Libya’da siyasi aktörler ve ikili hakimiyet-1

  • News Code : 887367
  • Source : Pars Today
Brief

Libya’da siyasi kriz, reformcu, ılımlı ve radikal ve tekfirci kanatları kapsayan selefi akımların birbiriyle sürtüşmeleri ve yine bu ülkede faaliyet yürüten seküler ve liberal gruplarla çatışmaları devam ettiği bir sırada tüm şiddetiyle devam ediyor, üstelik merkezi güçlü bir iktidarın bulunmaması da bu ülkenin siyasi denklemlerini karmaşık ve ufkunu da muğlak hale getirdiği gözleniyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu arada IŞİD terör örgütü de Irak ve Suriye’de hezimete uğradıktan sonra terör faaliyetlerini sürdürebilmek için Afganistan ve Libya gibi ülkeleri seçtiği gözleniyor. Aslında Libya’yı terör örgütlerinin varlığı için müsait hale getiren sebeplerden biri bu ülkenin geniş yüzölçümü ve geniş çölleri ve aşiret yapısından oluşan jeo politik konumudur. Bu yüzden bu ülkeden teröristlerin güvenliği sığınağı ve cenneti ve eğitimleri ve yapılandırılmaları için en uygun ülke olarak söz ediliyor.

 

Öte yandan gelişmelerin süreci Libya krizini daha da karmaşık hale getirdiği gözleniyor. Libya’nın çeşitli bölgelerinde çatışmaların şiddetlenmesi, bu ülkede devlet kurumlarının sürekli zayıflaması ve denetimsiz sınırlardan Avrupa kıtasına ve diğer ülkelere göç ve sığınmacı akınının şiddetlenmesine yol açtığı anlaşılıyor. Bu şartlarda Libya, jeo politik ve etnik özellikleri yüzünden selefi ve tekfirci örgütlerin eline geçen en önemli ülkelerden biri sayılıyor.

 

Bugün Libya devleti iflas etmiş güçsüz bir devlettir, öyle ki kendi sınırları içinde tekfirci selefi terör örgütlerini kontrol altına alamıyor. Bu durum Libya’yı Irak ve Suriye’den sonra tekfirci terör örgütleri için üçüncü güvenli sığınak haline getirdiği gözleniyor. Gerçekte bu ülkede tekfirci terör örgütlerinin varlığı ve sürekli gelişmesi bölgede ve bölge dışında yer alan ülkelerde faaliyet yürüten terör örgütleri için iyi bir beslenme kaynağı olabilir.

Bu doğrultuda biz de Libya içinde siyasi aktörleri ve tekfirci selefi terör örgütlerinin durumunu gözden geçirmek istiyoruz

 

Libya’nın iç krizinde en önemli aktörleri iki gruba ayırmak mümkün. Birinci grupta, milli kongre, tabrak temsilciler meclisi, Beyza kentinde Abdullah Sani geçici hükümeti, Trablus’ta milli vefak hükümeti, Libya milli ordusu, Zinetani milisler, Libya milli muhafız alayı ve Cumhurbaşkanı muhafız alayı yer alıyor.

 

İkinci grup ise bazıları tekfirci eğilimi olan bir dizi selefi aktörlerinden oluşuyor. Bu grupta yer alan en önemli örgütler ise Libya İslamî savaşçılar cemaati, IŞİD, Libya’da Ensarul şeria örgütü, Ebu Müslim şehitleri tugayı, Libya kalkanı güçleri, Mısrate üçüncü gücü, Bengazi savunma tuygayı ve Ömer Muhtar tugayı yer alıyor.

 

Şimdi gelin her birlikte Libya’da en önemli siyasi aktörlere şöyle bir göz atalım.

Milli kongre Libya’da 2012 yılında düzenlenen ilk parlamento seçimleri deneyiminin sonucudur. 2014 yılında düzenlenen ve şiddet olaylarına sahne olan ikinc parlamento seçimleri ve daha önce parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran islamcıların yenilgiye uğramasının ardından milli kongrenin bazı üyeleri halkın bu seçimlere katılım oranının düşük olması ve kaddafi rejimine bağlı askeri güçlerin seçimlerin zafer kazanan tarafını desteklemesi gibi konuları bahane ederek, parlamentoyu yeni milletvekillerine teslim etmeyi reddetti ve milli kongreyi Ağustos 2014’e kadar uzattılar. Nisan 2016’da ve Libya siyasi anlaşmasının ardından milli kongrenin bazı üyeleri bu meclisin feshedildiğini ve hükümet yüksek konseyinin kurulduğunu ilan ettiler, fakat milli kongrenin çoğunluğu bu anlaşmayı kabul etmeyi reddetti ve hala bu meclisi tek meşru yasama kurumu olarak görmeye devam etti.

 

Tabrak temsilciler meclisi ve geçici hükümet, Libya’nın iç siyaset arenasında diğer aktörlerdir. Bu meclis Haziran 2014’te ve General Halife Haftar’ın müttefiki olan Akile Salih başkanlığında kuruldu ve uluslararası arenada da tanındı. Fecr operasyonunun düzenlenmesi yüzünden bu meclisin merkezi Tabrak kentine taşındı. Temsilciler meclisine bağlı geçici hükümet ise Abdullah Sani tarafından yönetiliyor ve Doğu Beyza kentinde yer alıyor.

 

2015 yılının sonuna kadar Sani hükümeti Libya’da uluslararası camianın kabul ettiği tek meşru devletti. Libya temsilciler meclisi Nisan 2017’de  BM gözetiminde ve siyasi anlaşmayı imzalayan tarafların arasında müzakereleri yeniden başlatmak üzere bir komisyon kurdu. Bu komisyon bir bildiri yayımlayarak bazı engeller siyasi anlaşmanın ideal bir şekilde uygulanmasına mani olduğunu ve ülkeyi siyasi çıkmaza sürüklediğini açıkladı.

 

Trablus’ta milli vefak hükümeti Libya’da bir başka siyasi aktördür. Gerçekte IŞİD’in Libya’da ve özellikle Dorne ve Bingazi’de şiddet uygulamaları ve yine Libya’nın başka kentlerine saldırı ihtimali bir yandan ve bu ülkede geniş kapsamlı güçlü bir hükümetin yokluğu öbür yandan milli vahdet hükümetini kurma sürecini hızlandırma zaruretini daha çok siyasi aktörlerin ilgi odağına yerleştirdi.

 

2015 yılında ise BM destekleri ile bazı müzakereler gerçekleşti. Bu müzakereler çatışma tarafları arasında güç paylaşımı ile sonuçlandı. Bu müzakerelere iki rakip parlamento, yani Tabrak temsilciler meclisi ve Trablus’taki milli kongre ve bazı bağımsız taraflar katıldı. Bu müzakereler sonunda 17 Aralık 2015 tarihinde Libya siyasi anlaşmasının imzalanması ile sonuçlandı. Böylece Mart 2016 tarihinde Trablus’ta milli vefak hükümeti kuruldu.

Libya siyasi anlaşması dört ilkeden oluşuyor. Bunlar Libya halkının demokratik haklarını güvence altına almak, üç erkin bağımsızlığı temelinde geniş kapsamlı bir hükümet kurmak, devlet erkanları arasında denge kurmak ve yargı erkinin bağımsızlığına saygı göstermekten ibarettir.

 

Libya siyasi anlaşması bu ülkede krizi sonlandırmak için altı aşamalı bir plan öngörmüştü. Bu anlaşmanın bir önerisi geçiş süreci için bir yıllık bir süre belirlenmesiydi, böylece bu süre içerisinde silahsızlanma, havaalanlarının denetimi ve bir anayasa hazırlanması için karar alınacaktı. Siyasi anlaşma imzalandığı sırada başkanlık konseyi geçiş sürecinde ülkenin yönetimini üstlendi.

 

Libya siyasi anlaşmasına göre temsilciler meclisi bu ülkenin tek yasal meclisi sayılıyordu. Bu siyasi anlaşmanın imzalanmasından sonra ise ilk öncelik IŞİD ile savaşacak milli bir meclisin kurulmasıydı. Söz konusu anlaşma ayrıca bir başkanlık konseyi ve bir hükümet konseyinin kurulmasını da öngörmüştü. Bu konsey 9 üyesi ile birlikte eski temsilciler meclisi üyesi Fayez Sırac tarafından ve Başbakan sıfatı ile yönetiliyor. Başkanlık konseyi hükümetin başı ve ayrıca Libya ordusunun başkomutanıdır.

 

Libya siyasi anlaşmasına göre Fayez Sırac milli vahdet hükümetinin başı sayılıyor ve kabinesi de temsilciler meclisi tarafından onaylanması gerekiyor. Öte yandan anlaşma gereği temsilciler meclisi ve milli kongreye bağlı iki hükümetin feshedilmesi gerekiyordu ve böylece temsilciler meclisi bu ülkenin tek meşru parlamentosu sayılması gerekirdi. Bundan başka milli kongre üyeleri de hükümet yüksek konseyi ile birleşmeliydi.

 

23 Aralık 2015’te BM güvenlik konseyi 2259 sayılı kararnameyi onayladı. Bu kararname başkanlık konseyinin kurulmasını olumlu karşılarken, üye ülkelerden anlaşmanın dışında kalan ve Libya’da meşru iktidar olduklarını iddia eden teşekküllerle resmi ilişkilerini kesmelerini istedi. Bu kararname ayrıca devletleri IŞİD ve Ensarul Şeria ve El-Kaide bağlantılı diğer örgütlerle mücadelede milli vefak hükümetini resmen desteklemeye çağırdı.

 

Ocak 2016 tarihine kadar dünyanın çoğu ülkeleri milli vefak hükümetini Libya’nın tek resmi yönetimi olarak tanıdı ve Abdullah Sani yönetimi ile siyasi ve diplomatik ilişkilerini kesti. Gerçi siyasi anlaşmanın aksine bu hükümet temsilciler meclisince tanınmadı. Temsilciler meclisi Sırac tarafından açıklanan kabineye güvenoyu vermedi ve Libya siyasi anlaşması çerçevesinde kurulan milli vefak hükmetini tanımadı ve Libya’nın doğusunda kendi iktidarını sürdürmeye devam etti. Abdullah Sani liderliğindeki temsilciler meclisinin milli vefak hükümeti ile anlaşmazlığının en önemli nedenlerinden biri General Halife Haftar’ın siyasi geleceğiyle ilgiliydi.

 

Libya milli ordusu bu ülkenin siyaset arenasının önemli aktörlerinden biridir. Mayıs 2014 tarihinde 1980’li yılların sonunda Kaddafi iktidarından ayrılan General Haftar 2011 isyanları başladıktan sonra Libya’ya geri döndü ve Libya geçiş konseyinin destekleri ile kara kuvvetleri komutanlığına atandı. Bu mevki başkomutan ve genel kurmay Başkanı mevkilerinden sonra Libya’nın üçüncü en büyük komutanı olarak biliniyor.

 

Ordu komutanları ve askerleri arasında daha fazla makbuliyeti bulunan General Haftar işin ta başından ordu başkomutanlığı koltuğuna göz dikmişti. General Hafta teröristlere karşı ilk operasyonunu Menzilet operasyonu adı altında Bingazi ve Trablus kentlerinde düzenledi. General Haftar’a göre milli kongrenin müsamahakarlığı yüzünden teröristler dünyanın dort bir yanından Libya’da toplandı ve bu ülkenin güvenliğini tehlikeye attı. Menzilet operasyonundan sonra ise Haftar, aşiretlerin ve sermaye çevrelerinin desteğini kazanmayı başardı. Haftar Libya ordusunun eski askerlerini toplayarak kendine özel bir silahlı güç kurdu ve kendisini Libya’nın istikrarı için anahtar unsur olarak tanıtarak yabancı güçlerden kendisine destek vermelerini istedi.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

cartoon Quds 2018
Şeyh Zakzaki