M. Ayhan Kara

Referanduma çeyrek kala neler oluyor

  • News Code : 854114
  • Source : Odatv
Brief

Barzani’yi Erdoğan gibi fazla cesaretlendiren bir de İsrail vardır!

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nce yapılacağı açıklanan referanduma ilişkin olarak CHP’nin tutumu geçtiğimiz hafta kulislerde konu oldu...

Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nce yapılacağı açıklanan referanduma ilişkin olarak CHP’nin tutumu geçtiğimiz hafta kulislerde konu oldu. Hükümet yanlısı Star, Akşam yanında Aydınlık’ta da haber ve yorumlara yer verildi. “Kürdistan24” adlı haber sitesine atfen yapılan değerlendirmeler gündeme taşındı.

YANDAŞ BASINDAKİ YANKILAR

Neymiş? Star’dan Resul Tosun’un 5 Eylül’deki köşe yazısına ve önceki günkü Akşam’ın haberine göre, Türkiye’deki çeşitli kuruluşların oluşturduğu ‘Referanduma Destek Komitesi’ güya 12 Ağustos’ta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmiş. Güya Kılıçdaroğlu da “Referandum haktır” demiş.

‘Güya’ demek durumundayım, çünkü konu söz konusu haber sitesinin haberine atfen CHP’nin İletişim Danışmanı Okan Konuralp’e soruldu ve o da şu yanıtı verdi:

"Böyle bir görüşmeye ilişkin bilgim yok. Resmi ya da gayrıresmi bir görüşme olsa bilirdim."

Aydınlık da aynı günkü yorum kokan haberinde Konuralp’in yalanlamasına karşın, “Sezgin Tanrıkulu Kuzey Irak’ta yapılacak bağımsızlık referandumu için Kılıçdaroğlu’ndan sonra destek veren ikinci isim oldu” cümlesine kurdu ve dayanak olarak şu “yuvarlak” sözlerine yer verdi:
“Benim de bir yurttaş olarak isteğim, referandumun, hem Bağdat hem de bölge ülkeleriyle azami mutabakatla yapılmasıdır. Ancak Kürdistan bölgesel yönetiminin içinde bulunduğu koşulları da gözardı edemeyiz. Oradaki koşulları bilerek tutum almak gerekir."

İDDİALAR

Kılıçdaroğlu’na 12 Ağustos’ta ziyaret yapıldığı haberine yer veren “Kürdistan24” haber sitesine göre ise güya basına kapalı olarak yapılan görüşmeye katılan Kürdistan Sosyalist Partisi Genel Başkanı Mesut Tek görüşmenin olumlu bir atmosferde geçtiğini belirtirken, Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Genel Başkanı Sinan Çiftyürek de 1 Eylül’deki açıklamasında Kılıçdaroğlu’nun kendilerini dikkatle dinlediğini ve “Bütün milletlerin olduğu gibi Güney’in de referanduma gitmeye hakkı olduğunu; ama bu karar alınmadan önce hem içteki taraflar hem de dıştaki tarafların katılımıyla bir konferansın gerçekleşmesini isterdik” dediğini öne sürdü.

Yine Konuralp’in açıklamasını muteber olarak değerlendirip “güya” demek gereksinimini duydum. Çünkü, söz konusu haber sitesinin arka planını bilmiyorum, bir maniplasyon zemini de olabilir. İhtiyatlı olmak durumundayım. Ancak şunu da beklerdim; CHP parti sözcüsü ya da ilgili genel başkan yardımcısı gibi yetkili bir ağızdan yapmalıydı yalanlamayı. Aynı zamanda ilgili siteye de tekzip gönderilmeli ve o tekzip kamuoyuna açıklanmalıydı.

CHP’NİN DURUŞU

Aslında bir sorun var ve o da Kuzey Irak’taki referandum gibi ciddi bir gelişmede CHP’nin politikası flu ve kamuoyunda ne söylediği pek bilinmiyor. O yüzden de spekülasyonlar yapılabiliyor. Sessizliği dün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz bozdu ama hükümet eleştirisi bir yana, konu yuvarlak cümlelerle geçiştirildi. Oysa kamuoyu referandum meselesinde CHP’den çok daha net cümleler duymak istiyor, CHP’nin somut önerilerini sunmasını, Türkiye’ye yol göstermesini bekliyor.

“AKP’den doğru dürüst bir açıklama görmüyoruz. Kağıt üzerinde bir kınama var. Ama bu yapılması halinde ne yapılacağına ilişkin herhangi bir açıklama duymuyoruz. Bu kadar önemli bir konuda Sayın Cumhurbaşkanı çıkıp ciddi manada yüksek perdeden bir açıklama yapmıyor. Sayın hükümet bunu geçiştiriyor. Biz Türkiye’nin bu konudaki tutumunu, hükümetin tutumunu net görmüyoruz. Daha net bir tutum bekleriz.

Eğer bütün uyarılara rağmen -ki biz açıklama yaptık, - ‘Bu yapılırsa bunun sonuçlarını tanımayacağız ve gayrimeşru olarak göreceğiz’ diye açıklama yaptık.

Eğer bu yapılırsa pandoranın kutusu ayın 26’sından sonra başlayacak.

Hükümet sessiz olabilir ama Türkiye için beka sorunu ile sonuçlanacak bölgesel çatışmalar yaşanma riski iyice artıyor.

26’sında bu yapı ortaya çıkarsa ve bunu birkaç ülke tanırsa bu konuda da sessizlik aynen şu andaki gibi devam ederse Sayın Barzani üzerinde olabilecek baskıyı azaltmak için kendisinin dışındaki alanlara yönelebilecektir. Ben Türkiye’de terör olaylarının artacağını, Türkiye’nin bu süreçte içe gömüleceğini, bu sürece karışmasının engelleneceğini düşünüyorum.”

AK PARTİ’NİN AĞIR SORUMLULUĞU

Yılmaz’ın açıklamasında Kerkük ve Musul meselesinin yer almadığını kaydedelim ve meseleye gelelim. Kuzey Irak’ta ne oluyor, Mesut Barzani ne yapmak istiyor, Ak Parti’nin bu süreçteki sorumluluğu nedir, CHP nasıl bir duruş sergilemeli ve önerisi ne olmalıdır?

1)Önce Kuzey Irak’ta Barzani’nin atmak istediği referandum adımına Ak Parti hükümetlerinin özellikle son birkaç yıldaki katkısını görmek gerekiyor. Erdoğan ne yaptı? Irak Merkezi Hükümeti ile, Bağdat’la ilişkilerini sarsmak pahasına KIBY ile iş tuttu. Barzani Irak Anayasası’nı ve Kerkük ve Musul gibi kentlerin özel durumunu dikkate almaksızın referandum kararı alabildiyse bunda Erdoğan’ın ciddi sorumluluğunu göz ardı edemeyiz. Barzani’yi Erdoğan gibi fazla cesaretlendiren bir de İsrail vardır!

2)IKBY 25 Eylül referandumunu sadece kendi sınırları içinde değil, Kerkük’ü de içine alacak şekilde yapacağını duyurdu. ‘Bağımsız Kürdistan’ referandumunun yayınlanan oy pusulaları Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Süryanice olarak basılırken, oy pusulalarındaki şu ibare dikkat çekti:

“Kürdistan Bölgesi ve bölge idaresinin dışında kalan Kürdistanlı yörelerin bağımsız devlet olmasını istiyor musunuz?”

“Bölge idaresini dışında kalan” demek, Kerkük demektir. Oysa Kerkük, Irak anayasasında farklı statüsü olan bir bölge olup herhangi bir etnisiteye mal edilemez. Nitekim, Kerkük İl Meclisi’ndeki referandum kararının alındığı toplantıyı Türkmen ve Arap kesim boykot ettiler. Karar, sadece Kürtlerin oyu ile alındı. (KIBY’nin Musul ve Tzhurmatu’ya dönük olarak zmaan zaman yaptığı açıklamalar da endişe vericidir)

Kerkük bahsinde şunu da not edelim: Irak Anayasası’nın 140. Maddesine göre Kerkük ve benzeri ihtilaflı bölgeler için en geç 2007’ye kadar kendi geleceklerini belirlemek için referandum yapılması öngörülüyordu ama yapılmadı.

3)Öte yandan Irak Anayasası’nın 143. Maddesine göre Irak kentlerine “bölgesel yönetim” hakkı tanınıyor ama ayrılma hakkı tanınmıyor. Referandumun meşruiyeti bu açıdan da sorunludur.

4)Mesut Barzani, Kuzey Irak’taki referandumla bir taşla iki kuş vurmak istiyor. Önce şunu not edelim. Referandum gerçekleşse ve Barzani istediği sonucu hile ve desise ile alsa da hemen uygulamaya koyma yoluna gidemeyeceği açıktır. Zaten bunu ortaya koyuyor. Haliyle Barzani’nin referandumun gerçekleşmesinden ve istediği sonucun çıkmasından muradı ilk olarak kendi bölgesinde “tek adam”, “tek aşiret” düzenini sağlamlaştırmasıdır. İkinci ve orta vadedeki muradı da Barzani’nin, kendisini de aşan ABD, İsrail, İngiltere ve Almanya gibi devletlerin desteğiyle kontrolündeki bir ‘Kürdistan’ hayalidir. Bu tabloya Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerle beraber bakıldığında, son dönemde Ankara’ya Rus ve İran genelkurmay başkanlarının neden geldiği gibi gelişmeler daha iyi anlaşılacaktır.

ŞİMDİ NE YAPILMALI?

5)Türkiye ne yapmalı, haliyle CHP ne önermeli, nerede durmalı? Ak Parti hükümetlerinin dış politikadaki iflasını artık kendi kalemleri de ortaya koyuyor ve hatta artık tek çaresinin ‘ekonomik başarı’ sağlamak olduğunu belirtiyorlar! Bu yüzden de şişirme büyüme rakamları atıyorlar ortaya.

Amasız fakatsız savunmamız gereken, öncelikle referandumun kararının iptali çağrısını yapmaktır. Irak’ın toprak bütünlüğüne güçlü vurgu önemlidir. Bu bağlamda Irak Merkezi Hükümeti ile acilen iki devlet arasındaki sorunları giderecek bir “onarım süreci” başlatılmalıdır. Yürürlükteki Irak anayasasına dikkat çekilmeli ve bütün tarafların anayasaya uyması çağrısı yapılmalıdır. Demografik yapısı çok yönlü olan Kerkük ve Musul gibi yerleşimlerdeki özel statünün belirlenmesi; özellikle Kerkük’ün hiçbir etnisite aidiyetine verilmemesi yönündeki dik duruş önemlidir.

Doğrusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu ulusal meselede bütün partileri bir masa etrafında toplayarak ulusal bir politikanın belirlemesidir. Bunu ondan bekleyelim mi? Zor, çok zor! O zaman CHP’ye büyük iş düşüyor. Kerkük ve Musul’un bir Kürt iline dönüşmesini engellemek için CHP hızla politikasını netleştirip harekete geçmeli, Bağdat ve Erbil’e de heyetler göndererek bölgedeki gerilimi yumuşatmalıdır.

Muzaffer Ayhan Kara


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Arba'een
Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki