Türkiye’ye bir haller oluyor…

  • News Code : 336014
  • Source : shafaqna
Brief

“Bu yazıma, mezhepçilikten ve taassuptan uzak, duyarlı Ehli Sünnet kardeşlerime hürmet ve saygılarımı sunarak başlıyorum…bu yazı belli bir İslami mezhebe tabi olanlara değil, mezhebi kullanarak Müslümanlar arasında fitne çıkarmak isteyenlere bir cevaptır.”

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İnsanlığa; Müslüman gayri Müslim, masum suçlu demeden on binlerce insanın kanına giren el-Kaide gibi en azılı terör örgütünü hediye eden, şu anda da en büyük finansmanı olan, kendi vatandaşına en temel haklarını dahi vermeyen, Şiilere en aşağılık hakaretleri yapan, öldüren, tutuklayan, işkence yapan, Amerika ve İsrail istihbaratlarının maşası, gericiliğin, yobazlığın, zulmün merkezi, Müslümanların baş düşmanı İsrail’in en yakın müttefiki, İngilizlerle beraber Mehmetçiği sırtından vuran bir rejimin, stratejik ortağı olup tüm bu yaptıklarına destek vermek ve ondan aldığı destekle gencecik insanların ellerine silah tutuşturup ölüme göndermek ve fitneye sebep olmak büyük bir vebaldir.

Yine Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan, Amerika-İsrail müttefiki Arabistan Katar destekli Tarık Haşimi’ye sırf Sünni olduğu için kucak açıp destek veren bir anlayışı kimse görmezden gelemez.

Hatta ıraktaki terör eylemlerini, Tarık Haşimi’nin “Türkiye’nin yardımı ile yaptığı” bu nedenle de Sünniciliğe ilaveten, sahip çıktığı şüphesinden alıkoyamaz.

Bahreyn halkının yüzde 80’inin özgürlük ve demokrasi isteklerine, sırf Şii oldukları için kulaklarını tıkayan mutaassıp anlayışı hiç kimse görmezden gelemez.

Her gün sokaklarda özgürlük sloganı atan Arabistan Şiilerini duyup, bu konuda bir kelime dahi etmeme politikasını görmezlikten gelemeyiz.

Amerika ve Arabistan uşağı Saad Hariri’ye sırf Sünni olduğu için destek verilmesi, Lübnanda 24 milyon dolara mal olan “Türk Travma ve Rehabilitasyon hastanesini” Seyda bölgesine sırf Sünni bölgesi olduğu için yaptırması, bu şekilde Hizbullah’ın etkisini kırmaya çalışması hiç mi hiç görmezlikten gelinemez.

Her gün halkıyla çatışan, halkına zulmeden, katliam yapan Bahreyn rejiminin dışişleri bakanına, aynı günlerde öldürülen iki Şii’nin ailesinin figanını duyup sevinircesine “elerin dert görmesin! Şiileri çok güzel öldürüyorsun! Hediyeyi hak ettin!” dercesine “Fahri Hemşerilik Belgesi” verip, boy boy fotoğraf çektirmeyi körler dahi görmezlikten gelemez.

Alttaki linke tıklayın ve ikiyüzlü demokrasi havariliğini görün…

http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=20154 

Siz kime minnet bırakıyorsunuz? Hangi iyiliği İran’a yaptınız da kat kat karşılığını almadınız? Zamanı gelince onları da bir bir sayarız. Sizin İran üzerinden sağladığınız rantı, hiç kimse şimdiye kadar sağlamıştır. Yardımlarınız ise okyanusta damla kalır.

Fakat bizi şaşırtan şu ki, İran İslam Cumhuriyeti karalamak için, Amerika çanakçısı “Şah rejimini” dahi mahalli şahit getirecek kadar, elinizi necasete bulaştıracak ne yaptı şu Şiiler ve İran? sayın Yalçın bey Osman efendi! Şaşkınlığımız ve endişemiz bundandır.

Size göre Şiilere ve İran’a güvenmeyip de kime güvenelim? Hele onu da bir yazın bilelim? Suudiler daha mı güven veriyor? Katar, BAE, Kuveyt, Ürdün…?

Nereden, nereye…

Milyonlarca Şii dünyanın kalbini fetheden bir Türkiye ve Ortadoğu profili sizi çok mu rahatsız etmişti? Bu yüzden mi elinizi kanla, dilinizi taassupla yıkayıp Başbakanın karşısında Kuran üzerine, Şiilere güvenilmeyeceği üzere yeminler ettiniz?

Cemel savaşına giderken Ayşe validemizin devesine “Havab” bölgesinde köpekler saldırınca, Resulullah’ın bir uyarısını hatırlayıp geri dönmek istediğinde, sizinle ruh ikizi olan Abdullah b. Zubeyr buranın “Havab” bölgesi olmadığına dair 50 yalancı şahit toplayıp Kuran’a yemin ettirdi ve yeniden validemizi ikna ederek on binlerce Müslüman’ın kanına girip, Cemel savaşı müsebbiplerinden oldu. Siz neyin ve hangi hayrın vesilesi olma peşindesiniz? Allah aşkına doğru söyleyin! Siz, Şiilere ve İran’a güvenilmeyeceğine dair Başbakanın karşısına kaç yeminli şahit götürdünüz?

Bütün dünyayı ve nimetlerini ayağının altına alıp İmam Hüseyin’le beraber lime lime doğranmayı göze alan bir mektep mensuplarının karşısında konuşurken, kelimelerinizi iyi seçmenizi tavsiye derim. “Güven” Ali Şia’sının kapısında hizmetçilik eden yüzlerce erdemden sadece biridir.

İran Şah’ı Şii idi, Şah kötü idi, öyleyse bütün Şiiler kötüdür, derseniz? Bu sizlerin içinde olan fitne ateşini yakma arzunuzun derecesini gösterir. Takiyye’nin şer-i olarak varlığına inanan biziz ama onu icra eden sizin gibi tava dibi yalama telaşında olan kasalistlerdir. Onun için olacak ki, size “Şiilerin” takiyyeci olduğunu öğreten zat, Amerikalılara sığınarak takiyye düşmanı olduğunu kanıtladı, de mi? Aynanın karşısına geçin, takiyyecilerin kimler olduğunu anlarsınız.

“Gerçekten sizin derdiniz diktatör ise, o zaman niçin arkanızda diktatörler var? neden en büyük destekçiniz en azılı diktatörler? bu hedef birliği nereden doğuyor? Sizin gibi diktatör avcısının silahını, niçin bu diktatörler veriyor? Aynı sofrada güle oynaşa, sarmaş dolaş diktatörlerle, diktatör avcılığı yapmak, gerçekten kendinize inandırıcı geliyor mu?”

Yoksa takiyye mi ediyorsunuz?

Arabistan ve A’li Halife’nin diktatörlüğünü Suriye’ninkinden daha adaletli kılan nedir?

Yoksa, “O diktatörler Sünni, Suriye’ninki Alevi olduğu için mi!”

Ama biz tersini görüyoruz. Suriye’de emniyet binasına bomba bırakıldı, ölen üst düzey yöneticilerin biri Hıristiyan, biri Sunni biri Alevi…her milliyetten insanlar en üst düzeye gelebilmiş…

Aynı bomba Arabistan’da patlasa kim ölür? Ben diyeyim: Naif b. Abdulaziz, Bender b. Abdulaziz, Abdullah b. Abdulaziz…yani hepsi Abdulaziz’in oğlu ve torunlarından oluşan bir alile diktası…

Tarihe çok meraklısınız galibe, hele bir de arkadaşlarınız olan Suudilerin tarihini yazsanıza! Birinci dünya savaşından sonra bize yaptıkları hayırları ve yardımları bir sıralasanıza!

Sıralayamazsınız çünkü yine ruh ikiziniz olan Abdullah b. Zubeyr’de aynı işi yapmıştı. Hz. Ali’nin hilafetini yıkmak için azılı haydut çete, Peygamber Efendimizin (s.a.a) dişlerini kıran hanedan olan “Emeviler’den” maddi-manevi yardım alıyordu ve o da sizin gibi sarmaş dolaştı. Siz de onların evlatlarından alıyorsunuz. Ruhunuz bağdaştığı veya takkiyye yaptığınız için…olmalı herhalde

“Gerçekten siz Suriye halkını düşünüyorsanız, Esad’ın zulmüne uğrayan, öldürülen mazlum Suriyeli Kürt halkının haklarını niye savunmuyorsunuz? İş onlara gelince terörist mi oluyorlar? Onlar Suriye halkı değil mi sizin gözünüzde?”

Siz kime demokrasi öğretiyorsunuz? Siz kime İslam dinini öğretiyorsunuz? Siz kime sadakati öğrettiğinizi zannediyorsunuz?

“Bir taraftan gariban Suriyeli (çoğu 18’ini doldurmamış) gençlerin cebine Suudi Petro-Hac dolarlarını, eline Amerika-İsrail silahlarını tutuşturup ölüme gönderecek, sonra da Osman’ın kanlı gömleği gibi ağlayıp dövünecek, Amerika’yı yardıma çağıracaksınız…

Yok efendim Bahreyn ve Suudi Arabistan’da katliam yokmuş, Suriye’de varmış.

Arabistanlı Şii gencin eline de sizin Suriye gençlerine verdiğiniz silahlar verilse, her gün yüzlerce insan ölürdü. Bahreyn gençlerine, Suriye muhaliflerine verdiğiniz desteği verseniz 3 günde hükümeti devirirlerdi.

Ama oralara ne cebiniz ne vicdanınız yetmez.

Yoksa oradaki halk Şii, onlara zulmeden devletler Sünni olduğu için mi?

“Sizin, dünyanın hangi ülkesinde, hangi Şii toplulukla bir masaya oturmuşluğunuz var ki? Kendi ülkenizdeki Şiileri dahi öcü sayarken, Alevileri Ucube görürken… başkalarını mezhepçilik yapmakla suçlamanız yüzsüzlüktür.”

Bir adet Şii arkadaşınızın adını verebilir misiniz? Ama binlerce Coni-el-Şeyh adı verebilirsiniz değil mi?

Başını kuma sokan deve kuşu gibi her yerinizin açıkta olduğunu hatırlatmak isteriz, her tarafınız sırıtıyor.

Sizin yazdığınız yazıları, iftiraları, hakaretleri İsrailliler dahi yazmaktan utanırken, sizin ondan daha vicdansız vurmanızın nedeni nedir? Yoksa bu konuda da yıllarca Hz. Ali’ye minberlerden hakaretler ettirten Muaviye ile mi ruh ikizisiniz?

Şiilerin de bütün Müslümanlar gibi Mekke’ye hacca gittiğini bildiğiniz halde, muhterem zatların ziyaretine giden Şiileri “Hacı” olarak duyurup, tekfircilerin fetvalarına delil oluşturma gayretiniz, kimin kime güvenmeyeceğini açıkça göstermiyor mu? Yarın Resulullah’ın huzurunda ne diyeceksiniz? Ebu Eyyup Ensari Hazretlerini ziyaret eden Sünniler “hacı” mı oluyor?

***

Efendim İran Müslümanları gözünden düşmüşmüş.

Hangi Müslümanların?

İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri, Amerika ve İsrail’in uşaklığını yapan, değirmenine petrol taşıyan Müslümanların mı? Yoksa İsrail’e Filistin çocuklarını öldürmek için kurşun parası veren Müslümanların mı?

Hangi Müslümanların? İran bilim adamlarının öldürülmesine yataklık yapan, İsrail’in karşısında Müslüman ümmetin onurunu koruyan Hizbullah komutanı İmad Muğnie’nin kanıyla elini yıkayan Müslümanların mı?

Amerika konsolosluğunu basıp adamlarını aylarca hapsetmemiz, İsrail’i kovup yerine Filistin temsilciliğini açmamız dahi, size samimiyet kanıtı olmamışsa bu saatten sonra hangi samimiyeti sunmamızı bekliyorsunuz?

Filistin için dünyanın en büyük bedelini ödeyen İran’a “Kendi çıkarları için Filistin’i kullanıyor” diyen bir zihniyete neyi kanıtlayabiliriz ki?

33 yıldan sonra size neyi kanıtlayacağız? İran İslam İnkılabını tanıyan 33 yılda tanımıştır, tanımayan için de yeniden başa sarmaya ne gücümüz var, ne de faydası.

Hele bir de siz kendinizi kanıtlayın, siz Filistin için, ümmet için ne ettiniz? Mısır, Ürdün, Arabistan, Kuveyt, Arap Emirlikleri, Türkiye…Filistin için son 30 yılda da ne yaptı? İsrail’in en büyük destekçisi sizler değil miydiniz, değil misiniz?

Yaptığınız onca mezhep vurgusu ve tahrikten sonra “Türkiye bölgedeki her gelişmeye etnik, mezhebi veya dini değil tamamen insani ve vicdani perspektifle bakar” sözünüze kargalar güler.

Bu son cümlemi okurken kendin bile gülümsemişsindir…gerçekler öyledir…gülümsetir..

Sizin “Her gelişmeyi ABD ve İsrail karşıtlığı üzerinden okumak İslami bir bakış açısı olarak yutturulamaz.”sözünüzü kanı kurumayan 9 Türk vatandaşımıza havale etmek lazım. Herhalde bu karşıtlığın pirim yaptığına olan inanç olacak ki “Van minüt” söylendi, demezler mi adama?

Ne diyelim tarih hep böyle tekerrür edip duruyor…İran’ın beğenmeyen sizlerin, kimlerin elini öptüğünüzü hepimiz görüyoruz.

İmam Ali’nin hilafetini kabul etmeyen İkinci Halifenin oğlu Abdullah’ın, daha sonra eli kanlı katil “Haccac’ın” uzattığı ayağına biat ederken ne kadar samimi olduğuna tarih nasıl şahitlik ettiyse, sizin de demokrasi havariliği ve İslami hassasiyetinize tanıklık edecektir…

Abdullah Güronur


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır