İmam Hüseyin -a.s- evrensel vahdet ekseni

İmam Hüseyin -a.s- evrensel vahdet ekseni

İmam Hüseyin -s- yalan ve hilelere karşı direnmekle yüreklerde büyük bir coşku yaratan büyük bir fedakarlığa ve kanlı bir şehadete imza attı.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İmam Hüseyin -a.s- yalan ve hilelere karşı direnmekle yüreklerde büyük bir coşku yaratan büyük bir fedakarlığa ve kanlı bir şehadete imza attı. İmam Hüseyin’in -a.s- kırmızı kanı donuk ve soluk yüreklere yeni bir ruh kazandırdı ve hakkı ihya etmek ve zulmü yok etmek üzere büyük bir vahdet oluşturdu. İmam Hüseyin -a.s- günümüze dek gönülleri aydınlatan büyük bir öykünün başlangıcı oldu ve tüm insanları has ve öz bir hakikate davet etti.

İmam Hüseyin -a.s- karanlık ve sapkınlık, insanları ve hükümdarları esir aldığı bir dönemde hidayet meşalesini kaldırdı. O dönemde ayaklar doğru yolda ilerlemekten aciz olmuş ve gaflet büsbütün her şeyi manadan boşaltmıştı. O dönemde hakikat güneşi zulmün yüksek dağlarının ardında kalmış ve insanlar sarılacak güvenli bir ip bulamadan nifak ve karanlığın bulanık atmosferinde hareket etmeye çalışıyordu.

 

İmam Hüseyin -a.s- ayaklandığı dönemde din, yaşam, önderlik ve özetle her şey anlamını kaybetmiş ve iktidarın kirli elleri tüm kötü ve şom ilişkileri güzel göstermeye çalışıyordu. Sanki herkes el ele vermiş ve yalan ve hileyi doğru ve dürüst göstermeye çalışıyordu.

Zamanın en cahil insanı, yani Yezid bin Muaviye iktidarı ele geçirdiği ve insanlarla saadet ve kurtuluş yerine bedbahtlık ve esaret sunduğu bir dönemde İmam Hüseyin -a.s- kıyam etmeyi ve insanlara hücceti tamamlamayı kendisine vacip gördü.

 

İmam Hüseyin -a.s- bu şartlarda kıyam etti ve karanlığa karşı direnerek gaflet duvarını yıkmak ve uyuyan vicdanları Allah aşkıyla ilgili bir öyküyü anlatarak uyandırmak istedi. İmam Hüseyin -s- yalan ve hilelere karşı direnmekle yüreklerde büyük bir coşku yaratan büyük bir fedakarlığa ve kanlı bir şehadete imza attı. Hüseyin’in -a.s- kırmızı kanı donuk ve soluk yüreklere yeni bir ruh kazandırdı ve hakkı ihya etmek ve zulmü yok etmek üzere büyük bir vahdet oluşturdu. Hüseyin -a.s- günümüze dek gönülleri aydınlatan büyük bir öykünün başlangıcı oldu ve tüm insanları has ve öz bir hakikate davet etti.

 

 

Eğer İmam Hüseyin -a.s- sadece Müslümanlara ait bir önder olduğunu söyleyecek olursak, yanlış söylemiş oluruz. Nitekim bugün Hüseyni Erbain merasimlerine Avrupa, Amerika ve Doğu Asya bölgelerinden farklı mezheplere mensup olan İmam Hüseyin -a.s- hayranları katılıyor. Hüseyni Erbain yürüyüşünde Kerbela’ya uzanan yolda Hristiyanların İsa bin Meryem adlı çadırda ziyaretçilere hizmet sunulması bu iddianın ispatıdır. Yine bir başka örnekte Çin’in Traim firmasının budist personeli de Hüseyni Erbain etkinliklerine katılmaktadır. Çinli budistler şehitlerin efendisi İmam Hüseyin a.-s- saygısına bir kaç gün boyunca işlerine ara veriyor ve Erbain yürüyüşünde Kerbela’ya doğru yürüyen ziyaretçilere salevat karşılığında hizmet sunuyor. Çinli budistler kurdukları çadırda ziyaretçilere su, çay, meyve ikram ediyor ve cep telefonlarını şarj ediyor.

 

 

Çin’in Traim firması Başkanı şöyle diyor: İmam Hüseyin -s- büyük bir insandı. Biz Hüseyin’in -s- kim olduğunu ve Kerbela’da başına neler geldiğini biliyoruz. Biz kendimizi buraya akın eden ziyaretçilerle bir aile biliyor ve onların acılarını paylaşıyoruz.

Evet, bu insanlar dünya genelinde İmam Hüseyin -a.s- aşıklarına birer küçük örnektir, üstelik hiç bir Müslüman da değildir. Ancak Hüseyin -a.s- aşkı öylesine tüm dünyaya yayılmıştır ki insan olan herkes bu aşkın sıcaklığını hissederek içinde eriyebiliyor.

 

 

Diana Tranco, Amerika’nın Teksas eyaletinde Hristiyan bir ailede dünyaya gelen ve orada büyüyen ve yeni yeni İslam dinini benimseyen biridir. İmam Hüseyin’in -a.s- kişiliğine hayran olan Diana şöyle diyor: İmam Hüseyin’in -s- hareketi ve iradesi hakikati ihya etmeye yönelikti. İmam -a.s- her şeyi feda ederek dinin aslı ve insaniyetin hakikati yaşasın istedi. Bu olayda acayip bir fikri ve akli boyut söz konusudur ve benim de Müslüman olmamın en önemli sebebi da buydu zaten. Bence İmam Hüseyin’in -a.s- şahsiyeti evrenseldir.

 

 

Gerçekte Kerbela ve Aşura meselesi sadece şia Müslümanlara özel bir mesele değildir ve İmam Hüseyin -s- aşkı, Müslümanların vahdet eksenidir. İmam Hüseyin -s- ve mazlumane şehadeti, Allah’ın dini ve peygamberinin siyerinde yaşanan en büyük sapmanın önüne geçti. İmam Hüseyin -s- kendi kanı ile İslamî inancın yüzüne oturan tozu temizledi. Bu büyük fedakarları Müslümanları hangi mezhepten ve hangi tarikattan olursa olsun İmam Hüseyin -s- karşısında huşu ve saygıya yöneltiyor ve Müslümanların kalbini birbirine yakınlaştırıyor.

 

 

Afganistan’ın Meşal adlı özel yüksek eğitim kurumu hocası ve ehli sünnet alimi Mevlevi Abdulaziz Mücahid şöyle diyor:

Hz. İmam Hüseyin -a.s- hilafeti İslam Peygamberi’nin -a.s- siyerinden uzaklaştıranlara karşı kıyam etti. İslam ümmetinin imamı emri maruf ve nehyi münker için kıyam etti. İmam Hüseyin -a.s- hareketi şiarda gündeme gelen her şeyi pratiğe döktü ve bu hareket, İslam dünyasında iyi tesirleri oldu ve sonucu İslamî uyanışta açıkça göze çarptı.

Mevlevi Mücahid’e göre Hz. İmam Hüseyin’in -a.s- özgürlükçü hareketini takdir etmek, tüm Müslümanların vahdetini pekiştiren etkendir ve İmam Hüseyin -a.s- tüm beşeriyetin vahdet eksenidir ve kıyamı da herkesçe onaylanan bir kıyamdır.

 

 

Merhum Ayetullah Seyyid Rıza Sadr, şehitlerin önderi adlı kitabında şöyle yazıyor: İmam Hüseyin’in -s- şehadeti İslam’ın vahdetine vesile oldu. Bu kıyam şia ve sünniyi yan yana getirdi ve İmam Hüseyin -a.s- İslam’ın vahdet kahramanı oldu. Şialar ve sünniler, her ikisi de Hüseyin’i -a.s- öner olarak bilir. Her iki mezhep saadeti o hazreti izlemekte görür ve her ikisi Yezid’i İslam dışı bilir.

 

 

İmam Hüseyin’in -a.s- şehadetinden önce Müslümanların arasında derin bir uçurum ve çatlak oluşmuştu. Bazıları Osman yandaşı ve bazıları Alevi olmuştu. İmam Hüseyin’in -a.s- kıyamı bu uçurumu ortadan kaldırdı, öyle ki Osman yandaşlarının büyüğü olan Zahir gibi hür bir insan İmam Hüseyin -a.s- saflarına katıldı ve o hazretin ordusunun komutanı oldu.

Bugün yine İmam Hüseyin -a.s- İslamî vahdetin anahtarı ve Müslümanların birbirine yönelik sevgilerinin kaynağıdır. Bugün Hüseyni -a.s- aşk ve şevk Müslümanların kalbini örten tozu siliyor ve gönülleri cilalandırıyor. Bugün hangi Müslümana Hüseyin’i -a.s- izlemeye davet edersen, çağrına lebbeyk diyor. Gerçekten de kim Hüseyin’e -s- yüz çevirip Yezid’e yönelebilir ki!?

 

 

Eğer İmam Hüseyin -a.s- kıyamı kameri 61 yılında ve asırlar sonra Müslümanların vahdetine vesile olmuşsa, neden bugün bu önemli kapasiteden bu yolda yararlanılmıyor?

Burada Lübnanlı şia Müslümanların ünlü önderi İmam Musa Sadr’ı anmak istiyoruz. İmam Musa Sadr, Muharrem ayında düzenlenen oturumlarda şia alimlerden başka sünni alimleri ve hatta Hristiyan düşünürleri İmam Hüseyin -a.s- ve Aşura kıyamı hakkında görüşlerini beyan etmek üzere davet ederdi. İmam Musa Sadr’ın bu yöntemi İmam Hüseyin’i -a.s- özel bir mezhebe mensup olmaktan çok daha öteye taşıyor ve Aşura kıyamının muhatap kitlesini tüm kavimleri ve mezhepleri kapsayacak şekilde genişletiyordu. Aynı yöntemi Nijeryalı Müslümanların lideri Şeyh İbrahim Zekzaki de uyguladı ve sayısız insanın kalbini İmam Hüseyin -a.s- aşkı ile tanıştırdı. Nitekim bugün Nijerya’da ve çevre ülkelerinden sayısız kalp İmam Hüseyin -a.s- aşkı ile atıyor.

 

 

Gerçekten de eğer dini ihtilafları şom ve yıkıcı bir afet olarak görüyorsak, eğer İmam Hüseyin -a.s- şehadeti ile İslamî toplumda yıkıcı ve yıpratıcı olan bir çok ihtilafı ortadan kaldırdığını söylüyorsak, pratikte de o imamın izleyenlerinden olmalı ve daha fazla İslamî vahdet için çaba harcamalıyız.

Eğer İmam Ali -a.s- önderlik hakkına göz yumarak sessiz kaldıysa, eğer İmam Hasan -a.s- İslam ümmetinin maslahatını Muaviye ile barış yapmakta gördüyse ve eğer İmam Hüseyin -a.s- mazlumane bir şekilde şehit düştüyse, hepsi İslamî toplumun maslahatı ve bisetin öz ve has ahlaki değerlerinin korunması içindi.

 

İslam düşmanları Müslümanların arasında savaş ve münakaşa ateşini alevlendirdiği şu dönemde de İmam Hüseyin’in -a.s- adalettalep hareketine dayanarak düşmanları daha iyi tanıyabilir ve karşılarında tek bir ümmet olup durabilir ve öte yandan da Müslüman kardeşlerimizle hangi mezhepten olursa olsun kardeşçe geçinebiliriz. Kuşkusuz eğer bugün tehvidi inançların hakiki izleyenlerin İmam Hüseyin’i -a.s- örnek alır ve insaniyet ve ahlaki faziletleri ihya etmek üzere birlik olursa, kuşkusuz bu yüce hedeflerine ulaşacaktır.

  

Evet, İmam Hüseyin kameri 61 yılının Aşura gününden bu yana insaniyet ve şerafet zirvelerinde dimdik ayakta durun ve dünyayı nuru ile aydınlatan bir insandır. Bugün Hüseyni nur tüm alemi aydınlatıyor ve uyanık kalplerin ilgisini çekiyor. Bugün Hüseyin’in -s- nidası halâ tüm dünyada yankılanıyor: Acaba bana Allah’ın dinini ayakta tutmakta yardım edecek biri var mıdır?

Ey İmam Hüseyin -a.s-, bizi da çağır, varsın biz de Kerbela’daki arkadaşların gibi senin etrafında toplanalım ve öz Muhammedi -a.s- İslam’ı ihya etmek için sana yardım edelim.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2018 Hac Mesajı
Şeyh Zakzaki