Zulümden Daha Büyük Günah Yok

  • News Code : 744957
  • Source : Şafak Haber
Brief

Ayetullah Mezahiri, İslam dini açısından zulmün büyük günahlardan olduğunu söyledi ve ekledi: Akli ve şer’i olarak zulümden daha büyük bir günah yoktur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Ayetullah Mezahiri, İslam dini açısından zulmün büyük günahlardan olduğunu söyledi ve ekledi: Akli ve şer’i olarak zulümden daha büyük bir günah yoktur.

Ayetullah Mezahiri sözlerini şöyle sürdürdü: Kur’an ayetleri ve Ehlibeytten gelen rivayetlere göre zulmü şu kısımlara ayırmak mümkündür:

a) Yüce Allah’a karşı zulüm işlemek; küfr, şirk ve nimetlere nankörlük bu kabil zulümdendir. Allah’a muhalefet ederek onun kullarına haksızlık etmek de bu zulmün gizli misdaklarındandır.

b) Allah’ın kullarına, onun yaratıklarına zulmetmek; insanların canlarına ve mallarına saldırmak bu zulmün açık örneğidir. Bu, “kul hakkı” manasına gelen “hakkunnas” kavramı ile ifade edilir. Yüce Allah bu hakkın bir zerresinden dahi geçmeyecektir.

c) Kulların haysiyetine zulmetmek; gıybet, iftira, alay etmek, kınamak bu tür zulümlerdendir. Rivayetlerde bu tür zulümler faizden daha kötü sayılmıştır. Halbuki İslam açısından faiz “Allah’a savaş açmak” sayılmıştır.

d) Başkalarının namusu ve ırzı hususunda zulümde bulunmak; İslam açısından ve tüm insanlar nezdinde bu tür zulüm önceki zulümlerden daha çirkindir.

Birinci, üçüncü ve dördüncü kısımdaki zulmün günahı ikinci kısımdaki zulümden daha büyüktür. Ancak bunlardan tövbe etmek sadece geçmişten pişmanlık duyup geleceğe dair kendisini düzeltme kararlılığı içinde olmaktır. Ancak zulme uğrayan durumdan haberdar olursa bu durumda pişmanlıkla ve kendini düzeltme kararlılığı ile birlikte mazlumun rızasını da kazanmalıdır. Fakat “kul hakkı” denilen ikinci kısım zulümde mazlumu razı etmesi gerekir. Bu kısım zulümde mazlumun durumdan haberdar olup olmamasının farkı yoktur. Fakat her şeye rağmen mazlum asla razı olmuyorsa ve onun rızasını elde etmek hiçbir şekilde mümkün değilse zalimin sadece pişmanlık ve kendini düzeltme kararlılığı tövbesi için yeterli olur.

Eğer mazluma ulaşması mümkün değilse şer’i hâkimin izni ile borcunu “reddi mezalim” adı altında ödemelidir. Eğer mazlum ölmüşse onun varisine vermelidir. Eğer buna gücü yoksa şer’i hâkimin izni ile “reddi mezalim” olarak vermelidir.

Eğer zalim, mazluma olan borcunu bir şekilde ona ulaştırabilirse bu yeterlidir; dolayısıyla mazlumun bunu fark etmesine gerek yoktur ya da ondan helallik istemesine veya durumdan haberdar etmesine lüzum yoktur. Eğer fark ettirmeden ona ulaştırması mümkün olmazsa durumu ona bildirmelidir. Fakat onu durumdan haberdar etmesinin daha büyük bir fitneye yol açması söz konusu olursa konuyu şer’i hâkimle görüşüp “reddi mezalim” vermelidir.

Nefse zulüm konusu ise Kur’an’da defalarca dile getirilmiştir.

Bir ayette şöyle geçmiştir:

“Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendine zulüm etmiştir.” Yani kim Allah’ın yasalarına uymazsa, vacipleri ve müstehapları yerine getirmez, haramlardan ve mekruhlardan sakınmazsa kendisini Yüce Allah’ın büyük feyizlerinden mahrum etmiş, böylece kendisine zulüm etmiş olur.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki