Çoğunluk hakkaniyetin ölçüsü müdür?

İslam Ümmetinin % 90’ı Ehli Sünnettir, Öyleyse Hak(mı)dır !

  • News Code : 398191
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
Said Nursi, şöyle demektedir: “Sevâd-ı âzama ittibâ edilmeli. Ekseriyete ve sevâd-ı âzama dayandığı zaman, lâkayt Emevîlik, en nihayet Ehl-i Sünnet cemaatine girdi. Adetçe ekalliyette kalan salâbetli Alevîlik, en nihayet az bir kısmı Râfızîliğe dayandı.” (Mektubat, 1993, s. 460) Yusuf el Kardavi ise şöyle demektedir: Hadiste bahsedilen yetmiş üç fırkadan sadece tek bir fırka "nâciye" (kurtulan) fırkadır. Diğer tüm fırkalar helâkta veya sapıklıktadır. Her fırka kendisinin "nâciye" (kurtulan) olduğuna ve diğerlerinin sapık olduğuna inanmaktadır. Bizler Ehli Sünnet olarak kesin olarak inanırız ki, sadece biz "fırka-i naciye" (kurtulan fırka)yız. Diğer tüm fırkalar bid'atlara ve sapıklıklara düşmüşlerdir. Bu esasa dayanarak, Şiiler kafir değil bid'at ehlidir.... Çünkü hak, Allah'a hamdolsun çok değil, tektir. İslam Ümmeti'nin yaklaşık yüzde 90'ı Ehli Sünnet'tendir…

هناك فرقة واحدة من الفرق الثلاث والسبعين التي جاء بها الحديث هي وحدها (الناجية)، وكلُّ الفرق هالكة أو ضالة، وكلُّ فرقة تعتقد في نفسها أنها هي الناجية، والباقي على ضلال. ونحن أهل السنة نوقن بأننا وحدنا الفرقة الناجية، وكلُّ الفرق الأخرى وقعت في البدع والضلالات، وعلى هذا الأساس قلتُ عن الشيعة: إنهم مبتدعون لا كفارا، وهذا مُجمَع عليه بين أهل السنة لأن الحقَّ لا يتعدَّد، والحمد لله، فحوالي تسعة أعشار الأمة الإسلامية من أهل السنة، ومن حقهم أن يقولوا عنا ما يعتقدون فينا

Üstat Seyyid Kazvini, dünya üzerindeki Müslümanların çoğunluğunun Şia dışındaki fırkalar olduğundan, bunun hakkaniyet için bir delil olduğunu iddia edenlere ve özelde Kardavi’ye şu şekilde cevap vermekte: Kardavi bey çok güzel bir noktaya parmak basmıştır. Bana göre bunun kendisi bile Ehlibeytin (a.s) başka bir mucizesidir. Şöyle ki Hz. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

ستفترق امتي على ثلاث و سبعين فرقة، كلها في النار إلا فرقة واحدة

“Ümmetim yetmiş üç fırkaya bölünecektir. Bunlardan biri dışında hepsi ateş (cehennem) ehlidir.”[1]

Kardavi bu konu hakkında şunları söylemektedir: Hadiste bahsedilen yetmiş üç fırkadan sadece tek bir fırka "nâciye" (kurtulan) fırkadır. Diğer tüm fırkalar helâkta veya sapıklıktadır. Her fırka kendisinin "nâciye" (kurtulan) olduğuna ve diğerlerinin sapık olduğuna inanmaktadır. Bizler Ehli Sünnet olarak kesin olarak inanırız ki, sadece biz "fırka-i naciye" (kurtulan fırka)yız. Diğer tüm fırkalar bid'atlara ve sapıklıklara düşmüşlerdir. Bu esasa dayanarak, Şiiler kafir değil bid'at ehlidir.... Çünkü hak, Allah'a hamdolsun çok değil, tektir. İslam Ümmeti'nin yaklaşık yüzde 90'ı Ehli Sünnet'tendir…

Çok Basit Ve Genelin Hoşuna Gidebilecek Kısa Bir Cevap

Kardavi diyor ki biz çoğunluğuz, öyleyse biz kurtuluş ehliyiz ve Şia azınlıkta olduğu için cehennem ehlidir!

Kardavi’nin bu sözü bile hadise aykırı ve terstir. Çünkü Hz. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: Bu 73 fırkadan 72’si cehennem ehlidir. Yani ekser ve çoğunluk cehennem ehlidir ve ateşe atılacaktır. Azınlık cennet ehlidir. Hadisin kendisi kendisini yorumlamaktadır. Bu şeyh, hangi esasa göre bunu delil olarak sunmuştur ben anlamadım.  

İlmi Ve Bilimsel Cevap

Kardavi’nin açıklaması Kur’an-ı Kerim’e aykırıdır. Kur’an’da 50 yerde çoğunluk kınanmış ve mahkum edilmiştir.

38 yerde şöyle buyurmaktadır:

«اكثرهم لا يعقلون» ، «اكثرهم لا يومنون» ، «اكثرهم لا يعلمون»

“Ekseruhum la ya'kilûn”, “ekseruhum la yu'minûn.”, “ekserahum la ya'lemûn.”

“Onların çoğu akıl erdirmez.”, “Onların çoğu iman etmez.”, “Onların çoğu bilmezler.”…

6 yerde şöyle buyurmaktadır:

«اكثرهم الفاسقون» ، «اكثرهم الكافرون» ، «اكثرهم كاذبون»

“ekseruhumul fasikûn.”, “ekseruhumul kâfirûn.”, “ekseruhum kazibûn.”

“Çoğu fasık (yoldan çıkmış) kimselerdir.”, “Onların çoğu inkar edenlerdir.”, “Onların çoğu yalancıdırlar.”…

6 yerde şöyle buyurmaktadır:

كثير منهم فاسقون

“kesirum minhum fasikûn.”

“Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”

Tam tersi, azınlık övülmüş ve methedilmiştir:

Kur’an, Müslümanlar hakkında şöyle buyurmaktadır:

وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَلٖيلٌ مِنْهُمْ

“Eğer onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın, diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. (Nisa, 66)”

وَقَلٖيلٌ مِنْ عِبَادِىَ الشَّكُورُ

“Kullarımdan şükredenler pek azdır. (Sebe, 13)”

وَاِنَّ كَثٖيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغٖى بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلٖيلٌ مَا هُمْ

“Doğrusu ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar azdır! (Sad, 24)”

Müslümanlar hakkında Vakıa suresinin 10 ila 14. Ayetlerinde şunları söylemektedir:

“(Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler. İşte bunlar, naîm cennetlerinde (Allah'a) en yakın olanlardır. (Onların) çoğu önceki ümmetlerden, Birazı da sonrakilerdendir. (Vakıa, 10 – 14)”

Kardavi beye şunu söylemeliyiz ki ekser ve çoğunluk, Hz. Ali’nin (a.s) hakkaniyeti altına girmemiştir:

اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ فَهُمْ مُعْرِضُونَ

“Onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler. (Enbiya, 24)”

Ehli sünnet Müslümanlarının çoğunluğu Ehlibeyt mektebi Şia’nın hakkaniyeti ve haklılığına inanmamakta ve bu yüzden Şia’dan yüz çevirmişlerdir.

وَاَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ

“Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar. (Mu’minun, 70)”

Bunlardan daha önemlisi şudur ki:

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

“Andolsun ki onların çoğu cezayı hak etmişlerdir. Çünkü onlar inanmıyorlar. (Yasin, 7)”

 Hz. Ali’nin (a.s) hakkaniyeti, insanlar için açıktır, ancak Hz. Ali’nin (a.s) hakkaniyeti altına girmemektedirler.

Kardavi bey, eğer birisi gelir ve size bu şekilde sorarsa ne yanıt vereceksiniz?

Sünnet ve bir çok rivayetlerde belirtildiği gibi tarih boyunca hak, azınlıkta olmuştur. Çokluk hakkaniyet ölçüsü değildir.

Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Hakkı (Allah’ın dinini), insanlarla (ve çoklukla) tanımayın, hakkı tanıyın, ehli hakkı da tanırsınız.”[2]  

Önce bir bak hak nedir? Sonra bak hak kimdir?

Eğer bilmezsen hak nedir? Hakkın kim olduğunu diyemezsin.

Hz. Ali (aleyhi selam) Nehcü’l Belağa’nın 201. Hutbesinde sarih olarak şöyle buyurmaktadır:

أيها الناس لا تستوحشوا في طريق الهدى لقلة أهله

“Ey İnsanlar! Hidayet yolundakilerin ehli azdır diye, dehşete kapılmayın.”

Bu bizim Karzavi beyin açıklamalarına karşı olan sözümüzdür. Kendisine saygı duymakla beraber, düşüncelerini batıl ve açıklamalarını mesnetsiz, Kur’an, sünnet ve akla aykırı bilmekteyiz. Kimseyle bir davamızda yoktur, kimseye hakarette etmiyoruz. Hakareti delili olmayanlar eder. Bizler Kur’an ve sünnetle donanmışız, hakaret yolu bize göre değildir.

* Bu konuda bizlere yöneltilen sorulardan dolayı bu konuya yer verilmiştir.

ABNA.İR

[1] - Memeu’z Zevaid Heysemi, c. 6, s. 226; Tefsiri Razi, c. 1, s. 4; Tefsiri İbn Kesir, c. 2, s. 482; Tarihi Medine Dimeşk İbn Asakir, c. 24, s. 53; Mizanu’l İ’tidal, zehebi, c. 2, s. 430… 

[2] - Feyzu’l Kadir şerhu’l Camiu’s Sağir, c. 1, s. 28 ve 272; Tefsiri Kurtubi, c. 1, s. 349; Vesailu’ş Şia, c. 27, s. 135; Emali Şeyh Mufid, s. 5.


 


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır