İnsan kaçakçılığı, uygar ABD’nin ürünü - 2

  • News Code : 859042
  • Source : Parstoday
Brief

Amerika devleti İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik mesnetsiz iddialarına bir yenisini daha ekleyerek Dışişleri Bakanlığının yıllık raporunda İran’ın adını insan kaçakçılığında eli bulunan ülkelerin listesinde gösterdi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Amerika Dışişleri Bakanlığı yeni yıllık raporunda İran İslam Cumhuriyeti insan kaçakçılığını yok etmek için asgari standartlara uymak bir yana, hatta bu alanda hiç bir çaba harcamadığını iddia etti. Amerika bu bahane ile İran’a karşı bazı kısıtlama kararları da uygulamaya başladı.

Oysa gerçekte 21. yüzyılın bu şom fenomeninin gerçek çıkış noktası sözde uygar ve insan hakları iddiasında bulunan ABD ve AB ülkeleridir.

 

İnsan kaçakçılığı, doğrudan insani kerameti hedef alan ve maalesef uluslararası düzeyde çok hızlı bir şekilde gelişmekte olan korkunç bir fenomendir. Amerika Dışişleri Bakanlığı bu ülkede ırkçı eğilimlerin ve kölelik düzenini ihya etme istekleri eskiden beri sürekli var olan ırkçı eğilimler olduğu halde başka ülkelerin insan hakları konusunda rapor yayımlamaya yelteniyor. Bugün dünyada Amerikalı beyaz toplumun kızılderili yerlilere ve köle olarak getirdiği siyahilere ve diğer etnik azınlıklara yaptıkları ayrımcılığı ve uyguladığı ırkçılığı bilmeyen yoktur. Nitekim bu eğilimin devam etmesi, Amerika’da ırkçı iç savaşların üzerinden yıllar geçmesine karşın ırkçılık zeminleri ve hatta ırkçı nefret ve şiddet temelinde katliamları yapılması bu sözde insan hakları havarisi ülkede hala hızla gelişmekte ve devam etmektedir.

 

Amerika’da insanların değerinin kriteri ırkçı düşüncelere dayanır. Bu yüzden Amerika’da kölelik düzeni kaldırılmasına karşın ırkçı olaylar ve geçmişteki ırkçı davranışları hatırlatan hadiseler arada bir tekrarlanmaya devam ediyor.

Eski sömürü döneminde ve dünya sömürücü devletlerin arasında paylaşıldığı yıllarda, yerlileri yok etmek veya onları ırkları veya deri renklerine göre sınıflandırmak, sömürücü devletlerin sömürdükleri ülkede ilk icraatıydı. Ancak günümüzde onca medeniyet ve ilerleme iddiasına karşın eski sömürü döneminin bu şom mirasının izlerine emperyalist üstünlük kompleksinde rastlıyoruz.

 

Aslında insan hakları ihlalleri ve insan kaçakçılığı ve insanlara köle gibi davranma örneklerinin tümünün en somut mısdaklarını ABD karnesinde bir arada görmek mümkün. Bu karanlık tablo Amerika’da ırkçılığın ve ırkçı eğilimlerin bu ülkenin çeşitli sosyal, kültürel ve hatta siyasi katmanlarına nüfuz ettiğini ve hiç bir belli ve sabit sınırı da olmadığını gösteriyor.

Amerika’da insan kaçakçılığı ile ilgili yayımlanan korkunç raporlar ve veriler, bu ülkede nasıl yüz binlerce kadın veya çocuğun kaçakçıların tuzağına düşürüldüğünü ve bu şom olgu ABD toplumunda yaygın bir konu olduğunu ve hemen hemen tüm eyaletlerinde de yaşandığını gözler önüne seriyor. Nitekim insan kaçakçılığı ile mücadele eden insan kaçakçılığı milli etüt merkezi de bu konuyu doğruluyor.

Amerika’da insan kaçakçılığı en çok bu ülkeye yönelik illegal göç eğilimleri kullanılarak gerçekleştiriliyor.

 

Dünyada insan kaçakçılığı sorunu ile uğraşan ülkeleri üç grupta değerlendirmek mümkün. Bunlar insanların geldiği ülke, transit geçtiği ülke ve gittiği ülkeden oluşuyor. İnsan kaçakçılarının tuzağına düşen insanlar genellikle Doğu Avrupa bölgesinde yer alan Arnavutluk, Bulgaristan, Çek cum., Litvanya, Polonya, Macaristan, Romanya, Ukrayna ve Afrika kıtasında bulunan Libya, Somali ve Nijerya ve latin Amerika’da yer alan Colombia gibi ülkelerden geliyor.

Tayland gibi  ülkeler ise transit ülkelerin kategorisinde yer alıyor. Nitekim Tayland insan kaçakçılarının cenneti ve kaçak edilen insanların cinsel istismara maruz kaldığı ülke olarak biliniyor. Bu ülkede cinsel turizm oldukça aktif sayılır ve bu yüzden bir çok insan kaçakçılarının gözde ülkesidir. İnsan kaçakçılarının hedef ülkeleri ise Belçika, Almanya, Yunanistan, Japonya, Hollanda, Türkiye ve Amerika gibi ülkeler oluşturuyor.

 

İnsan kaçakçılarının tuzağına düşen insanların büyük bir bölümü Amerika veya Avrupa ülkelerine gitmek istiyor, ama maalesef sonunda köle ticaretinin kurbanı oluyor ve ucuz iş gücü veya cinsel istismar şeklinde sömürülüyor veya bazı durumlarda çocuklar veya organları satışa çıkarılıyor.

BM özel raportörü ve Ağustos 2008’den beri başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insan kaçakçılığı alanında faaliyet yürüten Jevi Negazi İzilu bir süre önce BM genel kuruluna sunduğu raporunda bu gerçeğe işaret ederek şöyle dedi: dünyada organ nakli alanında yaşanan sıkıntı, insan kaçakçılarının hedeflerini bu yönde kullanmalarının bir sebebidir ve ayrıca organ nakli alanında artan talep ve organ kaynağının kıtlığı da bu durumu şiddetlendirmektedir.

 

AB tarafından yürütülen bir araştırmaya göre 2008 ila 2010 yılları arasında Avrupa’da  24 bin insan ticareti kurbanı resmen kayda geçti. Kurbanların çoğunluğunu ise kadınlar, %12 kadarını kız çocuklar, %17 kadarını yetişkin erkekler ve %3 kadarını da erkek çocuklar oluşturuyor.

Her üç kurban kadından ikisi fuhuşa zorlanmış, %25 zorla çalıştırılmış veya dilencilik yaptırılmış veya suç işletilmiş veya ameliyatla organlarını bu şom ticareti yapanlara vermeye zorlanmıştır.

Avrupa’da insan ticaretinin çoğu İtalya ve ardından İspanya, Romanya ve Hollanda’da kaydedilmiştir. Almanya’da da 651 insan ticareti kurbanı kaydedilmiştir. İnsan ticaretinde kadınların payı ise %80.

AB komisyonu ise araştırmanın sonunda bu rakamların sadece buzul dağının görünen bölümü olduğunu belirtmiştir.

Günümüzde başta ABD olmak üzere, insan hakları iddiasında bulunan bir çok Batılı ülke illegal tıbbi deneylerini Afrika kökenli siyahilerin üzerinde gerçekleştiriyor. Yayımlanan belgelere göre Afrika kıtasının siyahi nüfusu bu tür illegal deneyler için uygun bir nüfusu oluşturuyormuş. Bu yüzden zaten bir çok bilinmeyen hastalık ilk önce kara kıtada ortaya çıkıyor.

İnsan kaçakçılığı milli etüt merkezinin beş yıl boyunca topladığı bilgiler, insan kaçakçılığı Amerika’nin tüm eyaletlerinde yapıldığını gösteriyor ve bu şom ticaret Amerikan toplumunda yaygın bir suç olduğu anlaşılıyor. Söz konusu merkezin 2007 ila 2012 yılları arasında kalan beş yıllık süre üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre raporların %64 kadarı cinsel sömürü amaçlı kaçakçılık ve yüzde 292 işçilik amaçlı sömürü ve %3 de iki suçun karışımı ve %12 de belirsiz amaçlarla ilgili kaçakçılıkla ilgili olduğu anlaşılıyor. İnsan kaçakçıları insanları yalan, muğlak vaatler ve diğer türlü yöntemlerle kandırıyor ve böylece onları cinsel ticaret veya zorla işçiliğe sürüklüyor.

 

Bu raporda bir kaç anahtar nokta dikkat çekiyor. İlkin söz konusu beş yıllık sürede Amerika’da tam 9298 insan kaçakçılığı vakası raporu var. Kurbanların %41 kadarı cinsel ticaret kurbanı ve %20 kadarı da kaçak işçilik kurbanı oluyor. Kadın kurbanların %85 kadarı cinsel ticaret kurbanı ve erkeklerin %40 kadarı da kaçak işçilik kurbanı oluyor.

 

Tüm bunlar çağdaş dünyada yeni kölelik düzeninin şom izleridir ve özellikle Batılı insan hakları havarilerince yaygınlaştırılmaktadır. Bu devletler gerçi eski sömürü düzeninde tanımlanan kölelik sistemine son vermiştir, ama yeni sömürü düzeni gibi yeni kavramları yaratmış ve bunun yanında eski kölelik düzenini yakmakla övünürken, beşeriyete karşı suçun en somut mısdakı olan modern kölelik düzeyini uygulamaya koymuştur.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki