Hadisler Işığında Şehadet Makamı (Allah Yolunda Öldürülmek)

  • News Code : 456734
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her iyiliğin üstünde insanın Allah yolunda öldürülmesine kadar bir iyilik vardır. İnsan Allah yolunda öldürülünce o iyilikten daha üstün bir iyilik yoktur.”[1]Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En şerefli ölüm şehadettir.”[2] İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde şu iki damladan daha sevimli hiçbir damla yoktur. . Allah yolunda dökülen kan damlası ve kulun gece yarısı aziz ve celil olan Allah için döktüğü göz yaşı damlası.”[3]

İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: “Hamd şüphesiz Allah’a mahsustur...öyle bir hamd ki onun vasıtasıyla Allah’ın mutlu dostları zümresine ve düşman kılıçlarının şehit ettiği kimselerin arasına girelim.”[4]

İmam Ali (a.s) Haşim bin Utbe hakkında yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: “Allahım! Kendi yolunda şehit olmayı ve peygamberinle birlikte bulunmayı ona nasip et.”[5]

İmam Ali (a.s) Sıffin’de Muaviye ordusuyla karşılaşmaya giderken yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: “Ey yükseltilmiş tavanın Rabbi olan Allah’ım!...Düşmana galip getirirsen azıp zulmetmekten koru, hakka dayandır bizi. Onları bize galip getirirsen, bizi şahadetle rızıklandır ve fitneden koru.”[6]

İmam Ali (a.s) Malik Eşter’e yazdığı mektubunun sonunda şöyle buyurmuştur: “Rahmetinin genişliğine, yüce kudretine ve her isteneni vermesine dayanarak, senin ve benim ömrümü saadet ve şahadetle tamamlamasını diliyorum.”[7]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın iyi kulları göç etmeye azmettiler, dünyanın kalıcı olmayan az bir metasını ahiretin yok olmayan çok sevabına sattılar. Sıffın'de kanları dökülen kardeşlerimiz bugün hayatta olmadıkları için zarar etmediler...yolu kat eden ve hak üzere hareket eden kardeşlerim nerede!? Onlar ölümle anlaştılar ve başları facir/kötü insanların yanına gönderildi.”[8]

Şehadet ve Ölümün Mukadder Oluşu 

Kur’an:

“Bu işte bir şeyimiz (karar ve görüşümüz) olsaydı, burada öldürülmezdik” diyorlar. De ki: “Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı.”[9]

“Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: “Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi” diyen kafirler gibi olmayın. Allah bunu kalplerine bir hasret olsun diye bıraktı. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür.” [10]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kaçan kimse, ömrünü uzatmaz, kendisiyle ölüm günü arasına bir engel koyamaz.”[11]

Ziyad bin Nasr el Harisi, Abdullah bin. Budeyl’e Sıffın günü şöyle dedi: “Bugün oldukça zor bir gündür. Bugün sadece güçlü olan cesur, doğru bir niyet sahibi ve kalıcı bir kalp kuvveti bulunan kimseler sabredebilir. . Allah’a yemin olsun ki bugün bizden ve onlardan sadece çok az bir kimsenin kalacağını tahmin ediyorum.” Abdullah bin Budeyl şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki bende aynı şeyi tahmin ediyorum.” Bu ikisinin sözü Ali’ye (a.s) ulaştı. İmam (a.s) onlara şöyle buyurdu: “Bu sözü göğüslerinizde gizleyin ve aşikar etmeyin. Hiç kimse onu sizden duymasın. Şüphesiz Allah bir grup için öldürülmeyi yazmıştır ve bir gruba da doğal ölümü yazmıştır. Herkesin ölümü Allah’ın mukadder kıldığı üzere çatar. O halde Allah yolunda cihad edenlere ve itaatinde öldürülenlere ne mutlu!” [12]

Şahadet Aşığı Olmak

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben Allah yolunda savaşmayı sonra öldürülmeyi, yeniden savaşmayı sonra yine öldürülmeyi ve yeniden savaşmayı ve öldürülmeyi seviyorum.”[13]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Canım elinde olana andolsun ki Allah yolunda öldürülmeyi, sonra dirilmeyi sonra yine öldürülmeyi ve sonra yeniden dirilmeyi ve sonra yeniden öldürülmeyi seviyorum.”[14]

Şehadete Teşvik 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ya Resulullah! Uhud günü Müslümanlardan bir grup şehid olmuş, bense şahadete erişememiştim ve bu bana pek ağır gelmişti de “Müjdelerim seni, şahadet arkandadır” dememiş miydin?” diye sordum.”Evet dediğin gibidir! O zaman nasıl sabredeceksin?” deyince de, ben: “Ey Allah’ın Resulü! Bu sabır yeri değil; müjde ve şükür yeridir” dedim.”[15]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Konuşacak olursam hükümet hırsına kapıldığımı söylüyorlar. Susacak olursam ölümden korktuğumu iddia ediyorlar. Heyhat! Başımdan geçen bunca sayısız zor ve ağır olaydan sonra mı ölümden korkacağım. Allah’a andolsun ki Ebi Talib’in oğlunun(Ali’nin) ölümle ünsiyet ve dostluğu çocuğun anne memesine olan ünsiyet ve dostluğundan daha çoktur.”[16]

İmam Ali (a.s) ashabını cihat hususunda gevşek davranmaları sebebiyle kınayarak şöyle buyurmuştur: “Benim için karşılaşacağım en sevimli şey ölümdür.”[17]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki ben hak üzereyim ve şüphesiz şehadeti seviyorum.”[18]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki düşmanla karşılaşma anında şehadet ümidim olmasaydı ve kendimi onun için hazırlamasaydım birgün bile bunların yanında kalmayı istemezdim.”[19]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a And olsun ki eğer savaş meydanında düşmanla savaşırken şehit olma ümidi olmasaydı –elbette eğer böyle taktir edilmişse- Allah’a andolsun ki merkebime biner ve kuzey ve güney rüzgarları estikçe sizleri asla talep etmezdim.”[20]

İmam Ali (a.s) İbn-i Mülcem tarafından darbe aldıktan sonra şöyle buyurmuştur: “Kabenin rabbine and olsun ki kurtuldum!”[21]

İmam Ali (a.s) İbn-i Mülcem tarafından darbe aldıktan sonra şöyle buyurmuşturVallahi ölüm konusunda ne nefret ettiğim bir şeyle karşılaştım ve ne de tanımadığım bir şeyi gördüm. Şimdi ben, geceleyin su arayan kimsenin suya kavuştuğu, isteyenin muradına erdiği gibiyim.”[22]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Suya ulaşan susuz kimse gibi Allah’a doğru gidecek olan kimdir? Cennet, mızrakların ucunun altındadır. Bugün (herkesin) sözlerinin (doğruluğu veya yalan oluşu) denenir ve belli olur. Allah’a andolsun ki düşmanlarla karşı karşıya gelmeye olan iştiyakım onların ev ve yuvalarına olan iştiyakımdan daha fazladır.”[23]

Şahadetin Yüceliği 

İmam Ali (a.s) savaşa teşvik hususunda şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Duran kimse ölümün pençesinden kurtulmaz, ölümden kaçan kimse onu aciz bırakamaz. Şüphesiz ölümden ne kaçış mümkündür ve ne de kaçış yeri vardır. Öldürülmeyen kimse ölür. Şüphesiz ölümlerin en yücesi (Allah yolunda) öldürülmektir. Ali’nin canını elinde bulundurana andolsun ki bin kılıç darbesi bir defa yatakda ölmekten daha kolaydır.”[24]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ölümlerin en yücesi (Allah yolunda) öldürülmektir. İbn-i Ebi Talib’in canı elinde olan Allah’a andolsun ki benim için bin kılıç darbesi, -Allah’a itaat üzere olmayan- yatakda ölmekten daha kolaydır.”[25]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizler eğer öldürülmeseniz de öleceksiniz. Ali’nin canı elinde olana andolsun ki başa inen bin kılıç darbesi yatakta ölmekten daha kolaydır.”[26]

İmam Rıza (a.s) kendisine Müminlerin Emiri’nin (a.s), “Kılıç darbesi yemek, yatakta ölmekten daha kolaydır” sözü hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Kılıç darbesi yemekten maksat Allah yolunda olan kılıç darbesidir.”[27]

Şahadet ve Günahlardan Temizlenmek 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şahadet borç dışında her şeyi telafi eder.”[28]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şehidin kanının ilk damlası yere damlayınca borç dışında bütün günahları bağışlanır.”[29]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Borç dışında şehidin bütün günahları af olur.”[30]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Borç dışında Allah yolunda öldürülmek bütün günahları temizlenir. Zira borç, ödemek dışında temizlenemez. Dolayısıyla ya borcunu ödemeli ya da alacaklı borcundan vazgeçmelidir.”[31]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah yolunda öldürülürse Allah ona günahlarından hiç birini tanıtmaz.”[32]

Şehidin Diri Oluşu

Kur’an:

“Allah yolunda öldürülenleri ölüler saymayın, bilakis Rableri katında diridirler, rızıklanırlar.” [33]

“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.”[34]

Şehidin Mezarda Müşkülata Duçar Olmayışı 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim düşmanla karşılaşır ve öldürülürünceye  veya galip gelinceye kadar sabrederse kabirde müşkülata müptela olmaz.”[35]

Resulullah (s.a.a) şehidin kabirde hiç bir müşkülata müptela olmayışı hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Şehidin başının ğzerindeki kılıçların parıltısı onun zorluğa müptela oluşuna yeter.”[36]

Şehidin Arzusu 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse öldükten sonra Allah nezdinde hayırdan nasiplenmez, kendisine bütün dünya verilse dahi dünyaya dönmekten mutlu olmaz. Sadece şehit şehadetin faziletini bildiği için yeniden dönmeyi ve dünyada öldürülmeyi arzu eder.”[37]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cennete giren hiç kimse yeryüzünde olan her şeyden nasiplense de dünyaya dönenmeyi sevmez sadece şehit şahadetin yüceliğini müşahede ettiği için yeniden dönmeyi ve on defa öldürülmeyi arzu eder.”[38]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse dünya ve içindekilere sahip olsa da öldüğü, ve Allah nezdinde bir hayırdan nasiplendiği halde dünyaya dönmeyi sevmez. Sadece şehit şahadetin faziletini müşahede ettiği için dünyaya dönmeyi ve yeniden öldürülmeyi arzu eder.”[39]

Resulullah (s.a.a) Cabir b. Abdullah Ensari’ye şöyle buyurmuştur: “Allah hiç kimseyle hicapsız (perdesiz) konuşmamıştır. Ama senin babanla yüz yüze konuşmuş ve ona şöyle buyurmuştur:  “Benden dile ki sana bağışta bulunayım.” Baban şöyle dedi: “Senden beni dünyaya yeniden döndürmeni ve yeniden cihad edip öldürülmeyi itiyorum.”[40]

Ölüm Zilletten Daha Hayırlıdır 

İmam Hüseyin (a.s) Kerbela yolunda şöyle buyurmuştur: “Ben ölümü saadet zalimlerle birlikte  yaşamayı ise işkence olarak görüyorum.”[41]

İmam Ali (a.s) ashabını kınayarak şöyle buyurmuştur: “Yardım etmek ve kendi hakkınız yolunda cihat etmek için ne bekliyorsunuz? Ölüm sizler için bu dünyada haksız karşısında hor ve zillet içinde olmanızdan daha iyidir.”[42]

Şahadeti Talep Etmenin Sevabı 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim gerçekten şahadeti arzularsa ona her ne kadar şahadete erişmese de (sevabı) verilir.”[43]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’tan şahadeti arzularsa her ne kadar yatağında ölse de Allah onu şehitlerin makamına ulaştırır.”[44]

Şahadette Niyetin Rolü 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Nice kimse savaş aletleri ile öldürüldüğü halde ne şehittir ve ne de övülmüş bir kimsedir. Nice kimseler de vardır ki kendi yatağında doğal halde ölse Allah nezdinde sıdıklardan (doğrulardan) ve şehitlersen sayılır.”[45]

İslam’ın İlk Şehidi 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kendi halkına ilk defa yemek veren, ceddim Haşim’dir. Mute savaşında atını ilk defa öldüren iki kanat sahibi (zulcenaheyn) Cafer bin. Ebi Talib’tir. Allah Tebarek ve Teala yolunda atını ilk kez mücehhez kılan Mikdat bin. Esved-i Kindi’dir. Allah Tebarek ve Teala yolunda ilk ok atan kimse Sa’d bin Ebi Vakkas’tır. İslam’ın ilk şehidi ise Mihce’dir.”[46]

Şehadet Hükmünde Olan  (1)

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kimin malı haksız yere alınmak istenir de o da onu savunmak için savaşır ve öldürülürse şehittir.”[47]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim ailesini savunma yolunda zulümle öldürülürse şehittir. Her kim kendi malını savunma yolunda mazlumca öldürülürse şehittir. Her kim komşusunu savunma yolunda zulümle öldürülürse şehittir. Her kim aziz ve celil olan Allah yolunda öldürülürse şehittir.”[48]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim canını savunma yolunda savaşır ve öldürülürse şehittir.”[49]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim kendisinden bir zulmü def etme yolunda öldürülürse şehittir.”[50]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim kendi malını savunma yolunda öldürülürse şehittir.”[51]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Elde edinceye veya öldürülünceye kadar mal ve mülkünü savunma yolunda savaş. Bu taktirde ahiret şehitlerinden olursun.”[52]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hakkını savunma yolunda ölmek ne güzel ölümdür.”[53]

Şehadet Hükmünde Olan (2) 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim aşık olur ama aşkını gizler, iffetli olur ve bu sebeple ölürse şehittir.”[54]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda şehid olan mücahidin ecri, gücü yettiği halde iffetten ayrılmayan kimseden daha büyük değildir.”[55]

Resulullah (s.a.a) ashabıyla birlikte Abdullah b. Revaha’yı ziyaret ederken şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin şehidi kimdir?” Ashab şöyle arzetti: “Allah yolunda savaşarak  öldürülünceye kadar düşmana sırtını çevirmeyen kimsedir.” Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “O halde ümmetimin şehitleri çok azdır! Şehit sizin dediğiniz kimsedir ve veba hastalığı ve kulunç ağrısı sebebiyle ölen, enkaz altında kalan, suda boğulan ve toplu olarak ölen kadın da şehittir.” Ashab, “Ey Allah’ın Resulü! Toplu ölmek ne demektir?” diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: “Çocuğu karnında kalarak ölmektir.”[56]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şehitler beş kişidir: Veba hastalığından veya karın ağrısından veya kulunç ağrısından ölen, enkaz altında kalan ve aziz ve celil olan Allah yolunda savaşarak şehit olandır.”[57]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Veba hastalığı sebebiyle ölen her Müslüman şehittir.”[58]

Şehadet Hükmünde Olan (3) 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin öldüğü her halde ve canının alındığı her an şehittir.”[59]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Al-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse şehittir.”[60]

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimizin hepsi sıddık (doğru) ve şehittir.” Zeyd bin Erkam şöyle diyor: “Onlar yatağında öldüğü halde böyle bir şey nasıl mümkündür?” diye arz ettim. İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Sen Allah’ın kitabını okumadın mı ki “Allah’a ve meleklerine iman edenler şüphesiz Rableri nezdinde doğrular ve şehitlerin ta kendileridir” diye buyuruyor. Daha sonra şöyle buyurdu: “Eğer şahadet sadece kılıçla öldürülen kimseye özgü bir şey olsaydı bu taktirde Allah’ın şehitleri çok az olurdu.”[61]

Minhal'ul Kessab şöyle diyor: “İmam Sadık’a (a.s) şöyle arz ettim: Dua et de Allah bana şehadeti nasip etsin.” İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki mümin şehittir.” Daha sonra şu ayeti okudu: “Allah’a ve meleklerine iman edenler şüphesiz Rableri nezdinde doğrular ve şehitlerin ta kendileridir.”[62]

İmam Sadık (a.s) Ebu Basir’e şöyle buyurmuştur: “Ey Eba Muhammed! Her kim bu işe (imamet ve velayete) inanarak ölürse şehittir. Ben, (Eba Basir) şöyle arz ettim: “Fedan olayım, hatta yatakta ölse de mi?” İmam şöyle buyurdu: “Hatta yatağında ölse bile şehittir, o diridir ve rızıklanır.”[63]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: Çünkü sizden Rabbinin, O’nun elçisinin ve Ehl-i Beyt'inin hakkını tanıyarak yatağında ölen kimse de şehittir ve ecri Allah’a aittir. Salih işlere niyetinden dolayı da sevaba ermesi de muhakkaktır. Bu niyeti, (Allah yolunda) kılıcını çekmesinin yerini tutar.[64]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden her kim bu işe (imamet ve velayete) inanarak ölürse şehittir ve Allah yolunda öldürülen kimse gibidir.”[65]

İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Kaim’imizin gaybeti döneminde bizim sevgimiz ve dostluğumuz üzere ölürse Allah ona Bedir ve Uhud şehitleri gibi bin şehidin sevabını verir.”[66]

Şehitlerin En Üstünü 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şehitlerin en üstünü ilk saflarda savaşan ve düşmandan öldürülünceye kadar yüz çevirmeyen kimsedir. Bunlar cennetin en üst yerlerinde otururlar. Rableri onların yüzüne güler. Rabbinin kuluna güldüğü yerden kulun sorgusu olmaz.”[67]

İmam Ali (a.s) Muaviye’ye yazdığı bir mektubunda şöyle buyurmuştur: “Görmüyor musun -elbette sana bildirmek için değil, Allah’ın bizlere verdiği nimetlerini dile getirmek için diyorum- Muhacir ve Ensar’dan bir kısmı Allah yolunda şehit oldular ve her birinin bir fazileti vardır. Amma bizim şehidimiz (Hamza), şehid olduğu zaman kendisine "seyyid-üş-şüheda" denildi ve Resulullah onun namazını kılarken yetmiş tekbir aldı.”[68]

İmam Bakır (a.s) Arşın sütununa şöyle yazıldığını buyurmuştur:: “Hamza Allah ve Resulünün (s.a.a) aslanı ve şehitlerin efendisidir.”[69]

Allah Yolunda Yaralanmanın Sevabı 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah yolunda yaralanırsa kıyamet gününe kadar misk gibi kokar, rengi safran rengini andırır ve üzerinde şehitlerin nişanesi vardır. Her kim ihlas üzere Allah’tan şahadet dilerse Allah ona yatağında ölse dahi şehidin sevabını verir.”[70]

Ehl-i Beyt (a.s) Şehitleri 

İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sevgili ceddim (Atam) Resulullah (s.a.a) bana şöyle buyurmuştur: “İmamet işini Ehl-i Beyt’imden on iki imam ve seçkinler üstlenecektir. Biz hepimiz ya öldürülür ya da zehirleniriz.”[71]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Biz hepimiz öldürülürüz.”[72]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki biz hepimiz öldürülür ve şehit oluruz.”[73]

ABNA.İR


[1] el-kafi, 2/374/4

[2] Bihar, 100/8/4

[3] a. g. e s. 10/16

[4] Sahifet’uz Zeyn’ul Abidin, 23, 1. dua

[5] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 3/184

[6] Nehc’ul Belağa, 171. hutbe

[7] a. g. e 53. mektup

[8] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 10/99

[9] Al-i İmran, 154. ayet

[10] Al-i İmran, 156. ayet

[11] Nehc’ul Belağa, 124. hutbe

[12] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 3/183, Nehc’us Saade, 2/107

[13] Sahih-i Muslim, 1876

[14] Kenz’ul Ummal, 10564

[15] Nehc’ul Belağa, 156. hutbe

[16] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 1/213

[17] Nehc’ul Belağa, 180. hutbe

[18] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 6/100

[19] a. g. e s 93

[20] a. g. e 7/285

[21] Bihar, 42/239/45

[22] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 15/143

[23] a. g. e 8/5

[24] a. g. e 1/306

[25] a. g. e 7/300

[26] İrşad, Mufid, 1/238

[27] Mişkat’ul Envar, 304

[28] Kenz’ul Ummal, 11098

[29] a. g. e 11109

[30] a. g. e 11110

[31] Nur’us Sakaleyn, 1/517/402

[32] Vesail’uş Şia, 11/9/19

[33] Al-i İmran suresi, 169. ayet

[34] Bakara suresi, 154. ayet

[35] Kenz’ul Ummal, 10662

[36] a. g. e 11138, 11741

[37] Sahih-i Muslim, 1877

[38] a. g. e

[39] Kenz’ul Ummal, 10542

[40] Mustedrek’ul Vesail, 11/12/12290

[41] Tuhef’ul Ukul, 245

[42] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 6/90

[43] Sahih-i Muslim, 1908

[44] a. g. e 1909

[45] Kenz’ul Ummal, 11200

[46] Mustedrek’ul Vesail, 8/302/9501

[47] Kenz’ul Ummal, 11202

[48] a. g. e 11237

[49] a. g. e 11236

[50] a. g. e 11205

[51] a. g. e 11197

[52] a. g. e 11174

[53] a. g. e 11209

[54] a. g. e 11203

[55] Nehc’ul Belağa, 474. hikmet

[56] Bihar, 81/245/30

[57] Sahih-i Muslim, 1914

[58] a. g. e 1916

[59] Bihar, 68/140/82

[60] a. g. e s. 137/76

[61] a. g. e 82/173/6

[62] Nur’us Sakaleyn, 5/244/74

[63] Bihar, 68/142/86

[64] Nehc’ul Belağa, 190. hutbe

[65] Fezail’uş Şia, 73/37

[66] Bihar, 82/173/6

[67] Kenz’ul Ummal, 11120

[68] Nehc’ul Belağa, 28. mektup

[69] Bihar, 22/280/35

[70] Kenz’ul Ummal, 11144

[71] Bihar, 27/217/18

[72] Uyun-u Ahbar’ir Rıza, 2/203/5

[73] Bihar, 27/209/7



پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır