İsrail'in Batı Şeria'daki tarım uygulamaları: Yerleşimciler ihya olurken Filistinliler aç kalıyor

  • News Code : 857681
  • Source : Sol
Brief

1967'den bu yana Batı Şeria topraklarını karış karış işgal eden İsrail, Filistinlileri köleleştirmek adına her türlü adımı atıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA -  1967'den bu yana Batı Şeria topraklarını karış karış işgal eden İsrail, Filistinlileri köleleştirmek adına her türlü adımı atıyor. İsrail yönetimi, Ürdün Vadisi'nde hem suyu hem de tarım alanlarını tekelleştirirken, ülkenin Avrupa'ya ihraç ettiği ürünlerin büyük bir kısmı yasadışı yerleşim yerlerinde yetişiyor.

Ürdün Vadisi, Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 30'unu kapsar, kuzeydeki 1949 tarihinde belirlenen ateşkes hattından güneydeki Ölü Deniz'e, doğudaki Ürdün Nehri'nin doğusundaki tepelere kadar uzanır. İsrail'in kuzeyinde yer alan Celile Denizi'nden (İbrancesiyle Kinneret) doğan nehir, Batı Şeria'yı güneyden geçerek Ölü Deniz'e akar. Ürdün Vadisi, Batı Şeria ile Ürdün arasındaki doğal ve politik sınırı oluşturur. Vadi çoğunlukla kuraktır ve az miktarda yağış alır. Yaz aylarında sıcaklık 45 dereceyi aşabilir.

Ürdün Vadisi'nde yaklaşık 80,000 Filistinli yaşıyor, bölgedeki en kalabalık nüfus merkezi Eriha; burada yaklaşık 22,000 Filistinli yaşıyor.[1] İsrail'in 1967'deki işgalinden bu yana Ürdün Vadisi'nde uluslararası hukuka aykırı olarak 40 yerleşim inşa edildi[2] ve bu yerleşimlerde yaklaşık 9,500 İsrailli yaşıyor.[3]

İsrail'in Ürdün sınırının yakın bölgelerini kapalı askeri bölgeler olarak belirleyen talimatları 1967'den bu yana Filistinlilerin Ürdün Vadisi'ne girişini etkili bir şekilde kısıtladı. İsrail ayrıca kurak vadinin altındaki su akiferini kontrolünde tutuyor ve bölgede kazı, sondaj ve vadi akiferinden su çekme hakkı yalnızca İsrail'in ulusal su şirketi Mekorot'a ait.[4] Geçici Oslo Anlaşma Şartları uyarınca Filistinlilerin vadide su çıkarması yasaklanmıştır ve Ürdün Vadisi'nde yaşayan Filistinlilerin neredeyse tamamı Mekorot tarafından tahsis edilen suyu kullanmaktadır.[5]

Filistin Özerk Yönetimi su tahsisi için İsrail hükümetine haraç öder; Ürdün Vadisi'ndeki yerleşimciler günde kişi başı 300 litre su alırken, Eriha sakinleri günlük kişi başı 200 litre su alabilmektedir ve bedevi toplulukları için su alımı günlük 20 litreye kadar düşebilmektedir.[6]

Bunun yanı sıra Dünya Bankası verileri daha kötüsüne işaret ediyor; yayımlanan rapora göre Filistinliler, Batı Şeria'daki İsrailli yerleşimcilerin tükettiği günlük su miktarının yalnızca dörttte birinden yararlanabiliyor.Ayrıca 1999'dan 2007 yılına kadar Batı Şeria'daki Filistinliler için günlük kişi başına düşen su miktarının yüzde 35 oranında düşüş gösterdiği kaydedildi, Batı Şeria'daki Filistinliler -her ne kadar durumları Gazzelilerden daha iyi olsa da- Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilen günde minimum 100 litrenin altında su tüketmektedirler.[7]

Bununla birlikte Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleri tarafından ekilen tarım arazilerinin 1997'den 2012'ye yüzde 35 oranında arttığı kaydediliyor.[8] Dünya Bankası, 2013 yılında tarım için kullanılan yerleşim alanlarının potansiyel değerinin en az 251 milyon dolar olduğunu bildirdi.[9]

Yine Dünya Bankası'na göre tarım, 1990'ların ortalarında Filistin Özerk Yönetimi'nin gayri safi yurt içi hasılasına yüzde 14 katkıda bulundu; ancak bu oran 2011'de yüzde 5,1'e geriledi. Bununla birlikte Filistin tarım sektöründeki istihdam 1995'ten 2011'e neredeyse iki katına çıksa bile, İsrail'in getirdiği kısıtlamalar nedeniyle o dönemde üretim yarı yarıya geriledi.[10]

Banka, 2013 yılında İsrail'in Filistinlilere tarım alanlarını (yerleşimciler tarafından işgal edilen 187 kilometrekarelik alan hariç) sulamaya yönelik kısıtılamalarının ve Filistinliler tarafından üretilen tarım ürünlerinin ihracatına getirdiği kısıtlamalarının Filistin ekonomisini yılda 704 milyon dolar zarara uğrattığını bildirdi.[11]

Batı Şeria'daki İsrail politikaları, 1995 yılında imzalanan İsrail-Filistin Geçici Anlaşması (son "Oslo Anlaşması") şartları uyarınca işgal altındaki topraklarda Filistin Özerk Yönetimi'ne sınırlı otorite yetkisi verir. Bugün Batı Şeria'da Filistinlilerin büyük bir kısmı ''Alan A'' olarak adlandırılan bölgede yaşıyor, burası yaklaşık 2,7 milyon nüfusludur ve Filistin yönetimi, Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 18'ini oluşturan şehir ve kasabalarda tam güvenlik yetkisine sahip.

Bununla birlikte Alan B olarak adlandırılan ve Batı Şeria'nın yüzde 22'sini oluşturan köyler ve kırsal alanlarda Filistin yönetiminin herhangi bir askeri/güvenlik gücü bulunmuyor. Öte yandan İsrail, Oslo Mutabakatı'nın "Alan C" olarak adlandırdığı ve Batı Şeria'nın yüzde 60'ını oluşturan bölgede, arazi kullanımı ve inşaat izinleri gibi tüm güvenlik ve sivil konular üzerinde özel denetimi elinde tutar.[12] Günümüzde Alan C'de yaklaşık 300,000 Filistinli yaşamaktadır.[13]

Ürdün Vadisi'ndeki 40 İsrail yerleşimi, ''Alan C''ye dahil edilen bölgelerde bulunuyor. Ürdün Vadisi'ndeki 9,500 yerleşimcinin bölge nüfusunun yaklaşık yüzde 11'ini oluşturmasına rağmen İsrail yetkilileri, Ürdün Vadisi'nin yüzde 86'sının kontrolünü (1,467 kilometrekarelik bir alan), ''Ürdün Vadisi Bölgesel Konseyi'' ve ''Kuzeydoğu Ölü Deniz Bölge Konseyi'' isimlerinde iki ayrı yerleşim meclisine bıraktı.[14]

Ürdün Vadisi'ndeki arazinin yaklaşık yüzde 87'si Alan C'ye dahil edilir.[15] İsrail, Ürdün Vadisi'ni 2002 yılında "ulusal park" olarak değerlendirerek, Alan B olarak sınıflandırılan bölgeleri Filistin tarımına ya da başka bir kullanıma elverişsiz hale getirdi. İsrail güçleri, 2012 yılında Ürdün Vadisi'ndeki 172 yapıyı ve 2013'te 390 yapıyı tahrip etti. Bunların yerine yeni yerleşimler inşa edildi.[16]

İsrail, Alan C'de yaşayan Filistinlilerden evlerini, hayvan barınaklarını, yollarını, duvarlarını, kuyularını, su depolarını, güneş panellerini hatta elektirk direklerini inşa etmek veya yenilemek amaçlı araziyi herhangi bir şekilde kullanabilmeleri için bir takım askeri izinler talep ediyor; bu izinlere sulama borularının döşenmesi, ağaç dikimi ve hayvan otlatmak da dâhil.

Fakat bu isteği karşılamak da yetmiyor; İsrail ordusu 2000'den 2007'ye kadar Batı Şeria'daki Filistinli izin başvurularının yüzde 94'ünden fazlasını reddetti. Bununla birlikte Filistinlilere bol bol ceza kesildi; sıklıkla ''kaçak'' inşaatlar yıkıldı, ''yasadışı arazi kullanımı'' suçlamasıyla Filistinlilerin keçi ve koyunlarına el konuldu ya da çobanlara hayvan başına para cezası kesildi.[17]

ARAZİ KULLANIM KISITLAMALARI

İsrail yönetimi, Alan C'de yer alan arazileri, ''devlet arazisi'', ''atış talim alanı'' ya da ''doğa koruma alanları'' olarak tayin ederek buralara Filistinlilerin erişimini sınırlar. İsrail, Alan C'deki arazilerin büyük bir kısmını "devlet arazisi" olarak, yani Filistinlilerin herhangi bir kişisel veya kolektif mülkiyet haklarının tanınmadığı topraklar olarak belirtir.[18] İsrailli planlama uzmanlarına göre, bu arazi kısıtlamaları Filistinlilere Alan C'nin yalnızca yüzde 0,5'inde inşaat hakkı tanır.[19]

Bunun yanı sıra İsrail'in resmi politikası, yerleşim yerlerinin yalnızca devlet arazilerine inşa edilmesini ön görür ve İsrail yönetimi, Filistinlilerin buralardaki hak iddialarını reddeder. Söz konusu yasadışı yerleşimlere karşı çıkan İsrailli bir sivil toplum örgütü tarafından derlenen resmi kayıtlara göre, yerleşim alanlarının yaklaşık yüzde 21'i, mülkiyetini Filistinlilerin elinde tuttuğu araziler üzerine inşa edilmiş durumda.[20]

Ayrıca İsrail yönetimi, 1967'deki işgalden bu yana Batı Şeria'daki devlet arazilerinin yalnıca yüzde 0,7'sini (8,6 kilometrekare) Filistinlilere ayırdı; devlet arazilerinin yüzde 8'lik bir kısmı (103 kilometrekare) yerleşim meclisleri ve telekomünikasyon şirketlerine ayrıldı, bakanlık binaları ve devlete ait elektrik ve su dağıtım şirketlerine bu arazilerin yüzde 12'lik bir kısmı (160 kilometrekare) ayrılırken bu arazilerin yüzde 31'i (400 kilometrekare) de Dünya Siyonist Örgütü'ne (WZO) tahsis edildi.[21]

FİLİSTİN TARIMININ KARŞILAŞTIĞI KISITLAMALAR

İsrail yönetimi, Filistinlilere uyguladığı arazi kullanım kısıtlamalarını yerleşimcilere uygulamıyor. İsrail, Batı Şeria'daki toprak ve su kaynaklarını Filistinlilerden yasadışı olarak alarak yerleşimcilere tahsis etti ve hükümet, yerleşimcilere ilave sübvansiyonlar da sağladı. Bununla beraber İsrail yönetimi, Filistinli çiftçilere de arazi kullanımı ve alt yapı erişimi konularında da bir dizi kısıtlama getirdi.[22]

Yerleşim tarımı büyüdükçe Filistin tarımı geriledi. Batı Şeria'da Filistinlilere ait tarım arazileri 1965'ten 1994'e kadar yüzde 30 oranında oranında azaldığı kaydedildi.[23] Bununla birlikte, 1994'ten 2008'e kadar tarım gelirinin Filistin'in gayri safi yurtiçi hasılasına yaptığı katkı yüzde 13,3'ten yüzde 5,7'ye düştü.[24] Öte yandan bir insani yardım kuruluşu da, Filistinli çiftçilerin arazi kiralama bedeli de hesaba katılarak günde 50 ila 100 şekel (14,30-28,60 ABD doları) arasında kazandıklarını bildirdi.[25]

Buna ek olarak, İsrail'in Filistinlileri tabi tuttuğu hareket özgürlüğü ve ürünlerin taşınmasıyla ilgili kısıtlamalar, Filistinli çiftçilerin herhangi bir ürünü İsrail'e veya başka ülkelere ihraç etme kabiliyetine zarar verir. İsrail'e ait askeri kontrol noktaları Ürdün Vadisi'ne giren beş yolun dördünü sınırlıyor; bu kontrol noktalarından üçü, daha önce Ürdün Vadisi'ne girme izni almadığı müddetçe Filistinlilerin kendi araçlarıyla geçmelerine izin vermezken, dördüncü nokta ise genel olarak Filistinlilerin yalnızca yürüyerek veya otobüsle geçmelerine izin veriyor.[26]

Ürdün Vadisi'ndeki Filistinliler, ürünlerini Ürdün Vadisi dışındaki şehirlere ve Batı Şeria'da bulunan kasabalardaki pazarlara taşımak isteyen çiftçiler de dahil olmak üzere, genellikle daha uzun beşinci yolu seçmek zorunda; Birleşmiş Milletler'in (BM) tahminlerine göre, kontrol noktalarındaki gecikme maliyetine ek olarak, bu ilave nakliye masrafları, çiftçilere yıllık olarak 2,3 milyon dolara mal oluyor.[27]

İsrail bu askeri kontrol noktalarında Filistinlileri sıklıkla bir kamyonun ürünlerinin boşaltılması ve ürünlerin incelenmesi gibi güvenlik kontrollerine tabi tutar. Bu prosedürler nakliye sürelerini ve maliyetleri arttırmaktadır. Buna karşılık, yerleşim üretimi genellikle yerinde denetlenir, kontrol noktalarında boşaltma ve denetim yapılmaksızın ürünler İsrail'de bulunan alıcılara gönderilir ve daha sonra yurt dışına ihraç edilir.[28]

Öte yandan Ürdün Vadisi'ndeki Filistinliler, İsrail'in suya erişim kontrollerinin Filistinlilerin kârlı tarımsal faaliyette bulunma yeteneğini kısıtladığını söylüyor. Genel olarak, Alan C'de Filistinlilerin yaşadığı yerleşim birimlerinin yüzde 70'inden fazlasının herhangi bir su şebekesine olmadığı da kaydedilen bilgiler arasında.[29]

İsrail'in Ürdün Vadisi'ndeki tarım yerleşimleri, İsrail ordusunun el koyduğu Filistinlilere ait topraklar üzerinde kurularak, yerleşim yerlerine bedelsiz ya da nominal maliyetle tahsis edilmiştir.[30] İsrailli çiftçiler, suyun yüzde 70'ini Ürdün Vadisi'nin altında yer alan akiferden su çeken İsrail'in ulusal su taşıma şirketi Mekorot'tan almaktadır; suyun diğer yüzde 30'u da Ürdün Nehri ve bir yeraltı suyu rezervuarından geliyor.[30]

Ürdün Vadisi'nde Mekorot şirketine ait bir su pompalama istasyonu. Bu istasyonlar yalnızca İsrail yerleşimlerine su sağlamaktadır. İsrail yönetimi, Ürdün Vadisi'ndeki hem suyu hem de tarım alanlarını tekelleştirir. İsrail'in Avrupa'ya ihraç ettiği ürünlerin yüzde 70'i yasadışı yerleşim yerlerinde yetişiyor. Fotoğraf: Michael Bueckert

Ağustos 2012'den itibaren, yaklaşık 4,240 Filistinlinin İsrail yerleşimlerindeki tarım sektöründe (çoğunlukla Ürdün Vadisinde çalışmak üzere) İsrail tarafında talep edilen resmi izinleri çıkarttığı bildiriliyor.[31] İsrail'deki işçi hakları örgütü Kav LaOved'e göre 2011 yılında toplamda 26,831 Filistinli İsrail yerleşimlerinde çalışma iznine sahipti.[32] Fakat İsrail hükümeti, çocuklar da dahil olmak üzere resmi izinlere sahip olmayan ve yerleşim bölgelerinde çalışan Filistinlilerin sayısı hakkında bilgi toplamıyor.

İsrail hükümeti, yerleşim tarımının toplam değeri veya tarım ürünlerinin dış pazarlara ihracı hakkında ayrıştırılmış bilgileri yayınlamaz. Der Spiegel'den Christoph Schult'un 2013 tarihli haberine göre, her yıl yerleşimciler Avrupa'ya (yerleşim üretimi de dahil olmak üzere]) 220 milyon avro tutarında mal ihraç ederken, Filistinliler için kıyaslanabilir rakam sadece 15 milyon avro.[33]

Dünya Bankası, yerleşimlerdeki tarımsal üretiminin değerini yıllık 251 milyon dolar olarak hesaplıyor. Fakat Ürdün Vadisi Bölgesel Konseyi'ne göre, Ürdün Vadisi'ndeki tarımsal üretimin değeri yıllık yaklaşık 500 milyon şekel (146 milyon dolar) ve ekili alan sayısı yaklaşık 33,000 bu da 33 kilometrekareye denk düşüyor.

YERLEŞİMCİLER İÇİN SÜBVANSİYONLAR

İsrail, yerleşim tarımına çok ciddi miktarlarda sübvansiyonlar da sağlıyor. Örneğin, Jerusalem Post'tan Tovah Lazaroff'un haberine göre 2009'da hükümet, özellikle Ürdün Vadisi'nde yerleşim tarımının geliştirilmesi için Dünya Siyonist Örgütü'nün (WZO) yerleşim birimine 20 milyon şekel (5,7 milyon ABD doları) ayırdı.[34]

Knesset'in (İsrail parlamentosu) Finans Komitesi, 2012 yılında Ürdün Vadisi ve Binyamin yerleşim meclisleri için 7,6 milyon şekel (2,17 milyon ABD doları) ödenek ayrılmasını onayladı. Buna ek olarak, 2009-2010 döneminde hükümet, ''ulusal öncelikli alanlar'' olarak belirlediği Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Celile'de "bölgesel bileşenlerin geliştirilmesi" için WZO Uzlaşı Grubu'na devlet bütçesinden 143 milyon şekel ayırdı. 2004'te WZO Uzlaşı Grubu'nun, "kırsal yerleşime yardım" konusunda 44,4 milyon şekel harcadığı kaydediliyor.[35]

Genel olarak, İsrail'in Ürdün Vadisi'ndeki yerleşim alanlarına tarımsal kullanım için ayırdığı toprak miktarı, 1997'den 2012'ye yüzde 16 oranında arttı.[36] İsrail hükümetinin "Ulusal Öncelikli Alanlar" olarak belirlediği tarımsal yerleşimler için de çeşitli avantajlar sağlanmıştır. Ağustos 2013'te İsrail hükümeti, 91 yerleşimi ''Ulusal Öncelikli Alan'' olarak ilan etti ve bunlardan 89 tanesi yerleşik ayrım duvarının doğusunda yer alıyordu.[37]

Öte yandan İsrail Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı, 1980 tarihli ''Tarımda Yatırım Teşvik Kanunu''na dayanarak ulusal öncelikli olarak belirlenmiş alanlardaki yerleşim faaliyetlerini de doğrudan destekler. Bakanlık, Ürdün Vadisi, Yahudiye ve Samarya'daki yerleşim bölgeleri için toplam yatırımın yüzde beşi oranında ek bir idari hibe sağlamaktadır.

Belirtildiği üzere Batı Şeria'daki Filistinli çiftçiler, yerleşimciler karşısında ciddi boyutlarda dezavantajlara sahip. Günün sonunda tarımla uğraşan Filistinlilerin yasadışı yerleşim bölgelerinde bulunan özel işletmelerde iş aramaktan başka seçeneği kalmıyor. 1967'den bu yana İsrail, Batı Şeria topraklarını karış karış işgal ederken Filistinlileri de köleleştirmek adına uluslararası hukuku da çiğneyerek her türlü adımı atıyor.

Notlar:

[1] B’Tselem, Dispossession and Exploitation, s. 7. (Bkz. Palestinian Central Bureau of Statistics (PCBS), Localities in Jericho & Al Aghwar Governorate by Type of Locality and Population Estimates, 2007-2016)

[2] Yerleşimlerin birçoğu 1960'ların sonlarında ve 1970'lerde, İsrail'in daha sonra tarımsal işlevli yerleşim birimleri olarak (bazıları da doğrudan İşçi Partisi ve Kibbutz Hareketi ile bağlantılı olarak) tahsis edeceği "Nahal" askeri karakolları olarak kuruldu. (Bkz. Kerem Navot, Israeli Settler Agriculture as a Means of Land Takeover in the West Bank, s. 50, Ağustos 2013)

[3] Kerem Navot, Israeli Settler Agriculture, s. 7.

[4] World Bank, Assessment of Restrictions on Palestinian Water Sector Development, 2009, s. 5.

[5] B’Tselem, Dispossession and Exploitation, s. 19.

[6] OCHA, Humanitarian Fact Sheet on the Jordan Valley, s. 1.

[7] World Bank, Restrictions on Palestinian Water Sector Development, s. 4, 13, 17.

[8] Kerem Navot, Israeli Settler Agriculture, s. 8.

[9] World Bank, Area C and the future of the Palestinian Economy, s. 10.

[10] World Bank, Area C and the future of the Palestinian Economy, s. 2, 7.

[11] World Bank, Area C and the future of the Palestinian Economy, s. 8.

[12] OCHA, Area C Vulnerability Profile.

[13] Birleşmiş Milletler (BM) ajansları, Alan C'deki Filistinli nüfusun 150,000 olduğunu tahmin ettiler, ancak kapsamlı bir anket yapıldıktan sonra Mart 2014'te bu rakamı 300,000 olarak revize ettiler.

[14] B’Tselem, Dispossession and Exploitation, s. 9.

[15] OCHA, Humanitarian Fact Sheet on the Jordan Valley, s.1.

[16] OCHA, Forced Displacement: Overview, Haziran 2014.

[17] Bimkom, The Prohibited Zone: Israeli planning policy in the Palestinian villages in Area C, Haziran 2008, s. 10.

[18] B’Tselem, Area C: Taking over Palestinian land by declaring it ‘state land’, 13 Mart 2013.

[19] B’Tselem, Acting the Landlord: Israel’s Policy in Area C, The West Bank, Haziran 2013, s. 9.

[20] B’Tselem, Army and Civil Administration data: One-fifth of settlements’ built-up area is private Palestinian land, 6 Temmuz 2010.

[21] Association For Civil Rights In Israel, Information Sheet – Allocation of State Land in OPT, 23 Nisan 2013.

[22] HRW, Separate and Unequal: Israel’s Discriminatory Treatment of Palestinians in the Occupied Palestinian Territories, Eylül 2010.

[23] Emergency Water and Sanitation / Hygiene, Factsheet No. 14: Water for Agriculture in the West Bank, Mart 2013, s. 1.

[24] Al-Shabaka, Policy Brief: Farming Palestine for Freedom, 2 Temmuz 2012.

[25] Ma’an Development Center, Limited Opportunities: The Labor Market for Youth in the Jordan Valley, 2013, s. 11.

[26] Oxfam, On the brink: Israeli settlements and their impact on Palestinians in the Jordan Valley, s. 15.

[27] OCHA, Special Focus: West Bank Movement and Access Update, Auğustos 2011, s. 24.

[28] Oxfam, On the brink: Israeli settlements and their impact on Palestinians in the Jordan Valley, s. 17.

[29] OCHA, Area C of the West Bank: Key Humanitarian Concerns, Ağustos 2014.

[30] B’Tselem, Dispossession and Exploitation, s. 24.

[31] Kerem Navot, Israeli Settler Agriculture, s. 54.

[32] Kav LaOved, Employment of Palestinians in Israel and the Settlements, Ağustos 2012, s. 37.

[33] Christoph Schult, Patience Runs Out: EU To Crack Down on Israeli Settlement Products, Spiegel Online International, 11 Şubat 2013.

[34] Tovah Lazaroff, WZO to spend NIS 20 m on agriculture over green line, Jerusalem Post, 20 Temmuz 2009.

[35] Zeonbar Consultants, Tools for promoting settlement in priority development areas, examining existing tools and suggesting new ones, Aralık 2006, 139. dipnot.

[36] Kerem Navot, Israeli Settler Agriculture, s. 9.

[37] Peace Now, The Price of the Settlements, s. 12


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki