Iraklı Ayetullah'tan İngiliz Şiiliği Hakkında Çarpıcı Sözler

  • News Code : 829584
  • Source : Ehlader
Brief

İngiliz Şiiliği ve Vahabilik, Yaşlı İngiliz Kurtlarının Bir Oyunudur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - İngiliz Şiiliği ve Vahabilik, Yaşlı İngiliz Kurtlarının Bir Oyunudur.
Irak'ın önde gelen dini otoritelerinden birisi olan Ayetullah Seyyid Kemal Haydari basın mensupları ile İngiliz Şiiliği hakkında konuştu.

Necef-i Eşref'teki ofisinde basın mensuplarını kabul eden Ayetullah günümüz fitnesi hakkında şu açıklamalarda bulundu:

"Bugün, bu Vahabi ideolojisinin bir benzeri de, sözde bir tepki olarak, Şia'ya da yansıtılmaya çalışılıyor; Şii bir versiyonla.

Vahabiler ve aşırıcı Sünniler diyorlar ki; "Rafiziler, (yani biz) hepsi kafirdir. Abdullah ibn-i Sebe'nin takipçileri, Yahudi dönmeleridir..." böyle demiyorlar mı?

Peki, buna karşı aynı teorinin Şii versiyonu ne diyor?

"Sünnilerin hepsi Nasibi'dir, kafirdir, mürteddir, cehennemliktir..."Aynı ağız, aynı söylem. Kısaca aynı yöntemin Şii versiyonu. İşte bu, oluşumun ilk adımıydı.

Şuanda İngiltere ve Amerika'da yayın yapan kanallara bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi görürsünüz; İbn-i Teymiye düşüncelerinin Şiileştirilmiş versiyonu.

İşte bu noktalara çok dikkat etmeliyiz. ve maalesef bunlar, şu anda Şii düşüncesini etkilemeye başlamış durumdalar.

İnsanlar, kimleri destekleyip, kimlere kulak verdiğini çok iyi bilmelidir.

Bu din düşmanlarının borazanlarını dinleyenler Şeytan'ı dinlemiş olurlar.

Bunlar Ehl-i Beyt ve öğretileri ile ilişkili konularla bezenmiş Şeytanlardır.

Bunlar gördüğünüz gibi şu an teori safhasındalar.

Görüyorsunuz, Peygamber Efendimizin eşlerinden bazılarını iffetsizlikle suçlayıp bu konuda kitaplar kaleme alıyorlar.

Ehl-i Sünnet'in nikahlarının sahih olmadığını iddia ederek Sünnilerin haramzade olduğu iddiasıyla kitaplar yazıyorlar.

Sünnilerin kafir olduğu ve daha neler neler... Tüm bunlar Şii aşırıların tabiri caizse Şii Vahabiler'in alametleridir.

İnanın; on, yirmi, otuz sene sonra tam olarak bilemiyorum ama bu teori, şer'i ölçülere bağlı bulunmayan ve din ile çok da içli dışlı olmayan avam halk nezdinde diğerlerini öldürmeye kadar dönüşecektir.

Tıpkı Vahabilik'in bu duruma dönüştüğü gibi. İnsanları hiç acımadan aynı hayvanları boğazlar gibi ve utanmadan 'Allahu Ekber! La ilahe illallah' diye kesmiyorlar mı?

Elbette bunların hepsi için; böyledir ya da böyle olacaktır diyemeyiz. Ancak bunlar fikri olarak bu şekilde yetiştirilince, beyinleri bunlarla yıkanınca, hiç şüphesiz iş bu safhaya varacaktır.

Eğer bizler şimdi bu Emevi, Teymiyevi, Vahabi ideolojinin, bu aşırılığın Şiilik içerisinde yer etmesinin önünü alamazsak; emin olun ki 20-30 yıl sonra Sünni bir Müslüman'ı keserken 'Eşhedu enne Aliyyen Veliyyullah' diyen sözde Şiileri göreceğiz.

İslam ümmetinin düşmanlarının, ümmeti birbirine düşürmek istedikleri asıl tuzak da zaten budur.

Düşmanlar, yüzyıl boyunca tüm çabalarına rağmen 1.5 milyardan fazla olan İslam ümmetinin önünü bir türlü alamadıklarını çok iyi biliyorlar.

O zaman en iyi yöntem ihtiyar İngiliz sömürgeciliğinin kaidesi olan 'Böl ve Yönet' sistemiydi.

Bu 'Böl ve Yönet' de sadece teorik anlamda değil pratik anlamda da vuku bulmalıydı.

300-500 milyonluk Şiiler ile 1 milyarı aşkın Sünniler birbirlerine girsinler, savaşsınlar ve Allah rızası için birbirlerini öldürsünler. Böylece gelecek 500 yıl boyunca birbirimizi öldürüyor olacağız. Onlar da istedikleri gibi at koşturacaklar.

Peki bu sinsi plana karşı durmak kimin sorumluluğunda?

Öncelikle şuurlu dini alimlerinin sorumluluğunda. Bu tür konularda teoriler geliştirmek sizin (halkın) işiniz değil. Bu, din konusu uzmanlarının işidir. Ama maalesef merciiyet bu sorumluluğu konusunda oldukça kusurludur.

Dini kurumların tek sorumluluğu risale, ilmihal yazmak değildir. Bu tür konularda yazılan risalelerin bir birinden ne farkı var? Farkları %5'i ile %10'u geçmez.

Namazın, orucun, Hacc'ın... bunların hepsi %90 birbirinin aynısı, üzerinde ittifak edilmiş konular.

Masum İmamlar'ın naibi, vekili olan dini kurumların görevi nedir?

İmam şu anda olsaydı risale mi yazardı yoksa ümmeti mi yönetirdi? Sizce hangisini yapardı?

Bu işin nazari boyutu benim sorumluluğumdadır. Ben kendimden bahsediyorum. Başkalarından değil.

Ama bunun yayılması ve halka ulaştırılması sizin göreviniz; medya mensupları, aydınlar, fikir adamlarının görevleri.

Hiç şüphe yok ki; gibi ümmet ile dini müessese ve şuurlu merciiyet arasındaki köprü aydınlar ve düşünürlerdir.

Herkes kendi durumunca bunu yapmalıdır. Bu bazen minber, hutbe, vaaz olur; bazen sosyal medya bazen de üniversite ve eğitim kurumları.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki