Erdoğan’ın İstikrarsız Devletinin Gölgesi Altında Türkiye’nin Önündeki Senaryolar (Özel-2)

  • News Code : 812861
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA24.COM
Brief

İç siyasetin süreçlerinin işlevsel olabilmesi Türkiye’nin dış siyasetindeki davranışlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Diğer bir ibaretle dış siyasetteki hadiseler Türkiye’nin iç siyasetinin gidişatına şiddetli bir şekilde etki ediyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Dünkü yazının devamı...
Dış Siyasetin Gidişatı
Ilımlı analist Taştekin’e göre, Türkiye’nin dış siyasetteki kesin olmayan tavırları devam edecektir ve Suriye ile Irak’taki gelişmeler Ankara’yı zor zorumda bırakacaktır. Suriye ordusunun Rusya’nın desteğiyle İdlib’e doğru ilerlemesi durumunda Türkiye’nin güneydoğu sınırlarında askeri gerginlik artacaktır; neticede Türkiye güçleri ile Kürt güçlerinin çatışması yakındır ve Türkiye’nin Menbiç’e girmesiyle başlayacaktır. Genel olarak Türklere göre Türkiye’nin 2017’deki en önemli dış siyaset meselesi Suriye ve Irak olacaktır. Bunun yanında Trump devletinin iş başına gelmesiyle Amerika ile ilişkileri yeniden yapılandırmak, Rusya ile ilişkileri sürdürmek, İran’ın üstün jeopolitik vaziyeti karşısında dengeleri korumak gibi konular Ankara’nın dış siyasetini şekillendirecektir. Strafor araştırma kurumu yıllık raporunda, Ortadoğu kriz merkezlerinde İran ile Türkiye arasındaki stratejik rekabete dikkatleri çekmiştir. Bu kuruluşlun öngörüsüne göre, bu iki ülke arasındaki rekabet Kuzey Suriye ve Kuzey Irak alanındaki denklemde kızışacaktır. Türkiye, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de birleşik bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek için nüfuz alanları oluşturmaya çalışıyor; buna karşılık İran fiili nüfuz alanını korumaya çalışacaktır. Buna karşılık Daeş’i Irak ve Suriye’den temizlemek için kara operasyonlarını artıracak olan Türkiye, mahalli kaynak ve nüfuzunu kullanarak siyasi ve askeri huzurunu en üst düzeye ulaştıracaktır. Bu mesele, Türkiye ve bölgesel rakipleri arasındaki, özellikle İran’la, rekabeti kızıştıracaktır.
Strafor araştırma kurumu, Rusya’nın Suriye’deki huzurundan dolayı Türkiye’nin Suriye’deki askeri hareketliliğinin sınırlı kalacağını öngörüyor. Rusya askeri güçlerinin varlığı büyük ihtimalle Türkiye askeri güçlerinin el-Bab’ın doğu ve batısına doğru ilerlemesini engelleyecektir. Ama Türkiye, Kürt meselesini halletmek ve ondan kaynaklanan tehditleri azaltmak için Daeş karşıtı operasyonlarda, özellikle Rakka’da etkin bir rol oynayacaktır. Bu durumda bir taraftan Kürt güçlerinin ilerlemesini önleyecektir ve diğer taraftan Daeş’in sınır ve terörist eylem tehditlerini azaltacaktır. Irak’ta da Osmanlı imparatorluğunun geleneksel sınırlarına, özellikle Sincar, Musul, Erbil ve Kerkük’e, özel bir bakışı olacaktır ve bunun asıl delili ise Daeş Irak’tan çıktıktan sonra oluşacak olan güç boşluğudur. Bu konu, doğal olarak İran ile Türkiye arasındaki jeopolitik rekabeti artıracaktır ve Arabistan ile diğer Fars Körfezi ülkeleri Irak’ın kudret yapısında Sünnilerin konumunu güçlendirmek için Türkiye ile birlikte hareket edeceklerdir. BMİ araştırma kurumu da Türkiye’nin 2017’deki güvenlik ve savunma durumu hakkında bir rapor hazırlamıştır; ekonomik indeksler ve istatistikler, gelecek yıldaki güvenlik durumu, terör eylemlerinin devamı ve dış siyasetteki gerginlik gibi konularda öngörüler belirtilmiştir.
Bu kurumun raporuna göre, Türkiye’nin 2017’deki savunma ve güvenlik harcamaları 13 milyar dolara kadar artacaktır ki bu rakam geçen yıla göre yüzde 5/3 artışı gösteriyor. Darbeden sonra getirilen olağanüstü hal durumu birkaç defa uzatılmasına rağmen bu kez de terör eylemlerinden ötürü devam edecektir. Türkiye’nin en önemli iç güvenlik sorunu, Daeş unsurlarının terör eylemleri için yapacakları faaliyetler olacaktır. Aynı şekilde Türkiye içinde oluşan güvenlik boşluklarından ötürü bölge kamuoyu Erdoğan hükümetinin Beşşar Esad’a karşı daha esnek olduğunu görecektir. Moskova, Tel Aviv, Şam ve Bağdat ile ilişkilerin genişletilmesi Türkiye dış siyasetinin 2017 öncelikleri arasında olacaktır. Bu konu bu ülkenin iç ve dış güvenlik endişeleriyle yakından ilgilidir ki böyle süreçlerin en önemli neticesi Türklerin turizm sanatına olumsuz yansıması olacaktır. Yapılan öngörülere göre bu rakam yıllık olarak 20 milyonun altına kadar düşecektir.
Sonuç ve değerlendirme
Araştırma ve düşünce kuruluşlarının yaptığı bu öngörüler çerçevesinde görülen o ki Türkiye 2017 yılında önemli sorunlar ile karşı karşıya kalacaktır ki bu aynı zamanda belirleyici değişimleri beraberinde getirecektir.
Yapılan öngörülere dikkatle denilebilir ki iç siyasetin süreçlerinin işlevsel olabilmesi Türkiye’nin dış siyasetindeki davranışlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Diğer bir ibaretle dış siyasetteki hadiseler Türkiye’nin iç siyasetinin gidişatına şiddetli bir şekilde etki ediyor. Genel olarak cari yılda terör saldırılarını önlemeye çalışmak, başkanlık sistemine geçiş ve Kürtlerin kuzey Suriye’deki ilerleyişinin tehditlerini en aza indirgemek zikredilen süreçlerin lokomotifi unvanıyla çalışacaktır. Toplamda Türkiye’nin dış ve iç siyasetteki senaryoları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
1. Büyük bir ihtimalle cari yılda iç siyasetteki en önemli süreç anayasa değişikliği için referandum yapılması ve Meclisin başkanlık sistemini onaması olacaktır. Akp bu senaryonun gerçekleşmesi için Kürt sorunu tehditlerini daha ön plana çıkararak, Milliyetçi Hareket Partisini yanına çekmiştir.
2. Kürt Demokratik Halk partisinin vekillerini geniş bir şekilde tutuklayarak ve medyatik tebliğler vasıtasıyla Kürtler aleyhine milliyetçi duyguları körükleyerek, Kürtler resmi kudret yapısından çıkarılmaya veya güçleri en aza indirilmeye çalışılacaktır. Bu süreç, Kürt güçler ile hâkim parti arasındaki iç çatışmayı körükleyecektir. Bu yüzden PPK tarafından polis ve askere karşı yapılan terör eylemlerinin artması beklenmelidir.
3. Anayasa değişikliği senaryosu gerçekleştiği takdirde, İslamcıların hükümet, yargı ve askeri kurumlar içindeki gücü artacaktır ve Erdoğan’ın başkanlığı altındaki hâkim parti otoriter bir yapıya doğru gidecektir. Bu mesele bir taraftan Türkiye’deki demokrasi indekslerini, insan haklarını ve medeni özgürlükleri belirleyecektir ve diğer taraftan İslamcılar ve Kemalistler arasında iki kutuplu bir ortam yaratacaktır. Bu sürecin sonuçlarından biri, 2016 yılının ikinci yarısında başlayan bilim adamlarının ve ilmi dehaların Türkiye’den çıkışı olacaktır.
4. Ekonomik açıdan, artan siyasi istikrarsızlık ve risk alımının azalmasından dolayı döviz girişi azalacaktır ve neticede merkez bankasının döviz rezervleri azalacaktır. Türk lirasının değer kaybı, enflasyonun yükselmesine neden olacaktır. 2017 yılında enflasyonun 6/9 civarına yükselmesi ve turizm gelirlerinin düşüş göstermesi öngürülüyor.
5. Dış siyaset alanında Türkiye’nin güney komşularıyla uygulayacağı dış siyaseti kuzey Suriye’deki Kürt kantonları meselesi ve PPK’nın kuzey Iraktaki hareketleriyle doğrudan alakalı olacaktır. Türkiye ve Rusya arasındaki anlaşmaya dikkatle, büyük ihtimalle Fırat Siperi operasyonu Münbiç’e doğru ilerleyecektir.
6. Yıldırım Binali’nin 2017’deki Bağdat ziyareti, Türkiye’nin dış siyaset önceliğinin Bağdat ile ilişkilerin yeniden yapılandırılması olduğunu gösteriyor. Ama cari yılda Işid Musul ve Rakka’dan çıkarsa Türkiye ile İran arasındaki strateji rekabet, Işid’in elinde bulundurduğu bölgelerde güç boşluğu oluşumundan dolayı şiddetlenecektir. Kuzey Suriye’deki Kürtlerin faaliyetinden ve Türkiye içinde artan terörizmin devamından kaynaklanan endişelerin tesiri altında ve aynı şekilde Rusya ile işbirliğinde iyi niyet göstergesi olarak, Türkiye, bir taraftan Beşşar Esad devletine karşı yürüttüğü sert konumunu bir kenara bırakacaktır ve diğer taraftan teröristlere verdiği lojistik ve siyasi destek ilişkileri açıklığa kavuşacaktır.
7. Amerika ile ilişkiler ve bu ülkeyle stratejik ilişkilerin ihya edilmesinin niteliği Trump devletinin programlarına bağlıdır. Ama Maykıl Flin’in, Amerika’nın Ortadoğu’daki en önemli ortağına destek niteliğindeki açıklamaları, Ankara-Washington arasındaki ilişkilerin yeniden yapılandırılmaya çalışıldığını gösteriyor. Bu senaryo Fetullah Gülen’in Trump tarafından iadesi durumunda yakındır.
8. Avrupa birliği ile ilişkiler, sığınmacı krizi ve Türkiye’deki geniş çaplı tutuklamalardan kaynaklanan insan hakları eleştirilerinden dolayı olumlu bir süreç geçirmeyecektir. Özellikle idam yasasının geri getirilmesi durumunda Avrupa birliği ile ilişkilerde ihtilaf gittikçe artacaktır. Bu sürecin etkisi altında ve Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşması Nato ile olan ilişkilerde olumlu bir değişime yol açmayacaktır.
9. Cari yılda Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda ise denilebilir ki Suriye’nin siyasi sisteminin geleceği hakkında ayrılık olması ve ortak bir noktanın olmaması, Kürtler konusunda ilişkilerde tehdit zihniyetinin Türkiye liderleri tarafından İran’a nispet verilmesi, İran’ın Türkiye’nin Ortadoğu’nun kriz merkezlerindeki askeri varlığına karşı hassasiyeti, Türkiye ile Fars Körfezi ülkeleri arasındaki ilişkilere nispet, özellikle Suriye ve Irak konusundaki stratejik ilişkileri noktasında var olan hassasiyetler olumlu bir görünüm vermemektedir. Gerçekte önümüzdeki süreçler geçen yılların rekabet içindeki ilişkilerin devamı olacaktır.
Şaşırtıcı olan tüm bu süreçlerin Erdoğan’ın Türkiye’nin siyasi alandaki varlığına bağlı olmasıdır ve ne delille olursa olsun onun siyasi alanda olmaması tüm bu senaryoları tersine çevirebilir. Akp, Türkiye’nin geleceğinin Erdoğan’ın geleceğine bağlamıştır.

ABNA24.COM

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA -

İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki