Trump'ın Zorba Siyasetlerine Büyük Darbe

Trump'ın Zorba Siyasetlerine Büyük Darbe

Amerika Başkanı Donald Trump Ocak 2017’de işbaşına geldiğinden beri uluslararası kurallara, kuruluşlara ve çok taraflılığa aldırmama siyasetini yürütmektedir. Bunun en bariz örneği ise Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan, Bercam Nükleer Anlaşması’dan, UNESCO ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Koneyi’den çekilmesidir. Amerika’nın bu tavrı Avrupalı ortaklarının yanı sıra dünya çapında da eleştirilere sebep olmuştur.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Trump’ın bu girişimleri Aemrika’nın ilk yaklaşımı doğrultusunda gerçekleşmiştir. Bu yaklaşıma göre Amerika kendini uluslararası kurallar ve kurumlardan daha üstün görmektedir ve bu düşünceye dayanarak dünya için kurallar belirlemeye yelteniyor.  Bütün bunlara rağmen Trump hükümetinin siyasetleri küresel düzeyde hem ortakları ve hem rakipleri tarafından birçok eleştiri ile karşı karşıya kalarak Amerika’nın günden güne daha fazla inzivaya sürüklenmesine sebep olmuştur. Amerika Ulusal Güvenlik Konseyi eski üyesi Robert Malley bu konuda şöyle düşünüyor:” Trump hükümetinin tek taraflılığı, bu ülkeyi inzivaya sürüklemiştir. Bercam Nükleer Anlaşması’dan çıkma ve Amerika’nın en yakın ortaklarına uygulanan ek gümrük vergileri bu konuyu daha da şiddetlendiren girişimlerdir. “

 

 

Trump dönemindeki Amerika zorbalığının ve tek taraflılığının en önemli sebeplerinden biri de Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşması’dan 8 Mayıs 2018’de çekilmesi ve nükleer faaliyetlerden ötürü İran’a yapılan yaptırımların Ağustos ve Kasım 2018’de yeniden uygulanmasıdır. Amerika hükümeti var olan bütün gerçeklere rağmen ilginç bir iddiada bulunarak Trump’ın Bercam Nükleer Anlaşması’ndan çekilmesi gibi kararların Amerika’nın tekrar dünya liderliği tahtına oturmasına yol açtığını söylüyor.  Mevcut kanıtlara göre bu iddianın ne kadar boş olduğu ortadadır.  

 

Uluslararası kurallar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2231 sayılı kararına aykırı olan Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşması’dan çıkması İran’ın sert eleştirilerine yol açtı. Bu doğrultuda İran, Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşması’ndan çekilmesinin ardından bu ülkeyi uluslararası kanunların ihlali ve özellikle de Amerika ve İran arasında 1955’te yapılan Dostluk,Ekonomik İlişkiler ve Konsolosluk Hukuku Anlaşmasını ihlal ettiğinden dolayı şikayet edeceğini bildirdi. İran’ın bu şikayeti 16 Temmuz’da resmen yapıldı.

Bu şikayetin yapılmasından sonra ve ilk incelemelere esasen Uluslararası Adalet Divanı hakimleri 3 Ekim tarihinde oy birliğiyle İran’ın açtığı davaya bakmaya yetkiye sahip olduklarını bildirerek kararlarında Amerika’nın, ilaç, tarım, gıda, insani yardımlar ve havacılık alanlarında İran’a yaptığı yaptırımların kaldırılmasını istedi. Bu mahkemenin hakimleri verdikleri kararda, Amerika’nın İran’a karşı uyguladığı kimi ambargoların 1955 Dostluk anlaşmasında yazılan maddeler, yükümlülükler ve sorumluluklara aykırı olduğunun anlaşıldığını bildirdiler.

 

Bu kararda şu cümleler da göze çarpmaktadır:” Divan’ın incelemelerine göre Amerika’nın yaptırımları İran’ın ekonomisine ve özellikle de havacılık sektörüne büyük zarar vermiş ve aynı ambargolardan dolayı ilaç ve gıdanın sağlanmasında da zorluklar yaşanmıştır. Bu yaptırımlar İran halkının hayatını tehlikeye sokmuş ve bankaların sermayelerini iş piyasasından çıkmasına neden olmuştur. “

Uluslararası Adalet Divanı son kararın verilmesine dek Amerika hükümetinden İran’a insancıl alanlarda uyguladığı ambargoları kaldırmasını ve anılan malların İran’a girmesindeki gerekli para aktarımları ve ödemelerin yapılmasında işbirliği yapmasını istedi.

 

Uluslararası Adalet Divanı’nın bu kararı İran’ın olumlu tepkileriyle karşılaştı. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif kendi Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak şöyle yazdı:Uluslararası Adalet Divanı, Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşması’ndan çekildikten sonra İran halkına yaptığı yaptırımlarla ihlal ettiği yükümlülüklerini tekrar yerine getirmesine karar verdi. Bu, yaptırım bağımlısı Amerika için bir başka yenilgi ve kanun egemenliğinin zaferidir. Amerika’nın yıkıcı tek taraflılığıyla kollektif bir şekilde mücadele etme uluslararası camia için elzemdir. “

 

İran Dışişleri Bakanlığı da yayınladığı bildiride Birleşmiş Milletlerin ana yargı kolu olan Uluslararası Adalet Divanı’nın oy birliğiyle Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşmasından çıkarar İran aleyhine yapılan yaptırımları tekrar uygulama karşıtı ve İran lehine verdiği kararı olumlu karşılayarak bu kararı İran İslam Cumhuriyeti’nin hakkaniyetinin ve Amerika’nın yasa dışı ve tek taraflı davranışının göstergesi olduğunu bildirdi. Bu kararın çıkmasıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti Bercam Nükleer Anlaşması konusunda hukuki bakımdan daha üstün bir mevkiye geçerek Washington’un Uluslararası Adalet Divanı kararına uymasını istiyor. Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler profesörü David Bound Lahey Adalet Divanı kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğuna değinerek şunları kaydetti:” Mahkum edilen taraf kendi sorumluluklarını yerine getirmezse karşı taraf şikayetini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne götürebilir. Bu Konsey de tavsiyede bulunabilir, karar verebilir ve uygulamaya   geçebilir. “

 

İran’ın Uluslararası Adalet Divan’ında elde ettiği hukuksal zafer, İran’ın Bercam Nükleer Anlaşması’ndaki hukuki yerini de perçinledi ve Avrupa’yı da bu anlaşmadan doğan sorumluluklarını yerine getirmesine teşvik etti. Bunlara ilaveten Uluslararası Adalet Divanı’nın bu kararı İran İslam Cumhuriyeti’nin siyasi itibarını dünya kamu oyunda ve diğer siyasi alanlarda arttırdı. Ayrıca Trump hükümetinin Lahey Divanı’ındaki yenilgisi Amerika kamuoyunda itibarını azaltmasına karşın Kasım 2018’de yapılacak seçimlerde Trump’ın da bağlı olduğu Cumhuriyetçilerin kamuoyundaki itibarını da ciddi bir şekilde zedeleyip büyük yenilgi almalarına neden olabilir. Ayrıca Trump siyasetlerini eleştirenler ve özellikle de Demokratlar Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşmasına yönelik siyasetlerinin değişmesini istemesi de dikkat edilmesi gereken başka bir noktadır.

 

Uluslararası Lahey Adalet Divanı’nın bu kararı Amerika prestijini ve siyasi mevkiini ciddi bir şekilde sarsarak bu ülkenin uluslararası arenadaki zorba siyasetleri karşısında büyük bir yenilgi almasına sebep olmuştur. Aynı zamanda Wahington’un Lahey’deki fiyasko yenilgisi Amerika hükümetinin kızgınlığına ve ser tepki göstermesine neden olmuştur..  Trump hükümeti bu karara tepki olarak bu kararı değersiz olarak nitelendirip bu uluslararası yargı organını işlevsizlik ve siyasetçilik oynamakla itham etmiştir.   

 

Amerika Uluslararası Güvenlik Danışmanı John Bolton bu konuda şöyle bir açıklama yaptı:”Uluslararası Adalet Divanı, Amerika’nın kendi ulusal güvenliğinin korunması amacıyla ve dostluk anlaşması doğrultusunda İran aleyhine uyguladığı yaptırımlar konusunda karar verecek durumda olmadığını anlayamamıştır. Bunun yerine Lahey Divanı verdiği kararla İran’ın eline siyasi propaganda aleti vermiştir.”        

 

Bolton’un bu pasif tutumu, Walashington makamlarının da Uluslararası Adalet Divanı’ndan böyle bariz bir kararın çıkmasını beklemediklerini ve her zamanki gibi Amerika lehine bir kararın çıkmasını beklediklerini gösteriyor. Boton aynı zamanda Amerika’nın Uluslararası Adalet Divanı nezdinde götürebilecek bütün uluslararası anlaşmaların artık yeniden gözden geçirileceğini bildirdi. Amerika’nın bu girişimi Uluslararası Adalet Divanı’nın İran lehine verdiği kararla doğrudan ilişkilidir. Nitekim Amerika hükümeti, Uluslararası Adalet Divanı’nın bu davaya bakacak yetkiye sahip olmadığını bildirmektedir.

 

Washington, İran ve Amerika arasında 1955 yılında yapılan dostluk anlaşmasından çekildiğini bildirerek Lahey Adalet Divanı’ının kararını geçersiz kılmaya çalıştı. Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Çarşamba günü yaptığı açıklamada Lahey Divanı kararının doğru olmadığını iddia ederek şöyle dedi:” İran’ın Uluslararası Lahey Adalet Divanı’nı Amerika’ya saldırmak için kullandığından dolayı ben bugün Amerika’nın İran'la 1955’te yapılan dostluk anlaşmasına artık bağlı kalmayacağını ilan ediyorum. Biz bu kararı 39 yıl erteledik. “

 

Amerika’nın İran'la yaptığı 1955 dostluk anlaşmasından çıkması gibi olumsuz tepkileri ve Donald Trump’ın ikili ve uluslararası anlaşmalara bağlı kalmadığı ve çok taraflılığın tehlikeye düşmesi  küresel bir kaygının oluşmasına sebep olmuştur. Amerika eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve aynı dönemde Bercam Nükleer Anlaşması müzakere takımının üyesi Wendy Sherman, Trump hükümetinin İranla olan 1955 dostluk anlaşmasından çekilmesini eleştirerek şöyle dedi:” Bu girişim, hiç bir uluslararası bağımlılığı sevmeyen bir hükümetten zaten beklenirdi.”

 

Gerçekte Washington’un bu girişimi Amerika’nın uluslararası kurumların kararları ve tutumları karşısındaki pasifliğini ve çaresizliğini göstermesinin yanı sıra artık Amerika’nın uluslararası kurumlara karşı yaptığı zorbalığın ve isteklerini empoze etme devresinin bittiğini de açıkça gözler önüne sermektedir. Şimdi artık Washington kendi yasa dışı isteklerine karşı uluslararası camia ve kurumlar ve diğer uluslararası güçler   tarafından olumsuz tepkiler almaya hazır olmalıdır.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2018 Hac Mesajı
Şeyh Zakzaki