İtikaf, Allah'a ünsiyet fırsatı

  • News Code : 749180
  • Source : Parstoday
Brief

Mübarek Recep ayının en manevi törenlerinden biri, mümin inansın kendi Allah'ı ile arasındaki tüm engelleri kaldırarak O'na yaklaşıp tüm kötülükleri gönlünden silebilecek itikâf törenidir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Bu manevi tören dönemine yaklaşıldığı bu günlerde sizler için hazırladığımız programı dinliyoruz.

 Caminin bu sessiz köşesi, gökler kadar geniştir. Şu anda, Rahman olan Senden başka kimseyi bulamayacağım bu köşede tek başıma oturuyorum.

Senin sevgi ve aşk pınarında tüm günahlarımı yıkayarak temizlenmek için, sonsuz rahmet dergahına geldim.

Bu fırsata ne kadar da ihtiyacım var, Senin kulluk havanda nefes almak için yeni bir fırsata, nefsimin karanlık sokaklarını geride bırakarak bir köşe bulup tüm dertlerimi Senin dergahına sermeye;

Senden olmayan bu kalabalıkta, Seni unutmama izin vermeyeceğim.

Seni unutmamak, ruh ve canım ile yoğurmak için bir köşe bulmalıyım, sesiz ve sakin; ey merhametlilerin en merhametlisi.

 

İnsan sahip olduğu ilahi fıtratı nedeni ile maneviyatın peşinde ve hiç bir zevk, insanın mabud karşısında kulluk ve O’nu zikretmekle vardığı huzur zevkine ulaşmaz. Bu çağda yaşamak, maddi ve dünyei geçici zevklere ulaşmak, gönülleri aydın olan insanların ruhunu acıtıyor ve onları, gerçek ve temiz fıtrat ve kaynaklarına ulaşmak için fırsat kollamalarına sebep oluypr.

Resul ekrem –saa- bir vecizde şöyle buyuruyor: Sizin hayatınız boyunca İlahi meltem esmeye başlar, kendinizi bu meltemlere mırakamk için fırsat kollayın.

 

Bu manevi ve değerli fırsatlardan biri Recep ayı ve ardından gelen mübarek Şaban ve Ramazan aylarıdır. Recep ayı, Allah’ın ayıdır ve bu ay boyunca İlahi rahmet sürekli ve yoğun olarak kullara nazil oluyor. Kameri takvimin 7.ayı olan Recep ayı, Allah’a daha yakın olmak ve ünsiyet sağlamak için ender fırsatlardan biridir.

Allah’a her daim daha yakın olmayı düşünenler buyolda hiç bir fırsatı kaçırmamaya ve yoğun çabalamaya çalışırlar. Recep ayı aslında, sürekli tekrarlanan sıradan gündüz ve gecelerde maddi yaşamın sorunları arasında Allah’a yakınlaşmaya ve ibadet etmeye çalışanlara bir müjdedir.

 

Mübarek Recep ayın manevi ve insanı değişime uğratan ibadetlerden biri, 13, 14 ve 15.günlerde yapılan itikâf ibadetidir. Bu ibadet 3 gün sürüyor. Müminler bu 3 günde kentin camilerinde inzivaya çekilerek, yüce Yaradanları Allah Teala’ya ibadet ediyorlar. İtikâf, kelime anlamı ile bir mekanda durmak ve orada kalmak anlamındadır. Bu kelime, anlam itibari ile, kulluk ve yüce Yaradan’le raz-u niyaz etmek için 3 gün veya daha fazla bir süre için camilerde kalmak için kullanılır. Bu ibadeti yerine getirene ise mu’tekif denir. Mu’tekif, ilk günü sabah ezanından 3.gün akşam ezanına kadr camide kalır. Müminlerden bir çoğu ve özellikle gençer camilerde itikâfa çekilir ve oruç tutarak ibadet ederler. Mu’tekifler bu 3 güdne oruç tutup yaptıkları ibadetlerle dünyevi yaşamın tüm bağlarından koparak yüce Allah’a daha da yakınlaşıyorlar.

 

İtikâf İslam dininden önce de diğer ilahi dinlerde varadı ve yüce ilahi peygamberlerden günümüze kadar süre gelmiş bir ibadettir. Rehmetli Allame Meclisi, Bahar-ul Envar kitabında tebersi’den naklen şöyle yazıyor: Hz. Süleyman –as- Beut-ul Mukaddes’te bir vey aiki yıl, bazen bir veya iki ay, belki daha az veya fazla itikâf’a çekilirdi. O hazrete yiyecek ve içecek hazırlanırdı ve orada ibadet ederdi.

 

Yüce Allah Kur'an Kerim’de bir çok ayette itikâf konusuna değiniyor. Nitekim Bakara suresinin 125.ayetinin bir bölümünde yüce Allah Hz. İbrahim ve oğlu ismail’e hitaben şöyle buyuruyor: Ve Biz, İbrâhîm (a.s)’a ve İsmail (a.s)’a: “Tavaf edenler, âkifler (ibadet için kalanlar), rükû ve secde edenler için beytim’i temiz tutsunlar.”

Ayrıca başka bir yerde Hz. Meryem –sa- ilahi meleği ziyaret iftiharına nail olduğu zaman, halktan uzaklaştığı, inzivaya çekildiği ve kentin her türlü gürültü ve sorunlarından uzak bir yerde Allah ile raz-u niyaza çekildiği, böylece daha huzurlu ve sessiz olan Beyt-ul Mukaddes’in doğu tarafını seştiği belirtiliyor.

Kur'an Kerim’in büyük yorumcusu Allam tabatabai’ye göre Hz. Meryem –sa- itikâfa çekilmek için halktan uzaklaştı.

 

İtikâf, resul ekrem –saa- ve dier dini liderlerin ilgi gösterdii sünnetlerindendir. Onlar itikâfın derin manevi etkileri nedeni ile müslümanları bu 3 günde bu ibadeti yerine getirmeye davet ediyorlar. Hz. Muhammed –saa- bu bağlamda şöyle buyuruyor: iman ve ihlas üzerinde yapılan itikâf, günahların bağışlanmasına sebep oluyor. Resul ekrem –saa- itikâfın fazliletleri hakkında, “itikâf eden tüm günahları tutsak eder.” Başka bir ifade ile, Allah’a yakın olmak ve O’na ibadet etme zevkine ulaşmak için kendini bi rmekanda hapseden, itikâf süresinde bi rgünah işlemeyen kul, hayatının geriye kalan kısmında günahlardan uzak kalmak için iyi bir başlangıç yapmış olur.

Kur'an Kerim’de insanlara rahmet olarka indirilen olarak söz edilen son ilhai Peygamber, halkı itikâfa teşvik etmekle kalmayıp, bizzat kemal ve fazilete ulaşam isteyenlere örnek teşkil ederek, bazı rivayetlere göre Ramazan ayın son 10 gününü itikâfla geçirirdi.

 

Burada bir konuya açıklık getirmek gerekir; İslam dini dünyadan kopmak, inzivaya çekilmek ve başka bir ifade ile ruhbaniyeti asla kabul etmiyor, fakat itikâfı da dünyanın maddi boyutundan yorulan ve bir kaç gün yüce Yaradan ile sıkı aşk bağları kurarak daha umutlu olarka yaşamlarını sürdürmek isteyenlere bir fırsat olarak sunuyor.

İtikâf, camide bilinçsizce, aşksız olarak ibadet etmek değil. Maddi dünyadan tüm gönül bağlarını koparmayı sağlayan ise daha zevkli bir lezzet olmalı, tıpkı mabuda yakınlaşmak, ve O’nun sevgisine mazhar olmak gibi. İtikâf eden kendi evinden çıkarak, bilinçli olarak Hakk’ın evinin yolunu tutar. Aslında itikâf Allah’ı anarak yaşamak için bir antremandır. Aradından itikâf edenler kazandıkları manevi tecrübe ile toplumda hazır bulunur ve Allah’a kulluk ve tevhid sayesinde yaşamlarına devam ederler.

 

İtikâf zaman açısından özel bir zamanla kısıtlı değildir, fakat itikâf gereği oruç tutmak gerektiğinde, Ramazan bayramı ve kurban bayramında orucun haram olması neden ile bu günlerde mu’tekif olunmaz. En iyi dönemi ise Ramazan ayın son on günü ve recap ayın 13-15 günleri arasındadır. İtikâfın 3 günden az olmaması, camide olması, itikâf günlerinde müstesna durumlar dışında camiden çıkmaması zaruridir.

Bu arada itikâf edenin akıllı, mümin, oruçlu ve ihlaslı olması gerekir, başka bir ifade ile itikâfı gösteriş için değil de Allah için istemeli. İnsanların davranışları ve ibadetlerinin hedefli olması gerektiğini savunan kutsal İslam dini, Allah rızasını kazanmanın yapılan ibadetler ve faaliyetlerin ekseni olması gerektiğinin altını çiziyor; bu yüzden itikâfta ihlas daha da fazla hissedilir. Allame Meclisi itikâf hakkında şöyle yazıyor: itikâfın kemalatı, gönül, akıl, organlar ve düşüncenin, salih amele vakıf olmalraında, yüce Allah’ın kutsal iradesi karşısında haps edilerek, onun gözetiminde zincire çekilmesindedir.

 

İtikâf, insanın kendi ruhsal durumu ve hedefleri hakkında araştırma yapma ortamını oluşturduğu nedeni ile bir çok sonuçları vardır. Günahların bağışlanması, cehennem ateşinden uzak kalınması, büyük ecirler alınması, Allah’ın evinde O’na misafir olunması, Kur'an Kerim’le ünsiyet kurulması ve Allah’ı zikretmenin bereketlerinden yararlanılması ise bunlardan bazılarıdır.

İtikâf eden her namazında, duasında, düşüncesinde, geeleri sabaha kadar yakarışlarında Allah’ın özel hazinelerine ulaşır ki yaşam için en paha biçilmesz sermayelerdir.

Yüce Allah katından bizlere tüm bu bereketli günlerinde ibadet ve kulluk nimetini bağışlamasını niyaz ediyoruz.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

buyuk-yarisma
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki