Ünlü Strateji Uzmanı Sadullah Zarii: Erdoğan’ın Çelişkili Durumu ve Türkiye’nin Zor Şartları

  • News Code : 805878
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA24.COM
Brief

Erdoğan yavaş yavaş İran’ın desteğini kaybediyor ve bu Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük kumarıdır. Türkiye’ye hâkim olan parti İran’ın Kürtler ve Aleviler arasındaki oldukça geniş nüfuzunu bilmesine ve İran’ın her zaman Türkiye’nin huzuruna ve akp’nin başarısına desteğine rağmen Türkiye İran’dan uzaklaşıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Recep Tayyip Erdoğan, yenilgiye uğramış siyasetlerinin düzeltilmesinin gerekliliği ve Türkiye’nin bölgedeki önemli dosyalarda aktif rol üstlenmesine olan ihtiyacı arasında çelişkili bir duruma duçar olmuştur. Bu yüzden Erdoğan Türkiye’si yöntemini değiştirmek istiyor; ama en önemli bölgesel rakibi İran’ın karlanacağı bir şekilde değil. Suriyeli-Suriyeli görüşmelerine tekit ve aynı zamanda İran’ı siyasi çözüm düzleminde meyilsiz olmakla itham etmek bu doğrultuda yapılmaktadır. Halbuki Suriyeli-Suriyeli görüşmelerine yöneliş gerçekte bir değişime işaret etmektedir; çünkü bunun gereği Suriye devletini tanımak ve kabul etmek anlamındadır. Herkes bunu çok iyi biliyor ki devlet olmadan Suriyeli-Suriyeli görüşmelerinin bir manası olmayacaktır. Diğer taraftan İran’ı siyasi çözüme ilgisizlikle suçlamak büyük bir çelişkidir; zira siyasi görüşme büyük oranda Suriye devletinin faydasına ve muhaliflerin zararınadır; bu yüzdendir ki terör grupları görüşmelere katılma noktasında her fırsatta isteksiz olduklarını göstermekte ve barış görüşmelerinde alınacak kararlara bağlı kalma zorunluluğunda olmadıklarını dile getirmektedirler.


Türkiye’nin son aylardaki davranışları hakkında aşağıdaki noktalara dikkat etmek gereklidir:
1. Adalet ve Kalkınma Partisinin komşu ülkeler hususunda ilk baştaki stratejisi, komşularla sorunları gidermekti; eski dışişleri bakanı ve başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tabiriyle “komşularla” sıfır sorun” teme prensibine dayalı idi. Ama Türkiye’nin güneyindeki iki Arap ülkesinde kriz çıkar çıkmaz, Erdoğan komşularla sıfır sorun siyasetini unutuverdi ve Osmanlı imparatorluğunu yeniden canlandırma hayallerine kapıldı. Erdoğan, İhvanu’l-Müslimin hareketinin Mısır’da bir yıldan fazla sürmeyen hâkimiyetine gelmesini fırsat bilerek Türkiye’nin Arap bölgesindeki gücünü canlandırmaya çalıştı. Bu doğrultuda Suriye ve Irak’taki terör gruplarını silahlandırmaya başladı. Ama Sultan Abdulhamit’in mirasını ihya etme konusunun üzerinden fazla bir süre geçmemişti ki Erdoğan hemen bölgede Osmanlı imparatorluğunun yeniden ihya edilmesinin mümkün olmadığını anladı. Bu yüzden bir adım geri attı ve büyük Türkiye projesini öne sürdü. Büyük Türkiye’den maksat gerçekte tarihi bir iddia idi ki Genç Türkler hareketi veya Atatürkçüler tarafından Türkiye kurulduğunda 1923 yıllarında ortaya atılmıştı. Erdoğan, Kerkük’ün kuzey batısında yer alan ve küçük bir bölge olan Başika’ya askeri birliklerini göndermesi ve Musulun batısında Telafer bölgesindeki huzurunu genişletmeğe çalışması, diğer taraftan Suriye’nin Halep şehrinin kuzey batısındaki İzaz bölgesine askeri birliklerini sokması ve Helep’in doğusundaki el-Bab şehrini işgal etmeye çalışması, tüm bunların hepsi Kerkük’ten Akdeniz’e kadar olan bölgeleri kendi topraklarına katmak içindi. Bu günlerde Adalet ve Kalkınma partisine bağlı Yenişafak gazetesi yazdığı bir makalede Kerkük’ten İskenderun’a kadar olan bölgeyi Türkiye’nin Arap bölgeleri olduğunu iddia etti ve ayrılan bu bölgelerin anavatana dönmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin ırak ve Suriye’deki huzurunu devam ettirmek ve işgali altındaki toprakları genişletmek için yaptığı çabalar şimdiye kadar bir sonuç vermedi ve ağır bir maliyeti oldu. Bu yüzden Erdoğan’ın yakın zamanda büyük Türkiye projesinden de vazgeçmesi uzak değildir.


2. komşularla sıfır sorun siyasetinin yenilgiye uğraması Türkiye içinde birçok soruya neden olmuştur. Akp içinden ve Abdullah Gül ve Davutoğlu gibi önemli şahsiyetlerden gelen birçok eleştiri duyulmaktadır. Buna ek olarak diğer siyasi partilerin Erdoğan ve akp ile aralarında olan mutlak fasılanın artması Türkiye’yi çok zor şartlar altında bırakmıştır. Erdoğan bu arada yenilgiye uğramış siyasetlerini gerçekten ıslah etme yerine, arka arkaya verdiği şoklar ile onun iktidarını hedef alan asli konudan dikkatleri yan konulara çekmektedir. Ama kesinlikle bu konu fazla bir süre devam etmeyecektir.


3. Erdoğan Moskova-Washington arasında yapacağı seçimde Moskova’yı tercih ettiğini göstermeğe çalışmaktadır; halbuki Moskova-Ankara arasındaki işbirliğinin temelini Kürtler oluşturmaktadır. Bu parti,  Arap ülkelerinin finansal nüfuzlarından dolayı Kürt rehberlerin sürekli gelen isteklerini olumsuz cevaplandırmıştır; ama aynı zamanda irtibatını Kürtler ile korumuştur.
Diğer taraftan Kürtler Rusların meselesi olmadığı için Moskova Türkiye’yi yanına alarak bu ülkeyi kendi bloğuna sokmaya çalışmaktadır. Türkiye-Rusya oyununda “zaman” bize oyunun asli kazananını gösterecektir. Ama şu kesindir ki Erdoğan Batı’yı bırakıp Moskova’ya yönelme eğiliminde değildir. Erdoğan gerçekte Rusya kozunu oynayarak Batı’yı yeniden kendisini kabullenmeye zorlamaktadır. Bu yüzden eğer Türkiye ve Kürtler arasındaki sorun çözülemezse Erdoğan yeniden Batı’dan Kürtlere galip gelmek için özel yardım talep edecektir. Ama her halükarda Rusya’ya göre Erdoğan ve partisi Suriye sorununun çözümünde güvenilir bir ortak olabilir. Rusya yanlış zanlara kapılarak Rusya ordusunun da desteklediği direniş güçlerinin büyük zaferinin Suriye krizini çözmeye yeterli olduğunu ve terör gruplarını bölerek terörizme karşı galip gelebileceğini düşünüyor. Dünkü Deyrezzor olayları bu konuların yeniden değerlendirmek için bir ölçü olabilir. Daeş, çok ağır saldırılardan iki ay sonra Palmira’yı Rusya güçlerinden almayı başardı ve yine Deyrezzor’un güney bölgelerine saldırarak bu bölgeyi ele geçirmeye çalıştı. Buna göre tamamen açıktır ki hatta tüm ülkeler de Astana’da bir araya gelse Daeş’in şerlerinin duracağına dair hiçbir garanti verilemez ve hatta siyasi görüşlerin devamına bile teminat verilemez.


4. Bazıları, Türkiye ile İsrail ilişkilerinin hızlı bir şekilde kesilip yeniden başlaması veya Rusya ile şiddetli sürtüşmeli ilişkilerin olması ve Türkiye’nin Daeş gibi terör örgütleri ile değişken ilişkilerinin olması gibi konulara değinerek Erdoğan’ın akıllı biri olarak değerlendiriyor ve diyorlar ki Erdoğan pozisyonları iyi tanıyan ve ona kendini adapte eden biridir. Ama her halükarda siyasetlerin sonuçlarına bakıldığında Erdoğan’ın Türkiye’si asla bölgesel oyunların sonucunu kendi lehine değiştiremedi. Türkiye-Mısır ilişkileri son altı yılda, Mısır-Arabistan ilişkileri bu dönemlerde ve Türkiye-Irak ilişkileri iyi bir şekilde gösteriyor ki bu çekişmelerin hiç birinde Türkiye’nin pozisyonu iyileşmemiştir. Başbakan Yıldırım’ın son Irak ziyareti ki saptırıcı tahliller ile birlikte başlamıştı veya Türkiye’nin Moskova barış görüşmelerine üye olması da Türkiye’nin girişimlerinin düzeyini iyice gösteriyor. Türkiye’nin başbakanının Irak ziyareti esasında Türkiye Başika’dan askerlerini çekecek sloganı ile yapılmıştı. Ama Türkiye başbakanının bir basın konferansında haberini verdiği vadenin yerine getirilmemesi, Türkiye-Bağdat arasındaki görüşmelerin başarısız olduğunu göstermektedir.


5. Erdoğan yavaş yavaş İran’ın desteğini kaybediyor ve bu Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük kumarıdır. Türkiye’ye hâkim olan parti İran’ın Kürtler ve Aleviler arasındaki oldukça geniş nüfuzunu bilmesine ve İran’ın her zaman Türkiye’nin huzuruna ve akp’nin başarısına desteğine rağmen Türkiye İran’dan uzaklaşıyor. İran, geçen Temmuz ayındaki askeri darbenin karşısında duran tek Komşu ülkeydi ve bu konuda Erdoğan yönetimi ile işbirliği yaptı. Türkiye’nin İran’dan uzaklaşması Tahran’ın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarda kalmasına yönelik alakasının azalmasına neden olmuştur ve sonraki adımda yeni şartları getirecektir. Erdoğan çok iyi biliyor ki ayaklarının altındaki topraklar hiç de sağlam değil ve her an kayabilir; işte bu şartlarda Ankara ile Tahran arasındaki fasıla Erdoğan’ın sorunlarını artıracaktır ve onun çözüme ulaşmasını zorlaştıracaktır.

ABNA24.COM


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2017 Hac Mesajı
پیام امام خامنه ای به مسلمانان جهان به مناسبت حج 2016
Şeyh Zakzaki