Muharrem'in 7'sinden Aşura Gününe Kadar Kerbela'da Yaşananlar

  • News Code : 480700
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

Kerbela: Muharrem’in 7’si / Kerbela: Hicri 61, Muharrem’in 8’i / Tasûa Günü: Muharrem’in 9’u / Aşura Gece Toplantısı / Kerbela: Aşura Günü, H. 61, Muharrem 10 / Yezidîlerden Öldürülenler / Şehitler Kervanının Verdiği Şehit Sayısı / İmam Hüseyin’in Mübarek Başı / İmam Hüseyin’in Ömrü / Son Şehit / Anneleri Kerbela’da Hazır Bulunan Şehitler

* Habib b. Mezahir, kabilesinden yardım istemek için İmam’dan izin aldı ve yola çıktı. Ancak, Yezid’in askerleri önünü kesince bu maksadına ulaşamadı.

* Bu tarihte, İbn-i Ziyad’tan Ömer b. Sad’a ayrı bir mektup ulaştı. Mektupta; “Hüseyin ve kafilesine, Fırat nehrinin önünü kes ve suya ulaşıp içmelerini engelle” şeklinde talimat veriyordu.

* Ömer b. Sad da hiç vakit kaybetmeden, Amr b. Haccac’ın sorumluluğunda 500 savaşçıyı Fırat’ın kenarında görevlendirerek; çöldeki canlıların ve gökteki kuşların bile içtikleri nehir suyundan şehitler kervanının istifade etmelerini engellemeye koyuldular.

* Tarihçilerin kaydettiklerine göre, o sırada Abdullah Hasin adlı biri, İmam Hüseyin’e seslenerek şöyle dedi: “Ey Hüseyin! Artık bundan böyle sen suyun mavi rengini dahi göremeyeceksin. Allah’a yemin olsun ki sen can verene dek sudan bir damla bile içemezsin.” İmam Hüseyin ona beddua ederek şöyle buyurdu: “Ey Rabbim! Sen onu susuzluktan öldür ve onu rah-metinden uzak tut.” Hamid b. Müslim şöyle der: “Kendisinden başka bir ilah bulunmayan o eşsiz Al-lah’a yemin olsun ki, bu bedduadan sonra onun yanına gittiğimde o hastalandı ve susuzluğa yakalandı. Şişene kadar su içiyor, ama tekrar “Su! Su!” diye inliyordu. Ölene kadar da bu hal üzere kaldı.”

Kerbela: Hicri 61, Muharrem’in 8’i

* Ebu Fazl’ın komutasında 30 süvari ve 20 piyadeden oluşan bir güç, Fırat’ın kenarına doğru taarruza geçerek 20 bidon su getirmeyi başardı.

* İmam Hüseyin ile Ömer b. Sad bir araya geldi. Bu görüşmede İmam, Ömer b. Sad’a: “Sen beni çok iyi tanıyorsun, kimin oğlu olduğumu da biliyorsun” diyerek, “tövbe etmesini, kendine gelmesini ve kendisine yardım etmesini” istedi. Ömer b. Sad ise İmam’a; “Eğer ben böyle yaparsam, İbn-i Ziyad evimi yakacak, mal ve mülkümü talan edecek, kadın çocuk ve akrabalarımı öldürecektir” diyerek, İbn-i Ziyad’tan korktuğu ve “Rey” valiliğini kaybetmek istemediği için İmam’ın sözlerini kabul etmedi.  İmam da onu “Rey” valiliği ve hedefi hususunda ümitsiz kılarak, “O valilik sana ulaşmaz” dedi.

* Ömer b. Sad, İmam Hüseyin’le yaptığı bu görüşmenin ardından tekrar İbn-i Ziyad’a şu içerikte bir mektup gönderdi: “Allah aşkına bu fitneyi söndür ve halkı bir yol üzerinde birleştir. Hüse-yin, geldiği yere ya da herhangi bir İslam memleketine dönerek Müslüman bir fert olarak yaşamını sürdürmek istiyor…”

* İbn-i Ziyad, Ömer b. Sad’ın mektubuna cevaben bir mektup yazdı ve Şimr b. Zülcevşen’e vererek ona şöyle dedi: “Bu mektubu Ömer b. Sad’a ver ve de ki: “Eğer Hüseyin ve taraftarları benim fermanımı dinlemezlerse onlarla savaşa gir.” Eğer savaşa girmek istemezse, sen benim tarafımdan ordu komutanlığına tayin edilmiş sayılırsın. Komutayı eline al ve ayrıca Ömer b. Sad’ın da başını keserek bana gönder.”

* İbn-i Ziyad’ın Ömer b. Sad’a gönderdiği mektubun içeriği ise şöyleydi: “Ben seni, Hüseyin’e esenlik dilemen ve ona şefaatçi olman için göndermedim. Eğer Hüseyin ve arkadaşları, benim fermanıma baş eğerlerse onları bana gönder, yoksa hepsini kılıçtan geçir ve paramparça et. Çünkü onlar bunu hak etmişlerdir. Hüseyin’i öldürdükten sonra da bedenini atların ayakları altında ez… Benim fermanım, tereddüt edilmeden uygulanmalıdır. Eğer dinlersen seni ödüllendireceğim ve eğer dinlemezsen askerlerin önünden geri çekil ve komutanlığı Şimr b. Zülcevşen’e bırak. Çünkü ben o durumda komutanlığı ona vermişim. ve’s-Selam.”

Tasûa Günü: Muharrem’in 9’u.

* Şimr Zülcevşen, 4000 savaşçıyla Kerbela’ya ulaştı ve içinde İmam Hüseyin ve beraberinde bulunanların ölüm fermanının verildiği mektubu Ömer b. Sad’a verdi. Ömer b. Sad ona kızarak şöyle dedi: “Senin, sözlerimin İbn-i Ziyad tarafından kabul edilmesini ve meselenin savaşsız sona ermesini engellediğinden hiçbir şüphem yoktur…”

* Şimr: “Sen şunu söyle, şimdi kararın nedir? Sen onlarla savaşacak mısın, yoksa sen geri çekilerek komutanlığı bana mı bırakacaksın?” şeklinde sordu. Ömer b. Sad, “Şunu bil ki, ben sana komutanlığı bırakmam, çünkü seni layık görmüyorum. Ben kendim bu işi bitireceğim” şeklinde cevap verdi. Sonunda Muharrem ayının 9’u, Perşembe akşamı Sad b. Ömer savaş hazırlıklarını yapmaya başladı.

İmam Ali’nin “Ümmül Benin” adlı eşinden olma 4 oğlu; Ebu Fazl’il Abbas, Abdullah, Cafer ve Osman, kardeşleri olan İmam Hüseyin ile birlikte Kerbela’ya gelmişlerdi. Şimr Zülcevşen ile “İbn-i Ebi Mahmel”, anne tarafından bunların akrabaları sayıldıklarından dolayı, İbn-i Ziyad’tan söz konusu dört kişi için bir emanname (can güvencesi) almıştı. Tasûa günü, İbn-i Ebi Mahmel’in hizmetçisi olan “Kezman” onlara bu emannameyi götürdüğünde, dört yiğit kardeş bunu onlara geri çevirip şöyle dediler: “Biz sizin emannamenize muhtaç değiliz. Allah’ın güvencesi, Ubeydullah b. Sümeyye’nin vereceği güvenceden daha hayırlıdır.”

Daha sonra bizzat Şimr’in kendisi, İmam Ali’nin “Ümmül Benin” adlı eşinden olan bu dört kardeşin çadırına yaklaştı ve onlara şöyle seslendi: “Ben sizin için İbn-i Ziyad’tan güvence almışım!” Her dört kardeş de ona, “Allah sana ve senin güvencene lanet etsin, Allah Peygamber'inin evladına güvence olmadığı halde nasıl olur da biz güvence alırız?” dediler.

* Hicri 61, Muharrem’in 9’u olan Tasuâ günü söz konusu güvencenin reddedilmesinden sonra Yezidîlerin komutanı olan Ömer b. Sad ikindi vakti askerlerine şöyle seslendi: “Ey Allah’ın askerleri! Bineklerinize atlayın ve sevinçli olun. Çünkü cennet sizleri beklemektedir(!)” Derken askerler de ikindi namazından sonra çarpışmaya hazırlandılar.

* O esnada İmam Hüseyin (a.s), çadırın önünde oturmuş; kılıcı elinde ve başını dizine dayamış bir şekilde duruyordu.

* Hz. Zeynep feryat ederek İmam Hüseyin’in yanına geldi ve: “Kardeşim! Sen bu kalabalığı duymuyor musun, işte bize yaklaşıyorlar!” dedi.

İmam Hüseyin başını kaldırdı ve şöyle dedi: “Ben şimdi rüyamda Allah’ın Peygamber'ini gördüm. Bana, “Sen bizim yanımıza geleceksin” diyordu.”  Hz. Zeynep başına vurmaya ve ağlamaya başlayınca, İmam Hüseyin ona teselli vererek, “dayanıklı ve sabırlı olması gerektiğini” söyledi.

* O sırada Abbas da orada hazırdı. İmam Hüseyin (a.s) ayağa kalktığı vakit Abbas’a döndü ve ona şöyle dedi: “Kurbanın olayım!  Atına bin ve gidip onlara sor bakalım, ne olmuş?” Hz. Abbas da, Züheyr, Habib-i Mezahir ve 20 atlı süvarisiyle gidip önlerini kestiler ve onlara, “Ne olmuş, siz ne istiyorsunuz?” diye sordular. Onlar da: “Emir’in fermanı budur. Ya fermanı kabul edeceksiniz ya da savaşacağız.”

* Hz. Abbas da karar almak üzere İmam Hüseyin’in yanına dönerken, Züheyr ve Habib b. Mezahir ise, o fırsattan istifade ederek Yezid’in askerlerine nasihat etmeye başladılar.

* İmam Hüseyin, Hz. Abbas’a şöyle buyurdu:

“Bu gece bizim namaz kılıp dua etmemiz için savaşı geciktirebilirsen ve onları mühlet tanımaya razı edebilirsen iyi olur.  Allah’ın da bildiği gibi, ben sadece namaz kılmak ve Kur’an okumak istiyorum.”

* Karşılıklı bir konuşmadan sonra, Ömer b. Sad komutasındaki Yezidî askerler, o gece şehitler kafilesine mühlet verdiler. 

Aşura Gece Toplantısı

* Mühlet alındıktan sonra, İmam Hüseyin (a.s), sahabe ve yaranlarını güneş batımına doğru topladı ve onlara bir konuşma yaptı.  Konuşmanın bir bölümünde İmam Hüseyin şöyle buyuruyordu:

“En iyi övgüler Allah’a mahsustur. Ben bütün hallerde; hem rahatlıkta hem de zorlukta Allah’a hamd ederim. Bize kulak, göz, kalp verdiğin, Kuran’ı öğrettiğin ve dinde bilgin kıldığın için sana hamd ederim. Rabbim! Bu yüzden bizi şükredenlerden yaz… Ben, kendi dost ve taraftarlarımdan daha vefalı ve daha iyi dost ve taraftar görmüyorum. Aynı şekilde hiçbir aileyi de kendi ailem gibi… Allah size hayır yazsın… Şimdi ben hepinize izin veriyorum ve üstünüzdeki biatimi kaldırıyorum. Siz tehlikeden kurtulmak için gece karanlığından faydalanıp gidebilirsiniz. Her biri-niz, ailemden birinin elinden tutarak köy ve şehirlere dağılabilirsiniz. Ta ki Allah da sizin için bir yol açsın…”

* Tarihçilerin kaydettiklerine göre, bu hutbeden sonra bazı kimseler, gece karanlığından yararlanarak ova ve çöllere düşmüş ve canlarını kurtarmışlarsa da, İmam’la kalan vefalı yaranlarından her biri, arka arkaya söyledikleri nurlu sözlerle yiğitliklerini ve İmam’a olan vefalarını ortaya koymuşlardır.

* Başta Ebu Fazl’il Abbas olmak üzere İmam Hüseyin’in, Ümmül Benin’den olma kardeşleri şöyle dediler: “Senden sonra hayatta kalmak için seni yalnız mı bırakalım?! Allah bize o günü gös-termesin!”

* İmam, Müslim b. Akil’in evlatlarına dönerek şöyle buyurdu: “Müslim’in öldürülmesi sizin için yeterlidir. Bari siz gidin.” Onlar da, “Biz senden asla ayrılmayız, sen nereye gidersen biz senin arkandayız. Sensiz bir hayata yazıklar olsun!” şeklinde cevap verdiler.

* Müslim b. Avsece şöyle dedi: “Vallahi seni terk etmeyiz ve eğer silahlarımız olmasaydı bile onları taşla vururduk. Allah’a yemin ederim ki öldürüleceğimi ve ardından dirileceğimi, tekrar ateşle yakılacağımı ve tekrar dirileceğimi, bu sefer de atların ayakları altında ezilerek ateşle yakılacağımı ve 70 kez bu şekilde öldürülüp dirileceğimi bilsem bile yine de seni terk etmem…”

* Ondan sonra Züheyr kalkıp şöyle konuştu: “Allah’a yemin ederim ki, seni ve Ehl-i Beyt’ini ölümden kurtarmak için, bin defa ölüp-dirilmeyi arzularım!”

* Muhammed b. Beşir şöyle dedi: “Seni terk edersem Allah beni vahşi hayvanlara yem etsin!”

* Bu şekilde, diğerleri de birer birer konuşarak bunlara benzer sözler söylediler. Sonunda İmam Hüseyin onlara dua etti ve çadırına gitti.

* Daha sonra İmam, çadırından çıkarak çadırların korunması için hendek kazmalarını ve onları odunla doldurmalarını emretti. İmam birkaç talimat daha verdi ve ardından herkes çadırına geçerek namaz kılmak ve dua etmekle meşgul oldu. 

* İmam Hüseyin oğlu Ali Ekber’in sorumluluğunda 30 atlı ve 20 yayandan oluşan bir birliği, Fı-rat’tan su almak üzere Fırat’ın kenarına gönderdi ve ardından dostlarına şöyle seslendi: “Kalkın ve sudan içiniz. Bu, sudan alacağınız son payınızdır. Abdest alın ve namaz kılınız.”

* İmam Hüseyin kız kardeşi Hz. Zeynep’le görüştü. Ona dayanıklı ve sabırlı olmayı vasiyet etti. 

Kerbela: Aşura Günü, H. 61, Muharrem 10

* Aşura günü asla unutulmaz. Çünkü o günde yapılan zulüm büyük bir zulümdü. O gün kalabalık ve kan içici bir ordu, sayısı az ve küçük olan bir grubun karşısına geçmişti. O gün 25.000 ve belki daha fazla sayıdaki ordu, 72 insanla savaşmaya koyulmuş, sonuçta dudakları susuzluktan kurumuş ve birbirine yapışmış olan Peygamber’in Ehl-i Beyt’ini ve aşıklarını vahşi bir şekilde öldürmüş, geceleyin çocuk ve kadınların çadırlarını ateşe vermiş, mübarek naaşlarının üstünden atlar koşturmuş, çocuk ile kadınlarını esir etmiş, eyersiz çıplak bineklere bindirerek en azılı düşmanların yanına götürmüş ve bu musibetten sonra da onları dövmüş, mallarını talan etmiş ve…

* Biz burada Aşura gününde gerçekleşen olaylardan bazılarına işaret ederek geçeceğiz. Çünkü bu gün içinde meydana gelen bütün olayları ayrıntılı olarak anlatmaya kalkışırsak yüzlerce sayfalık yazı bile yetersiz kalacaktır.

* İmam Hüseyin’in 72 kişiden oluşan dostlarının askeri düzenleri şöyleydi:

Sağ kanat komutası Züheyr b. Kayn, sol kanat komutası Habib b. Mezahir’de olup bayraktarları da Ebu Fazl’il Abbas idi.

* Lanetli Şimr, İmam Hüseyin’in çadırına yaklaşarak yürek yaralayıcı sözlerle İmam’a seslendi ve İmam Hüseyin de ona gereken cevabı verdi.

* Ardından Kufeli askerlere bir konuşma yaptı ve onlara gönderdikleri mektuplar ile yaptıkları vefasızlık ve ihaneti hatırlattı.

* İmam Hüseyin değişik aralıklarla beş kez konuşma yaptı…

* Ayrıca Züheyr de bir konuşma yaptı.

* Sonunda Hürr-i Riyahi tövbe ederek Yezidî ordudan ayrıldı ve İmam Hüseyin’e katıldı.

* Hürr’ün kendisi de yezidi askerlere bir konuşma yaptı.

* Ömer b. Sad’ın emriyle yezidî askerler ilk saldırıyı başlattılar. İmam Hüseyin ve yaranları bu saldırıya karşı direnişe geçtiler. Bu saldırı uzun sürmedi ve sonucunda şehitler kervanından 50 kişi şehit edildi.

* Bundan sonra da İmam Hüseyin, vefasız Kufeli askerlere tam yedi kez konuşma yaptı.

* Burada söylenmesi gereken bir nokta da şudur ki, İmam Hüseyin bu konuşmalarında üzerindeki hücceti tamamlayacak şekilde konuşuyordu; önce Allah’a hamd ediyor ve Allah’ın birliğini dile getiriyor, onların kendisine mektup göndermelerine, kendisini çağırmalarına ve ardından da girdikleri ihanete dikkatlerini çekiyordu. Aynı şekilde sürekli kendisinin Allah Resulü’nün Ehl-i Beyti’nden olduğunu ifade ediyordu.

* Savaş meydanında İmam Hüseyin tarafından öğle namazı “korku namazı” olarak kıldırıldı.

* Yezidî askerler ikinci saldırıyı başlattılar.

* İmam Hüseyin’in sahabe, dost ve yaranları ile Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin evlatları şehit düşmeye başladılar.

* İmam Hüseyin kendi ev halkıyla vedalaştı.

* İmam Hüseyin’in “Ali” isimli küçük oğlu şehit edildi.

* İmam Hüseyin o bahtsız insanlarla savaşa girdi.

* İmam Hüseyin atının üstünden Kerbela topraklarına düştü.

* İmam Hasan’ın “Abdullah” isimli oğlu, amcasının kenarında şehit düştü.

* Ve İmam Hüseyin şehit edilerek mübarek başı kesildi.

* İmam Hüseyin’in “Zülcenah” adlı atı kişneyerek süvarisiz çadırlara döndü ve Allah Resulü’nün geride kalan Ehl-i Beyt’i, İmam Hüseyin’in şehadetinden haberdar oldu.

* Cesetlerin üzerine atlar sürülüp koşturuldu ve yağmalandı ve İmam Hüseyin’in elbiseleri, sarığı, yüzüğü, zırhı ve kılıcı yağmalandı.

* Çadırlar ateşe verildi ve çocuklar ile kadınlar katliam alanına getirildi.

* İmam Seccad, bütün bu gelişmeler olurken aşırı derecede hasta olduğundan çadırda hasta yatağındaydı. Şimr çadırlara girdiğinde onu gördü ve öldürmek istedi. Ancak Allah’u Teâla’nın hikmeti aksi yönde karar kıldığından lanetli Şimr bu kararından vazgeçti.

* Ömer b. Sad’ın emriyle, Şimr ve 10 dinsiz atlı, İmam Hüseyin’in mübarek naaşının üzerinden at koşturdular ve bedenini feci şekilde ezdiler.

* Bizzat Aşura gününde, Ömer b. Sad’ın emriyle, Huli b. Yezid ve Hamid b. Müslim, şehitlerin efendisi olan İmam Hüseyin’in mübarek başını bedeninden ayırdılar ve Kufe’ye götürerek İbn-i Ziyad’a sundular.

* Ömer b. Sad’ın emriyle, Kerbela’da şehit edilen 72 mübarek insanın başları toprak ve kandan arındırılarak, Şimr-i Zülcevşen, Kays b. Eşas ve Amr b. Haccac’la birlikte İbn-i Ziyad’a gönderildi.

* Ömer b. Sad bizzat, Muharrem’in 11. (ya da 12.) günü, öğle sonraya kadar Kerbela’da kaldı. Daha sonra, şehitler kervanından geriye kalan kadın ve çocukları tutuklayıp Kufe’ye, İbn-i Ziyad’ın yanına götürdü.

Yezidîlerden Öldürülenler

* Eşit olmaya şartlar içinde iki taraf arasında gerçekleşen Kerbela savaşı boyunca, şehitler kervanı, o az sayılarına rağmen, iman ve ihlâs üzere ortaya koydukları yiğitçe direnişleriyle yezidî askerlere ağır darbeler indirme başarısını gösterebildiler. Tarihçilerin kaydettiklerine göre, ölüsü için yas tutmayan ve ağlamayan tek bir Kufelinin evi kalmamıştı. Hatta kimi tarihçilerin kayıtlarına göre, Yezidîlerin verdikleri ölü sayısı 8000’i geçmiştir.

* Tarihte geçtiğine göre, Hz. Ebu Fazl’il Abbas, Fırat nehrine gidip su almak istediğinde, Yezidilerden 4000 savaşçı onun önünü kestiler. O sırada Ebu Fazl’ın onlara tek başına saldırmasıyla sadece oracıkta 80 kişi öldürüldü.

* İmam Hüseyin’in oğlu Hz. Ali Ekber, o susuz hali ve kupkuru dudaklarıyla, “Nefes’ul Mehmum” adlı kitapta geçtiğine göre, 120 ve “Maktel’ul Mukarrem” adlı kitapta geçen rivayete göre ise 200 Yezidî’yi cehenneme göndermiştir.

* İmam Hüseyin’in diğer dost ve ashabı da bu şekildeydiler.

Şehitler Kervanının Verdiği Şehit Sayısı

* Bu hususta birkaç rivayet mevcuttur. Ancak bunlardan en güvenilir olanı, şehit sayısının 72 olduğunu ifade eden rivayettir. Bunlardan 17’si Peygamber’in ailesinden ve 6’sı da Peygamber’in sahabelerinden olan kimselerdi. “Luhuf” adlı kitabın 60. sayfasında geçtiğine göre ise, şehitlerin başları kesildikten sonra, bu kesik şehit başlar, kabileler arasında paylaşılmıştır. Örnek olarak:

* 13 baş, Kays b. Eşas başkanlığındaki “Kende” kabilesine düştü.

* 12 baş, Şimr-i Zülcevşen komutasındaki “Havazin” kabilesine düştü.

* 17 baş, “Temim” kabilesine düştü ve bu şekilde her bir baş, ayrı bir tarafa götürüldü.

 İmam Hüseyin’in Mübarek Başı

Ömer b. Sad, bizzat Aşura gününde İmam Hüseyin’in başını Huli Asbahi ve Hamid-i Ezdi’ye vererek gecikmeksizin İbn-i Ziyad için Kufe’ye gönderdi.

İmam Hüseyin’in Ömrü

* Bu hususta kimi tarihçilerin nakillerine göre, İmam şehit olduğunda 58 yaşındaydı. Bu ömrün 7 yılını dedesi Allah Resulü ile, 30 yılını babası Müminlerin Emiri Ali ile, 10 yılını büyük kardeşi İmam Hasan ile ve son 11 yılını da bunlardan sonra yaşayarak geçirdi. Kimi tarihçilere göre de 57, kimilerine göre ise 56 yıl yaşamıştır.

Son Şehit

* Suveyd, savaş meydanında baygın düşmüştü. Ayıldığı vakit “Hüseyin öldürüldü!” naralarını işitti. O anda aniden yerinden kalktı ve hançerle yezidî askerlerin içine girdi ve bir müddet sonra o da şehit edildi. Böylece o “Kerbela’nın son şehidi” unvanını aldı.

Anneleri Kerbela’da Hazır Bulunan Şehitler

* Tarih kayıtlarında geçtiğine göre, 9 şehit annesi Kerbela’da hazır bulunmuş ve oğulları bu annelerin gözleri önünde şehit edilmiştir.

ABNA.İR

-----------------------------------------------------

<!--[if !supportFootnotes]--> [1]-Bihar, c.44, s.386 - Kısse-i Kerbela’dan alıntı
  
[2]-Ensab’ul Eşraf, c.3, s.180
  
3]-İrşad, Şeyh Müfid, s.86
  
[4]-Bihar, c.44, s.388
  
[5]-Sefinet’ul Bihar, c.2, s.270
  
[6]-İrşad, Şeyh Mufid, c.2, s.612
  
[7]-A’lam’ul Vera, s.233
  
[8]-İbn-i Esir, c.4, s.56
  
[9]-Ensab’ul Eşraf, c.3, s.186
  
[10]-Bkz. Tarih-i Taberi, c.7, s.315 – İbn-i Esir, c,3, s.285
  
[11]-İmam Hüseyin’in ağzından çıkan bu kelime Hz. Abbas’ın İmam Hüseyin’in yanındaki değerini ortaya koymaktadır.
  
[12]-İrşad, Şeyh Mufid, c.2, s.89
  
[13]-A’lam’ul Vera, s.234
  
[14]-Luhuf, s. 38
  
[15]-İrşad, c.2, s.91
  
[16]-Kamil, İbn-i Esir, c.4, s.57–İmam Zeynülabidin şöyle buyurmuştur: “Ben çok fazla hasta olmama rağmen, babamın konuşmasını dinlemek için gittim.”
  
[17]-İrşad, Şeyh Mufid, c.2, s.92
  
[18]-el-İmam Huseyn ve Ashabuhu, s.257. Ensab’ul, Eşraf, c.3, s.186
  
[19]-Emali, Şeyh Saduk, 90. oturum
  
[20]-İrşad, c.2, s.93
  
21]-Tarih-i Taberi, c.7, s.327
  
[22]-Kamil İbn-i Esir, c.7, s.278
  
[23]-Bkz. Luhuf, Seyyid b.Tavus – Tarih-i Taberi ve İbn-i Esir, c.7, s.278
  
[24]-Yukarıda kısaca işaret etmekle yetindiğimiz vakıalar Aşura gününde meydana gelmişlerdir. Bunların dışında da meydana gelen gelişmeler için bkz. Tarih-i Taberi, c.7, s.327 – Kamil, İbn-i Esir, c.9, s.287 – İrşad, Şeyh Mufid, s.233 – Luhuf, Seyyid b. Tavus – Bihar’ul Envar, c.44 – Maktel, Harezmi – Nefes’ul Mehmum – Maktel, Mukarrem – Emali, Saduk – Maktel, Ebi Mihnef – Avalim’ul Alem – Keşf’ul Gumme – Mekatil’ut Talibin - Sefinet’ul Bihar – A’lam’ul Vera – Ensab’ul Eşraf – Ebsar’ul ‘Ayn.
  
[25]-Tarih-i İbn-i Esir, c.4, s.79 – Ensab’ul Eşraf, c.3, s.204

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır