İslami Yönetim Tarzı ve Cami Yönetimi Paneli / Foto

İslami Yönetim Tarzı ve Cami Yönetimi Paneli / Foto

27 Haziran 2018 Çarşamba Günü Saat 10.00'da Ehla-Der İstanbul Yenibosna'da bulunan merkez binasında gerçekleştirilen ve değerli âlimimiz Hacı Musa Aydın Hoca'nın sunumunu yaptığı "İslami Yönetim Tarzı ve Cami Yönetimi" adlı oldukça önemli panelden satırbaşları aşağıdaki gibidir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Camilerimiz konusunda nelere dikkat etmeliyiz ve bu İlahi mabetleri nasıl kullanmalıyız...

27 Haziran 2018 Çarşamba Günü Saat 10.00'da Ehla-Der İstanbul Yenibosna'da bulunan merkez binasında gerçekleştirilen ve değerli âlimimiz Hacı Musa Aydın Hoca'nın sunumunu yaptığı "İslami Yönetim Tarzı ve Cami Yönetimi" adlı oldukça önemli panelden satırbaşları aşağıdaki gibidir.

Mescitlerin Varlık Felsefesi ve Faydaları:

 

1- Allah ile irtibat

 

2- İlahi şiarların yüceltilmesi

 

3- Tanışma, kaynaşma ve vahdet

 

4- Müminlerin birbirinden haberdar olması

 

5- Teşrik-i Mesai

 

6- Eşitliğin sağlanması

 

7- Manevi Korunma

 

Mescitler Hakkında Dikkat Edilmesi Gerekenler:

 

  • Ezan:

 

* Ezan bizim en büyük şiarlarımızdan birisidir.

 

* Maalesef ezan bizler arasında gereken ehemmiyete sahip değildir. Genelde ezan ikinci sınıf insanların işi olarak görülüyor. Oysaki Emirü’l-Muminin (as) Müezzinlerin emiridir. Ezanın faziletlerini anlatılıp halkımıza buna teşvik edilmesi gerekir.

 

* Doğru ezan okunmasına dikkat edilmesi gerekir.

 

* Güzel sesle okunmasına dikkat edilmesi gerekir.

 

(Yahudi’nin kötü sesli müezzine hediye alma öyküsü ibret alınacak bir durumdur.)

 

  • Cami yaptırmaya teşvik.

 

İmkânı olan yerlerde cami, olmayan yerlerde mescit yapılması.

 

  • Cami yönetiminin başında mümkün mertebe işin temelinden beri bir âlimin olması.

 

  • Doğru Yönetim: Mümkün mertebe yönetime akıllı, çalışkan, cesaretli fedakâr, mütedeyyin ve takvalı insanların gelmesini sağlamak.

 

 

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ ۖ فَعَسَىٰ أُولَٰئِكَ أَن يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدِينَ.

 

“Allâh'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar şenlendirirler. Onların, doğru yolu bulanlardan olacakları umulur.”

(Tevbe/18)

 

  • Bazı kimselerin, camiye yardım etmesi veyayapımında emeği geçmesi onların o İlahi mabedi kendi mülkü gibi görüp istedikleri gibi davranmasına izin verilmemelidir.

 

  • Yönetimin gençlerden oluşması veya en azından genç yaşlı karma bir oluşumun gerçekleşmesi gerekir.

 

  • Camilerimizin temiz ve nezih olmasınaçok ama çok önem verilmelidir. Halkımıza da camiye geldiklerinde temizliklerine dikkat etmeleri, mümkün mertebe kötü koku ve benzeri şeylerden kendilerini arındırarak, güzel koku kullanarak ve Kur’an’ın tabiriyle يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍtemiz ve nezih bir şekilde gelmeleri tavsiye edilmelidir. Tıpkı hadislerde de tavsiye edildiği gibi. Aynı şekilde yeterli, uygun ve temiz tuvalet ve abdesthaneler bir caminin olmazsa olmaz zaruretlerindendir.

 

  • Camide gerekli düzeni sağlamalı, her şeyin belli bir sorumlusu olmalı ve herkesin istediği her şeye müdahale etmesinin önlenmesi oldukça önemli bir noktadır. Bu düzene hatta cemaat saflarında dahi riayet edilmelidir.

 

Resullullah’tan (s.a.a) şöyle nakledilmiştir:

 

“Ey insanlar! (Cemaat namazında) saflarınızı düzgün oluşturun. Omuzlarınız birbirine değecek şekilde yakınlaşın ki aranızda boşluk kalmasın. Aranızda farklılık ve ayrılık oluşturacak şekilde durmayın. Aksi takdirde Allah da kalpleriniz arasında farklılık ve ihtilaf oluşturur.”

 

Görüldüğü gibi bu hadiste beyan edilen direktif bizleri hem düzenli olmaya, hem de birbirimizle kaynaşmaya ve yakınlaşmaya yönelik ameli bir antrenmandır adeta.

 

  • Cami Hocası:

 

* Sözden önce ameliyle cemaate örnek ve önder olmalıdır.

 

* Cemaatine adeta baba gibi olmalıdır. Herkesle irtibatta olmalıdır; bazılarıyla samimi olup diğerlerini göz ardı etmemelidir.

 

* Herkese eşit mesafede durmalı, zengin fakir ve benzeri konularda asla fark gözetmemeli, hatta fakir ve zayıf kimselere daha fazla yakınlık göstermelidir. Nitekim Kur’an da Resulullah’a aynı şeyi tavsiye etmiyor mu?

 

* Sadece öğüt nasihatle yetinmeyip, cemaatinin dertleri ve sıkıntılarıyla mümkün mertebe ilgilenmelidir. Hayır ve şerlerinde onların hüzün ve sevinçlerini paylaşmalıdır.

 

* Cemaatine hiçbir zaman yukarıdan bakmamalı ve hep mütevazı olmalıdır. Basit ilişkilerde dahi kendisi için farklı bir konum belirlememeli, cemaatten ayrı bir oturma şekli ve platformu oluşturmamalı, yemekli toplantılarda insanların içerisinde ve onlarla yan yana oturup onların yediğinden yiyip, içtiğinden içmelidir.

 

* Ve enzir aşiretekel-muqarrebin emri gereği bir âlim ve mübelliğ cemaatinden önce kendi ailesi, çoluk çocuğu ve akrabalarına tebliği önemsemeli ve öncelemelidir. Aile efradının da cemaatiyle tanışma ve kaynaşmasını sağlamalıdır.

 

* Uygun üslup ve fırsatları kullanarak cemaatine bilgi akışını sürekli hale getirmeli ve bunun için minber, namaz arası, 3’lü 5’li halka sohbetleri vb. her fırsatı değerlendirmelidir.

 

* Ameli eğitimi önemsemeli; abdest, gusül, namaz gibi konuları uygulamalı öğretmesi gerekir.

 

* Kitapla, okuyup araştırmakla ilişkisini kesmemeli; gün geçtikçe bilgi hazinesini zenginleştirmeli ve tazelemelidir; özellikle günün ihtiyaçlarına hasbelkader cevap verebilme donanımını kendinde oluşturmaya çalışmalıdır.

 

* Cemaat namazlarını önemsemeli ve mümkün mertebe sabah namazlarında da bu sünneti ikame etme gayret etmelidir. Dikkat edin Ehl-i Sünnet kardeşlerimiz bu konuda bizlerden çok ileridirler. Sabah cemaat namazı olmayan bir cami hemen hemen yok gibidir.

 

* Gençlere ve çocuklara özel ilgi göstermeli, onlar için uygun programlar tertiplenmelidir. Teşvik mekanizmasını özellikle işletmelidir.

 

* Kadınlara programları eğer imkânı varsa, mesela eşi de âlime ise onlar vasıtasıyla uygulamalıdır. Eğer bu imkân yoksa ve bir zaruret varsa, onlar için tertiplenecek programlar mutlaka birkaç erkeğin de bulunduğu bir ortamda veya perde arkasından yapılmalıdır.

 

* Sohbetler, dersler ve ilmi çalışmalar, cemaatin eksikleri tespit edilerek onlara yönelik olmalıdır.

 

* Soru cevap mekanizmasını işletmeli ve özellikle genç kesimin soru sorması ve kendini ifade etmesine izin verilmeli, hatta onları buna teşvik etmelidir.

 

* Çeşitli münasebetlerde mümkün mertebe camide zengin ve çeşitlilik içeren programlar düzenlemeli ve bu programlarda gençlerin ve çocukların yeteneklerinden yararlanmalıdır.

 

* Her âlim belli aralıklarla camisinde Kur’an eğitimine özen göstermelidir. Özellikle tatillerde…

 

* Camide belli saatlerde bulunup insanlarla faydalı sohbetler veya onların serbestçe soru sorma ve muhabbetleri için vakit ayırmalıdır.

 

* Hata ve günahlardan korunma konusunda oto kontrol mekanizmasını işletmeli ve toplu sohbet ve meclislerde gıybet, dedikodu ve anlamsız sohbetlerin yapılmasını önlemeli ve bunu yaygınlaştırmalıdır.

 

* Hata yapan kimselerin hatasını başkalarının yanında açıp onu küçük düşürmekten şiddetle uzak durmalı ve gerektiğinde o hatayı, gizli bir yerde veya vasıtayla ona hatırlatmaya çalışmalıdır.

 

* Cemaatten her hangi birisiyle cedelleşme, polemik ve kırıcı tartışmalara asla girmemeli ve eğer de birisi cehaleti üzre böyle bir davranış içerisine girerse, Kur’an’ın emriyle selam deyip geçmelidir.

 

* Fakir ve ihtiyaç sahiplerine yardım konusunu camide düzenli ve yaygın hale getirmelidir. Hatta camide bir yardım sandığının bulunması belki de en uygun olanıdır.

 

* Cemaat arasında meydana gelen ihtilaf ve sürtüşmelerde, asla taraf olmamalı ve elinden geldiği kadar ve geciktirmeden ihtilafları uygun yollarla halletmeye çalışmalıdır.

 

* Cemaatle para pul pazarlığına girmemeli ve talebini vasıtayla ve hırs yapmadan dernek veya bununla yetkili taraflara ulaştırmalıdır.

 

* Her ne pahasına olursa olsun, izzet ve saygınlığını korumalı ve buna halel getirecek her türlü söylem ve eylemden uzak durmalıdır. Örneğin bazı yerlerde adet olan camide ulu orta insanların saf tutarak hocaya yardım etme alışkanlığı kesinlikle doğru bir yöntem değil ve âlimin saygınlığına gölge düşürmektedir.

 

* Cemaat arasında insanların müctehid yarıştırmasına ve dolayısıyla dolaylı da olsa, her hangi bir müctehid ve mercimizin saygınlığına gölge düşmesine izin vermemeli, eğer de bir müçtehide daha a’lem ve daha esleh biliyorsa, bunu uygun bir üslupla ve diğer müçtehitlere olan saygı ve hürmette de kusur göstermeden tavsiye etmelidir.

 

* Cemaatin herhangi birisinin herhangi bir âlime saygısızlık ve dedikodu yapmasına izin vermemeli ve âlimler arasındaki bazı ihtilaflara cemaati asla karıştırmamalı ve onların yanında o âlim de dâhil hüsn-i zannı izhar etmelidir.

 

* Gündelik siyasi polemiklerin en azından camiye ve cami sohbetlerine sokulmasına izin vermemelidir.

 

* Ehl-i Sünnet ile iç içe ve yan yana yaşanan yerlerde özellikle vahdet konusuna hassasiyet göstermeli ve komşuluk ilişki ve diyaloglarını sıcak ve dostane tutmaya gayret etmeli ve cemaatine de bunu aşılamalı ve buna zarar verecek söylem ve eylemlerden uzak tutmalıdır.

 

* Ehl-i Beyt (as) hakkında bazı kimselerin guluv ve aşırıcılığa kaçan söylem ve düşüncelerinin cemaatine, özellikle gençler arasına sızmasına asla izin vermemeli ve bu zehirli düşüncelerin panzehrini büyüklerimizin ve imamlarımızın açık ve değerli ifade ve açıklamalarından yararlanarak hazırlamalı ve gerektiğinde etkilenen kimselere telkin etmelidir.

 

* Dua kültürünü yaygınlaştırma: Ehl-i Beyt’in bizlere yadigâr olarak bıraktığı dua hazinesi başka kimsede yoktur. Bu Ehl-i Beyt’in buna ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Dolayısıyla biz de cemaatimiz arasında bu kültürün yaygınlaşması ve bu dualardan azami ölçüde yararlanılmasını sağlamalıyız. Ama evvela dua merasimlerimizi fazla uzatmamak ve tadında bırakmak gerekir. Saniyen bunu bir iki dua ile sınırlı tutmayıp, özellikle Sahife-i Seccadiye kitabından bu doğrultuda sıkça yararlanmalıyız.

 

* İntizar kültürünü doğru tanıtmak ve mektebimizin istediği gerçek muntezirler yetiştirmek zorundayız. İnsanların imamlarını tanıma ve onunla bağlarını güçlendirme doğrultusunda çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız.

 

* Çocuklar ve gençler için hafta sonlarında ve özellikle yaz tatillerinde onları camiye ve programlarına cezbedilmesini sağlamak için bazı eğlendirici ve helal olan oyun ve sportif faaliyetlerin imkânlarını sağlamaya çalışmalıyız. Mümkün olduğunda ara sıra bazı eğlence ve eğitimi bir arada barındıran piknikler de düzenlenirse gençlerin cezbinde fevkalade etkili olur. Bunu ailelerin maddi ve manevi desteklerini sağlayarak gerçekleştirmek mümkündür.

 

* Cami ve faaliyetleri için en ideal olan iki hocanın camide görev yapmasıdır. Faaliyetlerin tatil olmaması, bıktırıcı ve yorucu olmaması ve yapılacak görev taksimiyle daha verimli, faydalı ve etkili faaliyetler için bu önemlidir. Elbette eğer hocalardan biri genç, diğeri biraz daha ileri yaşta olursa daha uygun olur. Zira genç olan âlim kardeşimizin gençlerle ilgilenmesi ve daha iyi kaynaşması, diğerinin de diğer insanlarla bunu yapması daha kolay olacaktır. Tabi ki bu durum ancak o zaman verimli ve başarılı olabilir ki; söz konusu hocalarımız birbiriyle uyumlu hareket etmiş olsunlar. Böylece daha etkili faaliyetlerle birlikte ameli olarak da kardeşlik, ihlas ve samimiyetin de örneğini sergilemiş olurlar. Aksi takdirde bu durum Allah korusun faydadan çok zarar verir.

 

* Bazen ulema ve cemaatler arasındaki samimiyeti ve vahdeti oluşturmak, pekiştirmek ve bizlerde olan potansiyel haset dürtüsünü törpülemek için diğer bazı cami cemaatleri ve hocalarıyla müşterek programlar düzenlemek veya birbirlerinin programlarına katılmak veya diğer camilerin hocalarını ara sıra kendi camilerine sohbet için davet etmek fevkalade etkili olur diye düşünüyorum.

 

 

 


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2018 Hac Mesajı
Şeyh Zakzaki