Hakkaniyetin sembolü...

Vahabi – Selefilerin Hz. Fatıma’nın şehadetine yönelik şüphelerine cevaplar

  • News Code : 402910
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
Acaba Hz. Ali (a.s) Ebu Cehil’in kızı “Cuviyre”yi Hz. Fatıma’nın üzerine ikinci eş olarak almak istedi mi? Eğer istediyse Hz. Peygamberimiz buna nasıl tepki gösterdi? Hz. Fatıma’nın evine zorla girilmiş ve Hz. Fatıma dövülerek karnındaki cenin düşürülmüş müdür? Eğer bu doğruysa Hz. Ali buna tepki göstermiş midir? Acaba Selefi ve Vahhabiler Peygamber efendimizden daha mı namuslu ve gayretlidirler?! Hz. Fatıma (s.a) kim tarafından ve nasıl şehit edilmiştir? Bu konuda Ehlibeyt İmamları (a.s) ne demiştir?...

Hz. Peygamber Efendimizin Çocukları

Veliyy-i Asr Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Hüccetü’l İslam ve’l Müslim’in Doktor Seyyid Muhammed Hüseyni Kazvini, Sıddıka-ı Kübra Hz. Fatımatu’z Zehra’nın (selamullahi aleyha) şehadeti münasebeti ile ABNA Haber Ajansına verdiği mülakatta şu açıklamalarda bulundu: Hz. Peygamber efendimizin (s.a.a) bir çok çocuğu vardı. Tarih kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla dört kızı ve dört oğlu vardı. Kızlardan “Zeynep”, Ebu’l As b. El Rabi’nin eşi, Ümmü Gülsüm ve Rukayye Utbe ve Uteybe’nin eşleri ve Ebu Leheb’in gelinleri idiler. (Tebbet suresi indikten sonra boşandılar ve Osman’ın eşi oldular. Osman’ın eşi olmaları konusunda da ihtilaflar bulunmaktadır.) öteki kızı ise Hz. Fatıma (s.a) idi. Kasım, Tayyip ve Tahir adlı erkek çocukları ise Mekke’de hayatlarını kaybetmiş ve Ebu Talip kabristanına defnedilmişlerdir. Dördüncü oğlu ise Mariye Kıbtiye’den dünyaya gelen İbrahim’dir. İbrahim’de Medine’de hayatını kaybetmiş ve orada defnedilmiştir.

Hz. Fatıma’nın Özel Makamı

Üstat Hüseyni Kazvini, Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA’ya verdiği röportajında şunları söyledi: “Bu sekiz çocuğun içinde Hz. Fatımatu’z Zehra’nın (s.a) özel bir yeri vardı. Hz. Fatıma hakkında nakledilen hadisler Peygamber efendimizin (s.a.a) hiçbir evladı için nakledilmemiştir. Bu hadisler bir babanın kızı için söylediği hadisler değildir. Bilakis Hz. Zehra-i Marziye’nin (s.a) Allah Teala katındaki özel makamına delalet etmektedir.

Hz. Fatıma’nın Makam Ve Menziletini Anlatan Ehli Sünnet Kitaplarındaki Hadisler

Hz. Fatıma’nın (s.a) makam ve menzileti hakkında Şia kaynakları dışında nakledilen çeşitli hadislere değinen üstat Kazvini sözlerine şöyle devam etti:

- Sahihi Buhari’nin 4. Cilt 210. Sayfasında 3714 numaralı hadisinde Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “فمن اغضبها فقد اغضبني ; “Her kim onu (Hz. Fatıma’yı) öfkelendirirse, beni öfkelendirmiş olur.”

- Aynı kitabın 4. Cilt 209. Sayfasında 3711 numaralı hadiste ise şöyle geçmektedir: “"فاطمه(س) سيده النسا اهل الجنه ; “Fatıma cennet ehli kadınlarının efendisidir.”

- Yine Sahihi Buhari’nin 5. Cilt, 82. Sayfası 4240. Hadisinde şöyle geçmektedir:

"انّ فاطمه بنت رسول الله غَضِبَت علی ابی‌بکر فَلَم فَلَم تُكَلِّمُهُ حَتَّى تُوُفِّيَ

“Şüphesiz Resulullah’ın kızı Fatıma, Ebu Bekir’e öfkelendi ve ölünceye dek bir daha onunla konuşmadı.”

- Sahihi Müslim’in 6. Cilt, 22. Sayfasında 4686 (bazı baskılarında 1851) numaralı hadisinde ise şöyle geçmektedir:

من مات ولم تکن فی عنقه بیعة فمات میتة جاهلیة “Her kim de boynunda biat olmadığı halde ölürse, cahiliye ölümü ile ölmüş olur.” 

- Ahmed İbn Hambel, “Müsned-i Ahmed İbn Hambel” kitabının 4. Cilt, 96. Sayfasında şu hadisi nakletmiştir: من مات بلا امام مات میتة جاهلیة “İmamı olmadan ölen birisi cahiliyet ölümü ile ölmüş olur.”

Bu Beş Hadisten Çıkan Netice

Ayetullah Hüseyni Kazvini, Şia kaynaklarının dışında da nakledilen bu beş hadisin açıklaması hakkında şunları söyledi: “Bu kitapların yazdığına göre Hz. Zehra (s.a) ölünceye dek Ebu Bekir’le bir kez dahi bile konuşmamıştır. Eğer imamsız bu dünyadan göçtüyse söylemeleri gerekir ki Hz. Fatıma (nesteciru billah) cehennem ehlidir. Halbuki kendileri de itiraf etmektedirler ki Hz. Fatıma (s.a) cennet ehli ve cennet kadınlarının tamamının efendisidir. Öyleyse iki alem kadınlarının efendisi annemiz imamına bağlı olarak bu dünyadan göçmüştür. Sonuç olarak sarih ve açıkça diyebiliriz ki Hz. Fatıma’nın imamı ve önderi Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) idi, (ne başkası.)    

Hz. Fatıma’nın (s.a) Şehadeti, Şia’nın Hakkaniyet Senedidir

Havza ilimleri ve üniversite üstadı Hüseyni Kazvini sözlerini şöyle sürdürdü: “Şia gibi tüm mezhepler ve özel olarak Vahabi, selefiler bu konuda muvafıktırlar ki Hz. Fatıma (s.a) Şia’nın hakkaniyeti için belge ve senettir. Çünkü Hz. Fatıma (s.a) için kullanılan şehadet kelimesi, Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın hilafetlerini sorgulamakta ve Emire’l Müminin Hz. Ali’nin velayetinin hakkaniyetinin ispatıdır. Dolayısıyla Vahhabi, Selefiler (başta olmak üzere taassupçu mezhepçiler) Hz. Ali’nin (a.s) velayetini sorgulamak için Hz. Fatıma’nın (s.a) yaşantısı ve şahadeti hakkında şüpheler icat etmektedirler.  

Birinci Şüphe

Veliyy-i Asr Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Hüccetü’l İslam ve’l Müslim’in Seyyid Muhammed Hüseyni Kazvini, Vahhabi selefilerin فاطمه بضعت مني “Fatıma benim bir parçamdır.” Hadisinin Peygamber efendimizin Hz. Ali’yi kınamak için söylediğine dair şüphesine değinerek şunları söyledi: “Sahihi Buhari’nin 3110. Hadisinde Hz. Peygamberimizden (s.a.a) şöyle bir hadis nakledilmiştir: “Fatıma benim bir parçamdır.” Bu kitap Musavver bin Muhrime’den naklen şöyle yazmaktadır ki Hz. Ali (a.s) Ebu Cehil’in kızı “Cuviyre”yi Hz. Fatıma’nın üzerine ikinci eş olarak almak için istekte bulunur. Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz (s.a.a) bu hadisi buyurarak şöyle der: Ey Ali! Eğer Ebu Cehil’in kızını almak istiyorsan benim kızımı boşaman gerekir!”

Şüphenin Cevabı

Üstat Kazvini, bu şüphenin cevabı hakkında şunları söyledi:

a) İbn Hacer gibi, rical alimlerinin şahadeti ile, bu uydurulmuş hadis Hz. Ali’yi kınamak ve Şia mektebini sorgulamak için yazılmıştır. İbn Hacer, “El İsabet kitabının 6. Cilt, 94. Sayfasında “Musavver bin Muhrime’nin hicretin ikinci yılında dünyaya geldiğini ve tıpkı El Ezher üniversitesi üstatlarından Ebu İlm’in “Fatımatu’z Zehra (a.s)”  kitabının 170. Sayfasında Hz. Ali’nin Ebu Cehil’in kızını istemesini anlatan uydurulmuş hadisin hicretin ikinci yılında yaşandığını yazmıştır. Dolayısıyla o zamanda Musavver bin Muhrime adlı şahıs ya daha dünyaya gelmemişti, yada eğer gelmiştiyse annesinin kucağında kundaktaydı!

b) Ayrıca Cuviyre hicretin sekizinci yılına kadar kafirdi ve kafir birisiyle evlilik haramdır. Müslüman olduktan sonrada birisiyle evlenmiştir.

c) İlginç olan ise bu kadın, Peygamber efendimiz (s.a.a) hayatta olduğu süre içinde Medine’ye hiç gelmemiştir ki böyle bir olayda gerçekleşmiş olsun. (Hz. Ali, Medine’de yaşamaktaydı ve Peygamberimiz bu dünyadan hicretin 10. Yılında göçmüştür. Uydurulan bu hadiste ise bu olayın hicretin ikinci yılında gerçekleştiği kaydedilmiştir.)

Başka Bir Şüphe

Üstat Kazvini, Hz. Fatıma’nın (s.a) şehit olmadığına dair oluşturulan başka bir şüphe hakkında ise şunları söyledi: “Vahhabi – Selefilerin lideri, yahut tabiri caizse onların Allah ve Peygamberleri gibi olan İbn Teymiye’nin, “Minhacu’s Sünnet” kitabının 4. Cilt, 220. Sayfasında şöyle yazmıştır:

كبس بیت فاطمه(س)  ; “Ebu Bekir zorla Fatıma’nın (s.a) evine girdi.” Aynı şekilde Zehebi’nin üstadı Cuveyni, “Feraidu’s Simteyn” kitabında Hz. Peygamberimizin “Benden sonra kızım Fatıma’yı ‘mağmume, mağsube ve maktule’ (gamlı, kederli, gasp edilmiş, öldürülmüş[1]) olarak görüyorum hadisini nakletmiştir.

Bunlar açıkça ortaya koymaktadır ki Hz. Fatıma’nın şehadeti tamamen gerçektir ve efsane değildir. Merhum Kuleyni de İmam Cafer Sadık’tan (s.a) ‘Annemiz Fatımatu’z Zehra şehidedir’ sözünü nakletmiştir.

Başka Bir Şüphe ve Cevabı

Bazılarının icat ettiği ‘Eğer Hz. Ali evdeydiyse neden Hz. Fatıma evin kapısını açmamış ve o olay yaşanmıştır. Evde erkek olduğu halde kadının evin kapısını açması erkeklerin özellikle Arapların namuslu ve gayretli olmalarına aykırıdır.’ Şüphesi hakkında şunları söyledi: İbn Teymiye’nin Minhacu’s Sünnet kitabının da naklettiğine göre saldırıda bulunanlar eve zorla girmiştir. Kur’an-ı Kerim de Nur suresi, 27. Ayette şöyle buyurmaktadır:

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَاْنِسُوا

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin.” Kur’an başka bir yerde ise şöyle buyurmaktadır:

یا ایها الذین آمنوا لاتدخل بیوتا النبی الا ان یوذن

“Ey iman edenler! Peygamber'in evlerine izin verilmeden girmeyin.” Mensur-u Suyuti kitabının 5. Cilt 50. Sayfasında “Zehra’nın evi, nübüvvet evidir” diye yazılmıştır. Öyleyse bunlara o eve girmeleri için kim izin verdi?!

Ayetullah Hüseyni Kazvini, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onlar, izinsiz olarak eve girdiler. Hz. Zehra ve Hz. Ali (a.s) onların nübüvvet ve Kur’an evi haremini koruyacaklarını inanıyorlardı. Onların, Peygamberin Ehlibeytinin evini ateşe vererek zorla eve girecek kadar kötü sıfatlı olduklarını bilmiyorlardı.

Şüphenin Reddi

İbn Asakir, Tarih-i Dimeşk kitabının 4. Cilt, 470. Sayfasında şunları yazmaktadır: Peygamber (s.a.a) evde oturduğu sırada kapı çalındı. Peygamber, Ümmü Seleme’ye ‘Ey Ümmü Seleme! Kalk ve kapıyı aç.’ (یا ام السلمه قومی فافتحی له) diye buyurdu. Aynı kitabın 44. Cilt, 35. Sayfasında Ömer ibn Hattab’ın gelerek Peygamberin kapısını çaldığını, peygamber evde olduğu halde Hz. Hatice’ye; “Kapıyı aç, ey Hatice.” (افتحي يا خديجه) diye buyurduğu. Aynı şekilde İhticac-ı Tabersi kitabının birinci cilt, 292. Sayfasında bir gün peygamberimiz evde olduğu halde, Müminlerin emiri Hz. Ali kapıyı çaldı. Peygamber Ayşe’ye “Kapıyı onun için aç” (افتحی له الباب) dediği yazılmıştır... Bu durumda Vahhabi Selefi ulemalar Peygamber efendimizden daha mı gayretli ve namuslu oluyorlar?! (Neuzibillah)

O Dönemlerde Medine’deki Evlerin Kapıları Yoktu Yalanı

Üstat Muhammed Hüseyni Kazvni, Vahhabi – Selefi ve aşırı taassupçu Sünnilerin o tarihlerde Medine evlerinin kapısı yoktu. Bunun yerine ya perde yada bir hasır olurdu yönündeki şüphesi hakkında ise şunları söyledi: “Bu şüphe gündeme getirilmiş ve bu şekilde Hz. Fatıma’nın (s.a) kapı ardında kaldığı yalanlanmaya çalışılmıştır. Kur’an-ı Kerim buyurmaktadır ki sizler gerek (kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden,) amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.[2] Eğer evlerin kapı ve kilidi yoktuysa, buradaki anahtarın anlamı nedir? Perde, yahut hasırın üzerine mi kilit vuruyorlardı?! Yoksa Kur’an bu konuda hata mı yapmıştır?! (Neuzibillah) Bu tür şüpheleri ortaya atanlar maalesef Kur’andan da uzaktırlar.

Üstat Kazvini şüphenin reddi hakkında şunları söyledi: Kur’an’dan sonra (ve Sahihi Buhari’den sonra) en muteber kitap bildikleri Sahihi Müslim’in 6. Cilt, 105. Sayfasında 5136 numaralı hadiste Peygamberimizin geceleri kapıları kapatmalarını emrettiği yazılmıştır. Acaba perde veya hasır kapatılabilir mi? Acaba perdeye kapı mı diyorlar?!

Medine’deki Evlerin Kapıları Olduğuna Dair Kanıtlar

Doktor Muhammed Hüseyni Kazvini, Şialara ait olmayan kitaplarda da nakledilen kapı konusuna değinerek şunları söyledi: “Buhari, ‘El Edebu’l Müfred’ kitabının birinci cildi, 272. Sayfasında şöyle nakletmiştir. Ravi diyor ki Ayşe’nin kapısı çift kapılı mı, yoksa tek kapılı mıydı ve hangi cinstendi? Diye öğrenmek istediğinde, kapısının tek kapılı ve sac cinsinden olduğunu öğrenir. Nasıl olurda Ayşe’nin evi sac cinsinden kapılı olurda, Hz. Peygamber efendimizin (s.a.a) kızı Fatıma’nın onca yüce sıfatlarına rağmen evinin kapısının olmaması mümkün olabilir?!     

Halifeler Tarafından Gasp Edilen Fedek Arazisi

Üstat Kazvini, Fedek arazisinin gasp edilmesine de değinerek şunları söyledi: “Ehli sünnetin büyük ulemalarından ve tarihçilerinden Halebi, Tarih-i Halebi kitabında İkinci halifenin (Ömer) Fedek arazisinin sözleşmesini Hz. Fatıma’nın elinde gördüğünü ve onun elinden çekip aldığını ve üstünde yazılanları tükürüğü ile sildikten sonra onu yırtıp attığını yazmıştır. Ve yine Süleyman İbn Kays’ın kitabında Ömer’in Hz. Fatıma’nın yüzüne şiddetli bir sille vurduğunu ve bu sille sonucu küpesinin parçalandığını yazmıştır.

Hz. Fatımatu’z Zehra (s.a) Nasıl Şehit Edilmiştir

Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadetine de değinen Ayetullah Kazvini şunları söyledi: “İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki annemizin (Hz. Fatıma) şahadet nedeni ikinci halifenin (Ömer) kölesi Kunfuz’un Hz. Sıddıka-ı Kübra’nın evinin önünde ona vurduğu darbeler sonucu gerçekleşmiştir. Şehristani de “Milel ve’n Nihel” kitabının birinci cildi, 67. Sayfasında Nezzam’dan nakletmektedir ki İkinci halife (Ömer) Hz. Fatıma’nın karnına tekmeler vurarak karnındaki bebeğin düşmesine neden olmuştur. Bu konuyu İbn Hacer, Mizanu’l İ’tidal ve Lisanu’l Mizan kitaplarında da yazmıştır. (Bu kitapların yazarları tanınmış Sünni alimlerdir)

Vahhabi Şeyhi İle Hz. Fatıma Hakkında Münazara

Üstat Kazvini, başından geçen bir münazaraya da değinerek şunları söyledi: “BAE’leri Dubai’de Vahhabilerin büyük şeylerinden birisiyle bir münazaramız oldu. Orada kendisine Sahihi Buhari’yi gösterdim ve dedim ki burada yazan şu hadisi kabul ediyor musunuz: “Fatıma benim bir parçamdır. Her kim onu üzerse beni üzer.” O da kabul ettiğini söyledi. Dedim ki Hz. Fatıma’nın Ebu Bekir’e öfkeli olduğunu ve ömrünün sonuna dek onunla konuşmadığını da kabul ediyor musunuz? Dedi ki bu yalandır, bunu Şialar uydurmuştur!! Sahihi Buhari kitabını açtım ve ilgili yeri kendisine gösterdim. Kitabı alarak arka tarafındaki yazıları okumaya başladı ve kitabın Beyrut’ta basıldığını ve kabul etmediğini söyledi. Suudi Arabistan’da basılmış bir baskı kendisine getirmemi istedi. Bende dedim ki kitabı Şiiler basmamış, ayrıca BAE genellikle Sünni'dir ve eğer hatta bir hadis yanlışlıkla yerleri değişse bile kitabı basan matbaayı ateşe vermektedirler. Kaldı ki yalan bir hadis yazmalarına müsaade etmezler!

Dedim ki Şehristani, kitabının birinci cildinde Ömer’in Hz. Fatıma’nın karnına tekmeyle vurarak karnındaki ceninin düşmesine neden olduğunu yazmıştır. İbn Kuteybe Deynaveri de “El İmamet ve’s Siyaset” kitabının 31. Sayfasında Ömer ve Ebu Bekir’in Hz. Fatıma’nın ziyaretine gittiklerini, ancak Hz. Fatıma’nın onları kabul etmediğini yazmıştır. Hz. Ali’yi vasıta karar kıldıklarını ve o şekilde içeri girdiklerini ve sonra Hz. Fatıma’ya selam verdiklerini, ancak Hz. Fatıma’nın onların selamını almadıklarını yazmıştır. Sonra Hz. Fatıma buyurdu ki “Allah ve meleklerini şahit tutuyorum ki siz ikiniz beni incittiniz ve benim razılığımı almadınız. Allah’a and olsun ki babamın huzuruna vardığımda sizi ona şikayet edeceğim. Bunun üzerine Ebu Bekir hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Hz. Fatıma buyurdu ki Vallahi her namazdan sonra sana beddua ediyorum.”

Üstat Kazvini, şöyle devam etti: Bu rivayetleri kendi kitaplarından ona gösterip okuduktan sonra Vahhabi Şeyh başını aşağı eğerek yarın gece sana gerekli cevapları vereceğim dedi. Bir sonraki gece her ne kadar bekledimse de gelmedi. Bizi konuk eden evi aradım ve neden Vahhabi şeyhin münazaranın devamı için gelmediğini sordum. Konuk evinden bana şöyle cevap verdiler: Vahhabi Şeyh, Suudi Arabistan’ın büyük ulemalarından birine uzun uzadıya bir mektup yazdı ve dedi ki Hz. Zehra (s.a) hakkındaki münazarada çıkmaza düştüm ve görülen o ki karşı tarafın tüm delilleri sahihtir. Dolayısıyla benim için yıkıcı bir cevap gönderin. Bir hafta sonra Suudi Arabistan’dan mektubun cevabı geldi. Cevapta kitaplarda bunlar yazılmıştır. Dolayısıyla sizler bu konularda Şia ulemalarıyla asla münazara ve bahislerde bulunmayın!! Bu Vahhabi Şeyh mektubunun cevabını aldıktan sonra oradan ayrıldı ve şu ana kadar da ortalıklarda gözükmedi.    

İslam Mezhepleri Arasındaki Vahdete Vurgu

Veliyy-i Asr Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Hüccetü’l İslam ve’l Müslim’in Doktor Seyyid Muhammed Hüseyni Kazvini, Vahdet konusunun gerekliliğine işaret ederek şunları söyledi: “Hz. Zehra (s.a) çok yüce makama sahiptir, ancak bunlardan daha önemlisi onu anma merasimleridir. Merhum Ayetullah uzma Fazıl Lenkerani’nin dediği gibi bu konunun vahdetle hiçbir çelişkisi yoktur. Fatımiye’nin karartılması ve hafife indirgenmesi, Şia’nın hakkaniyetinin karartılması ve hafife indirgenmesidir. Vahdetin anlamı kendi asıllarımıza bağlı olalım, ama Ehli sünnette de hakaret etmeyelim’dir.  

Hüccetü’l İslam ve’l Müslim’in Doktor Muhammed Hüseyni Kazvini, konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Hz. İmam Humeyni, vahdetin münadisi idi, ancak bu konu onun Fatımiye konusunda geri adım atmasına neden olmadı. İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamaney de vahdet konusunda tam anlamıyla vahdet ve birliğe vurgu yapmış ve yapmaktadır, ancak Fatımiye ve Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadeti konusunda asla geri adım atmamıştır. Kendileri her yıl Fatıma günlerinde evinde bir kaç gece matem meclisleri düzenlemektedir.    

İLGİLİ HABERLER

“Hz. Fatıma’nın (selamullahi aleyha) Şehadeti Efsane Değildir”

Medine’deki evlerin kapısı var mıydı?

Fatimet’üz-Zehra’nın Peygamber efendimizin Vefatından Sonra Ümmetini Şikayet Edip Ağlaması

Hz. Ali'nin Kızı Ümmü Gülsüm'le Ömer Evlendi mi?

Üstat Kazvini ve Ehlibeyti Dijital Dünyada Savunma Aşkı / Foto


[1] - Hz. Ali’nin hilafeti gasp edildiği için üzüntülü, kederli, Fedek arazisi elinden zorla alındığından gaspa uğramış ve en sonunda evine saldırılmış kapı arasında sıkıştırılarak kaburga kemikleri kırılmış ve o şekilde şehit olmuştur. 

[2] - Nur, 61.


Aşura Özel
Mourining of Imam Hossein
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1440 / 2019
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib