Hariciler ve günümüz selefilerinin ortak noktaları

Zalimler, Ahdini Bozanlar ve Dinden Çıkanlar

  • News Code : 332835
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ama işi elime alınca bir bölük hemen biatten döndü, ahdini bozdu. Başka bir bölük ok yaydan fırlar gibi dinden çıktı, öbürleri de zulme saptılar. Sanki onlar her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın “İşte ahiret yurdu; biz onu yer yüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz”ve “Akıbet takva sahiplerinindir” buyurduğunu duymamışlardı! Evet andolsun Allah’a elbette duydular ve anladılar da. Ama dünya gözlerine süslenmiş, bezenmiş bir şekilde göründü, onun bezentisi, süsü hoş geldi onlara.” Resulullah şöyle buyurmuştur: “Ahir zamanda yaşları küçük akılları hafif bir topluluk çıkacaktır. En iyi sözleri söyleyecekler, sizden çok namaz kılacaklar ve sizden çok Kur’an okuyacaklardır. Ama imanları köprücük kemiğinden-veya boğazlarından, diye buyurdu- ileri geçmeyecektir. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Onları öldürün.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben, üç grup ile savaşmakla emrolundum: Kasitin, Nakisin ve Marikin. Kasitin, Şam ehlidir.” Nakisin’in adını zikretti (Cemel savaşı ehlindendir).” Marikin ise Nehrevan ehli, yani Haruriler (Haricilerdir. )”[1]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Peygamber bana Nakisin, Kasitin ve Marikin ile savaşacağımı bildirdi.”[2]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ama işi elime alınca bir bölük hemen biatten döndü, ahdini bozdu. Başka bir bölük ok yaydan fırlar gibi dinden çıktı, öbürleri de zulme saptılar. Sanki onlar her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın “İşte ahiret yurdu; biz onu yer yüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz”ve “Akıbet takva sahiplerinindir” buyurduğunu duymamışlardı! Evet andolsun Allah’a elbette duydular ve anladılar da. Ama dünya gözlerine süslenmiş, bezenmiş bir şekilde göründü, onun bezentisi, süsü hoş geldi onlara.”[3]

Ahdini Bozanlar

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Basra halkından bir grup yanıma geldiler ve Talha ve Zübeyr hakkındaki görüşümü sordular. Ben şöyle dedim: Onlar küfrün imamlarından iki imam idiler. Ali (a.s) Basra günü (Cemel Savaşında) süvarilerini düzene koyunca dostlarına şöyle buyurdu: “Kendim, Allah-u Teala ve onlar arasında hücceti tamamlayıncaya kadar onlara (saldırmakta) acele etmeyin.” Sonra onların yanına gitti ve Basralılara şöyle buyurdu: “Acaba benim hükümet işinde bir zulme bulaştığımı mı zannediyorsunuz?” Onlar: “Hayır...” deyince dostlarının yanına geri döndü ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah-u Teala kitabında şöyle buyurmuştur: “Eğer antlaşmalarından sonra, yeminlerini bozarlar, dininize dil uzatırlarsa, küfrün imamlarıyla savaşın.” Müminlerin Emiri (a.s) daha sonra şöyle buyurdu: “Taneyi yaran, insanları yaratan ve Muhammed’i (s.a.a) seçen Allah’a andolsun ki siz bu ayetin muhatabısınız. Nazil olduğu günden beri böylesine bir grupla savaşılmamıştır.”[4]

 

Dinden Çıkanlar

Kur’an:

“Size, amelce en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?”de.

Dünya hayatında, çalışmaları boşa gitmiştir, oysa onlar güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı.”[5]

İmam Ali (a.s), huzurunda bu ayeti okuyan kimseye şöyle buyurmuştur: “Haruriler (Hariciler) bunlardandır.”[6]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Resulullah (s.a.a) bana şöyle buyurmuştur: “Çok geçmeden hak söz söyleyen, ama bu sözleri boğazlarından ileri geçmeyen bir grup çıkacaktır. Onlar okun yaydan çıktığı gibi haktan çıkacaklardır.”[7]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bir grup dinde derinleşecekler ve okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır.”[8]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ahir zamanda yaşı küçük ve aklı hafif bir grup çıkacaktır. Allah’ın en iyi yaratığının sözünü dile getirecekler, Kur’an okuyacaklar, ama bu boğazlarından ileri geçmeyecektir. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Onları gördüğünüzde öldürün. Zira onları öldürenin Allah nezdinde kıyamette ecri vardır.”[9]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: “Ahir zamanda yaşları küçük akılları hafif bir topluluk çıkacaktır. En iyi sözleri söyleyecekler, sizden çok namaz kılacaklar ve sizden çok Kur’an okuyacaklardır. Ama imanları köprücük kemiğinden-veya boğazlarından, diye buyurdu- ileri geçmeyecektir. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Onları öldürün.”[10]-[11]

İbn-i Ebil Hadid şöyle diyor: “Haricileri öldürenlere sevap vadeden nebevi hadisler oldukça çoktur ve tevatür derecesine ulaşmıştır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Resulullah (s.a.a) Kasitin (Şam ehli) ile savaşmamı emretti. Onlar kendilerine doğru hareket ettiklerimizdir. Nakisin ile savaşmamı emretti. Onlar da kendileri ile savaşı geride bıraktığımız kimselerdir. Marikin ile savaşmamı emretti. Onlar da henüz kendileriyle karşılaşmadıklarımızdır. O halde bizler için haricilerden daha önemli olan Kasıtin’e (Şam ehline) doğru yürüyünüz. Cabbarlardan olmak, insanların kendilerini rab edinmesini sağlamak, Allah’ın kullarını köle edinmek ve mallarını elden ele dolaştırmak için sizinle savaşan topluluğa doğru harekete geçin.”[12]

Ebu Eyyub el-Ensari şöyle diyor: “Şüphesiz Resulullah (s.a.a) bizlere Ali ile birlikte Nakisin ile savaşacağımızı haber verdi. Şüphesiz onlarla savaştık. Ali ile birlikte Kasitin’e karşı savaşacağımızı haber verdi. Şimdi onlara doğru (yani Muaviye ve ashabına doğru gidiyoruz). Bizlere Ali ile birlikte Marikin’e karşı savaşacağımızı haber verdi. Ama henüz onları görmedik.”[13]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çok geçmeden bir topluluk çıkacak ki Kur’an okuyacaklar, ama köprücük kemiklerinden ileri gitmeyecektir. Onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır.”[14]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Peygamber’in (s.a.a) yanına az bir mal getirdiler. O da malı bölüştürmeye koyuldu. Bir miktarını alıyor, bir an sağına bakıyor, sanki biriyle konuşuyordu. Sonra o malı yanında olanlara veriyordu. Orada bulunanlar Peygamber’in (s.a.a) Cebrail ile konuştuğunu sanıyorlardı. Bu esnada siyah, uzun boylu, kolunu sıvamış, başını traş etmiş ve alnında secde izleri olan birisi gelerek şöyle dedi: Ey Muhammed! Allah’a yemin olsun ki adalete riayet etmiyorsun. Peygamber (s.a.a) kızdı. Öyle ki yanakları kızardı ve şöyle buyurdu: “Eyvahlar olsun sana, ben adil değilsem kim adildir?”Ashabı, “Boynunu vuralım mı?”deyince şöyle buyurdu: “Ben müşriklerin ashabımı öldürdüğümü duymasını istemiyorum. O kendi emsali, benzeri ve yoldaşlarıyla baş kaldıracak, şeytan onların dinlerine nüfuz edecek ve okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarak İslam’ın hiçbir şeyine bağlı kalmayacaklardır.”[15]

Huneyn günü altın külçelerini bölüştürürken bir adam geldi ve, “Ey Muhammed adil ol”dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Eyvahlar olsun sana! Eğer ben adil değilsem o halde kim adildir?”veya şöyle buyurdu: “Benden sonra adaleti kimin yanında bulacaksınız.”Daha sonra şöyle buyurdu: “Çok geçmeden bunun gibi bir topluluk gelecek, düşman oldukları halde Allah’ın kitabını isteyeceklerdir. Allah’ın kitabını okudukları halde boğazlarından aşağı gitmeyecek. Başları traşlı olacak. Bunlar kıyam edince boyunlarını vurun.”[16]

Peygamber’in İki Hakem Olayını Haber Vermesi

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz İsrailoğulları ihtilafa düştüler ve sürekli bu ihtilaf içinde yaşadılar. Sonunda iki hakem seçtiler. Ama o ikisi saptılar ve başkalarını da saptırdılar. Bu ümmetim de çok geçmeden ihtilafa düşecek ve sürekli ihtilaf içinde kalacaklardır. Sonunda iki hakem seçeceklerdir. Bu hakemlerin kendileri sapacak ve onlara uyanlar da sapacaklardır.”[17]

 

Hakemeyn Olayında İmam’ın Delili

İmam Ali’nin (a.s) ashabından biri ayağa kalkıp kendisine “Önce bizi hakemlikten alıkoydunuz, sonra da bunu bize emrettiniz. Bu iki işten hangisi daha doğrudur?”deyince Emire’l-Müminin (a.s), bir elini diğer eline vurduktan sonra, şu konuşmayı yaptı: “Biatini terk edip ahdini bozanların cezası budur. Bilin ki Allah'a andolsun size (savaşa devamı) emrettiğim zaman, sizi Allah’ın hayır kıldığı, ama istemediğiniz bir işe zorluyordum. Bana uysaydınız sizi doğru yola sevk ederdim, eğrilseydiniz sizleri doğrulturdum, itaat etmeseydiniz çarenize bakardım. Bu da doğru bir şey olurdu. Fakat, bu işi kimin için, kiminle yapayım?”[18]

 İmam Ali (a.s) hakemiyet olayını kabul etmemekte direnen Haricilerin karargahına gidip şöyle buyurdu: “Onlar hile, aldatma, kandırma ve düzenle mushafları mızraklarının ucuna taktıkları zaman; “Bunlar da dindaş ve kardeş­lerimizdir, noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın kitabına sığınarak geçmiş hatalarını bağışlamamızı diliyorlar. O halde onları kabul edelim ve kalplerinden hüznü uzaklaştıralım”diye söylemediniz mi? Size, “Bu işin dış yüzü iman, iç yüzü düşmanlıktır; evveli merhamet, sonu ise pişmanlıktır” dedim.”[19]

İmam Ali (a.s), hakemeyn olayını kabul edince kendisine, “iki insanı hakem kıldın”diyen haricilere şöyle buyurmuştur: “Ben hiçbir yaratığı hakem kılmadım. Ben Kur’an’ı hakem kıldım.”[20]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizi bu hakem işinden sakındırmıştım. Ama siz dinlemeyerek isyancı muhalifler gibi geldiniz bana, reyimi bırakıp heva heveslerinize kapıldınız. Aklı havada ve sefih topluluk, ben sizlere bir kötülük getirmedim. Ey biçareler! Ben sizlere asla zarar ziyan vermek istemedim.”[21]

Ebu Cafer Muhammed b. Cerir Taberi, Tarih kitabında şöyle diyor: “Ali (a.s) Kufe’ye girince onunla birlikte bir çok harici vardı. Onlardan bir çoğu da Nuheyle ve diğer yerlerde kaldılar ve Kufe’ye gelmediler. Haricilerin önderlerinden olan Hurkus b. Zuheyr is’Se’di ve Zur’et b. Burc et-Tai de Ali’nin (a.s) yanına geldiler. Hurkus şöyle dedi: “Günahından tövbe et ve Muaviye ile savaşmak için bizimle gel.” Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Ben sizleri hakemiyet olayından sakındırdım. Ama siz kabul etmediniz ve şimdi de onu günah sayıyorsunuz. Bilin ki hakemiyet meselesi günah değildir. Görüş zayıflığı ve tedbir gevşekliğinden kaynaklanmıştır. Ben sizleri bundan sakındırmıştım. Zur’et şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki eğer bu adamları hakem seçtiğin için tövbe etmezsen seni öldüreceğim.” Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Zavallı mutsuz insan! Ben üzerine rüzgarın estiği cesedini görür gibiyim.”Zur’et şöyle dedi: “Bu benim arzu ettiğim bir şeydir.”[22]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Önde gelenlerinizin görüşü iki kişinin seçiminde birleşti. Biz de Kur’an’ın karşısında diz çökmelerine, sınırını aşmamalarına, dilleri ve kalplerinin ona tabi olacağına dair ikisinden söz aldık. Fakat o ikisi, Kur’an’dan saptılar. Gözleri göre göre hakkı terk ettiler.”[23]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çakıl taşlarını savuran kasırgalar essin size! Sizden haber veren bir tek kişi bile kalmasın. Acaba Allah’a imanımdan ve Resulullah (s.a.a) ile birlikte cihad ettikten sonra küfre düştü-ğüme mi şahadet edeyim. Böyle bir şey yaparsam sapıklığa düşmüş, doğru yoldan şaşmış olurum. Yürüdüğünüz en kötü yoldan geri dönün. Ayak izinize gerisin geriye dönüş yapın. (Yerinize dönün, hakka itaat edin. ) Bilin ki benden sonra hepinizi kaplayacak bir horluğa-alçalışa düşecek, keskin kılıca müptela olacaksınız. Zalimler size hükmedecek, (öyle bir zulmedecek ki, ) tüm zalimler bu zulmü bir sünnet edineceklerdir.”[24]

İmam’ın Haricilerin Geleceğinden Haber Vermesi

İmam Ali (a.s), hariciler ile savaşta şöyle buyurmuştur: “Öldürülecekleri yer nehrin bu tarafıdır. (karşıya ge­çe­meyeceklerdir. ) Allah’a andolsun onlardan on kişi (den fazla) kurtulamaz, sizden de on kişi (den fazla) öl­dürül­mez.”[25]

İbn-i Ebi’l-Hadid şöyle diyor: “Bu haber meşhur ve herkes tarafından nakl edildiği için neredeyse mütevatir derecesindedir. Bu Hz. Ali’nin (a.s) mucizelerinden ve detaylı gaybi haberlerindendir.”

Ebu Süleyman el-Mer’eş şöyle diyor: “Ben, Ali ile birlikte Nehrevan’a gittim. O şöyle buyurdu: Taneyi yaran ve insanları yaratan Allah’a yemin olsun ki sizlerden on kişi öldürülmez, onlardan da on kişi geriye kalmaz.”İnsanlar bu sözü duyunca Nehrevanlılara (Haricilere) saldırdılar ve onları öldürdüler.”[26]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Onlara karşı saldırıya geçin, Allah’a yemin olsun ki sizden on kişi öldürülmez ve onlardan on kişi sağ kalmaz.”Ardından onlara karşı saldırıya geçti. İmam’ın (a.s) dostlarından dokuz kişi öldürüldü ve Haricilerden ise sadece sekiz kişi kaçabildi.”[27]

Haricilerin Haruriye Diye Adlandırılması

Ebu’l-Abbas şöyle diyor: “Haruriye diye adlandırılmalarının sebebi şudur ki Ali (a.s) İbn-i Abbas’ın Hariciler ile tartışmasının ardından onlarla tartıştı ve şöyle buyurdu: “Bilmiyor musunuz bu cemaat Kur’an’ı kaldırdıklarında ben sizlere, “Bu bir hiledir, onların zayıflığının göstergesidir dedim. Eğer maksatları Kur’an’ın hakemliği olsaydı benim yanıma gelirlerdi...”Benim kadar hakemiyet olayını kötü gören birini biliyor musunuz?” Onlar, “Doğru diyorsun” deyince şöyle buyurdu: “Hakemiyet olayını kabul etmeye sizler beni zorlamadınız mı? Ardından haricilerden iki bin kişi İmam (a.s) ile birlikte toplandıkları Harura bölgesinden döndüler. Ali onlara şöyle buyurdu: “Sizleri ne diye adlandırayım”sonra şöyle buyurdu: “Harura bölgesinde toplandığınız için sizleri Haruriye olarak adlandırıyorum.”[28]

Abdullah b. Habbab’ın Öldürülmesi 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Abdullah b. Habbab boynuna Kur’an astığı ve hamile olan hanımıyla birlikte eşeğe bindiği bir halde Haricilerle karşılaştı. Onlar Abdullah’a şöyle dediler: “O boynuna astığın şey bizlere seni öldürmeyi emrediyor.”Abdullah onlara şöyle dedi: “Kur’an’ın diri tuttuğunu diri tutun ve öldürdüğünü öldürün.”Haricilerden birisi kalkarak ağaçtan düşen bir hurmayı ağzına koydu. Arkadaşları üzerine bağırdı ve o da sakınganlık olarak ağzından hurmayı çıkardı. Hakeza onlardan birine bir domuz saldırdı. O da vurarak domuzu öldürdü. Arkadaşları şöyle dediler: “Bu yeryüzünde fesat çıkarmaktır.” Böylece domuzun öldürülmesini bile hoş görmediler.”Ardından Abdullah’a şöyle dediler: “Babandan bize bir hadis naklet.” Abdullah şöyle dedi: “Babam şöyle buyurdu: “Resulllah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Benden sonra bedenlerin öldüğü gibi içinde insanın kalbinin öldüğü fitneler çıkacaktır. Gece mümindir gündüz ise kafir. Sen ey Abdullah öldürülen ol, öldüren değil!..” Hariciler şöyle dediler: “Hakem tahkim ve hakemiyet olayından sonra Ali hakkındaki görüşün nedir? Abdullah şöyle de dedi: Ali insanların Allah’ı en iyi bileni, en dindar olanı ve en etkili basiret sahibi olanıdır. Hariciler şöyle dediler: “Sen hidayete uymuyorsun. Sen sadece insanların isimlerine uyuyorsun. Daha sonra onu nehrin kenarına götürdüler, yanına yatırdılar ve başını kestiler.”

 Ebu’l Abbas şöyle diyor: “Hariciler Hıristiyan birinden kendilerine hurma ağacını satmasını istediler. O şahıs, “Hurma ağacı sizin olsun” deyince onlar şöyle dediler: “Biz onları para dışında bir şeyle almayız.”Hıristiyan adam şöyle dedi: “Ne kadar ilginç! Sizler Abdullah bin Habbab gibi birini öldürüyorsunuz. Şimdi ise hurma ağacını sadece para karşılığında alacağınızı söylüyorsunuz.”[29]


İbn-i Habbab’ın Öldürülmesi Hususunda
 İmam’ın Görüşü

“Ebu Ubeyde, İbn-i Habbab’ın öldürülmesinden sonra şöyle demiştir: “Ali (a.s), Abdullah b. Habbab’ın öldürülmesi hususunda onları sorguya çekti. Onlar, onu öldürdüklerini itiraf ettiler. İmam şöyle buyurdu: “Gruplara ayrılın ki her grubun sözlerini ayrı ayrı duyayım.” Onlar gruplara ayrıldılar. Her grup diğer bir grup gibi İbn-i Hebbab’ı öldürdüklerini itiraf ettiler ve şöyle dediler: “Seni de onun gibi öldüreceğiz.” Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Allah’a andolsun ki eğer tüm dünya ehli onu böyle öldürdüğünü itiraf etse ve onları öldürmeye gücüm olsa, hepsini öldürürüm.” Ardından ashabına dönerek şöyle buyurdu: “Onlara şiddetli davran! Ben onlara şiddetli davrananların ilkiyim. [30] Hz. Ali (a.s) Cemel ashabını zikrettiği bir rivayette şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki eğer bir tek Müslümanı bile bilerek suçsuz yere öldürselerdi, tüm orduyu öldürmek bana helal olurdu. Zira o ordu orada hazır bulunduğu halde o suçsuz insanın öldürülmesini çirkin görmemiş ve onu savunmamışlardır.”[31]

 

Haricilerin Öldürülmesinden Sonra

İmam Ali (a.s), Haricilerin cenazesinin yanından geçerken şöyle buyurmuştur: “Yazıklar olsun sizlere! Sizleri kandıran sizlere zarar verdi.”Kendisine, “Ey Müminlerin Emiri! Onları kim kandırdı?”diye sorduklarında ise şöyle buyurdu: “Saptırıcı şeytan ve kötülüğü emreden nefis onları ham arzularla kandırdı, günah meydanını onlara geniş tuttu, onlara zafer vadetti ve onları ateşe gömdü.”[32]

İmam Ali (a.s), Haricilerin öldürülmesi üzerine kendisine, “Ey Müminlerin Emiri! Onların tümü helak oldu” denilince şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki hayır! Onlar erkeklerin sülbünde ve kadınların rahminde nutfeler olarak duruyorlar. Onlardan bir boynuz çıkınca kesilir ve sonunda onlardan geriye bir grup yolkesici ve hırsız kalır.”[33]

“Kutade şöyle diyor: İmam Haricileri öldürdükten sonra birisi şöyle dedi: “Onları yok eden ve bizleri onların şerrinden kurtaran Allah’a hamdolsun.”Ali (a.s) şöyle buyurdu: Asla! Canım elinde olana andolsun ki onlardan bazısı henüz babalarının sülbündedirler. Kadınlar henüz onlara hamile kalmamışlardır. Onların son grubu hırsız ve yağmacı bir grup haline gelecektir.”[34]

İmam Ali’nin (a.s) kölesi Ebu Cafer Ferra şöyle diyor: Ali’nin iki oğlu Hasan veya Hüseyin’den birinin şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Hamd Muhammed’in ümmetini bu topluluğun şerrinden rahata kavuşturan Allah’a mahsustur.” Bunun üzerine Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Muhammed’in ümmetinden sadece üç kişi bile kalsa içlerinden biri bu cemaatin inançları üzere olacaktır. Onlar henüz erkeklerin sülplerinde ve kadınların rahimlerindedirler.”[35]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bir boynuz kesilince, bir diğeri çıkar. Sonunda Deccal da onlardan kalanlar arasından çıkacaktır.”[36]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Fitnenin gözünü ben çıkardım. Karanlığı dalgalandığında ve zorluğu şiddetlendiğinde benden başka hiç kimse onu def edemezdi.”[37]

İmam’ın Kendisinden Sonra Haricileri Öldürmeyi Yasaklaması 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Haricileri benden sonra öldürmeyin! Zira hakkı taleb ettiği halde hata eden kimse, batılı taleb edip elde eden kimse gibi değildir.”[38] İbni-i Ebi’l Hadid şöyle diyor: Maksadı Haricilerin düştükleri şüphe sebebiyle sapmışlardır. Onlar aslında hakkı talep eden ve bir miktar da dine sarılmış kimselerdi. Gerçi hata ediyorlardı ama inandıkları yolu savunuyorlardı. Ama Muaviye hakkı taleb etmiyordu. Batıl bir yolda yürüyordu, şüphe karışmış bir inancı savunmuyordu. Muaviye’nin ahvali de bunu gösteriyordu. O din erbabı biri değildi... Durum böyle olunca Müslümanların onun hakimiyeti için yardım etmeleri, delalet ehli de olsa aleyhine kıyam eden Haricilerle savaşmaları cayiz değildi. Zira onlar ne de olsa Muaviye’den daha iyi halleydi. En azından kötülükten sakındırıyor ve zalim imamlara karşı isyan etmeyi farz biliyorlardı...”[39]

Zalim İmama İsyan Ettiklerinde Haricileri Öldürmeyi Yasaklama 

İmam Ali (a.s), Haricilere söven birini işittiğinde şöyle buyurdu: “Haricilere sövmeyin. Adil bir imama veya cemaate muhalefet ederlerse onlarla savaşın. Bu hususta sevap elde edersiniz. Ama eğer zalime muhalefet ederlerse onlarla savaşmayın zira onların bu konuda delil ve sözleri vardır.”[40]

İmam Ali (a.s) Hariciler anıldığında onlara söven cemaate şöyle buyurdu: “Hidayet imamına karşı çıkarlarsa onlara sövün. [41] Ama dalalet imamına karşı çıkanlarsa onlara sövmeyin. Zira onların bu konuda delil ve sözleri vardır.”[42]

ABNA.İR



[1] Kenz’ul Ummal, 31553

[2] a.g.e. 31649

[3] Nehc’ul Belağa, 3. Hutbe

[4] Mustedrek’ul Vesail, 11/63/1243

[5] Kehf suresi, 103-104

[6] Şerh-u Nehc’il Belağa, İbn-i Ebi’l Hadid, 2/278

[7] Nehc’us-Saadet, 2/399

[8] Kenz’ul-Ummal, 31543

[9] a.g.e, 30949

[10] Şerh-u Nehc’il-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 2/267

[11] a.g.e, s. 265

[12] Nehc’us-Saadet, 2/399

[13] Kenz’ul-Ummal, 31720

[14] a.g.e, 31234

[15] Kenz’ul-Ummal, 31587

[16] a.g.e, 31610

[17] a.g.e, 1088

[18] Nehc’ul-Belağa, 121. hutbe; Şerh-u Nehc’il-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 7/291

[19] Nehc’ul-Belağa, 122. hutbe; Şerh-u Nehc’il-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 7/297

[20] Kenz’ul-Ummal, 31578

[21] Nehc’ul-Belağa, 36. hutbe; Şerh-u Nehc’il-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 2/265

[22] Şerh-u Nehc’il-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 2/268

[23] Nehc’ul-Belağa, 177. Hutbe; Şerh-i Nehc’ul Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 10/55

[24] Nehc’ul-Belağa, 58. hutbe; Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 4/129

[25] Nehc’ul-Belağa, 59. hutbe; Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 5/3

[26] Kenz’ul-Ummal, 31625

[27] Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 2/273

[28] a.g.e. s. 274

[29] a.g.e. s. 281

[30] Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 2/282; bak. Müstedrek’ül-Vesail, 18/213/22534

[31] Nehc’ul-Belağa, 172. hutbe; Şerh-i Nehc’ul Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 9/309

[32] Şerh-i Nehc’ül-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 19/235

[33] Nehc’ul-Belağa, 60. hutbe; Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 5/14

[34] Kenz’ul-Ummal, 31542

[35]a.g.e. 31549

[36] a.g.e.31611

[37] Nehc’ul-Belağa, 93. hutbe; Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 7/44

[38] Nehc’ul-Belağa, 61. hutbe; Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 5/78

[39] Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 5/78

[40] Kenz’ul-Ummal, 31620

[41] Kaynağında “harebu”diye geçmektedir ve o manayı tam olarak karşılamamaktadır.

[42] Kenz’ul-Ummal, 31621

 

 

 

 

 

 

 

 


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır