$icon = $this->mediaurl($this->icon['mediaID']); $thumb = $this->mediaurl($this->icon['mediaID'],350,350); ?>

İmam Cevad ile Yahya b. Eksem arasında Ebu Bekir ve Ömer’in faziletleri üzerine bir münazara

  • News Code : 421476
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

Ehlibeyt İmamlarından İmam Cevad'ın (a.s) Yahya b. Eksem ile yaptığı münazarada hadis diye insanlara sunulan sözlerden bazıları şu şekilde:

“Allah, ben Ebu Bekir'den razıyım, acaba o da benden razı mı?”

“Ebu Bekir ve Ömer yeryüzünde, gökte Cebrail gibidirler.”

“Ebu Bekir ve Ömer Cennet yaşlılarının efendisidir.”

“Ömer bin Hattab, Cennet ehlinin lambasıdır.”

“Sekine" Ömer'in diliyle konuşmaktadır.”

“Eğer azap nazil olsaydı, Ömer'den başka kimse kurtulamazdı!”

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ehlibeyt İmamlarından İmam Muhammed Taki’nin (a.s) doğum günü nedeniyle, İmam Muhammed Taki (a.s) ile Abbasiler döneminde çağının en ünlü âlimlerinden olan Yahya b. Eksem arasında geçen münazarayı yayınlıyoruz.  

Abbasi Halifesi Ma’mun, İmam Cevad (a.s), Yahya b. Eksem[1] ve birçok ulema ve sivilin katıldığı bir toplantı düzenledi. Toplantıda Yahya b. Eksem İmam Cevad’ı (a.s) sıkıştırıp toplumda itibarını kırmak mezhebini ön plana çıkarmak için bazı sorular yöneltti. Şimdi o tarihi toplantıda yaşananların bir bölümünü getiriyoruz.

Yahya b. Eksem, İmam Cevad’a (a.s) şöyle bir soru yöneltti:

Rivayet edildiğine göre bir gün Cebrail (a.s) Peygamberin huzuruna gelerek şöyle der: “Ey Muhammed! Allah sana selam iletiyor ve şöyle diyor: ‘Ben Ebu Bekir'den razıyım, acaba o da benden razı mı?”[2] Bu rivayet hakkındaki görüşünüz nedir? 

— İmam Cevad (a.s) buyurur ki: "Ben Ebu Bekir'in faziletini inkâr etmiyorum, ancak bu haberi rivayet eden, Peygamber’in (s.a.a) Veda haccındaki şu sözünü de hatırında bulundurmak zorundadır[3]: "Benim adıma yalan söyleyenler oldukça çoğalmıştır, benden sonra da çok olacaktır. Her kim benim adıma bilerek yalan söylerse yeri cehennem ateşi olacaktır. Öyleyse bana isnat edilen bir hadis anlatıldığında onu Allah'ın kitabı ve (kati) sünnetimle karşılaştırın; Allah'ın kitabı ve sünnetime uygun olanı alın, Allah'ın kitabı ve sünnetime aykırı olanı terk edin."

İmam Cevad (a.s) sözünü şöyle sürdürür: (Ebu Bekir hakkındaki) bu rivayet Allah'ın kitabıyla uyuşmamaktadır, çünkü Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız. (Kaf, 16)” Acaba Ebu Bekir’in razı olup olmadığı Allah’a gizli miydi ki bunu Peygamberinden soruyor?! Bu aklen imkânsızdır.

— Yahya: Rivayet edilir ki: “Ebu Bekir ve Ömer yeryüzünde, gökte Cebrail gibidirler.”

— İmam: “Bu hadise de dikkat etmek gerekiyor. Çünkü Cebrail ve Mikail, Allah katında mukarreb iki melektirler. O ikisi asla hiçbir şekilde günah işlememiş ve Allah'ın itaatinden bir an bile olsun çıkmamışlardır. Ancak Ebu Bekir ve Ömer müşrik idiler, her ne kadar İslam ortaya çıktıktan sonra Müslüman olduysalar da hayatlarının çoğunu şirk ve putperestlikle geçirmişlerdir. Dolayısıyla Allah’ın o ikisini Mikail ve Cebrail'e benzetmesi imkânsızdır. 

— Yahya: Aynı şekilde; “Ebu Bekir ve Ömer'in Cennet yaşlılarının efendisi oldukları”[4] rivayet edilmektedir. Bu konuda ne diyorsunuz?

— İmam: Bu rivayetin doğru olması da imkânsızdır. Çünkü cennet ehlinin tamamı gençtir, içlerinde yaşlı olmayacaktır (ki Ebu Bekir ve Ömer onların efendisi olsun). Bu rivayet, Hz. Peygamberin (s.a.a): "Hasan ve Hüseyin Cennet gençlerinin efendileridir" buyruğuna karşı Emeviler tarafından uydurulmuştur.

— Yahya: Rivayet edildiğine göre: “Ömer bin Hattab, Cennet ehlinin lambasıdır!”

— İmam: Bu da imkânsızdır, çünkü Cennette Allah'ın yakın melekleri, Âdem, Muhammed (s.a.a), Allah'ın diğer tüm peygamberleri ve melekleri bulunacaktır. Nasıl olurda cennet bunların nuruyla aydınlanmıyor, ama Ömer’in nuruyla aydınlanıyor?!

— Yahya: Rivayet ediliyor ki: “Sekine" Ömer'in diliyle konuşmaktadır. (Yani Ömer ne söylerse melek tarafından söylüyor.)

— İmam: “Ben Ömer'in faziletini inkâr etmiyorum ancak, Ebu Bekir Ömer'den daha faziletli olmasına rağmen minberde: “Benim, beni yoldan çıkaran bir şeytanım vardır, ne zaman doğru yoldan çıktığımı görürseniz, beni doğru yola döndürün”, demekteydi.[5]

— Yahya: Rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: ‘Eğer ben peygamber olarak seçilmeseydim, kesin olarak Ömer seçilirdi.’[6]

— İmam: Allah'ın kitabı (Kur’an) bu hadisten daha doğrudur. Allah kitabında şöyle buyurmaktadır: “Hatırla ki biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den… (Ahzab, 7)” Bu ayetten net olarak anlaşılmaktadır ki Allah, peygamberleriyle söz almıştır.[7] Bu durumda Allah'ın sözünü değiştirmesi nasıl mümkün olabilir? Peygamberlerden hiç birisi bir göz açıp kapama süresi kadar bile Allah'a ortak koşmamıştır. Ömrünün büyük bir bölümünü Allah'a şirk koşmakla geçiren birini (Ömer) Allah nasıl peygamber olarak seçebilir?! Yine Peygamber (s.a.a) buyuruyor ki: “Âdem, ruh ile beden arasındayken (yani daha yaratılmadan) ben peygamber oldum.” 

— Yahya: Yine Peygamberin (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: "Ne zaman vahiy kesilse (gecikse), vahyin Hattab’ın (Ömer'in babasının adı) ailesine (Ömer’e) indiğini sanırdım. Yani peygamberliğin benden onlara geçtiğini sanırdım![8]”

— İmam: Bu da imkânsızıdır, çünkü Peygamberin (s.a.a), kendi peygamberliğinde kuşku duyması imkânsızdır. Allah buyuruyor ki: “Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. (Hac, 75)” (Dolayısıyla Allah'ın seçimiyle, artık Peygamberin peygamberliğinde kuşku duymasına imkân kalmaz.)

— Yahya: Peygamber (s.a.a) buyuruyor ki: “Eğer azap nazil olsaydı, Ömer'den başka kimse kurtulamazdı!”

— İmam: Bu da imkânsızdır, çünkü Allah İslam Peygamberine buyuruyor ki: “Hâlbuki sen onların içinde iken Allah, onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici değildir. (Enfal, 33)”

Böylece, peygamber halkın arasında bulunduğu sürece ve Müslümanlar istiğfar ettikleri sürece Allah onlara azap etmez.[9]

ABNA.İR

--------------------------------------------------------------------------------

[1] — Yahya b. Eksem, Abbasi halifesi Ma’mun’un dönemindeki en ünlü din adamıydı. Onun, çeşitli alanlardaki ilmi şöhreti herkesin dilindeydi. Fıkıh ilminde olağanüstü bilgiliydi. Abbasi Halifesi Ma’mun, ilmi açıdan saygın bir kişi olmasına rağmen Yahya b. Eksem’in ilmi kapasitesine olan hayranlığından onu ülkenin kadısı yapmış ve bununla yetinmeyen Ma’mun ülkenin idari işlerinin yönetimini de ona bırakmıştı. Yahya b. Eksem, ülkenin mali işlerine ve yoksullara yardım divanının da başıydı. Kısacası o zamanın büyük İslam ülkesinin tüm işleri onun kontrolü altında bulunmaktaydı. Ma’mun’un sarayında o kadar kendisine yer edinmişti ki sanki Ma’mun’a ondan daha yakın kimse yoktu.
Ancak Yahya b. Eksem tüm bu ilmi şöhretinin aksine maalesef manevi bir karaktere sahip değildi. Onun için ilim makam, şöhret, kendini üstün görme ve başkalarına üstünlük taslama aracı olmuştu. Ulemalardan her kim onun yanına gitmişse, onlara farklı ilim dallarından sorduğu sorularla âlimleri allak bulak eder ve onun karşısında aciz olduklarını ona itiraf etmek zorunda kalırlardı.  

[2] — Allame Emini, “El Gadir” kitabının 5. Cilt, 321. Sayfasında bu hadisin yalan ve Muhammed b. Babşaz tarafından uydurulmuş olduğunu yazmıştır. 

[3] — İmam Cevad (a.s) burada (ve bundan sonraki iddiaların tamamında) açıkça bu sözün uydurma olduğunu dile getirmektedir. Çünkü eğer bu söz doğru olsaydı İmam Cevad (a.s) sözü nakledene Peygamberimizin adına yalan hadisler uyduranlar hakkındaki Peygamberimizin sözünü hatırlatmazdı. İmam burada şöyle demek istemektedir: Bu söz uydurmadır ve sözü uyduran şahıs Peygambere iftira atmıştır ve bu kişi bu uydurduğu hadis yüzünden cehennem ateşine atılacaktır. 

[4] — Allame Emini, bu hadisi Yahya b. Anbese tarafından uydurulan hadislerden saymış ve kabul edilmesinin mümkün olmadığını söylemiştir. Zira Yahya b. Anbase, hadis uydurucusu ve sahtekârdı. (El Gadir, c. 5, s. 322)
 
Ehli sünnetin ünlü âlimi “Zehebi” de Yahya b. Anbase’yi hadis uydurucusu, sahtekâr ve yalancı bilmekte onun durumunun bilindiğini ve hadislerinin reddedilmiş olduğunu söyler. (Mizanu’l İ’tidal, Et Tabetu’l Ula, tahkik: Ali Muhammed El Becevi, c. 4, s. 400. 

[5] - Ömer’den üstün olan Ebu Bekir’in, böyle bir şeytanı varsa ve onu bu şekilde doğru yoldan çıkarıyorsa varın siz Ömer’i düşünün?! Yani Sekine’nin Ömer’in diliyle konuşması imkânsızdır. Ebu Bekir’in Şeytanı varsa ondan daha aşağıda olan Ömer’in hayli hayli şeytanı vardır…   

[6] — Allame Emini, bu hadisin ravilerinin yalancı olduğunu delilleriyle ispat etmiştir. (El Gadir, c. 5, s. 312 ve 313.)

[7] - Yani Peygamberlik konusu daha insanlar yaratılmadan Allah katında kararlaştırılmış, kimin Peygamber olacağı belirlenmiş ve Peygamber olacaklardan söz alınmıştır.

[8] — Neuzibillah…

[9] — Tabersi, “el-İhticac” c. 2, s. 247 – 249; el-Meclisi “Biharu’l Envar”, c. 50, s. 80 – 83; Seyyid Ali Ekber Kureşi, “Hanedan-ı Vahy" s. 644 – 647; Seyyid Abdürrezzak Mukerrem, "Nigahi Güzere ber Zindeganiyi İmam Cevâd (a.s)” s. 98 – 100…