplumunuzda zikredilen örneklerden dördüncü olgu oldukça hayati ve fevridir. Büyük Pakistan ülkesinin Müslümanları tüm mezhep ve taifelerden, bir arada oturmalıdırlar ve çatışmasız bir söyleşi yapmalıdırlar. Elbette mezheplerin dini liderleri bu konuşmalarda önceliklidirler; ama bu iş âlimlere has değildir; halkın tüm kesimleri, üstatlar, gençler, öğrenciler vs. bu işe hızla yönelmelidirler.
Son olarak, Pakistan Asgariye kurumunda bu önemli konvansiyonu düzenlediği için teşekkür ediyorum.
Sizin kurumunuz, İslam toplumunun ilmi ve akidevi alanda ilerlemesi için çaba sarf ediyor; bu bakımdan Hazreti Fatıma (s.a) ve onun nurlu evlatları yolunda adım atmaktadır. İnşallah tüm üyelerinizin, özellikle genel nazır Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Allame Hatdar Ali Cevadi ve kurumun başkanı üstat Fazl Hüseyin Asgari’nin zahmetleri o hazret ve masum evlatları nezdinde ödüllendirilir ve nazara alınır.


وَ قُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللَّهُ عَمَلَكُم وَرَسُولُه وَالمؤمِنون
Muhammed Hasan Ahteri
Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri
26 Mart 2017

ABNA24.COM

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA -

İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

conference-abu-talib
Şeyh Zakzaki