Katar büyükelçisinin Tahran’a geri dönmesi

  • News Code : 855783
  • Source : Parstoday
Brief

Riyad - Doha hattında yaşanan gerilim sadece iki Arap devleti ilişkilerinde yaşanan gerginlik değildir. Bu kriz aynı zamanda FKİK olarak anılan ve altı ülkeden oluşan Fars körfezi işbirliği konseyi adlı yapılanmanın da çöküşü demektir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA –  Riyad - Doha hattında yaşanan gerilim sadece iki Arap devleti ilişkilerinde yaşanan gerginlik değildir. Bu kriz aynı zamanda FKİK olarak anılan ve altı ülkeden oluşan Fars körfezi işbirliği konseyi adlı yapılanmanın da çöküşü demektir.

Hatırlanacağı üzere bundan yaklaşık iki yıl önce Katar, FKİK’e üye bazı ülkelerle birlikte Arabistan’ın Tahran büyükelçiliği ve Meşhed konsolosluğunda yaşanan olayların ardından Tahran büyükelçisini geri çağırmıştı. Bu hareket tabi ki Suud rejiminin FKİK üyelerine baskıları sonucu gerçekleşti. Fakat şimdi geçen Haziran ayında bu kez Arabistan ve Katar ilişkileri şimdiye kadar görülmemiş tehlikeli bir krizle karşılaştı ve Suud rejimi bir kaç Arap rejimini de yanına alarak Katar devleti ile tüm ilişkilerini kesti ve hemen ardından Doha’ya karşı şiddetli siyasi, iktisadi ve medya saldırılarını başlattı. Bu saldırılar halen devam ediyor. Ancak ne var ki Arabistan ve üç müttefikinin Katar’a karşı başlattığı bu saldırılar şimdiye kadar hiç bir sonuç vermedi ve Doha yönetimi İran ve Türkiye’nin yardımları ile şu ana kadar mucizevi bir şekilde Suud rejimi ve müttefiklerinin dayattığı tehlikeli durumu atlatmayı başardı.

Bu şartlarda ve Arabistan ve müttefiklerinin Katar’a dayattıkları kuşatma devam ettiği bir sırada FKİK üyelerinin medya organları sürekli Katar emirinin alternatifinden ve kraliyet hanedanından bir başkasının Katar’da iktidarın başına geçmesinden söz edip duruyor. Bu arada Doha yönetimi Tahran yönetimi ile ilişkilerini düzeltmek ve büyükelçisini tekrar İran’a göndermekten söz etmeye başladı.
Kuşkusuz Arabistan’ın Katar’a dayattığı bu krizin üzerinden bir kaç ay geçtiği bir sırada bu hareket, Doha’nın Suud rejimine indirdiği en büyük darbe sayılır. Suud rejimi İran’ı kendilerinin en büyük düşmanı niteliyor. İran ve Arabistan arasındaki ilişkiler kral Salman ve oğlu Muhammed bin Salman döneminde son yılların en karanlık ilişkilerine döndü. Bu arada Riyad İran ile ilişkilerini kesmek üzere Arap ülkeleri arasında bir nevi konsensüs sağlamaya çalıştı.

Aslında Katar yönetiminin 23 Ağustos’ta açıkladığı Tahran’a büyükelçisini geri gönderme kararının bir çok sebebi olabilir. Bu karar bir yandan İran’ın Suriye’de elinin daha güçlenmesine ve böylece bölgede şii – sünni saflaşmasının daha da bozulmasına vesile olabilir. Bu karar aynı zamanda Arabistan kralı Salman ve veliahdi ve oğlu Muhammed bin Salman’ın Katar’ın eski emirinin oğlu Abdullah bin Ali’yi ağırlamaları ve ona önem vermelerine bir tepki olabilir. Çünkü Katar yönetimi bu hareketten çok rahatsız oldu. Öte yandan Katar’a abluka uygulayan Arabistan ve müttefiklerinin yaptırım ve ablukayı kaldırmak için ileri sürdükleri şartlardan biri İran ile ilişkileri kesmekti, ancak şimdi Katar büyükelçisini İran’a göndereceğini ilan ederek resmen İran ile ilişkilerini iyileştirmek istediğini ve Arap konsensüsünü hiçe saydığını ortaya koydu.

Bu karar aynı zamanda Katarlı yetkililerin şimdiki şartlarda tehlikenin en can alıcı bölümünü atlattıklarını düşündüklerini gösteriyor. Bir başka ifade ile Katar’ın şimdi karşı atağa geçmeye ve abluka uygulayan ülkelerin uygulamalarına tepki vermeye hazırlandığı anlaşılıyor.
Ancak Katar’ın şimdiki mevcut şartlarda İran ile ilişkilerini çok yönlü geliştirme eğilimi İran ile ilişkilerinde izlemek istediği strateji olarak değerlendirilemez. Gerçekte Katar’ın bu kararını Arabistan elebaşılığında bu ülkeye kuşatma dayatan ülkelere karşı bir taktiği olarak nitelemek gerekir. Ama yine de görünen o ki Katar yönetimi Arap rejimlerin İran ile ilgili aldıkları kararların çerçevesinden daha bağımsız bir şekilde karar almak ve belli nedenlerden ötürü İran ile ilişkilerini iyileştirmek istiyor.

Arabistan ve müttefiklerinin Katar’a karşı havadan, denizden ve karadan uyguladıkları ablukanın ardından İran Katar’ın dış dünya ile tek bağlantı güzergahı oldu ve Katar halkı ancak İran üzerinden nefes alabildi. İran İslam Cumhuriyeti kuşatmanın ardından hemen hava sahasını Katar uçaklarına ve limanlarını da bu ülkeye ithalat ve ihracata açarak Katar’da büyük bir insani krizin patlak vermesini önledi. Katar yönetimi İran’ın bu olumlu tavrını asla unutmamaları gerektiğinin yanı sıra bu tür krizlerin yeniden patlak vermesi durumları için de İran ile ilişkilerini iyi düzeyde tutmaları gerektiğini unutmamaları gerekir. Bu arada Tahran yönetiminin de bölgede patlak veren Arap krizinden nemalanmayı düşünmemesi ve hiç bir tarafı tutmaması ve her iki tarafa karşı mantıklı tutum sergilemesi de takdire şayandır.

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti bu tür krizlere asla karışmayacaını ve sadece olayın beşeri boyutlarını gözetlediğini ortaya koydu. Bu arada asıl Katar yönetimi Arabistan ile yaşadıkları krizin üzerinden üç ay geçtiği bir sırada Tahran’ın kapısını çalmaya başladı.
Öte yandan Suud ve BAE medya organları şimdiye kadar Katar’ın aldığı karara sert ve öfke dolu tepki vermeye devam etti. Suud rejimi en yeni tepkilerinde ABD Başkanı Trump’ın tavsiye üzerine Katar emiri ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek durumu eski haline geri getirmeye çalıştı, fakat Katar yönetiminin önceki tutumu üzerinde ısrar etmesi bir kez daha Suud hanedanının Katar yönetimine karşı öfkesini alevlendirdi, öyle ki Riyad yetkilileri Doha yönetimini telefon görüşmesinin içeriğini tahrif etmekle suçlamaya başladı.


Şimdi ise önümüzdeki günlerde Suud hanedanının Doha yönetimine karşı tutumunu daha da sertleştirip sertleştirmeyeceğini bekleyip görmek gerekir. Özellikle son günlerde İran ve Arabistan ilişkilerinin düzelmesi yönünde bazı spekülasyonlar gündeme geliyor ve iki taraf birbirine bir nevi yeşil ışık yakıyor. Bu yüzden Arabistan’ın bu konuya göstereceği tepki bir ölçüde bölgedeki denge pazelini biraz açıklığa kavuşturabilir. Bazı gözlemciler Katar’ın İran’a yakınlaşması bölgede İran, Katar ve Türkiye’den oluşan üçlü bir ittifakın şekillenmesi anlamına geldiğini belirtiyor. Ancak ne İran ne de Suud rejimi bu ittifaka sıcak bakıyor. İran bölgede daha fazla gerginliklere ve krizlere yol açacak bu tür saflaşmalara asla sıcak bakmıyor.

Öte yandan Arabistan da bölgedeki kötü şartları yüzünden bu tür ittifaklar kurulduğu takdirde politikalarını ilerletemeyeceğini biliyor. Özellikle önümüzdeki dönemde İran ve Arabistan’ın aralarındaki ilişkilerde yaşadıkları gerginlikleri hafifletmek için müzakere masasına oturmaları muhtemel gözüküyor. Bu durumda esas soru, Riyad ve Tahran’ın müzakere masasına oturması Riyad ve Doha ilişkileri üzerinde etkisi olup olmayacağı sorusudur. Yani acaba Riyad ile Tahran ilişkilerinin iyileşmesi Katar’a karşı tutumun daha da sertleşmesine yol açabilir mi?
Aslında Suud rejimi İran ile ilişkilerini düzelttikten sonra Katar ile hesaplaşma üzerinde odaklanabilir ve sonuçta Katar ile muhtemel hesaplaşması sırasında İran’ı tarafsız konuma çekmeye çalışabilir. Her halükarda Suud rejiminin emrine uymayan ve Arap konsensüsünü bozan Katar’a karşı nasıl bir tepki vereceğini bekleyip görmek gerekir. Bu sorunun cevabı ise muhtemelen Tahran ile Riyad ilişkilerinde yatmaktadır.

Peki bu duruma başka tarafların tepkisi nedir?
Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Noerth bir basın toplantısında Katar büyükelçisinin Riyad ile Doha arasında patlak veren krizin ardından İran’a geri dönmesi ve bu durumun İran ve Katar ilişkileri üzerindeki etkisi hakkında yaptığı değerlendirmede, biz sadece tarafların sözlü münakaşayı mümkün mertebe hafifletmelerini söyleyebiliriz, dedi.
Sözcü Noerth açıklamasının bir başka bölümünde de bu soruya en iyi şekilde cevap verecek tarafların İran ve Katar devletleri olacağını kaydetti. Sözcü ayrıca Washington yönetiminin hala bölgede yaşanan gerginlikten kaygılı olduğunu söylemekle yetindi.

İngiliz Financial Times gazetesi ise Katar ile İran arasında ilişkilerin tam olarak yeniden başlamasını şöyle değerlendirdi: Doha yönetiminin İran ile ilişkilerini yeniden ihya etme kararı ve Türk askerinin Katar topraklarında varlığı bölgede yeni bir ittifakın doğuşunun işareti olabilir.
Almanya’nın Deutche Welle Farsça yayınları da Katar yönetimi büyükelçisini Tahran’a geri döneceğini duyurdu, başlıklı haberinde Doha yönetimi büyükelçisini İran ile ikili ilişkileri güçlendirmek için Tahran’a göndermek istediğini belirtti. Söz konusu site Katar büyükelçisinin Tahran’a geri dönüşü ile ilgili karar, Arabistan ve müttefikleri Katar ile ilişkilerin yeniden başlamasını Doha’nın İran ile ilişkilerini kesmesine endekslediği halde gündeme geldiğini vurguladı.

BBC’nin Farsça sitesi de Katar büyükelçisi İran’a geri dönüyor başlıklı haberinde şöyle yazdı: Katar büyükelçisi bu ülkenin Arabistan ve diğer bir kaç Arap ülkesi ile ilişkileri gerildiği bir sırada Tahran’a geri dönüyor. Bu kriz Katar’ın resmi haber ajansı Katar emirinden naklen İran'ın bölgesel bir güç olduğunu ve bu ülke ile gerginlikleri tırmandırmanın akılcı bir iş olmayacağını yazmasının ardından patlak verdi.
El Arabiye haber kanalı da Suud rejiminin Katar büyükelçisinin Tahran’a dönmesinden öfkesini yansıtan haberinde, İran bölge ülkeleri arasında bir başka başkenti daha ele geçirdiğini belirtti.

Son olarak belirtilmesi gereken nokta, FKİK içinde derin bir çatlak oluştuğudur. 1981 yılında kurulan FKİK, sürekli bazı çatlaklarla karşı karşıya geldi. Gerçekte konseyin etkili olamaması üyelerinin sürekli ona kuşku gözüyle bakmalarına sebebiyet verdi. Bu arada Arabistan FKİK üyeleri için ağır ağabey rolünü ifa etmeye çalışması da çatlakların daha da derinleşmesine yol açtı. Bu yüzden şimdiye kadar da bazı üyeler sürekli bu konseyden çekilmek istediklerini dile getirdi. Örneğin 2014 yılında Katar yönetimi Arabistan ile yaşadığı kriz yüzünden konseyden çekilmek istedi. Şimdi de yeni krizde Katar’ın konsey üyeliğini sürdürmeyi bir kere daha düşünmek istediği anlaşılıyor.

Umman ve Kuveyt de sürekli FKİK çerçevesinde bağımsız rol ifa etmeye çalışan konseyin iki üyesidir. Bu yüzden mevcut şartlarda Katar’ın Riyad’a yüz çevirmesi ve İran ile ilişkilerini iyileştirmeye çalışması, FKİK bünyesinde oluşan çatlakları daha derinleştirebileceği düşünülüyor. Bu yüzden Riyad - Doha hattında yaşanan gerilim sadece iki Arap devleti ilişkilerinde yaşanan gerginlik değildir. Bu kriz aynı zamanda FKİK olarak anılan ve altı ülkeden oluşan Fars körfezi işbirliği konseyi adlı yapılanmanın da çöküşü demektir.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki