İşid Vahhabiyet Düşüncesinin İzinden Gidiyor/ Vahhabiyet Düşüncesinde Baki’deki İmamların Kabirlerinin Tahrip Edilmesinin Nedeni

  • News Code : 765609
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA24.COM
Brief

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Kitap Şurası Sekreteri Abbas Caferi Ferahani: Vahhabilik ve Selefiliğin kuru ve sapık düşünceleri kabirlere olan saygısızlığı tahrip derecesine kadar ileri götürdüler. Onların masum imamlara karşı bakışı da aynıdır ve hatta daha şiddetlidir. Onlar, hiçbir kabrin saygı görmemesi gerektiğine inanmaktadırlar; çünkü bu dünyadan göçüp gitmiş birinin bedeninin hiçbir değeri yoktur ve eğer saygıya değer bir şey varsa o da ruhtur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Kitap Şurası Sekreteri ve mezhepler uzmanı Abbas Caferi Ferahani, Baki İmamlarının kabirlerine saygısızlığı ve bunun gibi girişimleri sapık bir fikri, siyasi ve toplumsal cereyandan kaynaklandığını dile getirerek şunları söyledi: Vahhabiler tarafından din büyüklerinin mukaddes kabirlerine yapılan saygısızlığın nedeni fikri ve itikadi bir kaynağa dayanmaktadır ve bir tür sapık cehaletten kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan Arabistan toplumunun ve o zaman ki Arapların, özellikle Abdulvahhab’ın taraftarları olan Necd bölgesi Araplarının, peşinde oldukları toplumsal bir teamülden kaynaklanmaktadır.

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Abbas Caferi Ferahani, Şafakna’ya verdiği röportajda Baki imamlarının kabirlerinin Vahhabi cereyanı tarafından tahrip edilmesinin delillerine işaret ederek şunları söyledi: Sapık ve tekfiri Vahhabi cereyanı, Muhammed bin Abdulvahhab’ın batıl, yalan ve sapık düşüncelerinden neşetle ortaya çıktı ve Abdulvahhab’ın düşünceleri de hicri yedinci asırda yaşayan İbn Teymiye’nin sapık düşünceleri temelinde kuruldu. Abdulvahhab’ın düşüncelerinde yanlış olan değişik konular vardır ki bunlardan birçoğu tanınmıştır. Mesela bu sapık cereyanda Allah’a ve sıfatlarına itikat ve Allah için inandıkları özellikler Kur’an ayetlerine ve sahih rivayetlere tamamen muhaliftir. Aynı şekilde tevessül, şefaat, kabir ziyareti, kabirdekilere saygı, mukaddes mescitlere gitme gibi konularda yine Kur’an ve rivayetlere aykırı düşünceleri vardır. Vahhabiliğin sapık düşüncelerinin başında Ehlibeyt ile ilgili konular gelmektedir. İslam’ın ilk başında Allah’ın emirleri ve Peygamberin (s.a.a) doğru sünneti doğrultusunda Sakaleyne inanan Müslümanların rehberlik ve önderliği cereyanı, yani Kur’an’a ve Ehlibeyt’e inananlar hareketi ortaya çıktı. Daha sonra sahabenin mukaddes olduğuna inananlar arasından İslam’ın sadrındaki üç halifeyi tabiiyetle sapık bir grup ortaya çıktı. Vahhabilik cereyanı, bu sapık hareketin tabiidir ki İslam tarihinde onlardan birçok eser ve gerekleri bugüne kadar kalmıştır.

İslam’ın sadrında ortaya çıkan bu sapık cereyandan tabiiyetle Hariciler gibi diğer bir sapık düşünce ortaya çıktı. Onlar da İmam Ali’nin imamet hareketine düşman idiler ve Sıffin, Cemel ve Nehrevan savaşlarında ortaya çıktılar. Hariceler, doğru ve sahih Muhammedî saf İslam’dan sapmış bir cereyan idiler.

Sapık Vahhabilik cereyanı hicri 12. asırda Riyad bölgesinde Hambeli bir Sünni âlimi olan Muhammed bin Abdulvahhab’ın düşünceleri ile kuruldu ve sözü geçen o sapık düşünceler, özellikle hicri 7. asırda Şam ve Suriye bölgesi âlimlerinden olan İbn Teymiye’nin düşünceleri bu cereyanı oluşturdu ve ona değer kattı.

Vahhabilik cereyanının asli programlarında yer alan ve oldukça üzerinde durulan konulardan birisi, büyük şahsiyetlerin kabirleri ve İslam Peygamberi ile İmamların mukaddes kabirlerine saygı konusudur. Bazı yazılarda Abdulvahhab, İslam Peygamberinin mukaddes kabrine karşı bile saygısızlıklarda bulundu ki elbette Müslümanların Peygambere olan saygıları ve destekleri ile Peygamberin kabrine daha fazla saygısızlıkta bulunmaları engellendi. Tarihi bilgilere göre bir gün Abdulvahhab taraftarları ile birlikte İslam Peygamberinin kabrinin yanında idiler. Birden öğrenci ve taraftarlarına dedi ki: Bizim kabrinin kenarına geldiğimiz kişi kimdir? İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’in kabridir, dediler. Abdulvahhab dedi ki: Niçin ona saygı gösteriyoruz ve onu ziyaret ediyoruz; onun hiçbir değeri yoktur ki! Sonra şöyle dedi: Benim elimdeki bu asa ne işe yarar? Öğrencileri, bu bir çubuk parçasıdır ve hiçbir işe yaramaz, dediler. Abdulvahhab dedi ki: Bu kabirde peygamber unvanıyla yatan kimsenin de elinden bu çöpten daha fazla hiçbir şey gelmez. Peygambere (s.a.a) karşı yapılan bu kadar ihanet ve saygısızlık, batıl ve sapık bir cereyanı veya sapık bir cehaleti göstermektedir ki Abdulvahhap bu düşüncelere sahipti ve bunları söz konusu etmiştir.

Cafer Ferahani, Peygamber ve imamların mukaddes kabirlerine saygısızlık hangi meselelerden kaynaklanmaktadır sorusunun cevabında şunları söyledi: Bu tür saygısızlıklar hem sapık bir fikri cereyandan ve hem de siyasi ve toplumsal bir cereyandan kaynaklanmaktadır. Diğer bir tabirle Vahhabiler tarafından din büyüklerinin mukaddes kabirlerine yapılan saygısızlık fikri ve itikadi bir yöne sahip olduğu için bir tür sapık cehaletten kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan Arabistan toplumunun ve o zaman ki Arapların, özellikle Abdulvahhab’ın taraftarları olan Necd bölgesi Araplarının, peşinde oldukları toplumsal bir teamülden kaynaklanmaktadır. Yani Arabistan’ın Necd bölgesinde yaşayan halkı sosyolojik olarak incelersek şunu görürüz ki onlar üst düzey toplumsal ilişkilerden yoksun bedevi bir yaşam sürdürüyorlardı. Onlar arasında şehir yaşamı ve diğer milletler ile teamül yoktu. Onlar çöl yaşamını sürdüren Arap bir milletti ki çobanlık ve muhtelif çöl işleri ile meşgul idiler ve bir tür toplumsal teamül zafiyeti içindeydiler.

Vahhabilik cereyanı içinde kabirlere saygısızlık o zamanın insanının toplumsal teamül zafiyetinden kaynaklanırken dinler tarihi bize gösteriyor ki medeniyet sahibi milletler, İran, Hristiyanlık ve diğer milletler, büyüklerine değer veriyorlar ve onlara saygı gösteriyorlardı. Onların düşüncesini yayıyorlardı, özellikler bu milletlerin büyükleri doğru fikirlere sahiptiler ve bazı hizmetlerde bulunmuşlardı ve halka faydaları dokunmuştu ve halkın yaşamının değişik alanlarında tesirli olmuşlardı. Halk bu şahsiyetlere saygıyla bakıyordu ve kabirlerine saygı gösteriyordu. Ama 12. asır Arap halkı Arabistan’da Abudulvahhab’a tabiiyetle din büyüklerinin kabirlerine karşı saygısızlık yapıyorlardı.

Cafer Ferahani, sapık Vahhabiyet düşüncesi ve amellerinin kudret odaklarının tesiri altında kaldığı konusunda ise şunları söyledi: Arabistan bölgesinde böyle bir şey olduğunu söyleyebiliriz. Arabistan tarihinde nüfuz sahibi güçlü şahsiyetler göremiyoruz. İran, Rum, Yunan, Avrupa ve diğer milletler arasında medeniyet bakımından güçlü ve tesirli şahsiyetlere rastlıyoruz ve onların olumlu etkilerini görüyoruz. İslam’ın ortaya çıkışından önce Arabistan bölgesi böyle bir cereyandan yoksun idi ve bu o bölgede bulunun bir zafiyetti. Elbette Güney Arabistan’ın tarihine baktığımızda Yemen’de Kur’an’ın da işaret ettiği nüfuz sahibi bazı medeniyetler görüyoruz; Bilkasy ve Süleyman cereyanı gibi. Ama Necd, Riyad, Mekke ve Medine bölgelerinde Hazreti İbrahim ve İsmail cereyanı dışında hiçbir önemli şahsiyete rastlamıyoruz. Bu bakımdan bunların nüfuz sahibi önemli şahsiyetleri olmadığı için büyüklere saygısızlık Vahhabiyet cereyanı tarafından ortaya atıldı veya bu yönde etkilendi.

Caferi, şu sorunun cevabında ki acaba bugünün dünyasında Vahhabi düşüncesi gibi radikal düşüncelerin tadil edilmesi mümkün müdür? Şunları söyledi: Bana göre Vahhabilerin sapık düşüncelerinin tadil edilmesi mümkündür, özellikle bu zamanda ki Ehlisünnet camiası arasında bazı şahsiyetler bulunmaktadır ve Ehlisünnet’in cereyanları, fırkaları ve yönelimleri hakkında yeni düşüncelerini yaymaktadırlar. Ehlisünnet’in muasır şahsiyetlerinden biri, Hasan bin Ferahan el-Maliki’dir ve Riyad bölgesinde yaşamaktadır. Bu şahısın çok yeni görüşleri bulunmaktadır; sohbetler ve konuşmalar yapmaktadır, kitap yazmaktadır, Vahhabilik düşüncelerini eleştirmektedir. Elbette Ferahan’dan önce de bazı üstatlar ve Mısırlı bazı araştırmacılar Vahhabilik düşüncesini eleştirmişlerdir.

Ferahani, Vahhabilik ve İşid cereyanı arasındaki bağa da işaret ederek şunları söyledi: Bugün sapık Vahhabilik ve tekfiri cereyanından ilham alarak yeni birçok siyasi, toplumsal ve költürel sapık gruplar ortaya çıkmıştır. Mesela el-Kaide, Taliban ve en yeni ve en güçlü sapık grup olan daeş (İşid) Vahhabilik cereyanından neşet etmiştir. Daeş cereyanı bir taraftan Vahhabilik cereyanının sapık fikirlerinden ve diğer taraftan bu cereyan için siyasi hedeflerden ötürü ortaya çıkmıştır. Emperyalistler, komplocular ve İslam düşmanları, özellikle Amerika ve Siyonistler, İslami fobi ve Şii fobi cereyanı ardıca ki Ortadoğu olaylarından birkaç yıl sonra oluştu, bölge halklarının doğru dini cereyana yani gerçek İslam’a ve on iki imam Şia’sı düşüncesine yönelmelerini engellemek için her türlü çabayı sarf ettiler.

Ferehani, Vahhabiler ve İşid’in girişimleri arasındaki benzerlikleri de sayarak şunları söyledi: İşid’in yaptığı menfi ve çirkin işlerden birçoğu Vahhabilerin geçmişte yaptığı işlere benzemektedir. Mesela Suriye, Şam ve Irak’ta bulunan büyük dini şahsiyetlerin kabirlerinin tahrip edilmesi bu benzerlikler arasındadır ve oldukça da tehlikelidir. İnşallah Müslümanlar ve büyük İslam alimleri tarafından başlatılacak doğru ve güçlü girişimlerle bu terörist grup çirkin hedeflerine ulaşamaz ve yaptıkları zulümlerin önü alınır.

ABNA24.COM


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

conference-abu-talib
Şeyh Zakzaki