Şia'ya atılan iftiralara cevaplar (5)

Hz. Ali'nin Kızı Ümmü Gülsüm'le Ömer Evlendi mi?

  • News Code : 329274
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

Soru: Şiaların iddiasına göre ikinci halife Ömer, Peygamber Efendimizin değerli kızı Fatıma’nın şehadetine sebep olmuştur. Ancak hangi aklıselim buna inanabilir ki, çünkü Hz. Ali, Fatıma’nın da kızı olan kızını eşi Fatıma’nın katiliyle evlendirerek eşinin katiliyle akrabalık bağı kurabilir mi?

Cevap: Ehli sünnet tarafından özellikle son yıllarda yaygın olarak ikinci halife Ömer’le Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın kızı Ümmü Gülsüm’ün evlilikleri konusu gündeme getirilmektedir. Ehli sünnet ve selefiler, bu evlilikten bir çok yönüyle istifade etmektedirler. Örneğin bu evliliğin ispatıyla Hz. Ali (a.s) ile halifeler arasında samimi ilişkilerin olduğunu, Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadetini, hilafetin gasp edilmesini… inkar etmeğe kalkmaktadırlar!

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-  Dolayısıyla bu şüphe oldukça önem arz etmekte olup Şiaların inanç ve itikadıyla sıkı bir ilinti içindedir. Bundan dolayı doğru, dakik, delilli ve makul bir şekilde konunun incelenmesi gerekmektedir.

Şu ana kadar Şia alim ve düşünürleri bu şüpheye çeşitli cevaplar vermişlerdir. Bunların hepsi yerinde doğru ve sahihtir. Örneğin Raziyuddin Hilli, Allame Mukarrem, Allame Bakır Şerifu’l Kureşi… gibi alimler Hz. Fatımatu’z Zehra’nın (s.a) Ümmü Gülsüm adıyla bir kızlarının olmadığını savunmuş ve sağlam deliller ortaya koymuşlardır. Bizler, bu makalede ilk olarak bu görüşü ele alacağız.

Bazıları ise bu evlilik hakkında nakledilen rivayetler arasındaki tearuzun Ehli sünnetin iddiasını çürüttüğünü ortaya koymuşlardır. Örneğin: Şeyh Müfit, “El- Mesailu’l Ukberiye” ve “El-Mesailu’l Serviyye” adlı değerli risalelerinde, Seyyid Nasır Hüseyin El-Hindi, “İfhamu’l A’edai ve’l Husum” kitabında Ayetullah Milani…

Bizde bu makalede rivayetlerdeki tearuzlara değinerek Ehli sünnet kitaplarından deliller getireceğiz.

Seyyid Murtaza ve bir grup başka alim ise bu evliliğin Ömer’in zorbalığı ve tehditleriyle gerçekleştiğini dile getirmişlerdir.

Bir grup Ehli sünnet ve Şia alimi ise böyle bir evliliğin yaşandığını ancak iddia edildiği gibi Ümmü Gülsüm’ün Hz. Ali’nin değil de Ebu Bekir’in kızı olduğunu dile getirmişlerdir. Örneğin Sahihi Müslim’in en önemli şarihi olan ünlü Sünni alimi Yahya b. Şeref Nevevi, “Tehzibu’l Esma” adlı kitabında bu konuyu dile getirmiştir. Ayetullah Necefi Mereşi ise “İhkaku’l Hak” kitabının şerhinde bu konuyu tasrih etmiştir. İlerleyen bölümlerde bu görüş de ela alınacaktır. 

Öyle anlaşılıyor ki bu cevaplar içinde verilen en son cevap daha doyurucu ve kamildir. Nedeni ise bir taraftan ehli sünnet kitaplarındaki Hz. Ali’nin kızıyla Ömer’in evliliğini ispat eden rivayetlerdeki açıklanması mümkün olmayan ve güvenilemeyecek çelişkiler, tearuzlar ve senet zaafları; öte yandan hiçbir Şia kitabında Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’ün Hz. Fatıma’dan olduğu sabit değildir. Tam tersi Hz. Ali’nin evinde yaşayan Ümmü Gülsüm adındaki kızın evliliği sabittir. (Hz. Ali, Ebu Bekir’in eşiyle evlenmiş ve çocukları onun evinde büyümüştür. Örneğin Muhammed, Ebu Bekir’in oğludur, ancak Hz. Ali tarafından yetiştirildiği için Hz. Ali’ye tabi olmuş ve onun oğlu olarak anılmıştır…)  

Ehli sünnetin en önemli alimlerinden olup, Sahihi Müslim’e şerh yazan ve Şafii mezhebinin en önemli fıkıh kitabını kaleme alan İmam Nevevi gibi bir alimin bunu itiraf etmesi bu görüşü takviye etmektedir.

Ayrıca eğer hem bu evlilik iddia edildiği gibi gerçekleşmişse de bundan Hz. Ali ile Ömer arasında bir dostluk ve samimiyet ispatlanamaz. Zira bu izdivaç Ömer’e bir fazilet kazandırmadığı gibi ona bir kara lekedir. Çünkü bu evlilik konusunda nakledilen rivayetlere baktığımızda insandaki ar damaları çatlamakta onurlu ve gayretli insanlardaki haya, namus ve şeref duygusunu parçalamaktadır. Bu konuyu ilerleyen bölümlerde ele alacağız.

Şimdi yukarıda zikrettiğimiz görüşleri tek tek ele alacak ve her birini inceleyeceğiz. 

BİRİNCİ EKSEN: ÜMMÜ GÜLSÜM ADINDA BİRİSİ HİÇBİR ZAMAN OLMADI

Bir grup Şii araştırmacısı ve alimine göre Hz. Ali’nin (a.s) Hz. Zeynep dışında Hz. Fatıma’dan kızı olmadı. Gerçekte Hz. Fatıma’dan sadece Hz Zeynep dünyaya geldi.

Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evliliğinden kaç çocuğun dünyaya geldiği konusu hakkında yazılan kitaplarda beş tane geçmiştir. Yani Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, anne karnında şehit edilen Hz. Muhsin, Hz. Zeynep ve Ümmü gülsüm. Gelen rivayetlerde ise bazen Zeynep bazen de Ümmü Gülsüm adı geçmiştir. Gelen rivayetler bu şekilde olunca beş tane çocuk olduğu ortaya çıkmaktadır. Ama burada büyük bir gaflet edilmiştir. O da şudur ki Hz. Zeyneb’in künyesinin adı Ümmü Gülsüm’dür. Bu konu (Ümmü Gülsüm’ün Hz. Zeyneb’in künyesi olduğu) bir çok Şia kitabında dile getirilmiştir.  

BU GÖRÜŞÜ ONAYLAYAN Şİİ ALİMLERİ

Hicri sekizinci asırda yaşamış ünlü Şii alimlerinden Raziyuddin Hilli, Hz. Ali’nin çocukları hakkında şunları yazmaktadır: “Hz. Ali’nin erkek ve kız olmak üzere toplam 27 çocuğu oldu. Hasan, Hüseyin, künyesi Ümmü Gülsüm olan Zeynep Peygamberin kızı Hz. Fatıma’dan olmuştur…[1] 

Ayetullah Necefi Mereşi ise şöyle yazmaktadır: “Hz. Emire’l Mümin’in Fatıma’dan olan çocukları Hasan, Hüseyin, vefat eden Muhsin ve Ümmü Gülsüm’dür.”[2]

Asrımızın en ünlü tarih yazarlarından Şia mezhebinin iftiharlarından geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Allame Bakır Şerif El- Kureşi, bu konu hakkında şöyle yazmaktadır: “Sıddıka-i Tahire’nin, Hz. Zeynep’ten başka kız çocuğu yoktu. Künyesi Ümmü Gülsüm’dü. Bazı araştırmacılarda buna inanmaktadır. Her ne olursa olsun bana göre Hz. Fatıma’nın Ümmü Gülsüm diye bir kızı yoktu.”[3] 

BU GÖRÜŞÜ TEYİT EDEN EHLİ SÜNNET ALİMLERİ

Bazı Ehli sünnet alimleri Hz. Zehra’nın (s.a) dört veya üç çocuğunun olduğunu ve bunlar arasında Ümmü Gülsüm’ün adını yazmamışlardır. Salihi Şami, “Seblu’l Huda ve Er- Reşad” adlı kitabında şöyle yazmaktadır: “Hz. Ali’nin Hz. Fatıma’dan olan çocukları: Hasan, Hüseyin, Muhsin! Ve Zeynep’tir. Başka eşlerinden bir çok çocukları olmuştur.”[4]  

Şahabuddin Kalyubi ise şöyle yazmaktadır: Emire’l Müminin Hz. Ali’nin üç çocuğu vardı. Celalettin Suyuti de bu görüşü rivayet etmiştir.[5] 

Mısırlı alimlerden Şeyh Muhammed Hızri de Hz. Fatıma’nın çocuklarının üç tane olduğunu yazmıştır. Kitabında şu cümlelerle bunu beyan etmiştir: “Hicretin ikinci yılında yirmi bir yaşında olan Ali (a.s) ile on beş yaşında olan Fatıma (a.s) evlendiler. Bu evlilikten Hasan, Hüseyin ve Zeynep dünyaya geldi.”[6]

BU GÖRÜŞÜN DAYANAKLARI

Bu görüşün ispatı için bir çok delil öne sürülebilir. Bunlardan birkaçına değiniyoruz.

1. HİÇBİR SAHİH RİVAYETTE ÜMMÜ GÜLSÜM VE ZEYNEP ADLARI AYRI AYRI ZİKREDİLMEMİŞTİR

Şia kaynaklarında sahih senetli hiçbir rivayette Hz. Fatıma’nın çocukları arasında Zeynep ve Ümmü Gülsüm bir arada zikredilmemiştir. Ya Zeynep adı zikredilmiş veya Ümmü Gülsüm adı.

Ve ayrıca hiçbir Şia kaynağında İkinci Halife Ömer’in Hz. Fatıma’nın kızı Ümmü Gülsüm’le evlendiğine dair hiçbir sahih senetli rivayet bulunmamaktadır. Bilakis Hz. Ali’nin evinde Ümmü Gülsüm adında bir kızın varlığından bahsedilmiştir.    

Hz. Ali’nin kızıyla Ömer’in evliliği konusunda daha çok bazı alimlerin kendi söz ve içtihatları yer almıştır. Bununda hiçbir değeri yoktur. 

2. ABDULLAH B. CAFER KİMİNLE EVLELİK YAPTI

Ehli sünnet, sahih senetle naklettiği rivayette Abdullah b. Cafer’in, Hz. Ali’nin bir kızıyla evlendiğini bazı rivayetlerde bu kızın adının Zeynep bazı rivayetlerde ise Ümmü Gülsüm olduğu geçmiştir.

Bazı ehli sünnet alimleri bu kızın adının Zeynep olduğunu yazmış bazı ehli sünnet alimleri de adının Ümmü Gülsüm olduğunu yazmıştır.

“Abdullah b. Cafer, bir zamanlar Hz. Ali’nin eşi olan Mesut Nehşeli’nın kızı Leyla ile Hz. Resulullah’ın yadigarı Hz. Fatıma’dan olan Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’le aynı zamanda evlendi.”[7] Bu rivayetin senedi tam olarak sahihtir. İbni Hacer, şöyle demiştir: Bu hadiste hiçbir sorun yoktur. Hadisi Said b. Mensur, sahih olarak nakletmiştir.[8] 

Ahmed b. Hambel’in oğlu da bu kızın adının Ümmü Gülsüm olduğuna inanmaktadır…

3. BİR İSİMLE İKİ HUTBE

Hz. Zeyneb’in Kerbela vakıasından sonra Küfe ve Şam’da okuduğu tarihi iki hutbesinde iki isimle anılmıştır: “Hutbetu Ummu Gülsüm binte Ali” ve “Hutbetu Zeynep binte Ali”: “Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’ün hutbesi” ve “Ali’nin kızı Zeyneb’in hutbesi” Hz. Zeyneb’in okuduğu hutbe ile Hz. Ümmü Gülsüm’ün okuduğu hutbelerin her ikisi de aynıdır…

4. ÜMMÜ GÜLSÜM’ÜM HZ. ZEHRA İÇİN AĞLAMASI VE MATEM TUTMASI

Hz. Fatıma (s.a) dünyadan göçtüğünde Medine halkı her bir ağızdan Hz. Fatıma için ağlıyor, Beni Haşim kadınları ağlayarak feryat ediyorlardı… Ümmü Gülsüm ise üstünde Arap çarşafı olduğu halde evden dışarı çıkarak şöyle feryat ediyordu: “Ey değerli ceddim! Ey Allah’ın resulü! Şu anda seni kaybettim. Artık hiçbir zaman seni görmeyeceğim.” Medine halkı toplanmış ve…[9] 

Burada birkaç nokta dikkat çekicidir:

  1. Tarihte kayıtlı olduğu gibi Hz. Ali (a.s) Ramazan ayı boyunca çocuklarının birinin evinde iftarını açmaktaydı. Bir gece İmam Hasan’ın evinde bir gece İmam Hüseyin’in evinde bir gece Abdullah b. Cafer’in evinde (Hz. Zeynep) şehadet gecesi de tarih kitaplarının tanıklığına göre Ümmü Gülsüm’ün evinde iftarını açmıştı. Peki Ümmü Gülsüm kimin eşiydi?

Şeyh Müfid, “El-İrşat” kitabında şöyle yazmaktadır: “Ramazan ayı geldiğinde Emire’l Müminin (a.s) bir gece Hz. Hasan’ın evinde bir gece Hz. Hüseyin’in evinde bir gece Abdullah b. Cafer’in evinde (Hz. Zeyneb’in eşi) evinde kalırdı. Ve üç lokmadan fazla bir şey yemezdi. Ramazan gecelerinden bir gece kendisine neden az yemek yediği sorulduğunda şöyle buyurdular: “Allah’ın emri (yani ölüm ve şehadeti kastederek) beni kuşatacaktır ve Allah’la görüşmeye aç karnına gitmek istiyorum.” Bir iki gece geçmemişti ki başına kılıç darbesi aldı.[10]

İmam Ali (a.s) tarihi kayıtlara göre yaralandığı gece Ümmü Gülsüm’ün evinde idi.  

Rivayette de görüldüğü gibi Hz. Ali (a.s) bir gece Hz. Hasan, bir gece Hz. Hüseyin bir gecede Abdullah bin Cafer’in evinde kalırdı. Rivayette Ümmü Gülsüm’den bahsedilmemiştir. Başka rivayetlerde de Hz. İmam yaralandığı gece Ümmü Gülsüm’ün evinde idi. Bunlardan da anlaşıldığı gibi Hz. Zeynep’le Ümmü Gülsüm aynı kişilerdir.Dördüncü asırda yaşamış Şii alimlerinden Gazi Numan Meğribi, Hz. Emire’l Müminin’den bir rivayet naklettikten sonra Ümmü Gülsüm’ün Hz. Ali’nin en üstün kızı olduğunu yazmaktadır: “Hz. Ali (a.s) en üstün kızı olan Ümmü Gülsüm’e seninle çok az görüşüyoruz diye buyurarak…”[11] 

Halbuki hiç kuşku yok ki Akiletu’l Haşimiye olan Hz. Zeynep, Hz. Ali’nin en üstün kızıydı.Gazi Numani b. Muhammed, Şerhihu’l Ahber kitabında Kerbela’da esir düşenlerin tamamının adını zikretmiştir. Bu isimler arasında Hz. Zeyneb’in adı geçmemektedir.

Halbuki tüm tarih kitaplarında Hz. Zeyneb’in Kerbela kahramanlarından biri olduğunu yazmıştır. Buradan da anlaşılmaktadır ki Hz. Zeynep’le Ümmü Gülsüm aynı kişidir.

Buradan da anlaşılmaktadır ki Hz. Zeynep’le Ümmü Gülsüm aynı kişidir.    

SONUÇ: Tüm bu anlatılanlar ışığında Hz. Zehra’nın Ümmü Gülsüm adında bir kızının olduğu oldukça şüphelidir. Bilakis bir çok rivayette de görüldüğü gibi Hz. Zeynep’le Ümmü Gülsüm aynı kişidir. Ümmü Gülsüm Hz. Zeyneb’in künyesidir. Eğer Hz. Zeynep’le Ümmü Gülsüm bir kişiyse Ömer’le evlilikte geçersiz ve anlamsız olacaktır. Çünkü hiçbir kayıtlı eserde Hz. Zeyneb’in Ömer’le evlendiği geçmemiştir. Hz. Zeynep, herkesin bildiği gibi Abdullah b. Cafer’le evlenmiş ve onun eşi olarak kalmıştır.  

İlerleyen bölümlerde öteki cevapları da tek tek ele alacağız ve ispatlayacağız ki böyle bir evlilik kesinlikle tarihte yaşanmamış ve sırf Ömer’i aklamak için bazı sözde Müslümanlar tarafından uydurulduğunu ortaya koyacağız.

Devam edecek…

ABNA24.COM

................................................................

[1] - Hilli, Raziyuddin Ali b. Yusuf El-Mutahhar, El-Adedu’l Kaviyye lidefi’l Mehavifi’l Yevmiyye, s. 242.

[2] - Mereşi Necefi, Ayetullah Seyyid Şahabuddin, Şerh İhkaku’l Hak ve İzhaku’l Batıl, c. 30, s. 172.

[3] - El-Kureşi, Bakır Şerif, Hayatu Seyyidetu’n Nisai Fatımatu’z Zehra selamullahi aleyha, s. 219.  

[4] - Es-Salihi Şami, Muhammed bin Yusuf, Seblu’l Huda ve Er-Reşad fi seyretu Hayru’l İbad, c. 11, s. 288.

[5] - El-Kalyubi, Şahabuddin Ahmed b. Ahmed b. Selamet, Haşiyetu Kalyubi ale şerhi celaleddin El-Mahalli ale minhacu’t Talibin, c. 3, s. 236. 

[6]  - Hızri, Şeyh Muhammed, Nuru’l Yakin Fi Seyretu Seyyidu’l Mürselin, c. 1, s. 111.

[7] - El-Askalani, Eş-Şafii, Ahmed b. Ali b. Hacer Ebu’l Fadl, Fethul Bari Şerhi Sahihi’l Buhari, c. 9, s. 155. 

[8] - El-Horasani, Said b. Mensur, Suneni Said b. Mensur, c. 1, s. 1011.

[9] - Nişaburi, Muhammed b. El-Fetal, Ruzetu’l Vaizin, s. 152.

[10] - Şeyh Müfid, Muhammed b. Muhammed Numan, El- İrşad, c. 1, s. 14.  

[11] - Et-Temimi El- Meğribi, Ebu Hanife En-Numani b. Muhammed, Şerhihu’l Ahber fi Fazailu’l Eimmetu’l Ethar, c. 2, s. 452.  


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Aşura Özel
Mourining of Imam Hossein
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1440 / 2019
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib