Kürt Halkını İslâm’dan Koparmak İstiyorlar!

  • News Code : 239105
  • Source : yeniakit
Geçtiğimiz pazar günü Diyarbakır’da yüz binlerin katılımı ile muhteşem bir Kutlu Doğum programı gerçekleştiren Mustazaf Deri Genel Başkanı Avukat Hüseyin Yılmaz, miting organizasyonundan BDP’nin “Cuma boykotuna” birçok konuda Yeni Akit’e değerlendirmelerde bulundu.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Diyarbakır, geçtiğimiz pazar tarihi günlerinden birini yaşadı. Peygamber Efendimiz’in kutlu doğumu vesilesiyle İstasyon Meydanı’nda toplanan yüz binler bölge halkının gerçek yüzünü de göstermiş oldu. Hiçbir parti, vakıf, dernek ya da cemaat bayrağı olmaksızın, Peygamber Sevdalıları Platformu’nun çağrısı ile meydanlara inen Diyarbakır, “İşte Kürt halkı bu...” dedirtmişti. Biz de bu platformun en önemli üyesi Mustazaflar Derneği Genel Başkanı ile görüştük.

“KÜRT HALKINI İSLAM’DAN KOPARTMAK İSTEDİLER”

- Diyarbakır’da yüz binlerin katılımı ile muhteşem bir Kutlu Doğum programı düzenlediniz. Sizce bu teveccühün anlamı nedir?

- Elbette bu teveccüh bir günde oluşmadı. Uzun yıllara dayanan bir çalışmanın, teşkilatlanmanın ve fedakarlığın ürünüdür. 80’li yıllardan beri bu halka yapılan hizmetlerin sonucudur. İslami duruşun, İslami kimliğin verdiği mücadelenin ürünüdür. Elbette çok ciddi sıkıntılar yaşadık. Birileri bu Peygamberî sevgiyi ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaptılar. İslam’ı sadece camiye hapsetmek istediler. Hatta daha da ileri giderek İslam’ı sadece vicdanlara hapsetmek istediler. Bunlar devletten de önemli destekler buldu.

- Nasıl bir destek?

- Şeyh Said kıyamından sonra bölge halkını İslam’ın dışına itme çabaları hız kazandı. Köy Enstitüleri ile Öğretmen Okulları ile halkımıza inançsızlığı aşılamak istediler. O dönem bu okullarda okuyanlar inançsızlaştırıldı. Bu devlet eli ile yapıldı ve bugün bu bölgede halkın değerleri ile çatışanlar hep bu okullardan mezun.

- Peki, neden başarılı olamadılar?

- Çünkü ne zaman ki İslami çalışmalar yapanlar ortaya çıktı, hamdolsun halk yeniden İslam’a yöneldi. Bunlar fedakârlıkla, sıkı çalışma ile oldu. Müslümanlar çok uğraştı, çok didindi. İşte bu nedenle şimdi halkımız bu meydanları dolduruyor. Yoksa “Kürt halkı dindardır. Her Allah diyenin peşinden gider” diye bir şey asla söz konusu değil.

“DEVLET GAYRİ MEŞRU YOLLARA MI PRİM VERİYOR SADECE”

- Peki, PKK ve benzerleri neden sizden rahatsız oluyorlar?

- Birileri kendilerini bir yerlere bölge halkının temsilcisiymiş gibi sunmak istiyor ve bizi çok ciddi anlamda kendilerine rakip olarak görüyorlar. Eğer Peygamber sevdalılarının sesi kısılırsa, Mustafazların sesi kısılırsa Kürt halkının tek temsilcisi biz oluruzun derdindeler. Bu düşüncedeki kesimlere destek olmak, onların amaçlarına hizmet etmek için bizi görmezden gelmeye çalışıyorlar. Medyada yer almamızı, hizmetlerimizin kamuoyu tarafından bilinmesini istemiyorlar. Bizi yok saymak istiyorlar. Tabii burada devletin de bir hesabı, bir düşüncesi olduğuna inanıyoruz.

- Nasıl?

- Devlet sanki meşru dairede hak talep edince vermiyor, gayri meşru yollardan talep etmemizi bekliyor. Yakıp, yıkınca, cazgırlık yapınca hakkını teslim ediyor. Bizim de böyle mi yapmamızı istiyor? Bizim bu noktada sıkıntımız var. Bize devlet de sıkıntı çıkarıyor, PKK ve PKK çizgisine yakın olanlar da... İzin noktasından tutun derneklerimize, baskınlara varıncaya kadar her türlü zorluğu çıkarıyorlar. Devleti temsil noktasında olanlar, özellikle batı illerinde derneklerimize büyük baskı yapıyorlar. Batıdaki Müslümanlarla iletişime geçmemizi istemiyorlar. Bizi kamuoyunda ve özellikle de batı illerinde "terörist" gibi göstermek istiyorlar.

- PKK nasıl engelliyor?

- Onlar da her türlü yoldan bizi engellemeye çalışıyorlar. Derneklerimizi basıyorlar, taşlıyorlar, molotof atıyorlar. Hazımsızlık yapıyorlar, bizi çatışma ortamına çekmeye çalışıyorlar. Yerelde iktidar oldukları yerlerde bize etkinlik için yer vermiyorlar. Bu ve benzeri yöntemlerle çalışmalarımızı engellemeye çalışıyorlar. Adana gibi bazı yerlerde ise PKK’lılar derneklerimizi bastıktan sonra bu defa polisle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bu baskınlar sonrası bu kez polis derneklerimizi basıyor, üye ve gönüllülerimizi gözaltına alıyor.

“Elimizi uzatıyoruz ama elimiz havada bırakılıyor”

Biz, bize yönelik bu haksızlıklar ve baskılar nedeniyle defalarca hükümete şikayetimizi ilettik. Lakin ne hükümet kanadından ne de güvenlik güçlerinden bize yapılan bu zulme yönelik bir açıklama ya da özür ifade edilmedi. Açıklama yapılmadı. Derneklerimiz kundaklandı, taşlandı, yaralandı ama kimse geçmiş olsun demedi. Bizi tamamen yok etmek istiyorlar. PKK/BDP çizgisindekiler tarafından da sık sık saldırıya uğruyoruz, ancak kimse sesini çıkarmıyor. "Amacınız ne, ne yapmak istiyorsunuz, bizi çatışmaya mı çekmek istiyorsunuz" diyoruz ama bütün itidal çağrılarımız yanıtsız kalıyor. Elimizi uzatıyoruz ama elimiz havada kalıyor. Toplumun iyiliği için, halkın huzuru için elimizi uzatıyoruz ama 6 yıldır elimiz havada bekliyoruz. Bu hem PKK /BDP çizgisindeki o yapılar için geçerli, hem de devlet adına bize baskı yapan hükümet ve kolluk güçleri için geçerli.

“Cuma Namazı ve Cami boykotu diye bir şey olamaz”

Biz bu camii boykotunu asla doğru bulmuyoruz. Namazı, camiyi boykot etmeyi asla doğru bulmuyoruz. Biz bu işin içinde de sinsi hesapların olduğuna inanıyoruz. Zaten haftadan haftaya Cuma’ya giden insanların çoğunlukta olduğu bir yapıda insanların tamamen camiden kopmaları isteniyor. Böylece bu sivil Cuma dedikleri ortamlarda insanları ideolojik kuşatma altına alarak diğer Müslümanlarla araya mesafe koymak istiyorlar. İdarecileri namaz kılmıyor. Namaz kılan zaten halk. “Devletin imamları” “devletin camileri” tanımlaması ile camilerin boykot edilmesi çok yanlış. Neymiş camilerde asimilasyon yapılıyormuş. İmamlar particilik, cemaatçilik yapıyormuş. Bu söylemler bahane. Devletin bütün kurumlarında her düşünceden amir memur var. Particiliğin ayrımcılığın alası bu kurumlarda yapılıyor. “Bu kurumlar dururken, neden cami?” diye sormak gerekmez mi? Camilerin siyasete malzeme yapılmasına tabii ki karşıyız. Camiler üzerinden siyaset yapılmasına da karşıyız. Camilerde Kur’an ve sünnet anlatılır. İman ve İslam anlatılır. Bunun dışına çıkanları tasvip etmeyiz. Cami kardeşlik yeridir. Ayrılma ve ayrışma yeri değildir. Ama her şeye rağmen cami terk edilmez, Cuma boykot edilmez, edilemez.

“Camiyi boykot edenler neden okulları boykot etmiyor?”

Camiyi boykot edenler gerekçelerinde doğru iseler o halde neden okulları boykot etmiyorlar? Dertleri asimilasyon ise Kürtçe ise yanlış yöne bakıyorlar. Camilerde değil okullarda Türkçe öğretiliyor. Asimileden söz edilecekse bu okullarda yapılıyor. Öğretmenler devletin öğretmenleri değil mi? Okullar devletin okulları değil mi? Neden okul değil de “devletin camisi” diyerek camiyi boykot ediyorlar. Bunda iyi niyet görmüyorum. Kaldı ki tüm camiler Müslüman halkın parası ile yapılıyor. Cami ve imamları boykot düşüncesi BDP’nin değil Öcalan’ın yani PKK’nın düşüncesidir. Yaklaşık iki ay önceki avukat görüşme notlarına bakılırsa bu açıkça görülecektir. Yani İmralı’nın talimatıdır. Müslüman Kürtlerdeki İslam kardeşliği düşüncesini ortadan kaldırmak amacıyla kurulan bir tuzaktır. Bazıları bilmeden buna alet oluyor. Amaç Kütçe hutbe okunması, okutulması değildir.

KÜRTLERİ CAMİDEN KOPARMAK İSTİYORLAR

Fakat şurası da gerçektir; biz Türkçe’yi bilmeyen bölgelerde hutbenin Kürtçe verilmesini istiyoruz. Herkes anladığı dilde faydalanmalı. Camilerdeki vaaz ve hutbelerin halkın anladığı ve bildiği dile olmasını, faklı dillerde verilmesini istiyoruz. Namazların sadece Hanefi Mezhebine göre değil, bölgenin mezhebi olan Şafi mezhebine göre de kıldırılmasını istiyoruz. Bizim camileri boykota karşı çıkışımız hutbeleri Türkçe istediğimiz şeklinde yorumlanmamalı. Caminin, Cuma’nın boykot edilmesine karşıyız. Samimi değiller. Samimi olsalar bu boykot çağrısı yapanlar gidip halkla beraber namazlarını kılarlar. Samimi olsalar o çadırlarda Cuma’dan Cuma’ya değil beş vakit namaz kılarlar. Beş vakit namazlarını idarecilerle beraber orada kılsınlar, ben de samimiyetlerine inanayım. Ama değil işte. Boykot ise tutmadı. Camiler yine sokaklara taşıyor. Birkaç bin kişi bu boykota katılıyor sadece. Buraya iştirak edenlerin bir kısmı ise Kürtçe vaaz ve hutbe istediği için katılıyor.


ramadan
conference-abu-talib
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2018 Hac Mesajı
Şeyh Zakzaki