İsrail'in Lübnan işgali... Lübnan ve Suriye'nin kararlılığı

  • News Code : 896823
  • Source : İntizar
Brief

İran, Suriye ve Lübnan Direnişine karşı Amerikan-Siyonist düşmanlığı ve Direniş Eksenine yeni bir uluslararası izolasyon girişimleri de dahil, bölgede yaşanan her şeyin arkasındaki gerçek hedef, Filistin'deki Direniş ile Filistin davasını sona erdirmek ve içeriden-dışarıdan bu davaya sağlanan desteği bitirmektir. Gel gelelim ki bu, İsrail ve Amerikalıların asla gerçekleşmeyecek olan rüyasıdır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA6 Haziran 1982'de, İsrail işgal ordusu ikinci kez Güney Lübnan'ı işgal edebilmek üzere saldırıya geçti.  1948 yılından beri sürekli işgal ve baskınlara maruz kalan Güney Lübnan'da, "el-Celile'nin güvenliği" operasyonu adı altında, işgal yeniden başladı. Bunun adeta bir "gezinti" olacağını zanneden İsrail, bazı raporlarda, Güney Beyrut'un işgalinin olaysız geçtiğini ve Beyrut'a girmeden önce Direnişe maruz kalmadığın iddia etti. 

Ne var ki, Ali Beydoun tarafından kaleme alınan "Beyrut, insanlar ve Direniş" adlı kitap, bunun aksini ortaya koyuyor. Buna göre, 06.07.1982 tarihinden bu yana Şâkif kalesi, Siyonist düşmana karşı şiddetli bir direnişe şahit oldu ve bu savaş karşı karşıya gerçekleşti. Halde'de başlayan Direnişin sonuçlarından biri olarak, İsrailli bir general öldürüldü, Ehud Barak ise bu işgal sırasında ağır yara aldı. 

Siyasi analist Cemal Vakim'in "Suriye'de büyük güç mücadelesi" adlı kitabında yazılanlara göreyse, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridindeki durumdan endişe duyan İsrailliler, bu durumu Filistin intifadasının patlak vermesinin belirtilerinin ufukta göründüğü şeklinde yorumluyor. Buna göre, Siyonist rejim bundan kaçınmanın tek yolunun Lübnan'daki Filistin liderliğini vurmak ve Filistin Kurtuluş Örgütünün, Siyonist varlığın kuzeyine yönelik füze fırlatmasına engel olmak olduğunu düşünüyor. İsrail işgalinin ikinci hedefi ise, Suriye'yi beklemeden İsrail ile "barış anlaşması" imzalayabilmek üzere Lübnan'daki müttefiki Beşir el-Cemil'in yönetime gelebilmesini sağlamaktır. Suriye'yi zayıflatarak bitirmek ve Lübnan'daki etkisini yok etmek ve Filistin Kurtuluş Örgütü üzerindeki kontrolünü kaybetmesini sağlamak da söz konusu işgalin hedeflerindendir. 

Üçüncü hedef ise, tek Ortadoğu paketindeki tüm kartları kazanmaktı. Bu kar, dönemin Lübnan yönetimindeki Siyonist varlığın müttefiklerinin durumu ile bağlantılıdır. İşgal ordusu, Ürdün Krallığının çöküşü ve ülkenin doğusunda bir Filistin devleti kurulması için batıda kontrolü sağlamaya devam ederken Filistin Direnişini Lübnan'dan Ürdün'e çıkarmak saldırının amaçları arasındaydı. Bu nedenlere ek olarak, Ariel Şaron ve öğrencisi Ehud Barak'ın siyasi pozisyonlara ulaşma istekleri de iç politika ile ilgili sebeplerdendi. 

Daha sonra "Haaretz" gazetesinin de aralarında bulunduğu İsrailli medya araçları tarafından, "el-Celile'de barış" operasyonlarını ve uydurma hedeflerini gündeme getiren "Uranyum belgeleri" yoluyla ortaya koyulan, işgalin getireceği kazanç paketini elde edebilmek için, Suriye ordusunun yenilgiye uğraması ve ülkenin hızla düşmesi gerekiyordu. Bu sayede Filistin'e füze ateşkesi dayatılabilir ve Şam-Beyrut yolu kontrol altına alınabilirdi. Siyonist varlık, bu başarıyı elde edebilirse Lübnan'daki tarafların, İsrail'in Suriyelilere karşı üstünlüğünün farkında olmasını sağlayacaktı.

Ayrıca Amerikalılar, Suriye'nin özellikle de uluslararası bir izolasyonun etkisiyle ABD tarafından dayatılan şartları kabul edecek kadar zayıfladığını düşünüyordu. Amerika, İsraillilerin bölgeden tam olarak çıkması karşılığında Suriye'nin Lübnan'dan çıkması teklifini reddetti. Suriye ise Amerika'nın tehditleri ile Lübnan'dan çıkmayı kabul etmedi. 

Üçüncü gün geldiğinde, İsrail saldırı planına başladı. Suriye Hava Kuvvetlerinin savaşa atıldığı ve 10 adet Mig uçağının kaybedildiği operasyonda, İsrail işgal güçleri, Suriye radarı el-Barok'a ulaştı. O gün Suriyeliler çok sayıda şehit ve maddi kayıp verdi. Suriye Ordusu, Şam-Beyrut yolunu korumaktan çekildiler. 

İsrail varlığı, savaşın hızını arttırdı. Bu sayede Suriye Ordusuna karşı hızlı bir yenilgi sağlayabileceğini zannediyordu. 1982 yılında gerçekleşen Lübnan saldırısının hedeflerini ve planlarını belirten "Uranyum belgeleri"ne göre, Suriyelilere 1967 yılında olduğu gibi yıldırım savaşı yoluyla bir operasyon yürütülmesi önerisi ileri sürüldü. Bu operasyonun amacı, İsraillilere, Suriye'yi 72 saat içerisinde bir yenilgiye uğratmaya yeterli olacak kara gücünü sağlamaktı. Bunun yanı sıra, Golan'da tamamıyla karadan havaya füze sistemlerinin yok edilmesi ile ilk 24 saat içerisinde hızlı bir başarı elde etmek ve Şam-Beyrut eksenini kontrol altına almak operasyonun hedefleri arasındaydı. İsrailliler, Suriye'ye karşı en kısa sürede ve en az kayıpla elde edecekleri bir başarının, Filistin davasının önemini bir kenara iteceğini düşünüyordu. Çünkü savaşın süresini uzatmak, Irak ile İran arasında doğu cephesinin alevlenmesini durdurabilir ve Mısır'ın barış anlaşmasını askıya almasına neden olabilirdi. 

Diğer yandan, Amerika'da düzenlenen başkanlık seçimlerinde Ronald Regaan'ın seçilmesinin ardından, ABD yönetimi Sovyetler Birliği ile olan çatışmasını tırmandırdı. Sovyetler Birliği Başkanı Yuri Andropov, göreve gelmesinin ardından, Suriye ile barış anlaşması imzaladı ve Suriye Ordusunu yeniden silahlandırarak güçlendirdi. Andropov, Ortadoğu'daki çatışmada Amerika Birleşik Devletleri'nin karşısında durma kararı aldı. 

Bu arada düşman güçlerine karşı omuz omuza savaşan Lübnan Ordusu, Flistin Kurtuluş Örgütü ve Suriye güçleri, 72 saat içerisinde tamamlanması planlanan savaşın süresini, 6 ay boyunca uzatmayı başardı. "Sultan Yakup" bölgesinde gerçekleşen kahramanca savaş, İsraillilerin yenilgisi ve geri çekilmeleri ile sonuçlandı. Dolayısıyla, işgalden beklenen hedeflerin hiçbiri amacına ulaşamadı. İsrailliler, Lübnan'da imzalamayı umdukları barış anlaşmasından eli boş döndüler. Suriyelileri yenilgiye uğratma ve Lübnan'dan çıkarma hedeflerine de veda ettiler. 

Filistin Direnişinin Lübnan'dan çekilmesinin, Lübnan topraklarında gerilla eylemlerini durdurduğu doğrudur. Bununla birlikte güneyin işgali, ulusal ve İslami bir direnişin yeniden şekillendirilmesini sağladı. Bu Direniş, 18 yıl boyunca devam eden savaşta, Siyonist düşmana ağır bir bedel ödeterek, Güney Lübnan'dan çıkmasını sağladı.

Bugün yaşananlar göz önünde bulundurulduğunda, 1982 yılındaki Lübnan savaşının hedefleri, bugün Suriye'ye düzenlenen savaşın hedeflerinden farklı değildir. Birinci savaşın arkasındaki hedef, Suriye'nin Lübnan'dan çıkarılmasıydı ve bu 2005 yılında sağlandı. Ardından, Lübnan'da Direniş'in vurulması, zayıflatılması ve İsrail ile barış anlaşmasını imzalayacak bir rejimin kurulması hedefleniyordu. İran, Suriye ve Lübnan Direnişine karşı Amerikan-Siyonist düşmanlığı ve Direniş Eksenine yeni bir uluslararası izolasyon girişimleri de dahil olmak üzere, bölgede yaşanan her şeyin arkasındaki gerçek hedef, Filistin'deki Direniş ile Filistin davasını sona erdirmek ve içeriden-dışarıdan bu davaya sağlanan desteği bitirmektir. Gel gelelim ki bu, İsrail ve Amerikalıların asla gerçekleşmeyecek olan rüyasıdır. 

Abid Bessam
Kaynak: El-Ahad 
Çeviri: Merve Soydaş

İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

cartoon Quds 2018
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki