'Bazıları kazan-kazan formülünden söz ediyorlar ama kasıtları Amerika’ya teslim olmaktır'

  • News Code : 747061
  • Source : Welayetnews
Brief

Kum Havzası Müderrisler Camiası üyesi, “Bazılarının kazan-kazan formülünden söz ettiğini ancak kasıtlarının Amerika’ya haraç vermek ve teslim olmak olduğunu” söyledi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Kum Havzası Müderrisler Camiası üyesi, “Bazılarının kazan-kazan formülünden söz ettiğini ancak kasıtlarının Amerika’ya haraç vermek ve teslim olmak olduğunu” söyledi.

İmam Humeyni (r.a) Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Ayetullah Misbah Yezdi, velayet programı devrelerinin seçilmiş bazı üyelerinin kabulünde yaptığı konuşmada, insanın tekamül deviniminin bilinç ve seçimle birlikte olmasını insanı hayvanlardan mütemayiz kılan özelliği olarak değerlendirerek şöyle dedi: Cismi büyüme bilinç olmadan da gerçekleşir tıpkı hayvanlarda olduğu gibi; ama insana mahsus olan büyüme ve tekamül, bilinç ve seçme gücüyle birlikte olan bir tekamül ve büyümedir.

Bilgi ve bilinç hareket için gerekli olsa da tek başına hareketin etkeni olmadığını belirten Ayetullah Misbah Yezdi, sözlerine şöyle devam etti: Bazen insan bir şeyi bilir ama ona doğru hareket etmesine ilişkin bir saikası yoktur; harekete sebep olan ve gerçekte hareket ettiren etken, duygulardır.

Bilgi ve motivasyon ya da daha doğru bir deyişle, inançlar ve değerlerin birey ile toplumu harekete geçiren iki etken olduğuna işaret eden Ayetullah Misbah Yezdi, “Toplumların davranışındaki ihtilaf da bu iki etkene bağlıdır; ya bakış ve inanç türünde birbirinden farklıdırlar ya da değerler bakımından birbirinden farklıdırlar. Yani aslında aralarında kültürel ihtilaf vardır, denilebilir; çünkü kültürün kökü, inançlar ve değerledir. Bu yüzdendir ki bazıları, insanı kültürel bir hayvan olarak telakki edip kültürü insanı hayvandan mütemayiz kılan etken olarak zikretmişlerdir” dedi.

Ayetullah Misbah Yezdi, şöyle konuştu: Eğer bir ülkenin milletimize karşı düşmanlık yaptığını ya da bizden hoşlanmadığını, İran’a düşmanlık yapma ve zarar verme peşinde olduğunu ve onun güçlenmesine engel olmak istediklerini görüyorsanız, bunun temelinde onların bu iki etken konusunda İran milletiyle yaşadıkları ihtilaf vardır. Yani, ya düşünce ve bakışları İran milletinin düşünce ve bakışıyla uyuşmuyor ya da çıkarlarını –ki kendilerinde onları koruma meyli ve saikası vardır – tehlikede görüyorlar, onun için İran’la uyuşmazlık halindeler; bu nedenle, fikirsel ve eğilimsel boyutlarda milleti etkileme çabasını veriyorlar.

Ayetullah Misbah Yezdi, milletimizin düşünce ve saikasının düşman tarafından etki altına alınmak istendiğine temasla, şöyle devam etti: Düşman bir taraftan İran halkının düşüncesini etkileyip Batı ve Amerika ile uzlaşmadan siz hiçbir şey yapamazsınız ve ilerlemenin tek yolu Batından geçiyor, diye telkinde bulunmak isterken diğer taraftan tehdit (askeri saldırı ve ambargo) ederek halkın direnme motivasyonunu kırmak istiyor.

Düşmanın, hatta bazı mümin, mütedeyyin ve inkılabi elit kimselerin düşüncesinde bile büyük bir oranda etki bıraktığını dile getiren Ayetullah Misbah Yezdi, şöyle devam etti: Nasıl ki inkılaptan önce, görünürde muktedir ve dindar görünen bir başbakan olan Rezm Ara, “İran halkı bir ibrik bile üretemez” diyordu, inkılaptan sonra da düzeni ve inkılabı seven kimi elit kişiler de Amerika ile uzlaşmaktan başka bir çarenin olmadığını düşünüyorlar; zira aksi halde bizimle Batı arasındaki fasıla daha da büyüyecektir! Bütün bunlar, düşmanın yaptığı propaganda ve telkinlerin sonucudur.

Ayetullah Misbah Yezdi, sözlerine devamla şöyle konuştu: Eğer ülke içinde de –Allah göstermesin – Amerika ile uzlaşmaktan veya daha doğru bir deyişle Amerika’ya haraç vermekten başka bir çarenin bulunmadığını düşünen yetkililer olursa, durumları iki halden hariç değildir; ya düşünleri düşmanın telkinlerinin etkisinde kalmıştır ya da düşmanların tehditlerinden –ambargo veya askeri saldırı – kaygılıdırlar; onun için durumu gerekçelendirerek kazan-kazan teamülünde bulunmalıyız, diyorlar. Elbette, baştan itibaren de yersiz bir beklenti içine girmemeliyiz diyorlar çünkü, formül kazan-kazan formüldür ve onlarında kazanması gerekiyor! Diyorlar ki kırk yıl düşman olduk, ne gibi bir faydası oldu? Onların gücünü görmüyor musunuz, 110 dolarlık petrolü nasıl rahat bir şekilde 30 dolara düşürdüler? Dolaysıyla uzlaşma ve teslimiyetten başka bir çaremiz yoktur; eğer kırk yıl duygusal yaklaşıp düşmanlık yaptıysak, yanlış yapılmıştır! Aslında meselenin özü budur, ama ona “kazan-kazan formülü” diyorlar. Elbette bu kişiler kötü niyetli değiller, ya da Allah etmesin düşmanın amili değiller ve gerçekten ülkenin hayrını da istemiş olabilirler ama düşüce ve eğilimleri düşmanın propagandası ve sözlerinin etkisi altında kalmıştır.

Düşmana karşı pes etmenin bazen düşmanın saldırısı ve yaptırımından duyulan kaygından kaynaklandığını diyen Kum İlim Havzası Müderrisler Camiası üyesi, “O nedenle bu kaygı bazen kimi kişilerin sözlerinde kendini tam olarak belli etmekte ve örneğin, “Eğer bu mutabakat ve müzakereler olmasaydı bu gün savaş olmuştu!” demekteler.

Mantık ve istidlal ile birlikte doğru düşüncenin takviyesi ve direnme motivasyonunun güçlendirilmesini düşmanın telkinlerinden ve etkilerinden korunmanın iki etkeni olarak değerlendiren Ayetullah Misbah Yezdi, sözlerini şöyle sürdürdü: Bizim milletimiz, 8 yıllık kutsal savunma savaşında en kötü şartlarda direnip düşmana galip gelmiş olan millettir, bu nedenle sorunların hakkından gelebilecek güçte olduğumuza iman etmemiz gerekir. Bu gün birçok bilimsel alandaki eşine az rastlanan belirgin ilerlemeler, bu bakışın ürünüdür.

Ayetullah Misbah, “Bilgi ve motivasyon, Peygamberlerin (a), İmamların (a) ve asrımızda İmam Humeyni (r.a) ve hak üzere olan halefi İmam Hamanei’nin değişik ibarelerle vurguladıkları iki etken olduğunu” söyledi.

İmam Humeyni (r.a) Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Başkanı, günümüzdeki üniversite derslerinin bu sahih düşünceyi bize veremeyeceğine işaretle, şöyle devam etti: Üniversite dersleri bu hususta nötrdürler ve kendilerinden istifade edilip kendi başına bir ciheti olmayan bilgilerdir; dolaysıyla doğru ciheti dinden almak gerek. Kişisel çıkarlar ve hava heves peşinde olmamamız gerektiğini üniversite ve medrese dersleri bize söylemez, onu dinden öğrenmek gerek.

İslam İnkılabının zaferinden yaklaşık kırk yıl geçmesine rağmen dinin halkın tamamına doğru tanıtılması ve bireylerde dini motivasyonun oluşması için maalesef hala resmi bir programın tedvin edilmediğine değinen Ayetullah Mısbah Yezdi, “Oysa teknolojinin gelişmesi ve iletişim araçlarının artmasıyla birlikte fesada bulaşmanın da oldukça kolaylaştığını ve bu tür araçların da günbegün fazlalaşarak önü alınmaz hale geldiğini” söyledi.

Kum İlim Havzası Ahlak Üstadı, velayet programına katılan öğrencilere hitaben şöyle dedi: Öncelikle doğru fikirsel temelleri tanıyıp kendinizde güçlendirmelisiniz, daha sonra samimiyetle ve insanlardaki fıtri saiklerden yararlanarak hakikatleri bireyler için açıklamanız gerekir; bireysel ve ailevi hakikatlerden tutun ta siyasi, içtimai, uluslararası ve uhrevi hakikatlere kadar. Eğer bu hakikatler doğru aktarılırsa faydalı sonuçları kendini toplumda dışa vuracaktır.

İslam İnkılabının vuku bulması ile her şey düzeldi, her kes mümin oldu ve toplumda hiçbir günah işlenmiyor, şeklindeki bir beklentinin içine girilmemesi gerektiğini, zira bunun imkan dışı ve insanın iradesiyle uyuşmalık gösteren bir olgu olduğunu dile getiren Ayetullah Misbah Yezdi, devamla şöyle dedi: Ancak rüşt etme ortamı, kendini olgunlaştırmak isteyenlerin amaçlarına erişebilecekleri oranda hazır hale getirilebilir ve hakikati tanıma yolu olar için açık olabilir.

Hz. Bakiyetullah (a.c.) döneminde dahi, zulüm ve günah işleme güçleri olmasın diye bireylerin selb-i ihtiyar (özgür iradeden yoksun) edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ancak bu dönemin diğer dönemlerle farkı adaletin kamil bir şekilde uygulanıp zalimin cezalandırılmasında olduğunu belirten Kum İlim Havzası Müderrisler Camiası üyesi, şöyle devam etti: Bireyin adilce ve bilinçli olarak seçme gücünde olmasının lazimesi, askeri düzeyde hak ve batılı tanıma ortamının her kes için aynı oranda oluşmuş olmasıdır. Ama bu gün müteaddit faktörlere bakıldığında batılın çekim gücü daha fazladır ve sıradan bireyleri de kuşatmaktadır ve gerçekte rasyonel bir seçim yapmak için kamil manada özgürlük yoktur. Özgürlük o zaman kutsaldır ki birey için bilinçli ve kamil seçimin ortamını hazırlamış olsun; kayıtsızlık ve günah işlemek için ortamın oluşturulması olarak algılanan özgürlük ise özgürlük adını alan bir yanladır sadece.

Ayetullah Misbah Yezdi, Allah rızasına uygun sahih eğitim ve öğretimin Peygamberlerin işi olduğuna işaretle, şöyle devam etti: İnsan kendisi için sahih fikirsel temelleri çözümleyip onlara hakim olduktan sonra ancak sahih eğitim ve öğretimden söz edebilir. Velayet programı da bu fikirsel temelleri ele almanın gayreti içinde olmuştur. Bu programı daha ayrıntılı bir şekilde sürdürmeye yönelik şevkiniz, övgüye layıktır.

Ayetullah Misbah Yezdi, konuşmasının bitiminden sonra öğrencilerden gelen soruları yanıtladı. Öğrencilerden biri, İslam İnkılabı Rehberinin “Eğer İmam’ın (r.a) çizgisiyle aramızı açarsak tokat yiğeriz” şeklindeki açıklamasına değinerek şu soruyu sordu: Son gelişmeler, söz konusu tokat olabilir mi?

Ayetullah Misbah, öğrencinin bu sorusuna cevaben şunları dedi: İmam’ın (r.a) çizgisinden uzaklaşmanın aşamaları var, daha doğru bir deyişle, İmam’ın (r.a) çizgisinden ne kadar uzaklaşırsak o kadar da darbe alırız ki en son aşaması, dünya ve ahrette zelil olmaktır; hatta Amerika’ya hizmetçiliği iftihar düşünürsek bile, hizmetçilik hizmetçiliktir özellikle de eğer büyük şeytana yapılırsa oldukça zilletlidir. İslam İnkılabı Rehberi, defalarca müzakerelerin sonucuna dair iyimser bakmadığını söylediler. Bu gün ise sonuca varılsın diye kırmızı çizgiler aşıldığı halde hiçbir faydayı sağlamadığını görüyoruz. Ve eğer İslam İnkılabı Rehberi, kendilerinin yüzüne bir şey demiyorsa ali cenap oluşundandır. Yetkililer de İslam İnkılabı Rehberinin böyle bir müzakere üslubuna sıcak bakmadığını biliyorlardı. Ama onun yanıldığını ve uluslararası ilişkileri her yönüyle dikkate almadığını zan ediyorlardı.

Kum İlim Havzası Müderrisler üyesi, devamla şöyle dedi: Tabi ki son gelişmelerde olan biten her şeyin doğru olmadığı, kötü niyet ve hıyanetten kaynaklandığı söylenemez. Ehemmiyet arz eden şey, bazen zararların fayda, hayır ve bereketin kaynağı olabilmesidir; eğer bazı acı olaylar, tembellik yapmayıp inkılabın ideallerine ulaşma doğrultusunda çaba sarf etmemize neden olursa, gelecekte o acı olayların faydasını ve bereketini de görebiliriz; onun için tembellik ve rahatlık, alışkanlık haline getirilmemeli ve kendimizce en salih olan bir kimseye oy vermekle bütün sorunların çözüleceği beklentisine girilmemelidir.

Ayetullah Misbah Yezdi, diğer bir öğrencinin geçmiş deneyimlerin verdiği sonuca ilişkin sorusuna cevaben şunları belirtti: Ömrümden geçtikçe, günbegün, şu hakikatin daha da farkına varıyorum: İnsan, Allah’ın rızasını kazanma yolunda ne kadar adım atarsa ve amelinde ihlaslı olursa daha da başarılı olacaktır ve ne kadar pespaye düşüncesi, makamı ve çıkarlarının peşinde olursa o kadar pişman olacaktır. Onun için kulluk peşinde olmalıyız, kaygımız Allah’a kulluk olmalı ve Yüce Allah’ın kulunu sevme ve yetiştirme yöntemini bildiğinin fakında olmalıyız.

Çev: Mehmet Gönül


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki