Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreterinden, BM Genel Sekreterine Bahreyn hakkında açık mektup

  • News Code : 817441
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA24.COM
Brief

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri, Bahreyn’deki hadiseler akabinde BM genel sekreterine ve uluslararası önemli makamlara açık ve önemli bir mektup yazdı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA -  Bahreyn’deki hadiseler akabinde ve bu ülkenin Suudi rejimi tarafından işgalinin yıldönümüne birkaç gün kala ve yine Ayetullah Şeyh İsa Kasım’ın nihai hükmünün açıklanmasına bir gün kala Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri, BM genel sekreterine ve uluslararası önemli makamlara açık ve önemli bir mektup yazdı.

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri Ahteri, bu mektupta şöyle yazmıştır: Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı bir uluslararası STK kuruluşu olarak 300 milyondan fazla Peygamber’in (s.a.a) Ehlibeyti’nin taraftarını çatısı altına toplamış bulunması hasebiyle Bahreyn’de Al-i Halife rejiminin baskıcı girişimlerinin artmasına karşılık bu ülkedeki şiddetin artacağı konusunda uluslararası topluma uyarıda bulunuyor ki bunun sonucu büyük bir insanlık faciası olacaktır.

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreterinin, BM Genel Sekreteri Antonia Guterres’e hitaben yazdığı mektubun metni aşağıda gelmiştir.

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla

Sayın Antonia Guterres!

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri!

Selamlar!

Bildiğiniz gibi 14 Şubat 2011’den beridir Bahreyn, barışçıl halk gösterilerinin şekillenmesiyle siyasi-içtimai krize duçar olmuştur ve halen devam etmektedir. Bu ülkenin hükümeti, güvenlik- polis siyasetini başlatarak oluşan krizin daha da karmaşık bir hale gelmesine neden olmuştur.

Şuanda Bahreyn bölgedeki en küçük ve nüfusu en az ülke olarak en fazla siyasi tutukluya sahiptir ve yaklaşık olarak 4000 kişi mevcut duruma itiraz suçuyla hapse atılmış, cismi ve psikolojik işkenceye maruz kalmıştır. Uluslararası insan hakları kuruluşları, mesela insan hakları gözlen evi ve yine ABD dışişleri bakanlığının Bahreyn’deki insan hakları bağlamındaki yıllık raporunda bu konuya izan edilmiştir.

Bahreyn hükümeti, krizin ilk başından itibaren halkın vatandaşlık haklarına ulaşmak için yaptıkları medeni isteklerini mezhebi hedeflere dayandırmaya çalışmıştır. Yapma ve uydurma bahanelerle onlarca cami ve ibadet mekanı tahrip edilmiştir, dini merasimlerin yapılmasında sınırlama getirilmiş veya engellenmiştir, Bahreyn’in tarihi ve kültürel sünnetlerinden kaynaklanan mezhebi semboller toplatılmıştır, alimlerin ve vaizlerin ihzar sürekli ihzar edilmektedir, yapmacık mahkemelerin teşkil edilmesi, halkın saygı duyduğu dini ve siyasi liderlerin hapse atılması, 120’den fazla alimin konuşma yapmasına engelleme getirilmesi ve en son girişimle İslami vecibelere ve ahkama müdahale edilmesi ve Bahreyn Şiilerinin rehberi Ayetullah Şeyh İsa Kasım’ın vatandaşlığının iptali bu ülkenin hükümeti tarafından toplumun ekseriyetinin milli hüviyetine ve mezhebi inançlarına karşı yapılan girişimlerdir. Bu çoğunluk, bu ülkenin en asli sakinlerinden ve vatandaşlarındandır; ama en alt düzeyde vatandaşlık haklarından yararlanabilmektedirler.

Uluslararası toplumun reformlar, insan haklarının ihlalinin engellenmesi ve sorunların giderilmesi bağlamında siyasi görüşmelere dönülmesi için defalarca yaptığı çağrıya Bahreyn hükümeti Bahreyn hükümeti hiçbir önem vermemekle kalmamış, hatta şartları daha öncesine göre daha vahim bir hale getirmiştir.

Bahreyn devletinin uluslararası konvansiyonlara bağlı kalacağına dair yaptığı anlaşmalara rağmen, Cenevre’deki Birleşmiş Milletler insan hakları komisyonunun ve Profesör Besyoni başkanlığındaki Bahreyn hakikati bulma bağımsız komitesinin tavsiyeleri hükümet tarafından görmezden gelinmiş ve bazı şekilsel ve göstermelik girişimlerden başka hiçbir olumlu değişime gidilmemiştir.

Bahreyn vatandaşlarından 250 kişinin vatandaşlığının hayali suçlarla ve uluslararası konvansiyonlara aykırı olmasına rağmen iptali, ki bunlara örnek olarak; Dünya İnsan Hakları Bildirgesi madde 5 ve 15. madde 2. Fıkra diyor ki: Her insan milli vatandaşlık hakkına sahiptir ve 2. Fıkrada şöyle gelmiştir: Hiç kimse keyfi olarak vatandaşlıktan mahrum edilemez; yine Bahreyn anayasası 17. Madde: Bahreyn vatandaşlarının bu ülkeden sürülmesi ve Bahreyn’e dönmelerinin engellenmesi yasaktır, insan hakları savunucularının tutuklanıp yargılanması, inanç ve fikir beyanının yasaklanması, barışçıl gösterilerin engellenmesi, keyfi tutuklamalar, muhaliflerin ve insan hakları çiğnen kurbanların dış ülkelere yolculuğunun yasaklanması gibi girişimler toplamda Bahreyn’de sistematik olarak yürütülen insan haklarını çiğneme ve ayaklar altına almanın sürdüğünün göstergesidir.

Saygıdeğer beyefendi!

Bahreyn hükümeti, Ayetullah Şeyh İsa Kasım’ın kanunsuz olarak vatandaşlığını iptal ettikten sonra, onu kanunsuz olarak mal toplama ve kara para aklama suçlamasıyla defalarca gıyaben ve müdafi avukatı olmadan muhakeme etmiştir ve önümüzdeki 15 Şubat tarihinde nihai hükmünü verecektir. Ama hüküm verilmeden önce onun tutuklanması ve ülkenden sürgün edilmesi öngörülüyor.

Bu mahkemenin yapılış tarihi, Bahreyn’in Suudi Arabistan silahlı kuvvetleri tarafından işgalinin altıncı yıldönümüne denk gelmektedir. Bu işgalin peşince Ada Kalkanı diye anılan askeri güçler bu ülkeye saldırmış ve barışçıl gösterileri bastırarak halk arasında vahşet yaratmış, siyasi ve hukuki aktivistlerin birçoğunu tutuklamış, siyasi ve sosyal kuruluşları kapatmıştır ve şimdiye kadar bu güçler tarafından gösterilerin bastırılması ve siyasi ve hukuki aktivistlerin tutuklanması devam etmektedir.

Ne yazık ki şimdiye kadar uluslararası toplum Bahreyn krizine gereken önemi vermemiştir. Buna göre insan haklarının çiğnenmesinin devamı ve Bahreyn’de süren itirazların şiddetle bastırılması, uluslararası toplumun göz yumması ve sükûtu altında ve bazı ülkelerin desteğiyle yapıldığı bağlamında yapılan eleştiriler yerindedir.

Bahreyn halkının barışçıl gösterilerinin uluslararası topluma bir bedel ödetmemiş olması gereği Bahreyn’e ilgisizliğe neden olmamalıdır. Bahreyn devletinin, uluslararası toplumun ilgisizliği sayesinde yapacağı girişimlerin yapılan itirazları barışçıl olmaktan çıkaracağından korkulmaktadır.

Bahreyn hükümeti, Bahreyn toplumunun çoğunluğunun hüviyetini, inanlarını, şiarlarını ve vecibelerini hedef almıştır ki bunun sonucu mezhebi-hüviyeti çekişmelerden başka bir şey olmayacaktır. Hiç şüphesiz hüviyet çekişmesi Bahreyn’in milli sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır ve bölgesel sonuçları olacaktır.

Sayın Guterres!

Uluslararası toplumun, Birleşmiş Milletler bildirgesinde ve uluslararası konvansiyonlarda belirlenen görev ve memuriyet esasınca, Bahreyn krizini ve Bahreyn’de ve bölgede kalıcı mezhebi-hüviyeti çekişmeler gibi getireceği tehditleri doğru ve dakik idrak ederek sistematik insan hakları ihlallerinin, mezhebi ve taife baskılarının önlenmesi, uluslararası barış ve emniyetin korunması için kendi vazifelerini yerine getirmesi beklenmektedir; böylece Bahreyn’de işlerin barışçıl olarak çözülmesi fırsatı kaçmaz. Fakat bu gidişatın devamı ve Bahreyn’de şiddetin ve radikalizmin önlenmesi noktasında olumlu rolü olan Ayetullah Şeyh İsa Kasım’a yapılacak saldırı ihtimalinin ortadan kaldırılması bağlamında ona dokunulmaması ve vatandaşlık hakları ihlal edilmeden muhakeme edilmesi için gerekli girişimlerin yapılması gerekmektedir ve derhal vatandaşlığının iadesi için girişimde bulunulmalıdır.

Saygıdeğer Genel Sekreter!

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı bir uluslararası STK kuruluşu olarak 300 milyondan fazla Peygamber’in (s.a.a) Ehlibeyti’nin taraftarını çatısı altına toplamış bulunması hasebiyle Bahreyn’de Al-i Halife rejiminin baskıcı girişimlerinin artmasına karşılık bu ülkedeki şiddetin artacağı konusunda uluslararası topluma uyarıda bulunuyor ki bunun sonucu büyük bir insanlık faciası olacaktır.

Bizler, Bahreyn Müslümanlarının manevi rehberi Ayetullah Şeyh İsa Kasım’a yapılacak sert davranış ve saygısızlığın ve özellikle onun akılsızca bir girişimle sürgün edilmesi veya tutuklanması, bu ülkede kan dökülmesine ve kargaşaya neden olacağına inanmaktayız. Bu yüzden sizin Birleşmiş milletler genel sekreteri unvanıyla önümüzdeki 14 Mart öncesinde inanç ve fikir özgürlüğü bağlamında önleyici girişimde bulunarak Bahreyn hükümetine nasihat ediniz; böylece demokrasiyi kabul edip vatandaşlık haklarına saygı göstererek ve Bahreynli vatandaşlara oy kullanma hakkı vererek kendi ülkesinin ve bölgenin güvenlik, barış ve sebatını garanti altına alsın.

Açıktır ki fiili gidişatın devamı, vaziyeti daha da kötüleştirecek ve halkın itirazlardaki tutumunu değiştirmekten başka sonucu olmayacaktır; Bahreyn ve bölge için belirsiz bir gelecek önümüze koyacaktır. Yine vurguluyoruz; her türlü ihmal, yerinde ve zamanında yapılmayacak girişim bir insanlık faciasının oluşmasına neden olabilir ve halkın kanının dökülmesine neden olabilir. Bu yüzden sizin acil girişimde bulunmanızı istiyoruz.

Saygılarımla

Muhammed Hasan Ahteri

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri



Bu mektup aşağıdaki diğer şahsiyet ve makamlara da gönderilmiştir:

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker

Avrupa Birliği Dış siyaset Sorumlusu Bayan Fedrico Mogherini

Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Prens Zeyd bin Ra'ad

BM inanç ve mezhep özgürlüğü özel raportörü Ahmet Şehid

BM Din veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye

BM Barışçıl Toplanma ve Gösteri Yapma Özgürlüğü Özel Raportörü Maina Kiai.

 
Bu mektup ayrıca Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna da gönderildi.

ABNA24.COM


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki