Hz. Ebu'l Fadlı'l Abbas'ın Şahadeti

  • News Code : 479342
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

Annesi Ümm'ül Benîn'dir, adı Abbas. Lakabıysa Ebulfazl'dır. Heybetli vücudu ve eşsiz siması onu "Haşimoğullarının ay parçası" lakabıyla meşhur kılmıştı. O kadar uzun boyluydu ki, ata bindiğinde neredeyse ayakları yere değerdi. Kerbela'da ağabeyi İmam Hüseyin'in (a.s) minik ordusunun komutanı ve sancaktarıydı. Şehit olduğunda 34 yaşındaydı. Önce üç kardeşini er meydanına gönderdi ve onların İmam Hüseyin (a.s) uğruna çarpışıp şehit düşmelerine şahit oldu, böylece üç kardeşinin şahadetine şahit olmanın ecrine vardı. Onların şahadetinden sonra artık yapayalnız kalmış olan ağabeyi İmam Hüseyin'e (a.s) "Acaba canımı senin uğrunda feda etmeme izin verir misin?" dedi. Onun bu sözü İmam'ı (a.s) pek sarstı. Yiğit kardeşi Abbas'a sarılarak ağladı. Sonra da yaşlı gözlerle ondan son bir defa su getirmesini istedi...

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hz. Abbas, Yezidî ordunun karşısına çıkarak onlara öğüt verip nasihatlerde bulundu ve Allah Resulü'nün (s.a.a) Ehlibeyti'ni rahat bırakmalarını istedi. Ama onun iman dolu sıcak sözleri, imansızlar güruhunun taşlaşmış kalbini etkilemedi. Geri dönüp, durumu İmam'a (a.s) bildirdi.

Kervandaki çocuklar susuzluktan inliyorlardı. Fazilet ve erdem timsali Abbas daha fazla dayanamazdı buna; su tulumunu boynuna asıp atına atladı ve yanına sadece mızrağını alarak doludizgin Fırat'a doğru ilerlemeye başladı. İmam'ın (a.s) kervanının su almaması için Fırat kıyılarına dizilen 4 bin asker, Abbas'ı yaklaştırmamak için onu ok yağmuruna tuttularsa da yiğit Abbas inanılmaz bir cesaretle düşman deryasının ta kalbine daldı. Bir aslanın, tilki sürüsüne saldırması gibi onlara hücum etti.

Hz. Abbas, önüne çıkanı cansız yere seriyor, hızla Fırat'a yaklaşıyordu. Kimse ona yaklaşmaya cesaret edemiyordu artık. Düşman ordusunda olanları görüp de nakleden ravilerin aktardığına göre bu kısa çarpışmada Hz. Abbas b. Ali'nin düşman ordusundan 80 kişiyi haklamıştır. Yıldırım gibi düşman ordusuna dalan Hz. Abbas bir çırpıda Fırat'a varmayı başarmıştı. Nicedir susuzluktan kavruluyordu. Bu zorlu ve sert çarpışma susuzluğunu daha da körüklemiş, dili damağına yapışmıştı. Gürül gürül akan koca Fırat'ın buz gibi sularındaydı şimdi! Gayri ihtiyari bir hareketle eli suya gitti. Avucunu doldurup tam içeceği sırada ağabeyi İmam Hüseyin'le (a.s) Ehlibeyt'in susuz yavrucaklarının halini hatırladı..

Avucundaki suyu Fırat'a geri döktü!

Hemen su tulumunu doldurmaya başladı.

Su tulumunu sağ omzuna atıp var gücüyle dizginlere asıldı. Bir an önce kervana varmalı ve susuzluktan kıvranan yavrucaklara su yetiştirmeliydi.

Ne var ki, Yezid ordusu onu dört bir yandan kuşatmış, çadırlara su götürmemesi için binlerce atlı üzerine çullanmıştı. Onlar aç kurtlar misali saldırıyor, kahraman Abbas ise aslanlar gibi bu etten duvarı yara yara ilerliyordu. Soysuz bir münafık, gizlendiği hurma ağacının ardından ansızın kılıcını sallayarak Abbas'ın sağ kolunu yere düşürdü. Ama o, hiçbir şey olmamışçasına su tulumunu hemen sol omzuna atarak vahşiler sürüsünü gerilemeye zorladı. Bir yandan da meydanı titreten naralarla şu recezi okuyordu:

"Vallahi sağ kolumu kesseniz de,

Koruyacağım dinimi gerçekten de

Pak ve emin Peygamber'in evlâdını,

Koruyacağım ben sadık imamımı!"

Hz. Abbas (a.s) tek koluyla dövüşe devam ediyordu ki, ansızın aynı melun yine onu pusuya düşürerek sol kolunu da kesti. Yiğit Abbas su tulumunu dişiyle tutup üzerine kapanarak kervana ulaştırmaya çalıştı. Ancak, tuluma saplanan bir ok onun son ümidini de alıp götürmüş ve su yere dökülmüştü. Ansızın gelen ikinci ok, kolsuz ve savunmasız olan Abbas'ın göğsüne saplanınca, atından yere düştü ve kahraman Abbas "Kardeşim bana yardım et!" diye bağırdı.

İmam Hüseyin (a.s) yanına vardığında Abbas kollarını yitirmiş, yüzlerce yara almış bir hâlde, kanlar içinde yerde yatıyordu. İmam (a.s) gözyaşları içinde Abbas'ını kucaklayıp: "İşte şimdi belim kırıldı ve tedbirim ve çarem azaldı!" dedi.

Hz. Abbas'ın ihlâs, cesaret, fedakârlık, vefa ve şahadet aşkı öylesine eşsizdi ki, İmam Seccad (a.s) onu anarken şöyle buyurur:

Allah, amcam Abbas'a rahmet eylesin; kardeşi için kendisini feda etti, canını onun uğruna verdi, onun uğrunda kollarını vermekten çekinmedi. Yüce Rabbi de buna karşılık iki kanat verdi ona; bu kanatlarla cennette meleklerle birlikte dilediği gibi uçar. Amcam Abbas'ın kıyamet günü Yüce Allah indinde öyle bir makamı olacaktır ki, bütün şehitler gıpta edecektir ona!

ABNA.İR


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır