Suriye Vekâlet Savaşını doğru anlayabilmek için

Türkiye İslamcılarına Suriye Soruları

  • News Code : 465766
  • Source : rasthaber
Brief

Bismihi Teâlâ
Türkiye İslamcılığının tarihi serencamına göz atıldığında “Suriye Vekalet Savaşı”nın diğer etkenlere göre açığa çıkardığı etkinin bir tufan gibi olduğu görülür. Türkiye İslamcılığı tam bir savrulma yaşadı. Türkiye İslamcılığı, “Amerikancılığı” içselleştirdi. Evrimleşti. Dünyada gelişen dinsel, sosyal, siyasal olaylar için “mezhep, ulus ve ülke” kavramları üzerinden “faşizan bir okuma biçimi” geliştirildi. Ölçüsüzlük ölçü haline getirildi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Dinsel yapı ve cemaatler müntesiplerini içsel çelişki ve paradokslarla yaşamaya alıştırdı. Gözlerin açılmaması için her türlü hakikat bilgisinin yolunu kesmeye, üzerini örtmeye yöneldiler. Düşünceler dumura uğratıldı. Sorgulamaya, farklı düşünmeye, soru sormaya adı konmamış bir yasak kondu. Soru sormak, hâkim anlayış ve muhafazakâr iktidarla aynı kulvarda olmamak fitne çıkarmakla eşleştirildi!Oysa  “sen sormazsan, ben sormazsam, o sormazsa nasıl açığa çıkarırız doğruyu!” Doğru soruyu sorabilmek, bize doğru düşünebilmenin ve hakikat yolunun kapılarını aralar. Suriye Vekâlet Savaşını doğru anlayabilmek için sorulara ihtiyacımız var. Soru sormalıyız; doğru soruyu!..

1 - “Silah devletin elinde olur; eli silahlı halk, eli silahlı sivil olmaz; olursa terörist olur” diyenler, Suriye’de (büyük bir ekseriyeti de dış devletlerden gelmiş olan) siviller silaha sarıldığında niçin “mücahit” oluyorlar?

2 -“İslam ülkelerinde halklar, hakları için demokratik yollardan mücadele vermeli. Asla silaha sarılmamalılar. Bu durum onların demokratik mücadelesine zarar verir. Bir İslam ülkesi için en büyük felaket iç savaştır” diyenler; niçin Suriye iç savaşının kızışması, büyümesi ve sonlanmaması için korkunç bir çabanın içerisindesiniz?

3 - Binlerce insanın ölmüş, on binlercesinin yaralanmış olmasına rağmen Mısır’da muhalefete itidal ve demokratik mücadele çağrısı yapanlar, niçin Suriye’de henüz doğru dürüst muhalif miting bile yapılmamışken silah çağrısı yaptınız?

4 - Her ağzını açmada, söze her başlamada Suriye de %10 bir azınlık %90 çoğunluğa tahakküm ediyor diyenler, korkunç bir yıkımın yaşandığı örtülü dünya savaşına; her türlü fitne fesat, rüşvet ve tahrike rağmen üç yıldır; asker, polis, bürokrasi, medya, sermaye ve halkın %90’ının Esad’ı terk etmediğini görmüyor musunuz?

5 - “Amerika, Esad’ı koruyor, onun devrilmesini istemiyor. Çünkü Esad devrilip muhalifler iktidar olsa, İsrail için tehlike çanları çalacak” deyip zihin bulandıranlar; ÖSO ya da Nusra (ve onların zihniyetlerini temsil eden Katar, Suud ve Türkiye gibi ülkeler) tarihlerinde Kudüs için, Filistin için tek bir kurşun attılar mı?

6 - Amerika, Avrupa Birliği, Suud, Katar gibi ülkeleri Mısır’da “darbeci, darbe destekçisi” olmakla itham edip, kendinizce “racon kesme” numaraları yapanlar; nasıl oluyor da aynı ülkelerle Suriye’ye demokrasi götürüp, insan hakları mücadelesi verdiğinizi iddia ediyorsunuz?

7 - Görüntüleri itibariyle daha ziyade mağara devri adamlarını andıran fakat sizlerin “cihatçı” diye isimlendirdiğiniz katiller güruhunu yedi düvelden toplayıp, eğitip; sözüm ona insan hakları mücadelesi adına kan dökmek için Suriye’ye gönderenler/geçirenler; niçin aynı çabayı Mısır, Suud, Katar, Bahreyn diktatörleri içinde ortaya koymuyorsunuz?

8 -Esad’ı diktatörlük ve demokrasi karşıtlığı ile suçlayanlar, Esad’a karşı her gün el ele dolaştığınız Suud Kralı Abdullah, Katar Kralı Temim (babası Hamad)ve diğer Ortadoğulu yandaşlarınız “demokrasi havarisi” ya da “insan hakları aktivisti mi?”

9 -Esad’ı gizliden İsrail ile pazarlık yapma ve İsrail tarafından kollanmakla suçlayanlar; İsrail ile bizatihi mücadele içerisinde olan “Hizbullah, HAMAS, İslami Cihad ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi” liderlerinin tek tek: “Filistin direnişinin gerçek hamisi, tüm silah ve lojistik tedarikçisi Suriye’dir” sözlerine rağmen yine de size mi inanalım?

10 - Şiileri değerlere saygısızlık ile suçlayıp, sahabeye saygıyı ağızlarına sakız edinmiş olanlar; Hz. Zeyneb (s.a), Ammar b. Yasir, Hucr b. Adiyy, Hz. Rukayye, Hz. Ümmü Gülsüm gibi İslam’ın yüce kişiliklerinin kabir ve mescidlerine ayrıca manevi şahsiyetlerine karşı muhaliflerin (gerek Nusra ve gerekse ÖSO tarafından) yapılan saldırı ve cinayetleri cihat kapsamında mı değerlendirmeliyiz?

11 - “İnsan Hak ve Hürriyeti”nden dem vuranlar; “cihat nikahı” fetvası ile tecavüzü/zinayı, “alevi öldürmek helaldir” fetvası ile cinayeti meşrulaştıranlara hatta meşrulaştırmakla kalmayıp uygulayanlara Müslümanların kurban ve bağışlarını din adına toplamaya devam mı edeceksiniz?

12- Eskiden İslamcı olmanın şiar ve parolası “kahrolsun Amerika!” demekti. Amerika, “Büyük Şeytan”dı. Amerika’ya arka ya da omuz verme, şeytanla beraber olma anlamını taşıyordu. Türkiye İslamcıları, “Büyük Şeytan” karakter mi değiştirdi? İslam’ın “şeytanla beraber olmama” emri yürürlükten mi kalktı?!.

Twitter:@kssevindik

Facebook:Kemal Şükrü SEVİNDİK

Download FILES


8th Conference of Imamia Medics Intrnational
Tekfirci Akımlar Konferansı