Dünya, İmam Hamaney'in bakışı istikametinde yön değiştirecektir (Röportaj)

  • News Code : 724335
  • Source : welayet
Brief

“Dünya’nın geleceği direniş hareketinindir” diyen Suriye devlet başkanı yardımcısı Besine Şaban, “Batı sömürgeciliğinin kibirli bakışı yerini İran İslam İnkılabı Rehberinin sözünü ettiği insani bakışa bırakarak dünyanın değişeceğini” söyledi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Dünya’nın geleceği direniş hareketinindir” diyen Suriye devlet başkanı yardımcısı Besine Şaban, “Batı sömürgeciliğinin kibirli bakışı yerini İran İslam İnkılabı Rehberinin sözünü ettiği insani bakışa bırakarak dünyanın değişeceğini” söyledi.
Beşşar Esad’ın danışmanı Besine Şaban, Tasnim Haber Ajansının muhabiriyle Şam’da yaptığı özel röportajda, Suriye’nin dahili meseleleri, bölgedeki gelişmeler ve en son Türkiye tarafından sınırda düşürülen Rus uçağıyla ilgili soruları yanıtladı.


Çocuklar ve kadınlarımız şehit düşüyor; bu hususta Batıdan hiçbir kınama veya tepki görmüyoruz

Tasnim: İslam İnkılabı Rehberinin Batılı gençlere hitap eden mektubu hakkında görüşünüz nedir?

İslam İnkılabı Rehberinin mektubunu gördüm ve büyük bir dikkatle, ilgiyle okudum. Bu arada dikkatim, bu mektubun Charlie Hebdo olaylarının ardından yazdığı ikinci mektup olduğuna çekildi. Bu, her iki mektubun Batıdaki terör olaylarından sonra gönderildiği anlamına geliyor ve kendi başına önemli bir noktayı içermektedir,  zira Ayetullah Hamanei’nin insana sevgi beslediğini, insani düzeyde düşündüğünü ve bazı Batılı devletlerin dahili bir düzeyde düşündüğü gibi düşünmediğini göstermektedir. Çünkü, Suriye’de içimizi burkan noktalardan biri, çocuklarımız, kadınlarımız şehit düşerken Batıdan hiçbir kınama ve tepkiye şahit olmayışımızdır; ülkemizdeki vatandaşın canı ile Batıdaki vatandaşın canı eşit değilmiş gibi. İslam İnkılabı Rehberinin bu yanıtı, onlara şunu diyor: Biz insanı severiz, nerede olursa olsun, bizim üzerinde vurgu yaptığımız insaniyettir.

Tabi ki iki önemli meseleye dikkat çektiler, ki Batı medyasında bu konuda bilgilendirmenin yapılmasını ve bütün dillere çevrilmesini umuyorum, birincisi şu ki kendilerine özgü bir kültüre sahip olan milletlere Batı tarzının dayatılması, bu milletlere karşı örtülü bir tehlikedir, bu yüzden milletlere ait kültürlere saygılı olmasını vurguladı. Bu kendi başına önemli ve temel bir meseledir. Bu bağlamda ABD, kendi nezdinde makbul gördüğü demokrasiyi yayma çabası içinde. Diğer bir deyişle, Batı ve Amerika, dünyadaki diğer bütün milletlerin kendi milletlerinin birer kopyasıymış gibi, kabul ettikleri demokrasi tarzında bir demokrasi modelini tebliğ ediyorlar ve bu milletlerin kültür, medeniyet, dünya görüşü, dil ve istekler bakımından birbirinden farklı olduklarını asla dikkate almıyorlar. Dolaysıyla, diğer milletlere saygılı olmayı kabul oldukça önemli bir meseledir.

İslam İnkılabı Rehberinin değindiği diğer mesele, Batılıların savunmuş olduğu değerler ve kriterlerdeki ikircilik tehlikesidir. Buda önemli bir meseledir, zira dinde de tehlikeli olduğu gibi siyasette de tehlikeli olan siyasi “nifak ve ikiyüzlülük” e işaret etmektedir. Nifakın ne olduğunu bilen biz Müslümanlara göre, münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar, yani kafirlerden de daha aşağıdadırlar. İnsan hayatına darbe vurabilecek en tehlikeli şeydir nifak. Bu nedenle, İslam İnkılabı Rehberinin bu meselelerin tehlikesiyle ilgili uyarısı önemlidir.

İslam İnkılabı Rehberi, insani bir aile bakışıyla dünyaya bakmaktadır

İslam İnkılabı Rehberinin dünyaya insani bir aile olarak baktığını düşünüyorum, ama Batı böyle değil. Batılılar, dünyanın küçük bir köy haline geldiğini, insanların eşit olduklarını ve sınırların açık olduğunu iddia ediyorlar. Bunlar, yalan iddialar, çünkü onların pratiğine yansımıyor. Buna karşın, İslam İnkılabı Rehberinin yazdığı mektup, “Allah katında en üstün olanınız en takvalı olanınızdır” ayetine mutabık olup Müslüman ile Hıristiyan arasında ayırım yapmamıştır. Bu, onun gençlere, Batıya ve insanlık camiasına aynı gözle baktığını gösteriyor ve böyle bir yaklaşım kendisinden beklenmeyen bir yaklaşım değildir.

Rusya’nın ve devlet başkanı Putin’in şahsen aldığı tutumlar, sevinç kaynağıdır

Tasnim: Rusya’nın ve bizzat Vladimir Putin’in aldığı tutumlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rusya’nın ve devlet başkanı Putin’in şahsen aldığı tutumlar, sevinç kaynağıdır. Rusya politikalarını, Putin’in açıklama ve girişimlerini bizzat takip ettiğim kadarıyla, Batının yaptığı bütün girişimlerin aksine Putin’in ortaklarının saygısını kazandığını ve kendisinin de diğerinin kültürüne saygılı olduğunu düşünüyorum. Hatta Fransa cumhurbaşkanı François Hollande, kendisiyle görüşmeye gittiğinde ona şöyle demişti: Biz terörizmle mücadelede bu yöntemi savunuyoruz, ancak aynı zamanda başkalarının istediği ve ortaklarımızın terörizmle mücadele konusunda ileri sürdükleri düşüncelere karşıda esnek davranıyoruz ve böyle bir saygıyı, temel bir mesele olarak görüyoruz.

Tasnim: İslam İnkılabı Rehberinin danışmanı Ali Ekber Velayeti’nin Suriye ziyareti hakkında neler söyleyeceksiniz? Bu ziyarette Suriye krizinin çözümüyle ilgili sunduğu yeni bir planı oldu mu?

Aslında, İranlı yetkililerin Suriye ziyaretleri her zaman yeni ve eski konuları içeren ziyaretler olmuştur ve her ikisi de güzeldir. Eski olanı, güzeldir ve Suriye Arap Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki dostluğun, ittifakın ve güvenin derinliğini vurgulamıştır ve Suriye ile ya da bölgeyle ilgili son gelişmeler konusunda karşılıklı görüş alışverişinin de göstergesi olmuştur.

Suriye’nin İran ve Rusya ile olan ilişkileri, stratejiktir

Dr. Velayeti, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in İmam Hamaney’i ile yaptığı son görüşme ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkilere dair değerli ve güven verici bazı detaylar konusunda –ki bizde adımıza ilişkilerin bu düzeyinden memnuniyetimizi belirttik- devlet başkanı Beşşar Esad’ı bilgilendirdi. Allah’a şükür bizim İran ve Rusya ile ilişkilerimiz stratejiktir, bildiğiniz gibi bu üç ülke terörizm konusunda bilgi paylaşımı için Irak’la ortak bir komite kurdular. Terörizme karşı mücadele çerçevesinde bu çabaların takviye edilip koordine edilmesi, ülkemizde güven ve istikrarın tekrar tesis edilmesi için oluşan eğilim son derece önemli bir meseledir. Keza İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakan yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahiyan da devlet başkanı Esad ile görüşme sırasında, İran İslam Cumhuriyetinin Viyana’da Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün savunulmasına ilişkin verdiği çabaları ve ülkesinin bu yöndeki kararlığını açıklamıştı.

Beşşar Esad, Putin ile görüşmesinin ayrıntılarını Dr. Velayeti ile paylaştı

Beşşar Esad ise son Moskova ziyareti, Rusya ile ilişkiler ve Suriye’de alandaki son durum konusunda  İmam Hamaney’in üst düzey danışmanını bilgilendirdi. Aslında, oldukça verimli ve faydalı bir ziyaret oldu, ilişkilerin devamlılığı, özellikle eğer iki ülke arasında bu yüksek düzeyde olursa oldukça özgün ve benzersizdir.

Putin’in formaliteleri bir kenara koyarak İran lideriyle görüşmesi, Ayetullah Hameney’e karşı duyduğu saygıdan ileri gelmektedir.

Tasnim: Rusya devlet başkanı Putin’in İran ziyareti ve İmam Hamaney’i ile görüşmesi hakkında görüşünüz nedir? Bu görüşme, bölgesel ve uluslararası dengeler üzerinde etkili olur mu?

Rusya devlet başkanının ziyareti ve Ayetullah Hamanei ile görüşmesi, tarihi bir gelişmeydi, biz Rusya ve İran arasındaki yakın ilişkileri ve bu ilişkilerin gelişmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu ilişkiler, nükleer anlaşmanın imzalanmasından önce başladı ve Rusya ile İran arasında ekonomik ilişkilerin bulunduğunu biliyoruz. Fakat devlet başkanı Putin’in bu ziyareti ve bazı ayrıntılarıyla ilgili dikkate alınması gereken nokta şu ki Putin uçaktan iner inmez siyasi teamülleri ve karşılama törenini beklemeden direk İmam Hamaney’in yanına gitti. Putin’in bu girişimi, İslam İnkılabı Rehberine duyduğu saygıyı gösteriyor. Putin, kendisi için Tahran’a geldiği konferansa katılmadan önce iki saat boyunca İran lideriyle görüştü. Bunlar bizim için önemli ayrıntılardır, İslam İnkılabı Rehberinin üstün şahsiyetine duyulan saygının göstergesidir.

İmzalanan anlaşmalar, oldukça önemli ekonomik anlaşmalardır ve öyle gözüyor ki kapsamlı bir siyasi anlaşma söz konusudur, bu anlaşmanın sade bir temeli bulunmakta ve oda, milletlerin kendi kaderini kendi eliyle belirmesi, ülkelerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kuruma hakkı ve terörizme karşı mücadelede her kesin sorumlu olmasıdır. Burada dini ve siyasi bir terime yani kriterlerin ikircilikli olmasına aykırı olan sadakat ve dürüstlük terimine değinmem gerekiyor. Ben şuna inanıyorum; din ve siyasetin birçok ortak bağı bulunmakta ve bunların en önemlisi, nifak ve ikiyüzlülük en tehlikeli ve buna karşı sadakat ve dürüstlük ise en güzel ve en faydalı ilkeler olmasıdır.

Devlet başkanı Vladimir Putin’in yapmış olduğu ziyaretin Rusya ve İran ilişkilerinin bu ziyaretten sonra öncekinden farklı olacağını kanıtladığına inanıyorum. Bu meseleyi memnuniyetle karşılıyoruz ve kendimizi bölgede olup biten bütün gelişmeler konusunda İran ve Rusya ile olan üçlü ilişkilerin bir parçası olarak görmekteyiz.

Türkiye’nin Rus uçağının düşürülmesi konusunda kafası karışık

Tasnim: Rus uçağının düşürülmesini ve Türk yetkililerinden gelen çelişik açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Türkiye ulusal güvenliği kırmızı çizgidir” demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ise, “Keş böyle bir olay yaşanmasaydı” açıklaması yapılmıştı. Önümüzdeki dönemde Rusya’nın Türkiye’ye karşı tutumlarının sertleşeceğine tanık olacak mıyız?

Kanaatimce, Türkiye’nin uçağın düşürülmesi konusunda kafası karışık. Zira Erdoğan bir gün önce, “Keşke bu olay vuku bulmasaydı” dediğinde ertesi gün Putin, “Paris toplantısında Erdoğan’la görüşmeyeceğini” diyerek yanıt verdi. Erdoğan’ın Putin’le istişare yapıldan ve ilk muvafakat sağlanmaksızın kendisiyle görüşme önerisinde nasıl bulunduğunu anlamış değilim. Bu davranış, siyasi zekanın yokluğunun bir göstergesi.

Kremlin’den, ‘devlet başkanı Putin, Erdoğan’la asla görüşmeyecektir’ yanıtı geldiğinde Türkiye başbakanı Davutoğlu, ‘ulusal güvenliğimiz kırmızı çizgimizdir’ dedi. Ben bunu, bir tür kafa karışıklığı ve Türkiye tarafından insiyatifi ele geçirme çabası olarak görüyorum. Uçağın düşürülme hadisesi, Rusya’ya karşı Türkiye liderleri tarafından yapılan büyük bir hataydı. Rusya liderliği de muktedirce ve güçlü bir şekilde davranarak, Rusya gibi bir ülkenin tahkir edilip küçük düşürülmesinin mümkün olmadığını Türkiye’ye gösterdi. Rusya, paraşütle iniş halindeyken kendi pilotunun öldürülmesine seyirci kalıp böyle çirkin bir girişim karşısında gevşek davranamaz.

Eğer Erdoğan, Rusya’dan özür dilemek ve ilişkilerin yeniden başlaması amacıyla Rusya’nın isteklerini yerine getirmek için bir girişimde bulunmaz ve askeri düzeyde bir feraset göstermezse, ilişkiler daha da kötüye gidebilir.

Tasnim: ABD’nin 50 askeri danışmanı Suriye ve Türkiye sınırına göndermesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu, bölge için tehlikeli bir girişim mi? Ve diğer nokta, bu hususta Amerika ve Rusya arasında bir koordinasyon var mı?

Sizinde bildiğiniz gibi Amerikalılar ile Batının girişimlerinden bahsettiğimizde, korku ve vahşet yaratma ve propaganda amaçlı söylenenler ile sahadaki gerçeklikleri konuşma arasında fark koymak gerekir. Hatırlarsanız, Amerika Suriyeli muhalifleri eğitme ve bu amaçla 50 milyon dolar ayırması konusunda ne kadar konuştu, ama bu kadar konuşmasının ardından ortaya çıkan sonuç sadece Suriyeli muhaliflerden beş kişiyi donatmak oldu.

Onları (sözde muhalif teröristleri) Suudi Arabistan’da eğitecekleri konusunda bir yıldan fazla konuştukları sırada, merkezleri Türkiye’den Arabistan’a intikal ettiği için ben el-Meyadin kanalı üzerinden bu girişimlere tepki gösterdim ve şunu dedim: Türkiye’de veya Arabistan’da veyahut Katar’da eğitim görmeleri, onlar için ne fark eder ki? Nerde eğitim görüyorlarsa görsünler en nihayetinde Suriye gelecekler ve Suriye ordusunun o gücü ve kararlığıyla karşılaşacaklar.

Amerika’daki bazı çevreler, Rusya ile koordinasyon halinde olmayı istemiyor

Bu nedenle, bu tür açıklamaları sırf içerdeki kamuoyuna yönelik olarak yapılan açıklamalar olarak görüyorum, çünkü Amerika’da farklı bir çok akım mevcut, bazıları Rusya ile koordinasyon halinde olmayı kabul etmeyen radikal çevreler, askeri ve istihbarat kurumlarıdır. Bu yüzden söz konusu açıklamaları bu çerçevede yani radikallerin yaklaşımı çerçevesinde, onları razı etmeye dönük ve iç tüketim çerçevesinde değerlendiriyorum. Ama işin gerçeği şu ki Amerika ve Rusya arasında bir tür koordinasyonunun mevcut olduğu görünmekte ve kanaatimce, Rusya ile koordinasyon halinde olmak dışında Batının önünde başka hiçbir seçenek yoktur, zira Rusya terörizmle mücadelede samimi, etkili ve aktif olduğunu kanıtlamıştır.

Adil el-Cubeyr’in açıklamalarının bir değeri yok

Tasnim: Her katıldığı etkinlik ve toplantıda, “devlet başkanı Esad’ın kenara çekilmesi” ibaresini tekrarlayan Suudi Arabistan dışişleri bakanı Adil el-Cubeyr’in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Net olarak Arabistan neyin peşinde?

Ben, Adil el-Cubeyr’in yaptıklarını, sözleri hiçbir değer ifade etmeyen, gündeme gelmek için ve kendini bir yazar olarak göstermek için örneğin Mütenebbi’ye (ünlü Arap şair ve yazarı) saldıran  isimsiz ve tanınmayan bir yazarın yaptıklarına benzetiyorum. Adil el-Cubeyr, hiçbir ehemmiyeti olmayan çapsız ve değersiz bir adam.

O, Esad’ın adını bile ağzına alacak bir konumda değildir. Devlet başkanı Esad, milletini seven ve onlar nezdinde sevilen, muktedir, direnişçi ve dünyaca bilinen bir şahsiyet. El-Cubeyr, sadece dünya kamuoyunun dikkatini kendisinin politikada aktif biri olduğuna çekmek için bunu yapmaktadır. Bana göre, el-Cubeyr kendisine fayda vermekten çok zarar vermiştir.

Tasnim: İçerdeki ve dışarıdaki Suriyeli muhalif çevrelere çağrıda bulunmak için Rusya’nın insiyatif almasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Suriye yönetimiyle diyalog imkanı oluşması için Suriyeli muhaliflerin ortak tutumu olarak adlandırabileceğimiz bir ortamın şekillenmesi mümkün mü?

Şimdiye kadar böyle bir şey gerçekleşmiş değil, çünkü muhalifler çoğunlukla değişik ülkelere bağımlıdırlar veya onlar tarafından finanse ediliyorlar veyahut çeşitli ülkeler tarafından kullanılıyorlar. Muhaliflerin ekseriyeti maalesef Suriye’ye karşı düşmanlık yapıyorlar, yani örneğin dost bir ülkeyle birlikte hareket eden muhalifleri görmüyoruz, bu sebeple  Rusya siyasi dosyayı asla bir kenara koymayacak ve aksine siyasi bir çözüme kavuşmak için çaba gösterecektir. Ancak mevcut gerçeklik şu ki terörizmle mücadele, bütün dünyanın önceliğidir. Bu nedenle, çabalar ne kadar birleştirilir ve terörizme karşı başarılı olunursa o oranda krizin siyasi çözümüne yaklaşmış oluruz. Ben, Rusya’nın bu günkü tutumunun böyle olduğunu düşünüyorum.

Tasnim: Bazı Batılı ülkelerin Suriye yönetimine karşı aldıkları tutumlardan geri adım atması ve ortaya çıkan değişimler ışığında Suriye ve bölgenin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Milletlerin bıktığı model hangisi?

Kanaatimce, bütün dünya değişmiş durumda, kendi sultasını, iradesini milletlere dayatan Batının bu yaklaşım tarzı bu gün değişim halinde ve Batı, isteyerek veya istemeyerek bu yaklaşımdan geri adım atmaktadır. Onlar bu yöntemle, her istediğini Filistin halkına dayatarak daha fazla toprak gasp edip Filistin halkını kendi topraklarından sürmesi için İsrail’in önünü açmaya çalışıyorlar. Ancak bu gün dünya haritasına baktığımızda, Çin, Rusya, Hindistan, Güney Afrika, BRİKS gurubuna üye ülkeler (Güney Amerika’da), İran, Suriye ve Hizbullah hareketiyle birlikte dünyada bir güç haline geldiklerini görüyoruz. Önemli olan mesele ise, bu güçlerin Batı modelinden oldukça farklı bir modeli sunmalarıdır. Sultacılık, sömürgecilik, başkalarına karşı saygısızlık, nifak ve ikiyüzlülük gibi özellikleri bulunan Batı modelinden aslında dünya milletlerinin bıktığını söylemek gerekir.

Buna rağmen, bölgemizde Arap veya Arap olmayan bazı ülkelerin hala Batının bu modeliyle birlikte ve işbirliği halinde olduğuna tanık olmaktayız. Bu ülkeler, işbirliği yaparak ve aynı yörüngede hareket ederek Batı sultacılığı ve hegemonyacılığının ömrünü uzatabileceklerini sanıyorlar.

Gelecek, direniş akımından yanadır

Bana göre gelecek, başkalarına saygı gösteren, başkalarıyla dürüst olan ve giderek güçlenen bu direnişçi akımdan yanadır, Batı akımının ise hiçbir geleceği yoktur.

Kastım, Batının bakış açısıdır. Örneğin eğer Fransa’da bir değişim olacaksa Fransa cumhurbaşkanı François Hollande terörizme karşı mücadele koalisyonunu ele almak için Moskova’ya gidiyor. Birkaç ay önceye kadar böyle bir meseleyi zihnimize dahi getirmiyorduk (ki Fransa cumhurbaşkanı terörizmle mücadeleyi masaya yatırmak için Moskova’ya gitsin). Fransa için ölçü ve temel başvuru merciinin Washington olduğunu görüyorduk, İngiltere için de öyle. Bu gün Rusya insiyatifi eline almış durumda ve Moskova, Batılıların uğradığı maksat haline geliyor. Bu, önemli bir değişim.

Çin bu gün gelişen bir ekonomik güçtür, hakeza İran’ın direnişi, imzalanan nükleer anlaşma ve Hizbullah ile Suriye’ye verdiği destek, işaret edilecek bir örnektir. Suriye halkı ve ordusunun direnişi bölge denklemlerini altüst ederek değiştirmiştir.

Dünya, Ayetullah Hamaney’in savunduğu bakışa doğru evrilecektir

İşler bir gecede netleşemez, biz diğer güçleri bir anda yenilgiye uğratamayız, ama gözlerimizi kapatıp çocuklarımızın geleceğine örneğin önümüzdeki yirmi yıla baktığımızda, Allah’ın izni ve inayetiyle torunlarımız İsrail’in artık kovulduğu ve Filistin milletinin zafere kavuştuğu bir bölgede yaşayacaktır ve direniş hareketi muzaffer olmuş, dünya Batının kibirli ve sömürgeci bakışını değiştirerek yönünü, İslam İnkılabı Rehberinin bahsettiği insani bakışa çevirecektir.              

Çev: Mehmet Gönül


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

ramadan
conference-abu-talib
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2018 Hac Mesajı
Şeyh Zakzaki