Iğdır Din Görevlileri Derneği'nden tehlikeli adım...

Iğdır'ın Caferi Türkleri ile Sünni Kürtlerini Birbirine Düşürmek İçin "FİTNE" Girişimi

  • News Code : 475947
Brief

Geçtiğimiz günlerde Iğdır İl Müftüsü Cüneyt Kulaz, müftülük görevi dışına çıkarak adeta bir casus gibi Iğdır’ın yerli halkı olan Şia âlimlerine ve halkına yönelik bir rapor hazırladı. Raporda kendince Iğdır’ın Şia âlimlerinin Diyanet İşlerine bağlanmaması ve Şia halkına karşı önlem alınmaması durumunda ileride devlet için kötü sonuçlar doğurabileceği imasında bulunarak sınırları zorladı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken dün Iğdır’da tefrika ve fitne kokan bir gelişme yaşandı. Iğdır Din Görevlileri adlı Sünni bir dernek öğlen namazı çıkışı Iğdır’da Sünni Kürt halkının yoğun olarak gittiği Nuh Nebi Camisi önünde toplanarak yüzyıllardır huzur içinde yaşayan iki halkı (Azeri Türkü Şia ve Sünni Kürtleri) adeta bir birine düşürüp, fitne çıkarmaya çalıştı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Van Gürpınar ilçesi doğumlu müftü Cüneyt Kulaz, Iğdır’da azınlık bir görüşü temsil etmesine rağmen Iğdır’ın vatanperver ve yurduna bağlı halkına karşı hazırladığı raporun medyaya yansımasından sonra Iğdır’ın Şia alimleri ve halkı doğal olarak itirazlarını belirterek müftü ve valinin görevden alınması talebinde bulundular.

Müftü ve Valiye yönelik şu ana kadar devlet kanadından her hangi bir tepki gelmedi! Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı yazılı bir açıklama yaparak müftü Cüneyt Kulaz hakkında bir soruşturma açıldığını bildirdi.  

Tüm bu gelişmeler yaşanırken dün Iğdır’da tefrika ve fitne kokan bir gelişme yaşandı. Iğdır Din Görevlileri adlı Sünni bir dernek öğlen namazı çıkışı Iğdır’da Sünni Kürt halkının yoğun olarak gittiği Nuh Nebi Camisi önünde toplanarak yüzyıllardır huzur içinde yaşayan iki halkı (Azeri Türkü Şia ve Sünni Kürtleri) adeta bir birine düşürmeye çalıştı. Görüntülerden de anlaşılacağı üzere cami cemaatinin ilgi göstermediği basın açıklamasında Iğdır’ın Şia âlimlerine adeta göz göre göre iftiralarda bulunuldu. Iğdır Din Görevlileri Derneği Onursal Başkanı Ahmet KARAÇÖL’ün okuduğu basın açıklamasında Şia alimlerinin çocuklara Kur’an dersi vermediği, cemaate ezan okuyup imamlık yapmadıkları iddiasında bulunularak adete göz göre göre iftiralarda bulunuldu!!

Iğdır Şia alimleri ve halkının doğal tepkisine bile tahammül edemeyen bazı çevrelerin Iğdır’da bu tür basın açıklamaları düzenleyerek Iğdır’da mezhepsel ve etnik fitneler çıkarmaya çalıştıkları ayan beyan ortadadır. Azeri Türkü (Şia) ve Kürt (Şafii Sünni) halkının yüzyıllardır bir arada yaşadığı ve şu ana kadar etnik ve mezhebi hiçbir çatışmanın olmadığı Iğdır’da da Ak Parti hükümetinin Suriye ve Ortadoğu’da izlediği mezhepsel politikalarından sonra etnik ve mezhebi fitnelerin kıvılcımları atılmaya başlandı. On yıllardır Iğdır başta olmak üzere Türkiye genelinde yaşayan Şia alimlerinin Diyanet İşleri Başkanlığına bağlanması için her türlü girişimde bulunan hükümetlere Ak Parti hükümeti de katılmış ve bu doğrultuda bir çok girişimde bulunmuştu. En son Caferi açılımı ile yeniden gündeme gelen bu talep, Şii Caferi inancına aykırı olduğu gerekçesi ile Şia âlimleri tarafından kabul görmemektedir. Öz Muhammedi İslam olan Ehlibeyt mektebinde Şia âlimleri, ister Şia devleti olsun isterse Sünni devleti olsun hiçbir dönem hiçbir devlete bağlanmamışlardır. Şu anda İran’da İslami (ve Şia inancında) bir şeriat sistemi olmasına rağmen İran’daki Şia âlimleri devlete bağlı değillerdir. Devletten maaş almamakta ve devletin kontrolü altına girmemektedirler. Tüm bunların herkes tarafından bilinmesine rağmen Türkiye’de ısrarla Şia âlimlerinin devlete bağlanması için çaba sarf edilmektedir. Kimi zaman havuç (devlet imkânları ve Caferi açılımı gibi) kimi zaman soba (Caferi gençlerinin İran dönüşü tutuklanarak sorgulanması, Müftülük raporu… gibi) gösterilerek Caferi âlimleri devlet tarafından kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.

Iğdır halkının çoğunluğunu Şiaların teşkil etmesine rağmen son yıllarda başta Fethullah Gülen grubu olmak üzere çeşitli Sünni görüşlü grup ve tarikatlar Şia halkını Sünnileştirmek için yoğun çalışmalar yapmaktadır. Bunun için Nurcular (Gülen hareketi) oldukça büyük sermayeler harcamaktadır. Din eğitimi almamış bilinçsiz ve özellikle fakir gençleri çeşitli vaatlerle kandırarak Sünnileştiren bu hareketler, Iğdır üzerinden yine Şia olan Nahçivan ve Azerbaycan’a da yönelmiş durumdadırlar. Iğdır’da okullar, yurtlar, iş merkezleri açarak her alanda Iğdır’ın Şia halkını sindirmeye çalışmaktadırlar. Ayrıca Iğdır’ın demografik (Şia çoğunluğu) yapısını değiştirmek için Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan Iğdır’a çeşitli bahanelerle insanlar taşınmaktadır. Iğdır’da son yıllarda yaşananlar Irak’ın Kerkük kentinde yapılan çalışmaların bire bir aynısıdır. Iğdır Devlet Dairelerinde müdür, şef ve muavin gibi statülerde görev yapan kamu görevlisi Caferiler yine farklı gerekçelerle başka şehirlere sürülmektedirler. Görüldüğü gibi AK Parti hükümetinden sonra Iğdır’da her şey Azeri Türkü Caferilerin aleyhine işlemektedir. Iğdır halkı bir yandan Fethullah Gülen ve Nurcular tarafından para, şefkat ve sevgi yoluyla kıskaca alınarak Sünnileştirilmekte, diğer yandan ise korku, sindirme ve demografik yapısı değiştirilerek Sünnileştirilmeye çalışılmaktadır.

Iğdır Din Görevlileri Derneği’nin dün (halkın pekte itina etmediği) Nuh Camisi önünde yaptığı basın açıklamasının da Iğdır’ın Şia halkına karşı son yıllarda başlatılan sistematik bir sindirme plan ve programı çerçevesinde olduğu açıktır. Dolayısıyla, Nuh Nebi Camii şehir merkezinde yer almasına ve halkın yoğun olduğu bir saatte basın açıklanmasının yapılmasına rağmen Iğdır’ın Sünni halkı tefrika ve fitne kokan bu basın açıklamasına ilgi göstermemiştir. Umarız Iğdır’ın iki güzel halkını bir birine düşürmek isteyen kişi ve kuruluşlar bu şom girimlerinden vazgeçerek sağduyulu hareket ederler. Iğdır’ın Şia ve Sünni halkı dünyada eşine az rastlanır bir şekilde yüzyıllardır bir arada, mutlu ve huzur içinde yaşamaktadır. Birbirlerine kız alıp vermişler, akrabalık bağı kurmuşlar bir bütün olarak sevgi ve saygı içinde yaşayıp gitmişlerdir. Kimse kimsenin mezhebine ve etnik yapısına karışmamış, tam tersi bu farklılıklar birbirleriyle daha çok pekişmelerine neden olmuştur. Ancak bunu çekemeyen bazı güçler dünyanın başka yerlerinde (Pakistan, Irak, Afganistan, Suriye… Reyhanlı’da) olduğu gibi Iğdır’da da halkı birbirine düşürmek için son yıllarda yoğun bir biçimde çalışmalarda bulunmaktadırlar.

Iğdır’ın Caferi ve Sünni halkı, şu ana kadar bir arada mutlu ve huzur içinde yaşadığı gibi bundan sonrada yine tüm tefrika ve fitne girimlerine rağmen bir arada ve huzur içinde yaşayacaklardır.

Iğdır’da dün öğlen namazından sonra Iğdır Din Görevlileri Derneği Onursal Başkanı Ahmet KARAÇÖL’ün fitne ve tefrika yaratmayı amaçlayan basın bildirisi:

 “Iğdır Din Görevlileri Derneği olarak, Ehl-i Beyt Alimleri Derneği'nin 19.10.201: Tarihi'nden itibaren yürüttüğü eylemler ve 25.10.2013 günü sayın valimizi ve il müftümüze hedef alan hakaret dolu mitinglerini şiddetle kınadıklarını belirtti.

    Karaçöl, Şunları kaydetti; Bizler, günlerdir Caferi halkının önder şahsiyetlerinden sükûneti sağlamaların bekledik. Çok sabrettik; ancak bu sabır ve beklentimiz olumlu bir karşılık bulmadı.

    Şiddete ve gerilime kapı aralamak ehil insanların işi değildir. Hele ilim ehline hiç yakışmaz. Halkın hassas olduğu, gerilime müsait zamanlarda amacı aşan tepkilerde bulunmak, huzur içinde ve kardeşçe yaşayan halkımıza hayır getirmez. Huzur bozan her tavır ve davranışı, kimden gelirse gelsin kınıyoruz.

    Söz konusu raporun bir bütün olarak ele alınmasını son derece önemli buluyoruz. Sadece bir iki cümleyi ele alarak onlara yoğunlaşmak, iyi niyetli bir yaklaşım değildir.

    Mollaların rahatını kaçıran bu raporda dile getirilen sıkıntıların bütünü Caferi kardeşlerimizin yararına yöneliktir. Zira hangi mollamız yarının büyükleri olan çocuklarımıza kur'an ve din eğitimi vermektedir? Hangi mollamız vakit namazlarında bizzat ezan okuyup cemaate imamlık yapmaktadır? Mollalık sadece taziyelerde bulunmak ve mersiye okumak değildir. Mollalık hayatin bütün safhalarında varlığını göstermektir. Mollalık ha!kı meydanlara dökmek, halkı tahrik etmek değil; tam aksine halkı sükunete, huzura, kardeşliğe davet etmektir.

    Aynı kıbleye yönelen, aynı havayı teneffüs eden, aynı suyu içen, aynı toprağı paylaşan; seneler boyunca huzur içende kardeşçe, yan yana yaşayan halkımızı belli dönemlerde tahrik etmek, onların huzurunu bozmak kimsenin hakkı değildir.

    İlimizin saygıdeğer valisine ve müftüsüne yönelik hakarette bulunmak, onları al aşağı etmeye çalışmak, dolayısıyla devletimizi yok saymak özellikle ilimizde yaşayan yüzlerce din görevlisini ve sünni halkı pasivize etmeye çalışmak haddini aşmaktır.

   Özellikle şunu belirtmek isteriz ki, devletin valisi, devletin müftüsü bazı kesimlerin talebiyle gelmedikleri gibi onların talepleriyle de gitmeyeceklerdir.

  Sayın valimiz, sayını müftümüz, görevlerinin başındadır. Bizler de bütün halkımızla valimizin, müftümüzün yanındayız.

Bu vesile ile aziz halkımızı sükunete davet ediyor; saygılarımızı sunuyoruz.”

Basın açıklamasını izlemek için tıklayınız:

http://www.sondakika.com/haber/haber-din-gorevlilerinden-caferi-raporuyla-ilgili-vali-5221924/ 


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır