Gadir özel (2)

Hz. Peygamber Efendimizin Ölüm Döşeğinde Yazamadığı Vasiyeti!

  • News Code : 360386
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
“Peygamberin (s.a.a) son günlerinde ümmetin sapmaması ve yoldan çıkmaması için kağıt, kalem istemesi, fakat orada hazır bulunanların onu hezeyanla suçlaması” olayı uydurulmuş bir şeydir. Gerçek şudur ki Ayşe, peygambere ömrünün son günlerinde şöyle dedi: “Muhtemel fitnelere karşı kalem kağıt getirsinler ve herkes için peygamber kendi halifesini tanıtsın.” Buna karşın peygamber şöyle buyurdu: “Allah’ın razı olduğu şeye ümmet razıdır, artık yazmaya ne hacet?!!”

Cevap

1. “Peygamberin (s.a.a) son günlerinde ümmetin sapmaması ve yoldan çıkmaması için kalem, kağıt istemesi, ancak orada hazır bulunanların onu hezeyanla suçlaması” olayı, Sahihi Buhari’de aynen nakledilmiştir. Şimdi biz, Sahihi Buhari’deki hadisin metnini yazacak ve sonra tercümesini sunacağız. Buhari, İbn Abbas’tan şöyle nakletmektedir:

لمَّا اشْتَدَّ بِالنَّبيِّ وَجَعُه، قالَ: ائْتُونِي بِكتابٍ أَكتُبْ لَكُم كِتاباً لا تَضِلُّوا بَعدَه، قالَ عُمرُ: إنَّ النَّبيَّ[ص] غَلَبَه الْوَجَعُ وَ عِندَنا كِتابُ اللهِ حَسبُنا، فَاخْتَلَفُوا وَ كَثُرَ اللَّغَطُ. قالَ: قُومُوا عَنّي وَلا يَنبغِي عِندي التَّنازُعُ. فَخرجَ ابنُ عَبّاسٍ يَقولُ: إنَّ الرَّزيَّةَ كُلَّ الرَّزيَّةِ ما حالَ بَينَ رَسولِ الله[ص] وَ بَينَ كِتابِه

Peygamberin hastalığı ağırlaştığında, şöyle buyurdu: “Bana bir kağıt verin size bir vasiyet yazayım ki benden sonra yoldan çıkıp sapmayasınız.” Ömer dedi ki: “Peygamberin ağrıları ona galebe çalmıştır ve bizim yanımızda Allah’ın kitabı var, o bize yeter.” Peygamberin yanındakiler arasında ihtilaf çıkıp gürültü ve bağrışmalar kopunca, Peygamber şöyle buyurdu: “Kalkın yanımdan, benim yanımda çekişip niza etmeniz yakışık almaz.” İbn Abbas, şöyle dedi: “En büyük musibet, peygamberin yazmak istediği vasiyetinin yazılmasına izin vermedikleri musibettir.”[1] 

 Buhari, bu hadisi birkaç yerde daha zikretmiştir. Kaynağını verdiğimizin dışında 3053, 3168, 4431, 4432, 5669, 7366 numaralarda da getirmiştir.

Şimdi sorumuz şudur: “Acaba Sahihi Buhari’yi Kum şehrinde mi yazdılar?”

“Acaba söylenen şeyler Sahihi Buhari’de yazılanlardan başka bir şey midir?”

2. Acaba Ömer’in peygamberin huzurunda: “Hasbuna kitaballah”; “Bize Allah’ın kitabı yeter” sözü, doğru bir söz müdür? Acaba bu söz Kur’an-ı Kerim’e aykırı bir söz değil midir? Kur’an şöyle buyurmaktadır:  

{ما آتاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَ ما نَهاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا}

“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. (Haşr, 7)”

Farz edelim ki Ömer’in (Allah’ın kitabı bize yeter) sözü doğru bir sözdür. Öyleyse (Sünniler için çok öneme sahip olan hadis külliyatları olan) sahihi sitte kitaplarını ve hadis kitaplarının tamamını atalım ve tüm hadis fakültelerini kapatalım. Çünkü Allah’ın kitabının olmasıyla artık bir şeye ihtiyaç yoktur ki! ve ikinci halifenin taraftarları artık kendilerine “ehli sünnet” değil “ehli kitap” adını koysunlar. Çünkü kitap onlara yeterlidir ve sünnete ihtiyaç duymamaktadırlar!

3. Hz. Peygamber (s.a.a) hiçbir zaman heva ve hevesle konuşmaz, tam tersi Kur’an’ın tasdikiyle “her ne konuşursa vahiydir. (Necm, 4) acaba onun sözlerini ikinci halifenin sözleriyle tefsir etmemiz ve: “galebehu’l vec’”; “ağrıları ona galebe çalmıştır” (Allah göstermesin sayıklıyor) dememiz doğru mudur?

4. Buhari, başka bir yerde olayı anlatırken bu kez “ağrıları ona galebe çalmıştır” cümlesi yerine bir adamın “inne’r recüle leyehcur”; “bu adam sayıklıyor!” dediğini nakletmekte ve ikinci halife Ömer’in adını orada zikretmemektedir!

Acaba bu tür ifadeler peygamber efendimize saygısızlık ve hakaret değil midir?

5. Acaba kalem kağıt getirilmesine karşı çıkıp engel olmak peygamberin emrine karşı çıkmak değil midir? Kur’an şöyle buyurmaktadır:

  فَلْيَحْذَرِ الَّذٖينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِهٖ اَنْ تُصٖيبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُصٖيبَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

“Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar. (Nur, 63)” “an amrihi”, kelimesindeki zamir, Allah’a değil, Hz. Peygambere dönmektedir. Zira ayetin başlangıcı şöyledir:

لَا تَجْعَلُوا دُعَاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الَّذٖينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ الَّذٖينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِهٖ

“(Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, sakınsınlar… (Nur, 63)” 

6. Vasiyetin yazılmasına engel olanlar, Peygamberin ne yazacağını biliyorlardı. O, kendi yerine kimin geçeceğini (yazıyla da) belirleyecekti, ancak ikinci halife buna mani olmuştu. Gerçekten de sonraları ikinci halifenin kendisi bunu itiraf etmiştir. İbn Ebu’l Hadid, “Tarih-i Bağdat” kitabının yazarı Ahmed bin Ebu Tahir’den şöyle yazmaktadır:

روی ابن عباس(ر) قال: دخلت علی عمر في أوّل خلافته، ثم قال: من أين جئت يا عبدالله؟ قلتُ: من المسجد، قال: كيف خلّفت ابن عمك؟ فظننته يعني عبدالله بن جعفر، قلت: خلّفته يلعب مع أترابه، قال: لم أعْنِ ذلك، إنّما عنيت عظيمكم أهل البيت، قلت: خلّفته يمتح بالغُرْب علی نخيلات من فلان، وهو يقرأ القرآن، قال: يا عبدالله، عليك دماء البُدْن إن كتمتنيها، هل بقي في نفسه شيء من أمر الخلافة؟ قلت: نعم، قال: أيزعم أنّ رسول الله[ص] نصّ عليه؟ قلت: نعم، وأزيدك، سألت أبي عمّا يدّعيه، فقال: صدق، فقال عمر: لقد كان من رسول الله[ص]  في أمره ذرو [طرف] من قول لا يثبت حُجّة، ولا يقطع عذراً، ولقد كان يربع في أمره وقتاً ما، ولقد أراد في مرضه أن يصرّح باسمه فمنعت من ذلك إشفاقاً وحيطة علی الإسلام، لا ورب هذه البنية لا تجتمع عليه قريش أبداً! ولو وليها لانتفضت عليه العرب في أقطارها، فعلم رسول الله[ص]  أنّي علمت ما في نفسه، فأمسك، وأبی الله إلاّ إمضاء ما حتم.

İbn Abbas şöyle diyor: “Ömer’in hilafetinin ilk günlerinde onun yanına gittim. O bana: “Nereden geliyorsun?” diye sordu. Ben de camiden geldiğimi söyledim. Bana amca oğlun ne yapıyor? Diye sordu. Bende “Abdullah ibn Cafer’i” sorduğunu sanarak onun kendi yaşıtlarıyla oyun oynadığını söyledim. Bana onu kast etmiyorum, peygamber ailesinin büyüğünü kast ediyorum dedi. Bende falancanın tarlası için su çektiğini söyledim. Ömer, ağzında Kur’an’ı zemzeme eder halde şöyle dedi: Eğer yalan söylersen ve benden bir şeyi saklarsan, develerin kurbanı boynuna farz olur. Acaba, henüz hem hilafeti düşünüyor mu?” dedim ki: “Evet.” Dedi ki: “Acaba Resulullah’ın (s.a.a) onu tayin ettiğini mi düşünüyor?” dedim ki: “evet ve şöyle ekledim: “Ben, babama Ali’nin iddia ettiği şey hakkında sordum.  Bana şöyle söyledi: “O, doğru söylüyor. Peygamber onun hilafetini tayin etti.”

Ömer dedi ki: “Peygamber bu konu hakkında bazı işaretlerde bulunmuştu, ancak hiçbir zaman hücceti tamamlamadı ve muhaliflerin özrünü bertaraf edemedi. Bunu açıklamak için karar aldığında ve hastalık döneminde adını açıkça getirmek istediğinde ben peygambere canım yandığı!! ve İslam’ın korunması için!! Bu işe mani oldum!! Bu binanın (Kabe’nin) rabbine and olsun ki Kureyş hiçbir zaman onun etrafında toplanmayacak ve tüm bölgelerdeki Arap kabileleri ona karşı isyanlara kalkacaktı!! Peygamber benim içimden geçenleri anlamış ve bundan vazgeçmişti!!! Allah’ta kesin olan şeyin dışında bir şey irade etmedi…[2]      

Tarihin bu kesiti, bize peygamberin hangi amaçla kağıt kalem istediğini ve ikinci halifenin neden buna mani olarak peygamberin sözlerinin hastalıktan kaynaklandığını ve yeterli şuura sahip olmadığını (bu sözden Allah’a sığınırız) ortaya koymaktadır.

Başka bir nokta ise: Ömer, tıpkı bu rivayetten anlaşıldığı gibi kendisini peygamberden daha şefkatli ve merhametli olarak tanıtmakta ve güya Hz. Peygamber efendimiz (Allah’ın selamı onun ve pak ailesinin üzerine olsun) onun kadar ortam ve koşullardan haberdar değildi!!!

Şaşılacak şey ise peygambere vasiyet etmesi için Ayşe’nin müdahale ederek şöyle demesidir: “Kendine vasi tayin et…” bu sözün belge ve senedi nerededir? Acaba sihah kitaplarda ve sahih tarihi kaynaklarda böyle bir şey var mıdır? Yoksa yalan ve uydurma şeylerden midir?  

Devam edecek…

Ayetullah uzma Cafer Subhani

ABNA.İR


[1] -Sahihi Buhari, h. 114.

[2] -Şerh-i Nehcü’l Belağa, İbn Ebu’l Hadid, c. 12, s. 21.



پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır