Hüseyin Vodinalı

Erdoğan'a Saddam Hüseyin tuzağı mı hazırlanıyor

  • News Code : 786584
  • Source : Odatv
Brief

Dün Saddam’ı halletmeden önce İran ile savaştıran ABD, bugün de bizi aynı sistematiğe sokmak istiyor gibi görünüyor.

Musul’da Irak ordusunu Şia ordusu olarak kabul ederseniz, (Erdoğan pazartesi bunu söyledi: “Irak ordusu Şia’lardan oluşuyor. Ve onlar Musul’a geldiklerinde Sünni’lerle karşı karşıya gelecekler.”)o zaman İran ve Irak ile savaşma niyetiniz varmış gibi görünür. Ve bu da kimin işine gelir sizce?

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Tam derlenip toparlanıyoruz Avrasya’da yerimizi alıyoruz derken, bir başkanlık, bir Saddam Hüseyin tuzağı uygulanmaya başlandı.
Musul Savaşı başladı.

Geçen hafta yazmıştım zaten.

Daha önce de RTE’ye Saddam rolü biçildiğini yazmıştım.

Musul’un Kürtlere PKK’ya pay edilip, Irak’taki IŞİD’in Suriye’ye gönderileceğini de yazdıydım, elbette kaynaklara dayanarak.

Suriye’den dünya savaşı çıkma tehlikesini de epeyce yazmıştım.

Ukalalık olsun diye değil bu söylediklerim, yazıyı uzatmamak için.
Şimdi konuya geçelim.

Askeri uzman Abdullah Ağar, bölgedeki Türk askeri kaynaklarına dayanarak 13-14 Ekim tarihlerinde Musul’a inan helikopterlerin bir takım kişileri alıp götürdüğünü açıkladı.

El Bağdadi ve şürekası mıydı bunlar? Olabilir.

Zaten herkes biliyor ki artık, IŞİD ABD ve İsrail yapımı bir örgüt.

ABD’nin başına geçmesi için deli gibi ittirilen ve karşısına Trump diye bir palyaço çıkarılan Hillary Clinton ve kankisi John McCain bu elemanı birebir tanıyor. (Wikileaks yakında bunların dokümanlarını yayınlayacakmış. JulianAssange açıkladı)
Yani Amerikan müesses nizamı, bir başka deyişle NATO sistemi, IŞİD’in hamisi. Terörle rock’nroll yapıyorlar.

Şimdi bu arkadaşlar, Musul’daki arkadaşlarını alıp, Suriye’ye transfere başladı.

Açık açık da söylediler yani saklamadılar da.

KDP Musul sözcüsü Said Mamuzini, geçen hafta Rudaw’a söylemişti; “IŞİD'in Musul’dan Suriye'ye kaçması için de bir yol açık bırakılacak, kaçanlara müdahale olmayacak”.

Anadolu Ajansı, Musul’un etrafının tam çevrili olduğu şeklinde grafikler yayınlayadursun, gerçek hiç de öyle değil.

"Elbette bu operasyonu izliyoruz. Kentin (Musul) etrafı bir sebepten ötürü tamamen çevrilmiş değil" diyen devam eden Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, "Umarım bu, bunu yapmak istememelerinden değil, yapamadıklarından böyledir" ifadelerini kullandı.

Ruslar, Musul’dan yaklaşık 9-10 bin kişilik IŞİD ordusunun Suriye’de, Rakka’ya gitmekte olduğunu tespit etti ve bunları vuracaklarını ilan etti.

Bunlar Rakka’ya gidecek ve neticede oradan da Türk Ordusu’nun karşısına çıkacak.

Suriye’de, Rusya ve Esad rejimi birlikte Halep’i güneyden kuzeye doğru kurtarma aşamasında, Türk ordusu da (ordu diyorum son Dabık operasyonuna ÖSO’dan çok bizim askerler katılmış), Dabık’ı aldıktan sonra El Bab’a doğru ilerliyor.

Halep’te El Nusra ve IŞİD’i Suriye ve Rusya, El Bab’da ise IŞİD’iTürkiye halledecek ve kukla devlet koridoru kapanmış olacak.

ABD işte bunun için panikle Musul’da düğmeye bastı.

Aklınca bir taşla iki kuş vuracak.

Hem Suriye’deki savaş yoğunken, Musul’un paylaşımını aradan çıkaracak, hem de Suriye’ye ek IŞİD kuvveti yollayacak.

Ha, bu arada bizim içeride de birşeyler dönüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün muhtarları topladı dedi ki:

"Maalesef hem batı hem de güney sınırlarımızda Misak-ı Milli hedeflerimizi koruyamadık. Dönemin şartları itibarıyla bu durumu mazur görenler, göstermeye çalışanlar olabilir. Bu yaklaşımı bir yere kadar mazur görmek mümkündür. Asıl vahimi, zorunluluklardan kaynaklanan bu durumu esas olarak kabul edip kendimizi tamamen bu kabuğun içine hapsetme anlayışıdır. Biz işte bu anlayışı reddediyoruz. Türkiye'yi 1923'ten beri böyle bir kısır döngüye hapsedenlerin amacı coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi bize unutturmaktır."

2002’den beri ABD plan ve projelerine (doğrudan veya dolaylı) tam destek veren Devlet Bahçeli’nin ara gazıyla başlatılan başkanlık furyası, iktidarın kimyasını bozdu. Hem

Hem de ne bozdu!

Tam derlenip toparlanıyoruz Avrasya’da yerimizi alıyoruz derken, bir başkanlık, bir Saddam Hüseyin tuzağı uygulanmaya başlandı.
Bu Lozan, Misak-ı Milli tartışması bana Saddam’ın Kuveyt’te düşürüldüğü tuzağı anımsatıyor.

ABD Elçisi kadın da o zaman, Saddam’ın Kuveyt’e girip, yine İngilizlerin oyununda kaybettikleri ata topraklarını alma projesine, “sizin kendi meseleniz, bizi ilgilendirmez” demişti.

Sonrasını gördük hep birlikte…

Musul’a girmek filan, masada yerimizi almak ne demek?

Sen baştan beri Irak’ın toprak bütünlüğünü desteklemişsin, şimdi ne oldu taş mı düştü de Musul’u Misak’ı milli ilan edip büyük konuşmalar yapıyorsun?

Dün Saddam’ı halletmeden önce İran ile savaştıran ABD, bugün de bizi aynı sistematiğe sokmak istiyor gibi görünüyor.

Musul’da Irak ordusunu Şia ordusu olarak kabul ederseniz, (Erdoğan pazartesi bunu söyledi: “Irak ordusu Şia’lardan oluşuyor. Ve onlar Musul’a geldiklerinde Sünni’lerle karşı karşıya gelecekler.”)o zaman İran ve Irak ile savaşma niyetiniz varmış gibi görünür. Ve bu da kimin işine gelir sizce?

Bakın ABD geriliyor ve gerilerken de daha tehlikeli hale geliyor.

Üçüncü Dünya Savaşı söylemleri giderek artıyor.

Ki, bence böyle bir tehlike de yok değil.

Ama mantık kurun lütfen; kim ister ki üçüncü dünya savaşını, nükleer bir savaş tüm dünyayı felakete sürükler. Oysa bölgesel bir savaş idare edilebilir, petrol, silah ve finans sermayesini mutlu edecek sonuçlar doğurabilir.

Ünlü Fransız analist ThierryMeyssan, Suriye’nin El Vatan gazetesinde ve Voltaire.Net sitesinde yayımlanan ilginç bir yazı kaleme almış.

“Gerilemenin Bedeli” başlıklı yazının kısa özeti şöyle: Washington, Üçüncü Dünya Savaşını başlatmasına gerek kalmadan mevcut durumunu korumaya çalışmaktadır. Ancak bahsi kazanmaları imkansız görünmektedir. Moskova, ABD’ye Suriye ve Yemen’de bir çıkış kapısı sunmaktadır. Ancak ABD eğer bu yolu seçerse, müttefiklerinin bazılarını terk etmesi gerekecektir.

Yazı şu iki paragrafla sona eriyor:

“Sorun şu ki, ABD, tartışılmaz birincilik konumundan –zorla ele geçirdikleri ve çok kötü kullandıkları-, kendisi ya da müttefikleri bedel ödemeden Rusya ile eşitliğe gerilemeyecektir.

İlginç bir şekilde, Kerry ve Lavrov tarafından Lozan’a davet edilen beş Arap ülkesi ile Türkiye ve İran, buluşmadan memnuniyetle ayrıldılar. Oysa onların da geleceği söz konusuydu. Aralarından hiçbiri, Varşova Paktının yöneticileri gibi, bazı başların kesilmesi gerekeceğini düşünmüyormuş gibi görünüyor. Mevcut durumda, İnsanlığın bir bölümünü yok etmekten vazgeçmek mümkündür, ama ABD gerilemesinin boyutu, kurban edecekleri müttefiklerin sayısı ve önemiyle ölçülecektir.”

Şu olan bitenlere bakarsak, sizce de Meyssan haklı değil mi?

Hüseyin Vodinalı


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki