Röportaj:

Türkiye’de Aleviler kimdir, Alevilik nedir?

  • News Code : 334538
Türkiye’de yaşayan milyonlarca Alevi Ehl-i Beyt -s- aşığıdır…

İran’da “Alevi” denildiği zaman anlaşılan kimlikle, Türkiye’deki Alevi arasında çok büyük farklar var. Bu konu çoğu kimsenin yanlış veya eksik bildiği bir konu, bu nedenle de Fars Haber Ajansı Türkiye temsilciliği, Türkiye’de Alevilik ve Aleviler konusunu en yetkili ağızlardan birinden sizlere aktarmak için bu camianın en tanınmış isimlerinden olan Cafer Solgun’la görüşüp konuştu. Bu ilginç röportajı dikkatle okumanızı tavsiye ediyoruz…

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-

Neden Cafer solgun?  

Alevi hz Ali soyundan olan kişidir, bunu siz de böyle mi biliyorsunuz? Alevilerin sorunlarını sıralamak gerekirse nasıl bir sırlamaya tabi tutarsınız? Türkiyede hala gerçekten sünni kesimle alevi kesim arasında iletişim eksikliği ve tanıma yetersizliği var mı? Aleviler Atatürk’e nasıl bakar ve neden Aleviler Atatürkçü olarak bilinir? Türkiyede Aleviler şiiliği nasıl değerlendiriyor? Aleviler Ehli beyt ve imamlarını nasıl tanır? isimlerini nasıl sıralar? Cemevi nedir? alevilerin camiye gitmediği doğru mudur? neden aleviler camiye gitmez? hz Ali camide şehit edildiği için mi? aleviler hz Muhammed şeriatını tanır ve kabul eder mi? Alevilikte namaz ve oruç var mıdır? nasıldır? Aleviler hz imam Cafer Sadık'ı s imam bilirler.. Ama onun fıkhını da izlerler mi? Aleviliğin bugünkü argümanında emperyalizmin yeri ve tanımı nedir? Türkiye’de okullarda çocuklara din dersleri verilirken sünni fıkhı mı dayatılıyor ? Aleviliği ve Alevilerin sorunlarını anlatan birkaç kitaptan söz eder misiniz? Türkiye Alevileri Kerbela ve hz Hüseyin -s- hakkında ne bilir ve nasıl tanımlar bu iki kavramı? Hükümetin son gelişmeler ve özellikle suriyeye karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? hükümet veya birileri mezhepçilik mi yapıyor? Türkiye’de Yargıtay'ın Cemevi Kararı "Cami ve mescit dışındaki bir yer ibadethane kabul edilemez." ve Türkiye Yargıtayı Alevilerin cemevlerinin ibadethane sayılıp sayılmayacağına ilişkin, kararını hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu soruları, cemevinde hazreti Ali'nin fotoğrafı'nın yanında Atatürk'ün fotoğrafının yalnış olduğunu söylediği için ölümle tehdit edilen ve Alevi sorunu üzerine önemli çalışmalar yapan, kitaplar yayımlayan ve halen Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği’nin başkanı olan yazar Cafer Solgun’a sorduk ve çok çarpıcı ve cesur cevaplar aldık. Dersim Dersim, Alevilerin Kemalizm, yani Atatürkçülük’le İmtihanı kitaplarının da yazarı olan Cafer Solgun’un son kitabı Gayriresmi Cumhuriyet kitapları vardır.

Cafer Solgun kimdir?

Dersimli araştırmacı-yazar ve Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Solgun, 1962 yılında dünya’ya geldi. Siyasi nedenlerle uzun süre cezaevinde kalmış olan Solgun'un öykü kitapları ve bir karikatür albümünün yanı sıra "Alevilerin Kemalizm, yani Atatürkçülük'le İmtihanı", "Dersim... Dersim...", "Yüzleşmezsek Hiçbir Şey Geçmiş Olmuyor" adlı araştırma-inceleme kitapları var.

Çeşitli medya organlarında makaleleri ve yazı dizileri yayınlanmış olan Cafer Solgun, özellikle Dersim, Alevi ve Kürt sorunuyla bağlantılı olarak resmi ideoloji kalıplarını bozan çalışma ve yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor.

Çeşitli demokratik, sivil girişimlerde yer alan Cafer Solgun, halen, "Daha iyi bir gelecek için" şiarıyla 2007 yılında bir grup gazeteci, yazar, akademisyen ve insan hakları aktivistinin kurduğu Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği'nin başkanlığını yürütüyor.

1- Alevi hz Ali soyundan olan kişidir, bunu siz de böyle mi biliyorsunuz? çünkü bazıları aleviliği başka bir din gibi göstermeye ve böylece de "aleviler müslüman değil" demeye çalışıyorlar…

Alevilik İslami çerçevede bir inanç grubudur. Aleviliği “ayrı bir din” gibi göstermeye çalışanlar, “Alisiz Alevilik” türü görüşler ortaya atanlar veya Aleviliğin İslam dışında bir inanç olduğunu iddia edenler Alevi toplumu içinde rağbet görmemektedirler. Bu tip Alevliği “bir başka şey” gibi gösterme gayretleri, daha çok Avrupa merkezlidir ve bu görüşlerin sahiplerinin bir başka ortak özelliği de ya Marksist kökenden gelmeleri ya da Alevi dahi olmamalarıdır. Fakat şuna da dikkat çekmek isterim ki, Türkiye’de egemen devlet zihniyetinin inkarcı anlayış ve politikaları devam ettiği müddetçe, bu tip marjinal Alevi yorumlarının taraftarlarının artması da beklenmedik bir gelişme olmayacaktır…

3- Alevilerin sorunlarını sıralamak gerekirse nasıl bir sırlamaya tabi tutarsınız?

Alevilerin sorunlarının temelinde inkarcı resmi ideoloji (Kemalizm, yani Atatürkçülük) vardır; ki resmi ideoloji zihniyeti, aslında Türkiye’nin Kürt sorunu da dahil bütün temel sorunlarının kaynağıdır. Alevilik Türkiye’de halen “yasaklı” bir inanç grubudur. Cemevleri, fiilen vardır, ama bilindiği üzere ibadethane olarak kabul edilmemektedir. Türkiye’de gayrimüslimler dışında herkesin “Sünni-Hanefi” olduğunu varsayan Diyanet İşleri Başkanlığı da Alevileri tanımamayı sürdüren bir tutum içindedir. Bu da doğaldır; çünkü tam da bu amaçla kurulmuş olan bir resmi ideoloji kurumudur Diyanet… Alevilerin bence en temel problemi, öncelikle resmi ideoloji zihniyetiyle yüzleşmesidir. Çünkü halen kendilerini tanımayan mevcut resmi ideoloji zihniyetinden (Kemalizmden, yani Atatürkçülükten) medet uman Alevilerin sayısı hiç de az değildir. Bu çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi veya hiç değilse devletten özerk bir kurum olarak yeniden düzenlenmesi, cemevlerine yasal statü tanınması, bununla bağlantılı olarak Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun’un yürürlükten kaldırılarak Alevi tekke ve dergahlarının Alevilere geri iade edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, bir bütün olarak evrensel standartlarda din ve vicdan özgürlüğünün tanınması ve anayasal güvence alınması Alevilerin diğer sorunları ve temel talepleri durumundadır. Bu talepler aynı zamanda Aleviler için “eşit yurttaşlık” anlamına gelmektedir. Çünkü Aleviler cumhuriyet döneminde katmerlenerek artan şekilde bir baskı altındadırlar ve kendi vatanlarında inanç ve ibadetlerini özgürce yerine getirememek gibi kabul edilemez bir anlayışla karşı karşıya bulunmaktadırlar…

3- Türkiyede hala gerçekten sünni kesimle alevi kesim arasında iletişim eksikliği ve tanıma yetersizliği var mı?

Tabii ki var… Sünni kardeşlerimizin oluşturduğu çoğunluk, Alevileri büyük ölçüde tanımaktan uzaktır. Aleviler hakkındaki bilgileri yalan, yanlış ve egemen sistemin empoze ettiği önyargılardan ibarettir. Alevilerin gözünde de Sünniler, “ellerine fırsat geçse kendilerini yok edecek” bir anlayışa sahiptir. Alevilerin bu korkularını canlı tutan yakın tarihimizde çok sayıda Alevi katliamı vardır (Maraş, Çorum, Sivas…). Alevilerin bu korku ve endişeleri “derin” güç odakları tarafından istismar edilerek “laik-anti laik” kutuplaşmalar yaratılmak istenmiştir. Yüzyıllardır aynı topraklarda yaşayıp da birbirini tanımamak, herkes için son derece düşündürücü olması gereken bir gerçekliğimizdir… Bu nedenle Alevi sorununu çok yönlü bir “yüzleşme” sorunu olarak ele almak gerektiğine inanıyorum.

4- Türkiyede Aleviler şiiliği nasıl değerlendiriyor?

Ehlibeyt’e duyulan sevgi ve bağlılık nedeniyle genel olarak olumlu bir bakış vardır. Ama tamamen politik manipülasyonlar nedeniyle yakından tandıklarını veya tanıma ihtiyacı duyduklarını söylemek de zordur.

5- Aleviler ehli beyt ve imamlarını nasıl tanır? isimlerini nasıl sıralar?

Alevilik inancının temelinde Ehlibeyt’e sevgi, saygı ve bağlılık vardır. İslamiyet’e önderlik etmesi gerektiğine inandıkları Ehlibeyt’in, sonradan iktidar ve çıkar hesapları nedeniyle sonradan İslam’ı kabul edenler tarafından zulme uğramış olmasını derin bir üzüntüyle karşılamaktadırlar. Hz. Hüseyin ve Kerbela vahşetini her sene derinden hissetmekte, yaşamakta, anmaktadırlar. Kerbela, Türkiye’deki Alevilerin inanç ve bağlılıklarında olduğu kadar Sünni kesimle ilişkilerinde de temel bir ölçü ve kırılma noktası durumundadır…

On iki İmamların isimleri:

1. Hz.Ali

2. İmam Hasan

3. İmam Hüseyin

4. Zeynel Abidin

5. Muhammed Bakır

6. Caf eri Sadık

7. Musai Kazım

8. Ali Rıza

9. Muhammed Taki

10. Ali Naki

11. Hasan Askeri

12. Muhammed Mehdi

6- Cemevi nedir? alevilerin camiye gitmediği doğru mudur? neden aleviler camiye gitmez? hz Ali camide şehit edildiği için mi? aleviler hz Muhammed şeriatını tanır ve kabul eder mi?

Cemevi, Aleviler için ibadet mekanıdır. Aleviler camiye karşı değillerdir. Camiye gitmeyişlerini Hz. Ali’nin namaz kılarken camide şehit edilmesi ve “Emevi İslamı” olarak adlandırdıkları dönemde camilerde Ehlibeyt’e küfür edilmesi ile gerekçelendirmektedirler.

7- Alevilikte namaz ve oruç var mıdır? nasıldır?

Aynı nedenle Aleviler namaz da kılmaz, bunun İslam’ın şartı olduğuna inanmazlar. Namaz da bir ibadet biçimidir ancak ibadet etmenin namazla eşitlenmesi doğru değildir diye düşünürler. İnananın her yerde ibadetini yapabileceğini ve en büyük ibadetin temiz, dürüst, iyi ve ahlaklı yaşamak olduğuna inanırlar. Toplu ibadetlerini cem tutarak, kendilerini Hak-Muhammed-Ali huzurunda dara çekerek (hesap vermek) yaparlar. Bununla birlikte Arap Alevileri namaz kılarlar. Bazı yörelerimizde Cuma namazına giden, Ramazan orucu tutan (3 gün) Aleviler de vardır. Muharrem ayında Kerbela şehitleri için 12 gün süreyle matem orucu tutarlar. Bu 12 gün boyunca Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela’da yaşadıkları zulmü derinden hissederek anmak için saf olarak su içmez, et yemez, yıkanmazlar. Her senenin başında 3 gün süreyle Hızır Orucu tutarlar.

8-Aleviliğin bugünkü argümanında emperyalizmin yeri ve tanımı nedir? okullarda çocuklara din dersleri verilirken sünni fıkhı mı dayatılıyor ? yoksa bir alevi veya şii de kendi inancına göre din dersi alabiliyor mu?

Emperyalizm konusunda Alevilerin bir bütün olarak ortak bir görüş veya duruşa sahip olduklarını söylemek mümkün olmamakla birlikte, 90’lı yılların öncesinde Alevilerin neredeyse blok olarak sol örgütlere destek verdikleri bilinen bir olgudur. Bu sol örgütlerin tamamı da emperyalizme karşı mücadele etmek iddiasında idiler. Bu anlamda Alevilerde halen emperyalist politikalar konusunda ciddi bir duyarlılık olduğu belirtilebilir. Şunu da eklemek gerekir: Emperyalizme ve sisteme karşı oldukları için Alevilerin desteğini alan bu sol örgütler, Aleviliğin asimilasyonunda en az Kemalizm, yani Atatürkçülük kadar rol oynamışlardır. Çünkü dine ve bu arada Aleviliğe bakış açıları Kemalizm, yani Atatürkçülükden, yani Atatürkçülükten farksız idi.

Okullarda verilen din dersleri tümüyle Sünni-Hanefi inancına göredir. Alevilikle ilgili yakın zamana kadar hiçbir bilgi öğretilmemiştir. Geçtiğimiz yıl müfredatta yapılan kısmi değişiklikler sonucunda din dersi kitaplarına Alevilikle ilgili bazı bilgiler eklenmişse de bunlar çok yetersiz ve yüzeyseldir. Devletin Alevilerle ilgili anlayış ve politikası hep ayrımcılık biçiminde kendisini göstermiştir. Aleviler kendi inançlarına ilişkin eğitimlerini zor şartlar altında ancak cemevlerinde alabilmektedirler.

9- Aleviliği ve Alevilerin sorunlarını anlatan birkaç kitaptan söz eder misiniz?

Alevilerin Kemalizm, yani Atatürkçülükle İmtihanı (TİMAŞ 2011), Dersim… Dersim… (TİMAŞ 2010), Gayriresmi Cumhuriyet/Türkiye’nin Resmi İdeolojiyle İmtihanı (TİMAŞ 2012) adlı kendi kitaplarımda çeşitli yönleriyle Alevi sorununu irdeledim. Konuyla ilgili çok sayıda yayınlanmış kitap olmakla beraber, maalesef objektif bulduğum çalışmaların sayısı çok azdır…

10-Türkiye alevileri kerbela ve hz Hüseyin hakkında ne bilir ve nasıl tanımlar bu iki kavramı?

Kerbela ve Hz. Hüseyin, Türkiyeli Aleviler için Alevi olmanın olmazsa olmaz ölçüleri gibidir. İnançlı her Alevi Hz. Hüseyin ve Kerbela sözcüklerinin geçtiği yerde heyecanlanır, gözleri yaşarır. Alevilerin gözünde Kerbela tarihin en büyük zulmü ve haksızlığıdır. Ve Hz. Hüseyin, bu zulüm ve haksızlık karşısında direnen insanlığımızdır, vicdanımız ve rehberimizdir…

11- Hükümetin son gelişmeler ve özellikle suriyeye karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? hükümet veya birileri mezhepçilik mi yapıyor?

Hükümetin son dönem politikaları “mezhepçi” bir görünüm arz ediyor ve böyle olduğu için de Aleviler kendilerini iyiden iyiye yalnız hissediyor, korku ve endişeye kapılıyorlar. Bu durum, en belirgin şekilde Suriye konusunda kendisini gösterdi. Aleviler, Hükümetin Suriye konusunda soruna kendisini bu denli taraf haline getirmesinin nedenini, Suriye’deki iktidarın Alevi olmasına bağlıyorlar.

12-Türkiye’de Yargıtay'ın Cemevi Kararı "Cami ve mescit dışındaki bir yer ibadethane kabul edilemez." ve Türkiye Yargıtayı Alevilerin cemevlerinin ibadethane sayılıp sayılmayacağına ilişkin, kararını hakkında neler düşünüyorsunuz?

Yargıtayın kararı “malumun ilanıdır”. Türkiye’de diğer tüm devlet kurumları gibi yargının da temel misyonu resmi ideoloji zihniyetini korumaktır. Yargının varlık sebebi “adalet” kavramından ziyade resmi ideoloji hassasiyetleri ile hareket etmektir. Böyle olunca Yargıtay’ın cemevi kararında şaşılacak herhangi bir şey olduğunu sanmıyorum. Türkiye’de “ibadethane” kabul ettiğimiz ve devletten de tanınmasını talep ettiğimiz cemevleri, fiilen vardır, ama istendiği zaman Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun gerekçe gösterilerek kapatılabilir de. Alevilerin ve demokratik kamuoyunun bu yasakçı, inkarcı zihniyetle yüzleşmesi kanımca kaçınılmaz hale gelmiştir.

Download FILES


6th conference
8th Conference of Imamia Medics Intrnational