Suriye Olayları Üzerine Gerçekleri Anlatan Bir Röportaj

  • News Code : 272242
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
İran İslam Cumhuriyetinin Beyrut büyükelçisi ve eski Suriye Maslahatgüzarı “Gazanfer Rüknabadi” ile Suriye ve bölge üzerine bir röportaj gerçekleştirdik… İran İslam Cumhuriyeti Anayasasının değişmez yasası olan ‘hangi din, mezhep, görüş ve politik eğilimden olursa olsun hak sahibi himaye edilir’ yasasına binaen: “Bu ilkeye göre mazlum halkın himaye edilmesi gerekmektedir. Bu halk ister Filistin halkı olsun, ister Tunus halkı olsun, ister Mısır halkı olsun, ister Bahreyn halkı olsun ve isterse Suriye halkı olsun fark etmemektedir. Bizim buradaki sözümüz şudur: Suriye halk hareketi nerededir ki biz onu koruyup himaye edelim?

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bazıları İran’ın Suriye konusunda ikili politika yürüttüğünü iddia etmektedirler. Bunu biz batılı ülkelere sormalıyız neden batılılar halk hareketleri karşısında ikili politikalar yürütmektedirler? Libya’da halkı devlete karşı koruma iddiasıyla askeri birlikler göndermekte, Bahreyn’de ise halkın karşısında devleti korumak ve halkı sindirmek için devlete yardım için askeri birlikler göndermektedirler!!  

SURİYE HALK DEVRİMİ NEREDE Kİ ONU KORUYALIM?

İran Büyükelçisi, İran İslam Cumhuriyeti Anayasasının değişmez yasası olan ‘hangi din, mezhep, görüş ve politik eğilimden olursa olsun hak sahibi himaye edilir’ yasasına işaret ederek şunları söyledi: “Bu ilkeye göre mazlum halkın himaye edilmesi gerekmektedir. Bu halk ister Filistin halkı olsun, ister Tunus halkı olsun, ister Mısır halkı olsun, ister Bahreyn halkı olsun ve isterse Suriye halkı olsun fark etmemektedir. Bizim buradaki sözümüz şudur: Suriye halk hareketi nerededir ki biz onu koruyup himaye edelim?

Rüknabadi, devrim ve kıyamları teşkil eden etkenlere değinerek şunları söyledi: “İlk olarak bu hareketlerin adlandırılması ülkeden ülkeye farklılıklar arz etmektedir. Bazı yerlerde halk, düzenin yıkılması için ayaklanmış ve devrimci bir ruhla sistemin yıkılması için kıyam etmiş, bazı yerlerde ise durumlarının iyileştirilmesi ve daha iyi bir yaşam sürülmesi için reformların yapılması için ayaklanmışlardır. Bazı yerlerde ise isteklerini elde etmek için darbeden yararlanma eğilimine gidilmiştir. Bu hareketler Tunus’ta başladı ve Mısır ve Bahreyn’e… yayıldı. O zamanlar bu hareketlerin oluşumunun Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden kaynaklandığı iddia ediliyordu. Bu paylaşım sitelerinin etkisi olabilir, ancak eğer zemine münasip olmasaydı yüzlerce sosyal paylaşım sitesi de olsaydı yine bir etkisi olmazdı.”  

Şam eski maslahatgüzarı olan Rüknabadi konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu ülkelerde bu ayaklanmalar başladığında Suriye’den hiçbir haber yoktu. Batılı devletler Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinden yararlanarak Mısır ve Tunus’taki olayların bir benzerini Suriye de oluşturabileceklerini düşünmeye başladılar. Bu amaçla Facebook’ta 35 bin kişinin adını Suriye meydanlarının birinde toplanmaları için kaydettiler. Ancak kararlaştırılan vakitte hiç kimse orada toplanmamıştı. Sonradan anlaşıldı ki isimlerini yazdıranlar Suriye dışından yazdırmışlardı.

Rüknabadi, Adalet, hak ve reform dalgasının tüm dünyayı etkileyeceğini,ancak ülkelerdeki zulüm ve halkların dini ve ahlaki değerlerine karşı devletlerin demokratik anlayışına paralel olarak değişkenlik arz edeceğini belirtti.       

AYAKLANMALARIN DOMİNO ETKİSİ YARATACAĞI DÜŞÜNCESİ DOĞRU DEĞİLDİR

Bazılarının bu hareketlerin domino etkisi yaratacağını iddia ettiğini hatırlatan Rüknabadi işin içinde domino etkisinin olmadığını ve bu hareketlerin Mısır gibi bir yerde 18 günde netice alındığını, ama Libya’da aradan 6 ay geçmesine rağmen henüz net bir sonucun alınmadığını ifade etti.  

Bir devrimin netice alması için bazı koşulların oluşması gerektiğini belirten Rüknabadi şunları söyledi: “Bir devrimin zafere ulaşması için objektif ve sübjektif koşulların oluşması gerekmektedir. Bunlar ayrılmaz bir bütündür. Sübjektif koşullar, yani halkın sistemin politikalarına karşı muhalif olması; Objektif koşullar ise halkın ekonomik ve sosyal durumunun tahammül edilemeyecek kadar kötü olması ve böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih etme aşamasına gelmesidir. Mısır halkı zihinsel ve sübjektif olarak bir bütün olarak Filistin hamisi, direniş,İsrail ve Amerika karşıtı idiler. Buna rağmen Hüsnü Mübarek İsrail ve batıyla işbirliği içinde idi. Öte yandan halk ekonomik olarak oldukça kötü durumdaydı. Öyle ki 6 milyon Mısırlı fakir halk Kahire yakınlarındaki mezarlıklarda yaşamaktaydı.    

SURİYE’DE DEVRİMİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN ZİHİNSEL VE SÜBJEKTİF KOŞULLAR BULUNMAMAKTADIR

Gazanfer Rüknabadi, acaba Suriye’de devrimin gerçekleşmesi için zihinsel ve sübjektif koşullar oluştu mu sorusuna şu yanıtı verdi: “Hayır, zira hem devlet ve hem millet direnişi teyit etmektedir. Suriye’nin ekonomik koşulları çok seçkin ve güzel değil, ancak kötü de değildir. Eğitim ve öğretim, sağlık, mesken sorunları bulunmamaktadır. Halkın tümü belli çerçevede yaşamlarını sürdürmektedir. Hiç kimse sokaklarda kalmadı. Bir devrimin gerçekleşmesi için gerekli koşulların olması gerektiğine dair siyasal bilimlerdeki tarif Suriye için oluşmamıştır.

Suriye’nin tehlikeli noktadan geçtiğini belirten Lübnan büyükelçisi şunları söyledi: “Komplonun hacmi oldukça büyüktür. Amerika, Siyonist rejim ve bölgedeki bazı ülkeler Suriye’nin direnişten ayrılmasını, yoksa düzenin değişeceğini belirttiler.”

ZARARLARINI SURİYE’DE TELAFİ ETMEK İSTİYORLAR

Bölgede yaşanan son gelişmeler, Amerika ve Siyonist rejimin aleyhine tamamlanmıştır. Onlar bu zararlarını başka bir yerde telafi etmek istemektedirler. İran, Lübnan ve Filistin’deki İslami direniş ve ayrıca Suriye onların darbe vurmak istedikleri hedefleri konumundadır. Ancak İran İslam Cumhuriyetinin güç ve konumu belli olduğundan, Lübnan Hizbullah’ı da Siyonist rejime ağır bir darbe vurduğundan; sonuç olarak Suriye’ye darbe vurmaya karar verdiler.

22 milyonluk Suriye’de en kalabalık protesto yürüyüşü üç ay kadar önce gerçekleşti. Bu gösteriye katılanların sayısı 70 bini geçmemişti. Bu rakam Suriye’nin yüzde birine bile tekabül etmemektedir.

SURİYE HİKAYESİ NEDİR?

İran’ın Beyrut büyükelçisi, Amerika, Siyonist rejim ve batılı devletler Suriye’de reform mu istemektedir, kalpleri demokrasi, insan hakları ve reformlar için mi yanmaktadır? sorusuna şu yanıtı verdi: “Herkes neden seferber oldu? Hiç şüphesiz bunların direniş cephesine ve savunucularına darbe vurmaktan başka bir amaçları bulunmamaktadır. Öteki konular bahaneden başka bir şey değildir. Eğer Beşşar Esad, bugün direniş cephesini savunmayacağını açıklasın, onu en üstün cumhurbaşkanı olarak ilan ederek ömür boyu cumhurbaşkanlığı yapmasını kabul ederler. Henüz Sudan’ın bölünmesinin üzerinden uzun bir süre geçmedi. Herkes bu ülkenin bölünmesine karşı çıktığı için batılıların Sudan devlet yetkililerine karşı nasıl tavır takındıklarını ve savaş suçları mahkemesinin bu yetkililer için kurulması için ne kadar çabaladıklarını gördü. Ama onların istekleri yerine getirilince sanki insan hakları denen bir mesele hiç yokmuş gibi bu konuyu kapattılar!  

SURİYE’DEKİ OLAYLAR İSRAİL VE BATININ NEZARETİNDE KOMŞU ÜLKELERİN KILAVUZLUĞUNDA BAŞLADI

Suriye’deki olayların ilk önce sınır noktalarında başladığını belirten Rüknabadi, şunları söyledi: “Suriye’nin Şam ve Halep gibi önemli ve büyük kentlerinde gözle görülür hiçbir hareketlilik yaşanmadı. En önemli hareketler Hama ve sınır bölgelerinde komşu ülkelerin kılavuzluğunda İsrail ve batılı ülkelerin nezareti altında yaşanmaktadır. Suriye halkı bilinç ve uyanıklığıyla olayların gerçek yüzünü anlamış ve yabancıların uğursuz niyetlerini fark ettiklerinden ilk haftalardaki protesto yürüyüşleri sayısı oldukça azalmıştır.

Beşşar Esad, daha halk reform talebinde bulunmadan önce reformlara başlamıştı, elbette politik konularda biraz yavaş işlemekteydi, ancak ekonomik alanda sadece İran İslam cumhuriyeti tarafından 100 proje icra edilmişti. Çimento fabrikası, araba fabrikası… gibi.  

Geçtiğimiz son iki Cuma günkü gösteriler son alt aydaki en sakin gösterilerdi. Ancak el-Cezire televizyon kanalı binlerce kişinin Şam’daki Emevi ve Abbasi meydanlarında bir araya gelerek çadır kurduklarını duyurdu. Halbuki haber tamamıyla yalandı. Suriye televizyonu el Cezire’nin bu yalan haberinden sonra anında bu iki meydana giderek oradaki gerçek sahneleri (boş meydanları) canlı yayınla gösterdi. Sonunda el Cezire televizyon kanalı üç saat sonra yalan haberine son vermek zorunda kaldı.

SURİYE MESELESİ TEHLİKE SINIRINDAN GEÇTİ

Suriye’nin artık tehlike aşamasından geçtiğini belirten Rüknabadi şöyle devam etti: şu anda her şey kontrol altında bulunmakta ve Suriye eskisinden daha güçlü olarak bu krizden çıkacaktır. Hali hazırda Siyonist rejimi tehdit eden en büyük güç direniştir. Dolayısıyla bu rejimin ilk önceliği direniş ve mukavemet cephesini yıkmaktır…    

ABNA.İR


ramadan
conference-abu-talib
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamanei’nin 2018 Hac Mesajı
Şeyh Zakzaki