Şehitlerin Efendisi İmam Hüseyin'in (a.s) Şahadeti

  • News Code : 481057
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA.İR
Brief

İmam Hüseyin (a.s) iki ya da üç grup arasında kaldığında, bakıldığında gözleri kamaştıran desenli Yemen kumaşlı giysisini istedi. Şehit olduktan sonra talan etmesinler diye onu birkaç yerinden parçaladı.[1]
Sonra günün büyük bir kısmını bekledi. Düşman ordusundan her kim onun yanına geliyor idiyse, geri dönüyordu. Çünkü İmam Hüseyin'i (a.s) öldürmenin sorumluluğunun boynunda ve bu işin büyük günahının üzerinde kalmasını istemiyordu.

Ancak Malik b. Nuseyr el-Beddî el-Kindî[2] öne atıldı ve İmam Hüseyin'in (a.s) başına bir kılıç indirdi. Öyle ki kılıcı İmam Hüseyin'in (a.s) başındaki miğferi parçaladı ve başı isabet aldı. Yara kanamaya başladı. Miğfer kanla doldu. İmam Hüseyin (a.s) ona şöyle buyurdu: "O elinle bir şey yiyemeyesin, onunla bir şey içemeyesin ve Allah seni zalimlerle birlikte haşretsin!"

Sonra o miğferi attı ve başka bir miğfer istedi. Onu başına koydu ve etrafını sarıkla sardı. Yani o miğferin üstüne yün olan ipeksi siyah bir sarık sardı. Üstüne de bir gömlek[3] ya da keçi yününden olan bir cüppe giydi. Sakalını vesmeyle[4] boyadı.

İmam Hüseyin, cesur bir süvari gibi savaşıyordu. Kendisini düşmanın oklarına hedef olmaktan koruyor ve düşmanın zayıf noktalarından yararlanarak süvarilere saldırıyordu.[5]

Bu sırada Şimr b. Zilcevşen, Kûfe'nin piyade birliğinde yaklaşık on kişiyle, İmam Hüseyin'in (a.s) yüklerinin ve ailesinin içinde bulunduğu çadırın önüne geldi. İmam Hüseyin (a.s) de çadıra doğru hareket etmek istedi. Ancak Şimr ve onunla birlikte olanlar onun çadırlara ulaşmasına engel oldular.

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu:

"Yazıklar olsun size! Dine inanmıyor ve ahiret gününden de korkmuyor olsanız bile, en azından dünya işlerinizde özgür ve onurlu insanlar olun! Alçak ve cahil adamlarınızın benim çadırıma ve aileme saldırmalarını engelleyin!"

Bunun üzerine Şimr b. Zilcevşen, "Bunu senin için kabul ettik ey Fatıma'nın oğlu!" deyip piyadeleriyle İmam Hüseyin'in (a.s) üzerine yürüdü. İmam Hüseyin (a.s) de onlara karşılık veriyor, saldırılarını defediyordu onlar da etrafından dağılıyorlardı.[6]

Abdullah b. Ammar el-Barikî şöyle diyor:

Hüseyin'in (a.s) sağını ve solunu kuşatan piyadeler ona saldırıya geçtiler. İmam Hüseyin, (a.s) sağ tarafından gelenlere saldırdı. Öyle ki korkup geriye çekilme zorunda kaldılar. Sonra da sol tarafından gelenler. Onlar da korkarak geriye çekildiler. Allah'a andolsun ki çocukları, ailesi ve arkadaşları öldürüldüğü hâlde onun gibi kendine hâkim olan, sağlam bir yürekle ve kahramanca savaşan birini hayatım boyunca görmedim. Piyadeler saldırdığında, o da hamle yapıyor ve onları kılıcıyla dağıtıyordu. Bir kurdun saldırısına uğrayan keçiler gibi sağa sola kaçışıyorlardı.

Ömer b. Sa'd'ın İmam Hüseyin'e (a.s) yaklaştığı bir sırada Fatıma'nın kızı ve İmam Hüseyin'in (a.s) kız kardeşi Zeynep çadırdan dışarı çıktı. Ona şöyle bağırdı: "Ey Ömer b. Sa'd! Ebu Abdullah öldürülecek ve sen de buna seyirci mi kalacaksın?"

Ömer b. Sa'd yüzünü Zeynep'ten çevirdi.[7] Ömer'in yüzüne ve sakalına dökülen gözyaşlarını sanki şimdi görüyor gibiyim.[8]

İmam Hüseyin (a.s) ise düşmana saldırdığı halde şöyle buyuruyordu:

"Birbirinizi beni öldürmek için teşvik mi ediyorsunuz? Bilin ki, Allah'a yemin ederim, benden sonra beni öldürmenize üzüldüğünüz ve rahatsız olduğunuz kadar, Allah'ın kullarından bir kulu öldürmekten dolayı üzülmeyeceksiniz. Allah'a yemin ederim ki, ben bana yaptığınız ihanetten dolayı Allah'ın beni yüce kılmasını ve ummadığınız bir yönden benim intikamımı sizden almasını ümit ediyorum. Andolsun Allah'a, beni öldürdüğünüz takdirde, Allah sizin aranıza ihtilaf ve kan dökmeyi salacak, sizi elemli bir azaba duçar edene kadar bırakmayacaktır."[9]

Sonra Şimr b. Zilcevşen bir grup piyade savaşçıyla birlikte İmam Hüseyin'e (a.s) yöneldi. Aralarında Sinan b. Enes en-Nehaî, Havli b. Yezid el-Esbahî, Salih b. Vehb el-Yeznî, Gaş'am b. Amr el-Cu'fî ve Abdurrahman el-Cu'fî de vardı. Şimr b. Zilcevşen onları İmam Hüseyin'e (a.s) saldırmak için tahrik ediyordu. Sonunda İmam Hüseyin'in (a.s) etrafını sardılar.

Bu sırada İmam Hüseyin'in (a.s) ehlibeytinden bir çocuk ona doğru gelmek istedi.[10] İmam Hüseyin (a.s) bacısı olan Ali'nin (a.s) kızı Zeynep'e, "Onu tut!" dedi. Zeynep, onu tutmaya çalıştı; ancak o şiddetle geri dönmekten sakındı ve koşarak İmam Hüseyin'in (a.s) yanına geldi.

Bu esnada Behr b. Kâ'b kılıcını İmam Hüseyin'e (a.s) savurdu. O çocuk şöyle dedi: "Yazıklar olsun sana ey haramzade! Amcamı mı öldürmek istiyorsun?" Bunun üzerine Behr b. Kâ'b, kılıcıyla ona bir darbe indirdi ve o inmekte olan kılıca kolunu siper etti. Çocuğun kolu kesilmiş, deriden sallanıyordu ve "Vay anam!" diye bağırıyordu.

İmam Hüseyin (a.s) onu kucaklayıp bağrına bastı ve şöyle buyurdu: "Ey kardeşimin oğlu! Bu musibete dayan ve Allah'tan hayır dile. Çünkü Allah seni salih babalarına; Resulullah'a, Ali b. Ebu Talip'e, Hamza'ya ve Hasan b. Ali'ye[11] (Allah'ın selâmı üzerlerine) kavuşturacaktır."

"Allah'ım! Gökyüzünün yağmurunu onlardan alıkoy! Onları yeryüzünün bereketinden mahrum kıl! Allah'ım! Onlara belirli bir süre yaşama hakkı vermişsen de, aralarına tefrika ve ayrılık sal, onları çeşitli çıkmaz yollara yönelt! Yöneticilerini onlardan razı kılma! Çünkü onlar bizi yardım vaadiyle davet etmelerine rağmen bize zulmü reva gördüler ve bizi öldürdüler."[12]

İmam Hüseyin (a.s) uzun bir süre böyle bekledi. Bu müddet içerisinde insanlar isteselerdi, onu öldürebilirlerdi. Ancak herkes onu öldürmekten kaçınıyordu ve bu işi bir başkasına bırakıyordu; her grup diğer grubun bu işi bitirmesini istiyordu.

Sonunda Şimr askerlere bağırarak "Yazıklar olsun size! Neden bu adama bakıyorsunuz? (Ne bekliyorsunuz?) Onu öldürün! Analarınız yasınızda ağlasın!" Daha sonra ordu her taraftan hücuma geçti.

İMAM HÜSEYİ'İN (A.S) ŞAHADET ANI

Ardından Zur'a b. Şerik et-Temimî, bir darbe İmam Hüseyin'in (a.s) sol koluna,[13] bir diğer darbe de omzuna indirdi. Bunun üzerine İmam Hüseyin (a.s) mübarek yüzünün üstüne kalkıp düşmeye başladı. Bu durumda iken Sinan b. Enes en-Nehaî tekrar saldırdı ve mızrağını ona sapladı, böylece İmam Hüseyin (a.s) yere düştü. Daha sonra Sinan b. Enes, başkaları İmam Hüseyin'in (a.s) başını ele geçirmesin diye hiç kimseyi ona yaklaştırmıyor, yaklaşanlara da saldırıyordu. Sonunda atından inip İmam Hüseyin'in (a.s) yanına geldi ve mübarek başını kesti. Sonra da başını bedeninden ayırarak Havli b. Yezid el-Esbahî'ye verdi.

Sonra, İmam Hüseyin'in (a.s) üzerindekileri yağmalamaya başladılar. Kays b. Eş'as İmam Hüseyin'in (a.s) kadife giysisini aldı.[14] İshak b. Hayve el-Hadramî gömleğini aldı.[15] Benî Nehşel kabilesinden bir adam kılıcını aldı. el-Avdî siyah ayakkabısını aldı. Behr b. Kâ'b da şalvarını alarak[16] İmam Hüseyin'i (a.s) çıplak bıraktı. Allah'ın laneti onların üzerine olsun![17]

İMAM HÜSEYİ'İN (A.S) BEDENİNİN ATLARLA ÇİĞNENMESİ

Daha sonra Ömer b. Sa'd, ayağa kalkarak adamlarına şöyle seslendi: "Hüseyin'in cesedini atıyla çiğneyecek gönüllü kimse var mı?" İshak b. Hayve el-Hadremî ile Ehbeş b. Mersed el-Hadramî'nin de içlerinde bulunduğu on gönüllü öne çıktı. Bunlar İmam Hüseyin'in (a.s) bedenini atlarına çiğnettiler. Böylece bütün kemikleri kırılıp sırtı ezildi.

Sonra Ömer b. Sa'd kendi ölülerine namaz kıldı ve onları defnetti.

Aynı gün (Aşura günü) İmam Hüseyin'in (a.s) başını, Havli b. Yezid ile Ubeydullah b. Ziyad'a gönderdi. Havli, Kûfe'ye girer girmez hükümet konağına gittiğinde, sarayın kapısının kapalı olduğunu gördü. Bu yüzden kendi evine gitti ve İmam Hüseyin'in (a.s) başını evindeki büyük bir leğenin altına koydu. Sabah olunca da başı alıp İbn-i Ziyad'a götürdü.

ABNA.İR

--------------------------------------------------------------------------------
 
[1]- age. c.5, s.451 Şeyh Müfid, İrşad, s.241

 
[2]- age. c.5, s.408

 
[3]- age. c.5, s.452

 
[4]- Vesme, bir çeşit kınadır. Sürüldüğünde verdiği renk ise mavi ve yeşile çalan siyahtır.

 
[5]- Taberî, Tarihu'l-Ümemi ve'l-Müluk, c.5, s.452

 
[6]- age. c.5, s.450; Ebu'l-Ferec İsfahanî, Mekatilu't-Talibiyyin, s.79

 
[7]- Şeyh Müfid, İrşad, s.242

 
[8]- Taberî, Tarihu'l-Ümemi ve'l-Müluk (c.5, s.451) bu rivayeti Haccac b. Abdullah b. Ammar el-Barikî'den nakletmiştir. Ama Şeyh Müfid (İrşad, s.241) Humeyd b. Müslim'den nakletmiştir.

 
[9]- Taberî, Tarihu'l-Ümemi ve'l-Müluk, c.5, s.452

 
[10]- Şeyh Müfid, İrşad, s.241

 
[11]- Taberî, Tarihu'l-Ümemi ve'l-Müluk, c.5, s.450

 
[12]- age. c.5, s.451 Şeyh Müfid, İrşad, s.251

 
[13]- Şeyh Müfid, (İrşad, s.242) sol omuzu diye nakletmiştir.

 
[14]- Taberî, Tarihu'l-Ümemi ve'l-Müluk, c.5, s.453

 
[15]- age. c.5, s.455

 
[16]- age. c.5, s.452

 
[17]- age. c.5, s.451


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır