Sitemize yapılan Eleştiri ve İftiralara Cevap

  • News Code : 337435
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

Bismihi Teâlâ

Son bir yıldır ve özellikle son günlerde sitemizin yorumlar bölümünde ve bazı İslami sitelerde bizzat sitemizin adı anılarak karalanmaya ve kötülenmeye çalışılmaktayız. Bizim mezhepçi olduğumuz, Safevi zihniyeti taşıdığımız! İmam Humeyni ve İmam Hamaney’i anlayamadığımız dile getirilmekte ve en ağır sözcüklerle eleştirilmekteyiz. Vahdeti sözde savunduğumuz, ama gerçekte vahdeti kullanarak mezhepçilik yaptığımız gibi akla hayale gelmeyen iftira ve bühtanlara maruz kalmaktayız… Öncelikle şunu belirtmek istiyoruz ki bizim hiç kimseye karşı bir nefretimiz ve düşmanlığımız yoktur, bilâkis bizler hangi mezhepten olursa olsun Müslümanların aşığıyız. Bizler, Müslümanların aşkıyla yanıp tutuşan canlarını veren ve vermeye hazır olan insanlarız. Sözlerimize mübarek Ramazan ayında olduğumuz bu günlerde Allah şahittir. Bizi takiyecilikle itham edenleri ise Allah’ın kahhar sıfatına havale ediyoruz…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İkinci olarak bir konuyu açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir. Bizim buradaki düşüncemiz Müslüman olan herkesi bağlamaktadır. Hatta isterse karşımızdaki insan sıradan ve bilinçsiz Müslüman olsun fark etmemektedir,  ancak Müslüman olup da, hatta namaz kılan, ibadetlerini aksatmayan, gece namazı bile kılan… ama başka Müslümanları küfürle, şirkle, mürtetlikle itam eden onların kanlarının, mallarının, canlarının, namuslarının helal olduğunu söyleyen ve daha da kötüsü söylemekle kalmayıp uygulamaya koyulan aklını ABD ve İsrail başta olmak üzere körfezin kukla sapkın rejimlerine satan sahtekar, zamanın haricisi olan Selefi ve Vahhabilerden bizler uzağız, beriyiz. Onlarla ne dünyada ne de ahrette bir araya gelebiliriz... Afganistan’da Taliban başa geçtiği zaman Şiilerin kanları helaldir deyip, kadınları cariyelerinizdir fetvası veren zihniyet bizim kardeşimiz olamaz. Afganistan’da başlayan Şii katliamından ve bu fetvalardan sonra milyonlarca masum Afganistanlı Şii Müslüman ülkelerinden kaçarak Pakistan ve İran’a sığınmıştı. Tabi kaçabilenler. Geride kalanlar hunharca katledilmiş, kadınlarına kızlarına tecavüz edilmişti!! Bunları yapan kimdi ve kimler tarafından yapılmaktaydı (ve halen yer yer yapılmaktadır)?! İmam Humeyni’nin İran’da gerçekleştirdiği devrimden sonra Pakistan’da Sepah-ı Sahabe adında kurulan Şii katili terör örgütünün kurulma amacını biliyor musunuz? Tek amaçları vardı (ve bunu biz söylemiyoruz, tüzüklerinde kurulma amalarını yazmışlardır) o da maalesef Şiileri öldürmek! Ve bu amaçla o günden bu yana on binin üzerinde masum sivil Şii halkını şehit etmişlerdir. Bunların büyük bir kısmının elleri, ayakları, başları kesilerek gerçekleştirilmiştir!! Irak’ta Saddam’ın (Allah’ın laneti onun üzerine olsun) zulümleriyle yüz binlerce Şii Müslüman katledilmişti. Onun zulmünden sonra efendisi olan ABD Irak’a girdikten sonra bu azgın sözde Müslüman katiller Irak’a girerek Şiilerin oldukları Pazar yerlerini, camileri, toplantı yerlerini… bombalayarak Şii katliamı yaptılar, yapmaktadırlar… Yakaladıklarının başlarını keserek feci bir şekilde katlettiler, bunların bir kısmına bizzat bizler şahit olmuşuzdur.  Bunu biz mi söylüyoruz? Hayır kendileri söylemektedirler. Resmi internet sitelerine girerseniz eğer bunları görürsünüz. Irak’ta öldürülen insanların % 95’inden fazlası Şii’dir. Geriye kalan az bir kesim ise hakkı hakikati söyleyen Sünnilerdir. Bu Sünniler, bu gruplar tarafından hain damgası yiyerek öldürülmüşlerdir. Ufak bir azınlık ise tesadüfen bombanın bulunduğu yerde olduğu için hayatını kaybetmiştir… Şu anda Suriye’de de sırf Şii oldukları için bu selefi gruplar tarafından öldürülen bir çok Şii vatandaşı bulunmaktadır. Çünkü onlara göre tüm Şiiler Beşşar Esad taraftarıdır öldürülmelidirler… Ve maalesef bunu da yapmakta ve yaptıklarını da itiraf etmektedirler. Yani bunları bizler söylemiyoruz, bizzat kendileri söylemektedirler…

Kısacası bizler bu insanları bırakın Müslümanlıklarını, insanlıklarını yitirmiş azgın katiller olarak bilmekteyiz. Yoksa sizler bunları Müslüman veya insan olarak mı biliyorsunuz? Eğer biliyorsanız sizin de o katillerden hiçbir farkınız yoktur ve böyle düşünenlerin kendilerini, Müslümanlıklarını ve insanlıklarını yeniden gözden geçirmelerini tavsiye ediyoruz.  

Üçüncü olarak buraya konulan haber ve makaleler, doğal olarak Ehlibeyt (Allah’ın selamı onların ve üzerine olsun) mektebi bakış açısıyla ele alınmaktadır. Tüm din ve mezheplerin yaptığı gibi. Eğer dini ilgilendiren fıkıh, tefsir, hadis, tarih… gibi bir konuyu ele almışsak ister istemez kendi bakış açımızı yansıtmaktayız. Yansıttığımız için eğer birileri bizi mezhepçilikle itham ediyorsa bu insafla bağdaşmaz. Böyle düşünen insanlar ya cahildir, ya bağnaz ya da vahdetin ne olduğunu anlamamışlardır. Çünkü bu aynı zamanda akli bir şeydir. Herkes kendi inanç ve doğrularını anlatmalı ve ortaya koymalıdır… Vahdet kendi mezhebinin görüşünü anlatmamak demek değildir. Vahdet demek inançlarını karşı mezhebin görüşüne göre tanzim etmek demek değildir, vahdet demek mezhebinin doğrularını anlatmamak demek değildir, vahdet demek dinin her konudaki görüşünü bazılarına dokunabilir düşüncesiyle açıklamamak demek değildir… Vahdet demek kişilerin kendi mezhepleri içinde kalarak karşı tarafın mukaddesatına hakaret etmeden, küfür etmeden… İslam düşmanları karşısında bir olmak diri olmak demektir. Vahdet demek farklı düşünen iki kardeşin başkaları karşısında sıkı sıkı kenetlenmesi demektir. Vahdet demek kendi içimizde diyalog ve hoşgörü demektir… İmam Humeyni; ne Sünni ne Şii dediği gibi ben kendi mezhebimle iftihar ediyorum ve insanları Gadir-i Humu öğrenmeye davet ediyorum da demiştir… Veya İmam Hamaney, Sünni Şii beraberliği dediği gibi Ehlibeyt öğretisini öğrenmenin ve öğretmenin zorunluluğuna da değinmiştir… Kısacası vahdet demek mezhebin doğrularını anlatmamak demek değildir. Örnek verecek olursak: Eğer bir Şii, Peygamber efendimizden (s.a.a) sonra Allah tarafından insanlara nübüvvet gibi imamet makamı sunulmuştur. İmamet makamına Peygamber Efendimizden hemen sonra Allah tarafından masum kılınan Peygamberimizin Ehlibeyti olan Hz. Ali, daha sonra sırasıyla Hz. Hasan, Hz. Hüseyin… Hz. İmam Mehdi sahiptir ve Efendimizden sonra bu 12 imam gerçek ve hak halifelerdir diyorsa, ister istemez bu görüş karşı taraftaki mezhep mensubunun rahatsız olmasına neden olacaktır. Eğer bir Şii inancı gereği Efendimizden sonra Hz. Ali halifedir ve onun yeri gasbedilmiştir diyorsa (ki bu görüş Şia mezhebinin temelidir) ister istemez bu şekilde düşünmeyen karşı mezhep taraftarları rahatsız olacaktır… evet şimdi burada karşı taraf rahatsız olabilir diye bu taraf mezhebinin gerçeklerini açıklamasın mı? Karşı tarafın hoşuna gitmez düşüncesiyle bu taraf kendi hak ve hakikatlerini anlatmasın mı?...

Karşı tarafa bakılacak olursa Peygamberimizden (Allah’ın selamı ve rahmeti onun ve ailesinin üzerine olsun) sonra, ümmeti bir araya gelerek halifeyi şurayla seçmiş ve birinci halife Ebu Bekir olarak ümmet tarafından belirlenmiştir, artık Müslümanların bu konuda ittifakı olduğu için Şiiler de ittifak etmeli ümmetin icmasına tabi olmalıdır… karşı tarafın inancı ve düşüncesiyle bağdaşmadığı için ister istemez karşı taraf bu düşünce karşısında rahatsız olacaktır… veya Şiilerin Hz. Ali konusunda aşırıya kaçtığı, öteki sahabeleri dışladığı! Onlara değer vermediği! Küfürcüler! Hakaret edenler! Lanet okuyanlar, mutacılar, ibni sebeciler… gibi akla hayale sığmayan iftiralar, töhmetler… Bunları duyan ve okuyan Şiiler, Sünniler hakkında ne düşünür? İster istemez bu düşünce ve sözler karşısında rahatsız olacaklardır… Veya her gün kitaplarda, gazetelerde, dergilerde, sitelerde… Hak mezhep Ehli sünnet ve sapık mezhepler sırasıyla Şia… denilmesi ne kadar doğru ve vahdetçi bir yaklaşım tarzıdır?…

Tüm bunlara rağmen bizler hiçbir zaman ‘onlar gibi biz hakız, gerisi sapıktır’ diye bir beyanata bulunmadık ve bulunmayız. Bizler diyoruz ki bunlar İslam’ın doğruları ve tarihte yaşanmış gerçeklerdir. İşte bu söylediklerimizin Kur’ani delili, bu hadis açısından delili, bu da akli delildir… artık ister karşı taraf da bunları görür ve gerçeklere boyun eğer, isterse gözlerini kapatır ve ‘benim ki haktır gerisi beni ilgilendirmez’ der. Bizler yinede bu durumda kimseyi suçlamadık ve suçlamayız… herkesin özgür iradesi bulunmakta ve herkes bir bakış açısına sahiptir. İsteyen istediği düşüncesinde baki kalsın, ama bunu yaparken karşı tarafın kutsallarına dil uzatmasın, sapık demesin, sapkın demesin, kafir demesin, müşrik demesin… Bizlerin yaptığı budur. Bizim buradaki tek farkımız ister bize kafir desinler, ister müşrik desinler biz doğrularımızı ortaya koymaya devam ediyor ve karşı tarafın kutsallarına dokunmuyoruz. Karşı taraf her ne kadar bize saldırsa da, bize iftira atsa da…

Bilindiği gibi internet sitelerinde yazılan tüm yorumlar kişileri bağlar, bundan hiçbir şekilde site yönetimi sorumlu değildir… Bizler hakaret içermeyen tüm yorumlara yer vermeye çalışıyoruz. Hatta Şia mektebini yerden yere vuran, imamlara dil uzatan yorumları bile hakaret tonlu olmadıkça yayınlamaktayız. Peki neden hakaret içermeyen tüm yorumları onaylamaya çalışıyoruz? Sebebi çok basit; eğer eleştirilen tarafın bir açıklaması ve cevabı varsa bunu yapsın ve gerekli açıklamayı yaparak karşı tarafın düşüncesinin yanlış olduğunu ortaya koysun. Yok eğer bir cevabı yoksa oturup bir düşünsün; acaba bu denilenler doğru olabilir mi, acaba gerçekten böyle bir şey var mı? Gerçek bir araştırma ve incelemeye girerek hak ve hakikati bulmaya çalışsın… İmam Cafer Sadık’ın (a.s): Benim en iyi dostum bana kusurlarımı hediye eden (söyleyendir)” düsturu bizim de buradaki düsturumuzdur…

Ama maalesef başka internet sitelerinde Şia mektebi (veya Şia mensubu olan İran, Hizbullah ve Irak) aleyhine her gün bir sürü yazı yayınlanmakta ve yazıların altlarında yorumlar bölümünde Şia mezhebine ve mensuplarına en acımasızca iftiralar atılmakta ve karlanmaktadır ve maalesef özellikle ilk yorumlar olmak üzere bir kısmı site yönetimi tarafından çeşitli adlarla yazılan yorumlarla insanlar yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Tabi halkımızın geneli bu tür yorumların bir kısmının parayla çalışan, konunun uzmanı kişiler tarafından yazıldığını bilmedikleri için tongaya düşmekte ve yanlış yönlendirilerek Şia mektebine, İran İslam cumhuriyetine, Hizbullah’a dil uzatmaktadırlar. Ayrıca sitemizde yorum yazan bazı okuyucularımızın da belirttiği gibi bu tür yazılara cevap niteliğinde yazılan yorumları bu sözde İslami  siteler yayınlamamaktadırlar!!! Yazı ve yorumları okuyan insanlarımız demek ki Şia böyleymiş, demek ki İran, Hizbullah böyleymiş… Eğer böyle olmasaydı yorumlarda mutlaka bunu eleştiren birileri çıkardı diye bir izlenime kapılmaktadırlar… Bizler hiçbir zaman böyle şeylere tevessül etmedik ve etmeyiz. Çünkü bizler bunun hile ve haram olduğuna inanmaktayız.

Sitede yayınladığımız bazı makalelere gelince. Görüntüde Şia ve Sünni konularını irdeleyen bazı haberleri neden yayınlıyoruz?

1. Bizzat sitemizde yorumlar bölümünde yazarak Şia mezhebini karalayan, iftira atan yorumlara cevap vermek kastıyla.

2. Bazı internet sitelerinde veya gazetelerde Şia mektebini karalayan bazı yazılara cevap vermek kastıyla.

3. Bazı okuyucuların bizzat başvurarak falanca konularda sıkıntı yaşadıkları ve bu konularla ilgili yazı ve makaleye ihtiyaç duyduklarını belirtmelerinden dolayı.

4. Şia mezhebi tarafından bilinen ancak başka mezhep mensupları tarafından açık olmayan konuların gün yüzüne çıkması için.

Ama bunlar içinde daha çok saldırı ve iftiralara cevap verme kastıyla bu tür makaleler hazırlanmaktadır. (yani tamamen savunma maksatılıdır) Onlardan bir kaçına değiniyoruz:

Peygamberden Sonra Üç Dört Kişi Dışında Tüm Sahabe Mürtet Mi Oldu

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=295373 

Şialar, Sünnileri Nasibi Diye Kafir Mi Bilmektedir

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=297005

Şii- Caferi Mezhebiyle Mutezile Arasındaki Farklılıklar

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=297340

Ehlisünnetin Caiz Bildiği ‘Misyar Nikahı’ ile ‘Muta Nikahı’ Aynı Şey mi?

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=298862 

Şii Din Adamının Demek İstedikleri Ve Gerçekler ‎

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=312610 

İran’da 330 Sünni medresesi bulunmakta

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=313160 

Ehli sünnet ve Şia Mezhebine Göre Kimler Kafirdir

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=319463

İran’da Kaç Milyon Sünni Yaşamakta ve Sünni Camii Sayısı Kaç?

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=319949 

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=329274 

Ehlibeyt ve Ehlisünnet Ekolünde ters ilişki

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=258138

Bu makalelere bakıldığında sanki bir tarafı yüceltmek bir tarafı yermek gibi bir izlenim doğabilir. Ancak bu doğru değildir. Yukarıda belirttiğimiz gibi burada bir kaçına değindiğimiz makalelerin tamamı şüphe ve iftiralara cevap verilme kastıyla kaleme alınmıştır. Ayrıca zikrettiğimiz gibi bazı mezhep gerçeklerini açıklamak ister istemez o şekilde düşünmeyen karşı tarafın rahatsız olmasına sebep olmaktadır. Eğer burada bir kaçına değindiğimiz makaleler incelenirse yine görülecektir ki bizler doğrularımızı sunarken karşı tarafın kutsalına (başkalarının yaptığı gibi) dil uzatmamışızdır.

Bizleri değerlendiren, okuyan halkımızın bu gerçekleri göz önünde bulundurmasını rica ediyoruz. Bizler hangi mezhepten olursa olsun tüm Müslümanları kucaklıyoruz. Hepimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) ve Kur’an-ı Kerim’in takipçileri ve savunucularıyız. Farklı düşünebiliriz, ancak bir birimizi kırmaz, hakaret etmez, bir birimize düşmeyiz. Bizler “onlar kendi aralarında şefkatli kafilere karşı ise izzetlidirler” düsturunu kendimize düstur edinmişiz. Bizler tüm mezhepleri farklı düşünen, ama amaçları bir olan birbirlerini seven kardeşler olarak görmekteyiz (başkaları böyle görmeseler de) bizler “toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın…” ilkesine göre hareket etmekteyiz… ama bizi kafir bilen, tekfir eden, şirkle itham eden, canımızı, malımızı, ırzımızı, kanımızı helal bilen sözde sahtekar Müslümanlardan beriyiz ve onları Allah’a şikayet ediyoruz. Bizler dünyanın bir çok yerinde Şia katliamına bulaşan, asimetrik bir şekilde planlı Şii ölümlerine imza atan iradesini ABD, İsrail ve körfezin şeyhlerine satan zamanın haricilerinden uzağız. Allah adına, Allah için Müslüman başı kesen, Müslüman namusunu kirleten bu selefi- Vahabi zihniyetinden beriyiz ve onları lanetliyoruz. Bizlerin reddettiği, kabul etmediği, iğrendiği bu bağnaz Müslümanlardır. Hz. Ali’yi, Allah adına ve Allah için şehit eden İbni Mülcem’le bunları bir bilmekteyiz. İmam Hüseyin’in başını kesen, ailesini katleden, kadın ve çocuklarını esir alan Allah düşmanı Yezit ve tayfasını lânetlediğimiz gibi şu anda aynı eylemleri Müslümanlara karşı yapan zamanın Yezitleri olan bu selefi-Vahhabi zihniyetini de lanetliyor, kınıyor ve Allah’a havale ediyoruz… Bizim kabul etmediğimiz, sözde Müslümanlar işte bunlardır. Bunun dışındaki Müslümanlar bizlerin kardeşi ve özüdür. Bizler biriz, farklı düşünsek de, bizler biriz, farklı görüş sahibi olsak da. Allah’ı, Peygamberi, Kur’an’ı, Kıblesi… bir olanlarız bizler. Bizler ABD, İsrail başta olmak üzere İslam ve Müslümanlarla bilfiil (kafir olan herkes değil) savaş halinde olan tüm kafirlere düşmanız ve onların karşısında birlikte hareket etmemiz gerektiğini haykıran ve bu uğurda bedel ödeyen tarafız. Bir olalım, diri olalım diyenleriz. Bizler Kudüs elimizden alınmış, onurumuz, şahsiyetimiz ayaklar altına serilmiş… artık yeter ayağa kalkıp onurumuzu izzetimizi birlikte alalım diyenleriz. Bizler her Müslüman İsrail’e bir kova su dökerse boğulur diyenleriz. Bizler petrolümüzü, emeğimizi, toprağımızı, onurumuzu… kafirlere peşkeş çekmeyelim diyenleriz. Bizler 33 gün ve 22 gün savaşlarında İsrail’i bozguna uğratanlarız. Bizler hep birlikte Kudüs’e yürüyelim diyenlerdeniz… Kısacası bizler bir elmanın iki yanı gibiyiz, farklı inançlarımız olsa bile… Haa Peygamberimizin ümmetim 73 fırkaya ayrılacak bunlardan biri haktır… hadisini kendi aramızda oturup konuşarak, münazara ederek, doğrularımızı ortaya koyarak, güzel bir dille ortaya koyacağız. Kavga ederek, birbirimize düşerek, düşmanın ekmeğine yağ sürerek yapmayacağız. Bunlar bizim iç sorunlarımızdır. İç sorunlarda konuşarak, münazara ederek, diyalog ve söyleşiyle hallolur. Bunlar bizim kutsallarımızdır ve mahrem konulardır. Bu konulardan kafirlerin suistifade etmesine izin vermeyeceğiz… Buda unutulmamladır ki kendi inançlarımızın üstü örtülerek hiçbir şey hallolmaz. Örtülü Pazar dostluğu bozar misali örtmeyeceğiz, ama güzel bir şekilde birbirimize tahammül ederek, namahrem düşmana fırsat vermeden kendi aramızda çözeceğiz… Bizim felsefemiz budur. Kendi içinde doğrularını ve inançlarını yaşa, anlat, ama bunu yaparken karşı tarafın kutsalına dokunmadan yap, İslam düşmanlarını sevindirerek iç sorunlarını onların kullanmasına izin vermeden yap…

Saygılarımızla

  1.  


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır