Zamane Haricileri Hz. Ali'nin Kabrini Yıkarak Mezarından Çıkarma Peşindeler / Şüphelere Cevaplar

  • News Code : 446825
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

Düşmanlar siz neden "Ya Ali" diyorsunuz ve "Ya Allah" demiyorsunuz diye iğneli kinayelerde bulunmaktadırlar?! Hz. Ali (a.s) defalarca "İbn Mülcem-i Muradi benim katilimdir" demiştir. Neden, Hz. Ali (a.s) öldürülmesine mani olmadı? Hatta bazı rivayetlerde camide uyuklayan katilini uyandırdığı söylenmektedir. Şia olan herkes cennete, Şia olmayanlar cehenneme mi gidecekler? Neden Mevla Ali'nin (a.s) kabri on yıllarca gizli kalmıştır? Acaba bilinçli olarak Hz. Ali'nin (a.s) velayetini inkar edenlerle cahillik ve bilinçsizliğinden Hz. Ali'nin velayetini inkar edenlerin durumu aynı mıdır? "Esedullah", "Veliyullah", "Yedullah", "Halifetullah"… gibi Hz. Ali'ye ait lakaplar, nereden gelmiştir? Hz. Ali (a.s) cennet ve cehennemin taksim edicisi midir?

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-

Hüccetü'l İslam ve'l Müslim'in Üstat Hacı Şeyh Hüseyin Ensariyan, 50 yıldan uzun bir süredir din tebliği ve kültürel çalışmalar yapmaktadır. Bugüne kadar minber ve kalem yoluyla Kur'an ilimleri ve Ehlibeytin (a.s) marifetlerini insanlara ulaştırmakta ve şu anda sanal alemde de bu çalışmalarına devam etmektedir.

Üstat Ensariyan, çok yoğun çalışmaları olmasına ve Tahran'daki Hamedanlıların Hüseyniyesinde bugünlerde minber ve kadir geceleri için konuşmalar yapmasına rağmen ABNA Haber Ajansının röportaj isteğine olumsuz yanıt vermemiş ve sorularımıza uzunca cevaplar vermiştir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA'nın Üstat Hüseyin Ensariyan ile Hz. Ali (a.s) hakkında yapmış olduğu özel röportajın tam metnini sunuyoruz:

ABNA: Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) Hz. Ali'nin muhabbet ve velayeti hakkında onca emir ve buyruğu olmasına rağmen, neden Peygamber efendimizin (s.a.a) vefatından sonra Hz. Ali'nin (a.s) sıkıntı ve acılar dönemi başlamıştır? Selamına cevap verilmemesinden tutun, insanların gözleri önünde eşinin (Hz. Fatıma'nın) darp edilerek dövülmesine, Fedek arazisinin gasp edilmesinden tutun, tehditlere ve hakaretlere uğramasına ve şehadet gününe kadar süren üç savaş.

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

İslam'dan önceki cahiliyet kültürü insanların can, akıl ve ruhlarının derinliklerine o kadar kökleşmişti ki bir çok İslami kaynaklarda Peygamber efendimizin (s.a.a) vefatından sonra tam anlamıyla kamil Müslüman sayısı 12'den çok değildi. Salman, Ebu Zer, Mikdat, Ammar, Ebu Rafi, Ebu'l Haysem b. Teyhan gibi Müslümanlar. Dolayısıyla Mümin ve hakiki Şiaların sayısı bir elin parmak sayısı kadardı, ancak Hz. Ali'ye kin güden, hasetçi, muhalif ve muannitlerin sayısı büyük bir topluluktu. Ayrıca bu Müslümanların dost ve akrabaları Peygamber Efendimizin (s.a.a) zamanındaki savaşlarda Hz. Ali'nin (a.s) eliyle öldürülmüştü. Bazıları da kibir ve hasedinden bu tür davranışlar sergilemekteydiler.

ABNA: Bundan dolayı mıdır ki Hz. Ali de Hz. Sıddıka-ı Tahire (s.a) gibi gizlice defnedilmeyi vasiyet etmiş ve defnedildiği yerin bilinmesini istememiştir?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

— Evet, Emire'l Mümin'in (a.s) bu kinlerin tamamından haberdardı. Hz. Ali (a.s) şehadetinden sonra bile Haricilerin kirli düşüncelerinde pak kabri şeriflerine saygısızlıkta bulunabileceklerini biliyordu. Dolayısıyla kabri şeriflerinin gizli kalması için emir vermiştir.

ABNA: Neden, kabrinin gizli kalması bir asır sonraya Harun zamanına kadar sürmüştür? Haricilerin tehlikesi ne zamana kadar sürmüştür?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

— Haricilerin tehlikesi 1434 Hicri Kameri yılında olduğumuz bugüne kadar sürmektedir. Hz. Hucr b. Adiyy'nin (r.a) kabrini yıkarak pak naaşını çalanlar Haricilerden bir gruptur. Bu habis taifenin eğer elleri yetişirse Vahabiliğin, Katar ve Türkiye'nin parasıyla Hucr b. Adiyy'nin kabrine yaptıklarının aynısını Hz. Ali'nin de (a.s) kabrine yapacaklardır.

ABNA: Hariciler mübarek Ramazan Ayının 19. Gecesi üç kişiye suikast düzenleme kararı almışlardı. Hz. Emirü'l Mümin'in Hz. Ali (a.s), Muaviye ve Amr b. As. Neden bu listede yalnızca Mevla Ali'nin (a.s) terör operasyonunu gerçekleştirmeye muvaffak olmuşlardır? Tesadüfen mi böyle olmuştur, yoksa doğaüstü bir irade mi?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

— Muaviye'ye darbe vuracak şahsın bir çok darbe vurucular gibi darbesi boşa gitmiş ve Muaviye o vuruşla cehenneme gidememiştir. Amr b. As ise o gün özründen dolayı camiye gitmemiş ve yerine başka birisini göndermiştir. Ancak İbni Mülcem'in darbesi Hz. Ali'nin (a.s) başına isabet etmiş ve şehit olmasına neden olmuştur. Bu üç saldırganın amelinin doğaüstü iradeyle bir ilgisi yoktur. Doğaüstü irade yalnızca has hayrı irade etmektedir. Eğer İbn Mülcem'in işi, fakat doğaüstü bir irade olsaydı bir günaha düşmüş sayılmazdı, çünkü iş iradeyle değil icbarla olmuş olurdu. Ancak bu iş katilin irade ve özgür ihtiyarı ile olmuş ve yaptığı şey tarihin en büyük günahı olmuştur. İbn Mülcem bu işiyle "Haydut ve eşkıyaların en hayduduna" dönüşmüştür. 

ABNA: Bazıları İbn Mülcem'in Hz. Ali'yi şehit etmesinin nedenini Kuttam veya Kuttame adıyla bilinen bir kadına olan aşkından gerçekleştirdiğini ileri sürmektedirler. Bu öyküye Hz. İmam Ali (a.s) adına yapılan ünlü dizi filmde de yer verilmiştir. Ancak gerçekler bunun dışında olmalıdır. Hz. Ali (a.s) hangi günahtan dolayı öldürüldü?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Kuttame (l.a) rivayeti ve İbn Mülcem'in (l.a) ona aşık olması ve bu aşkından dolayı Kuttame'nin İbn Mülcem'i Hz. Ali'yi şehit etmesi için tahrik ettiği konusunda güvenilir ve kabul edilebilir yeterli bir senet ve belge yoktur. İlk olarak bu olayı öyküleştirerek meşhur eden Hıristiyan yazar Georgie Zeidan'dır. Bu benzersiz insanın (a.s) şehadetini bir efsaneye dönüştürmek istemiştir. Bu efsane olayının arkasında Sakife olayı ve o zamana hakim olan Beni Ümeyye'nin kültüründe gizlenmiştir.

ABNA: Hangi olaylar?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

— Hicretin 11'i olan 28 Safer günü – yani Peygamber efendimizin vefat günü- itikadi, siyasi ve içtimai sapmalar başlamış ve bunun acı mahsulü hicretin 40'ında Mevla Ali b. Ebu Talib'in (a.s) öldürülmesiyle elde edilmiştir.

Hz. Ali'nin (a.s) bereketli vücudundan dünyanın mahrum bırakılmasına neden olan hadiseler, Peygamber efendimizin vefatından sonraki itikadi, sosyal ve siyasi sapmalardır. Kirli bir aşk hikayesi değil. Hz. Ali'nin katili 30 yıl her alanda sapma yaşamıştır. Temeli ise Sakife'de atılmıştır.

ABNA: Meşhur yazar şöyle yazmıştır: "Hz. Ali (a.s) adaletinin şiddetinden dolayı mihrapta öldürüldü." Meğer adalet beşerin asıl istediği şey değil midir? Öyleyse neden birisini ona riayet ettiği ve icra etmek istediği için şehit etsinler?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Peygamberlerin ve imamların (a.s) dönemindeki toplumların adaleti genel ve kapsayıcı olarak kabullenme ortamı yoktu. Ancak Peygamberler ve imamlar (a.s) adaletin yayılması ve icra edilmesi için çalışmışlardır. Bu ağır yolda şehit olsalar bile bunu yapmışlardır. Zahmet çekmeleri veya şehit edilme ortamlarını hazırladığı için bu tür sorumlulukların altına girmemeleri söz konusu değildir.

Dolayısıyla İmam Ali'nin (a.s) döneminde toplum Cemel, Sıffın ve Nehrevan savaşları ve onun velayetinden saparak onun adaletine karşı pozisyon aldılar.

Bir önceki sorunun cevabında da belirttiğim gibi Hz. Ali (a.s) fakat İbn Mülcem eliyle şehit olmadı, bilakis toplumun başını işgal eden adalet karşıtı akım tarafından şehit edildi. Dolayısıyla Ramazan Ayının 19. Gecesi amellerinde Hz. Ali'nin katiline lanet okumak istediğimizde okuduğumuz zikri tekil değil çoğul olarak getirmekteyiz. "Allahumme'l an katelete Emire'l Muminin." Yani Allah'ım! Emire'l Mümin'inin katillerini rahmetinden uzak kıl." "Allahumme'l an katili Emiri'l Mümin'in" demiyoruz.

ABNA: Toplumun adalet karşıtı oluşumlarından en önemlilerinden birisi Ümeyye Oğulları ve Muaviye idi…

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Evet, Müminlerin Emirinin (a.s) hükümeti döneminde zulüm yolunun başında ağır bir engel olmuştu. Özellikle Ümeyye Oğulları ve hususen Muaviye'nin zulümlerinin önünde. Ümeyye Oğulları, İkinci ve üçüncü halife tarafından İslam coğrafyasının bir bölümüne ve İslam Ümmetine musallat olmuştu. Ancak İmam Ali (a.s) bu akımın idamesine mani olmuştu. Bu hidayet imamının (a.s) şehadetinden sonra Muaviye İslam hükümetini, istibdat saltanatına dönüştürerek istediği her şeyi yapmıştır.

ABNA: Hz. Ali (a.s) Küfe camisinde kılıç darbesiyle yaralanarak şehit olmasının ardından bazıları Meğer Ali (a.s) Müslüman mıydı, namaz mı kılıyordu? Diyorlardı. Bu, adalet karşıtlarıyla ilgili midir?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Evet, o yağmacılar Müslümanlara ait Beytülmal hazinelerini ele geçirmiş ve Hz. Ali (a.s) hakkında kötü propaganda ve tebliğ çalışmalarında bulunmaktaydılar. Böylelikle avam halkın genelini bu şekilde hakikatlerden habersiz bırakmakta ve Hz. Ali'yi maazallah İslam'dan bihaber tanıtmaktaydılar. Maalesef bu tebliğ ve propagandalar etkili olmuş ve Hz. Ali'nin ilahi şahsiyetinden haberi olmayan halkı bilinçsiz bırakmışlardır. İşte bu yüzden bu halk Hz. Ali'nin (a.s) şehadet haberini duyduğunda bu şekilde şaşırıp kalmışlardır.

ABNA: Eğer izin verirseniz röportajımızın bu bölümünde gençlerin Hz. Ali (a.s) hakkındaki soru ve şüphelerine yer verelim.

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Buyurun.

ABNA: Hz. Ali (a.s) defalarca "İbn Mülcem-i Muradi benim katilimdir" demiştir. Neden, Hz. Ali (a.s) öldürülmesine mani olmadı? Hatta bazı rivayetlerde camide uyuklayan katilini uyandırdığı söylenmektedir.

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Hiç kimse kati ve kesin ölümünden haberdar değildir. Bu ölümün nasıl gerçekleşeceğini bilmez. Ancak Allah, evliya kullarına bunun nasıl gerçekleşeceğini haber verebilir. Allah Teala ise her ne zaman birisinin kesin ve kati ölümünü haber vermişse asla bunun önlemi alınmaz, ileri ve geri atılamaz. Dolayısıyla Hz. Ali (a.s) İbn Mülcem'i öldürerek kendi şehadetine engel olma teklifi yoktu. Buna ek olarak İslam kültüründe cinayetten önce kısas yoktur. Dolayısıyla masum imam, henüz işlenmemiş bir suçtan dolayı kimseyi cezalandırmaz. 

ABNA: Bazı rivayetlerde Mevla Ali (a.s) Ramazan'ın 19. Gecesi kızı Ümmü Gülsüm'ün (s.a) evinden camiye doğru gitmek istediğinde bütün alem Hz. Ali'nin (a.s) camiye gitmesine mani olmaya kalkmıştır. Ördekler saf tutarak buna engel olmaya çalışmış, kapının kilidi Mevla'nın kemerinin şalına takılmış, gökyüzü renklere bürünmüştür… Neden kainat el ele vererek Hz. Ali'nin (a.s) evden dışarı çıkmasına mani olmaya çalışmıştır? Ayrıca cansız nesneler ve hayvanların şuuru var mıdır ki bu şekilde bir davranış sergilemiş olsunlar?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Kur'an-ı Kerim'in ayetlerine göre hayvanlar, bitkiler ve cansız nesneler kendi hadlerine göre şuur sahibidirler. Hem tesbih ve hamt etmektedirler ve hem de söyledikleri tesbih ve hamdın anlamına vakıftırlar. Allah Teala, İsra Suresinin 44. Ayeti şerifesinde şöyle buyurmaktadır:

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ وَلٰـكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبٖيحَهُمْ : " Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız."

Hakeza mübarek Nur Suresinin 41. Ayetinde şöyle buyurmaktadır:

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبٖيحَهُ ; "Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir."

Cansız nesneler ve hayvanlar eğer Allah'ı tanıyorlarsa, kesinlikle Onun velisini de tanıyorlardır. Onlar, Allah tarafından Hz. Ali'nin (a.s) şehit olacağı haberini almışlardı. Ancak –bir önceki sorunun cevabında verildiği gibi- Hz. Ali'nin (a.s) ölümü hatmi ve kesin ölümdü. Dolayısıyla onların onca hareket ve çabaları buna mani olamamıştır.

ABNA: Bu gece bir çok insan Mevla Ali'ye (a.s) tevessül edeceklerdir. Düşmanlar siz neden "Ya Ali" diyorsunuz ve "Ya Allah" demiyorsunuz diye iğneli kinayelerde bulunmaktadırlar?!

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Öncelikle insanlar birbirlerine muhtaç olarak yaratılmışlardır. Ve Hz. Allah tarafından birbirlerine yardım etmek ve sıkıntılarını çözmek için izin verilmiştir. Bunun aklen ve şer'i olarak hiçbir sakıncası yoktur. İğneli konuşanlar öncelikle bunların cevabını vermelidir: "Ey doktor imdadıma yetiş", "Ey fırıncı bana ekmek ver", "Ey oğlum, bana yardım et"… bunlarda bir sıkıntı mı var? Hayır, bu konu tüm insanlar arasında doğal ve normal bir durumdur.

İkinci olarak: Bizler "Ya Allah" hem diyoruz. Ancak Ya Allah'a ek olarak Hz. Ali'nin (aleyhi selam) manevi gücünden yararlanarak ve gerçekte onu şefaatçi karar kılarak Ya Ali de diyoruz. Ya Ali'nin metninde Ya Allah yatmaktadır.

Üçüncü olarak: Ya Ali demenin nebevi sünnette kökleri vardır. Zira bir savaş sırasında Emire'l Mümin'in Hz. Ali huzur bulmamış ve savaş durumu Hz. Peygamber Efendimiz ve Müslümanlar için zorlaşmıştır. Cebrail-i Emin (a.s) nazil olmuş ve "Nadi Aliyyen Mazhara'l Acaib" zikrini Hz. Peygamber Ekrem'e talim etmiştir.

ABNA: Ayrıca diyorlar ki sıkıntı ve zorluk anlarında Ya Ali diyoruz, ama öteki İmamların adlarını anmıyoruz?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Öteki imamların da adları Şialar yanında yaygındır. Örneğin Ya Hüseyin, Ya Musa İbn Cafer, Ya Ali ibn Musa Rıza ve Ya Hüccetellah. Bu zikirlerin hepsinin anlamı aynıdır ve Ya Allah onlarda yatmakta ve münderiçtir.  

ABNA: Rivayetlerde Hz. Ali'nin (aleyhi selam) cennet ve cehennemin taksim edicisi olduğu geçmiştir. Neden bu nispeti ona vermişlerdir?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Hz. Ali'nin (a.s) cennet ve cehennemin taksim edicisi olduğu hakkındaki rivayetler Şia ve gayri Şii kitaplarda oldukça fazla nakledilmiştir. Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: علی قسیم النار و الجنة ; "Ali, cehennem ve cennetin taksim edicisidir." Yani Hz. Ali'nin (a.s) vücut ve varlığı kurtuluş ve helak olmanın ölçüsüdür. Ona tabi olanlar necat ehli, ona yüz çevirenler helak ehlidir. Gerçekte onun vücudu, itaati farz imam unvanıyla halkın cennet ve cehennem taksim edicisidir.

Bu hesaba göre, her kimin dünyada inanç, amel ve ahlakı Hz. Ali (a.s) ile uyumlu ise kendi kapasitesi oranında cennetliktir. Ve eğer uyum içinde olmazsa cehennem ehlidir. Dolayısıyla Hz. Ali'nin ziyaret namesinde şöyle diyoruz: "Es selamu aleyke ya mizane'l A'mal" yani o, hak ve amellerin ölçülme mihverdir.

ABNA: Şia olan herkes cennete, Şia olmayanlar ise cehenneme mi gidecekler?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

— Şia, yani din, ahlak ve amellerde Ehlibeyte (a.s) uyanlar ve takip edenlerdir. Cennete gitmek için, Şia lafzıyla anılmak yeterli değildir. Şialar içinde öyle kimseler vardır ki hiçbir günahtan sakınmamaktadırlar. Tabiri caizse günahlar konusunda profesyoneldirler ve ömürlerinin sonuna kadar da böyle kalacaklardır! Bu tür insanlar İmamlara (aleyhimu's selam) göre Şia değildir.

Usul-u Kafi kitabında bir adam İmam Sadık'a şöyle arz etmektedir: "Bir topluluk Medine'de her türlü günahı işlemekte ve biz Şia'yız ve Ehlibeyte dil bağlamışız diyorlar." Bunu duyan İmam Cafer Sadık'ın rengi kaçarak şöyle buyurdular: "Vallahu leysu şiatuna"; "Allah'a yemin ederim ki onlar Şia değildir" Bizim Şialarımız nefsani, mali, ahlaki… haramlardan uzak dururlar." 

Dolayısıyla ayet ve hadisler gereği gerçek Şialar –gerçekte hakiki müminler onlardır- cennet ehlidir, adı (yalnızca) Şii olanlar değil. 

ABNA: Acaba bilinçli olarak Hz. Ali'nin (a.s) velayetini inkar edenlerle cahillik ve bilinçsizliğinden Hz. Ali'nin velayetini inkar edenlerin durumu aynı mıdır?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

— Hadisler esasına göre her kim bilinçli bir şekilde itaati vacip olan Emire'l Mümin'inin Hz. Ali'nin (a.s) imamet ve rehberliğini inkâr eder ve muannit olarak tanınırsa kurtuluş ehli değildir. Ancak kendilerine hak ulaşmamış ve –Yahudi ve Hristiyan âlimleri gibi- hakikatleri gizleyen âlimleri tarafından hakikatler saklanmış ve bunlara gerçekler ulaşmamışsa bunların durumu o şekilde değildir. Bu insanlar, eğer İslam dininin alimlerinin anlattıkları gibi olduğuna inanmış ve hakikatleri araştıracak ortamlardan yoksun olmuşlarsa, bilinçli inkarcılarla aynı değillerdir. Bilakis Hakkın ubudiyeti için yaptıkları her olumlu işlerinde kurtuluş yolları vardır.

ABNA: Neden bazı dualarda Hz. Ali (a.s) "Alemin ilk mazlumu" olarak hitap karar kılınmaktadır?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- es Selamu aleyke ya evvele mazlum'un anlamı onun tarihte zulme uğramış ilk kişi olduğu anlamında değildir. Bilakis bunun anlamı onun çok, ama çok büyük zulümlere maruz kaldığı anlamındadır. –Bihar'l Envar'da da nakledildiği gibi- Hz. Ali (a.s) yaranlarından birisine şöyle buyurmuştur: "Bana yünlü hayvanların yünü ölçüsünde ve çöllerdeki kumların sayısı kadar zulüm olundu." Yani kinaye olarak tüm dünyadaki insanlar içinde benim kadar zulme kimse uğramamıştır demektedir.

ABNA: "Esedullah", "Veliyullah", "Yedullah", "Halifetullah"… gibi Hz. Ali'ye ait lakaplar, nereden gelmiştir? Acaba bu lakapları Allah mı Hz. Ali'ye vermiştir?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Esedullah (Allah'ın aslanı), Veliyullah (Allah'ın velisi), Yedullah (Allah'ın eli), İznullah (Allah'ın izni), Aynullah (Allah'ın gözü)… lakapları, bir çok Şii ve Sünni kitaplarında nakledilmiştir. Gerçekte bunların tamamı Hz. Ali'nin (a.s) iman, ahlak ve amellerinin tahakkukunun yansımalarıdır.

Bunlardan bazıları Allah tarafından ve Kur'an'da bizzat ilan edilmiştir. Örneğin Maide Suresinin 55. Ayetinden "Veliyullah" lakabı alınmıştır. 

  "إنما وليكم الله و رسوله والذين آمنوا الذين يقيمون الصلوة و يؤتون الزكوة و هم راكعون". "Sizin veliniz, ancak Allah'tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rükû ederken zekât verenlerdir. (Maide, 55)"

Bazıları Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) tarafından hakiki zuhur vaktinde onun vücudunun ufkunda ilan edilmiştir. Örneğin Esedullah (Allah'ın aslanı) kelimesi Hz. Ali'nin savaşlar sırasında gösterdiği kahramanlıkların ardından aslana benzetildiğinden konulmuştur. Öteki lakaplarda bu minval üzerine verilmiştir.

ABNA: Mevla Ali'nin (a.s) şecaatinden bahsettik. Uhut savaşında Hz. Cebrail'in Hz. Ali ve Onun Zülfikar adlı kılıcından iftihar ettiği nakledilmiştir. Bu kılıç Hz. Ali'nin şehadetinden sonra ne oldu?

Üstat Hüseyin Ensariyan:

- Mevla Emire'l Mümin'inin Zülfikar ve kendisi tarafından yazılan Kur'an-ı Kerim'i ve ayrıca Şehitlerin önderi ve efendisi İmam Hüseyin'in (a.s) yağmalanan gömleği Hz. Hüccet (İmam Mehdi)'nin yanında olduğu meşhurdur. Bu nakil büyük bir ihtimalle rivayi delile de sahiptir.

ABNA: Yoğunluğunuza rağmen bize vakit ayırdığınız için size teşekkürlerimizi sunuyoruz.


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır