Ehlibeyt İmamlarından Nakledilen Tedavi Yolları

  • News Code : 503645
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Muteber kaynaklardan nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hastalarınızı sadaka ile deva edin. Sadaka kesin olan belaları defeder ve kötü ölümleri sahibinden uzaklaştırır.” Başka bir rivayette nakledildiğine göre, bir adam İmam Musa Kazım’a (a.s) şöyle arz etti; “Ailemden on kişi ile birlikte hepimiz hastayız.” İmam: “Onları sadaka ile iyileştirin. Hiçbir şey sadakadan daha fazla ve daha çabuk fayda sağlamaz.” Hadislerde birçok defa şöyle vurgulanmıştır: “Biz (Ehlibeyt) ateşi, vücuda soğuk su dökmek ve elma yemekten başka bir şekilde tedavi etmiyoruz.”

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Muteber kaynaklarda İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Bir adam hastalanmıştı ve Hz. Emir-ul Muminin (a.s) ona şöyle buyurdu: “Hanımına vermiş olduğun mihriyeden sana bir dirhemini bağışlamasını iste ve onunla bal satın al. Sonra yağmur suyuyla birlikte ye.” O şahıs bunu yaptı ve şifa buldu. İmamdan bunun sebebini sordu, Hazret şöyle buyurdu: “Hak Teala buyuruyor: “Eğer kadınlar kendi mihriyelerinden gönül rahatlığıyla bir şey bağışlarlarsa, afiyet ve hayırlı son ile yiyiniz.” Ve bal konusunda buyuruyor: “Onda insanlar için şifa vardır.” Yağmur suyu konusunda buyuruyor: “Gökyüzünden mübarek su gönderdik. Sonuçta burada afiyetl, hayırlı son, bereket ve şifa hepsi toplanmıştır.”

Başka bir hadiste nakledildiğine göre, yaşlı bir adam İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzuruna gelerek: “Bir rahatsızlığım var ve o rahatsızlık için tabip şarabı önerdiler, içeyim mi?” diye arz etti. İmam: “Neden suyu kendine deva etmiyorsun ki? Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Her şey onunla canlıdır .” Adam: “Benimle uyuşmuyor” dedi. İmam: “Niye bal yemiyorsun? Bal, insanların şifasına dönmüştür.” Adam: “Elime geçmiyor” dedi. İmam: “Niye süt içmiyorsun? , vücudun et ve kemiği süt ile gelişir.” Adam: “Tabiatımla uyuşmuyor” dedi. İmam: “Sana şarap içmen için izin vermemi istiyorsun. Vallahi hiçbir zaman vermeyeceğim” diye buyurdu.

Muteber bir hadiste İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Hz. Musa b. Ümran şöyle münacat etti: “Allah’ım derdi (ağrıyı) kim veriyor?” “Ben” diye hitap edildi. “Deva kimdendir? Diye sordu. “Benden” diye hitap edildi. “Öyleyse insanlar bu hekimleri ne yapıyorlar?” diye sordu. “İnsanların kalbini hoşnut ediyorlar” diye hitap ulaştı.”

Sahih bir hadiste nakledildiğine göre, bir şahıs İmam Musa Kazım’a (a.s): “Ben Nasrani (Hıristiyan) bir doktora ihtiyaç duyuyorum ve tedavi için onun yanına gidiyorum. Ona selam veriyor ve dua ediyorum” diye sordu. İmam: “Bir korku yoktur (sakıncası yoktur). Senin selam ve duan ona bir fayda sağlamaz” diye buyurdu.

Başka bir hadiste İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) “Yahudi ve Hıristiyan tabiplerin tedavilerine göre hareket edilebilir mi?” diye sordular. İmam: “Bir sakıncası yoktur ve şifa Allah’ın elindedir” diye buyurdu.

İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle sordular: “Bir şahıs ilaç kullanıyor ve bu ilaç bazen onu öldürüyor ve bazen de şifa buluyor. Ama genellikle şifa buluyor.” İmam: “Hak Teala ilacı göndermiştir ve şifa göndermektedir. Onun için devasını yaratmadığı hiçbir derdi yaratmamıştır. Kullan ve Allah’ın adını söyle içtiğinde.”

İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Peygamberlerden bir peygamber hasta oldu. Sonra “Bana derdi veren şifa verene kadar tedavi olmayacağım” dedi. Hak Teala ona şöyle vahiy gönderdi: “Tedavi olmadıkça ben şifa vermeyeceğim.”

Ateşli Hastalıkların Tedavisi

Hadislerde birçok defa şöyle vurgulanmıştır: “Biz ateşi, vücuda soğuk su dökmek ve elma yemekten başka bir şekilde tedavi etmiyoruz.”

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ateş cehennem kokusundandır. Onun hararetini soğuk su ile dindiriniz.”

Başka bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ateş için hiçbir şey dua ve soğuk sudan daha faydalı değildir.”

Mufezzel’den nakledildiğine göre yaz günlerinde İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzuruna gitti ve İmam’ın ateşi vardı. Sonra yeşil elma dolu olan bir tabağı bıraktığını gördü. Ardından şöyle anlatıyor: “Halk yeşil elmayı ateş için iyi görmüyorlar” diye arz ettim. İmam: “bu ateşi düşürür ve harareti dindirir” diye buyurdu.

Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: “On dirhem büyüklüğündeki şekeri soğuk su ile açken yemek ateşin düşmesi için faydalıdır.”

Hz. Emir-ul Muminin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ateşin sıcaklığını menekşe ve soğuk su ile kırın. Yazın ateşi olanın bedenine soğuk su dökün.” Ve şöyle buyurdu: “Biz Ehli Beyti anmak, ateşe, bütün ağrılara ve şeytanın vesveselerine şifadır.” Sonra şöyle buyurdu: “Yağmur suyu için ki, bedenlerinizi temizler ve ağrıları yok eder.”

Muteber bir hadiste İmam Cafer Sadık (a.s) bir adamdan “Hastalarınızı nasıl, ne ile tedavi ediyorsunuz?” diye sordular. Adam: “Bu acı ilaçlarla” dedi. İmam: “Sizlerden biri ne zaman hastalanırsa, beyaz şekeri ezin ve ona soğuk su dökün ve ona yedirin. Acı şeylerle şifa veren Allah tatlı şeylerle de şifa vermeğe kadirdir” diye buyurdu.

Başka bir hadiste “Kebap yemek ateşi defeder” diye buyurmuştur.

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ateşin çaresi üç şeyde bulunmaktadır: İstifrağ etmek, terlemek ve ishal.”

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu Şialar için veremden koruyucu bir tevizdir (muskadır):

یااَللهُ یارَبِّ الاَربابِ وَیا سَیِّدَ السّاداتِ یا اِلهَ الا لَهۀِ وَیا مَلِکَ المُلُوکِ وَیا جَبّارَ السَّمواتِ وَالاَرضِ اِشفِنی وَعافِنی مِن دائی هذا فَاِنّی عَبدُکَ وَابنُ عَبدِکَ انقَلَبَ فی قَبضَتِکَ وَناصِیَتی بِیَدِکَ.

 “Ya Allahu, Ya Rebbel erbabi ve ya seyyides sadati, ya ilahetel aliheti ve ya melikel muluki ve ya cebbares semavati vel erzi, işfini ve afini min dai haza feinni ebduke vebnu ebdike, ingelebe fi gebzetike ve nasiyeti biyedike.” Üç defa bu duayı okumalısın ki, Allah-u Teala kendi hul-ü kuvvesi ile şifa versin.”

Muteber bir rivayette belirtildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.a) şiddetli ateşli bir rahatsızlığa yakalanmıştı. Cebrail (a.s) gelerek bu muskayı Allah Resulü’ne okudu ve o anda ateşi düştü:

بِسمِ اللهِ اَرقیکَ بِسمِ اللهِ اَشفیکَ بِسمِ اللهِ مِن کُلّ داءٍ یُغنیکَ بِسمِ اللهِ وَاللهُ شافیک بِسمِ اللهِ خُذَها فَتَهنِئُکَ بِسمِ اللهِ الرَّحمنِ الرَّحَیمِ فَلا اَقسِمُ بِمَواقِعِ النَّجُوُمِ لتَبرَآنِ بِاِذنِ اللهِ.

“Bismillahi ergike, Bismillahi eşfike, Bismillah imin kulli dain yuğnike, Bismillahi vellahu şafike, Bismillahi huzeha fetehniuke, Bismillahirrehmanirrehim fela ugsimu bi mevagi’in nucumi litebreani bi iznillah.”

Birkaç muteber hadiste şöyle nakledilmiştir: “Hiçbir hasta ve ağrı sahibi yoktur ki, yetmiş defa Hamd suresini okusun ve ağrısı dinmesin.

Başka bir rivayette şöyle nakledilmiştir: Bir adam İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzuruna gelerek “Bir aydır ateşim düşmüyor. Doktorlar ne söyledilerse yaptım, ama düzelmedi” diye arz etti. İmam şöyle buyurdu: “Gömleğinin düğmelerini (veya bağını) aç, başını gömleğin yakasından içeri sok, ezan ve ikame oku ve sonra yedi defa Hamd suresini oku.” O şahıs şöyle diyor: “Ben böyle yaptım ve sanki bir bağdan kurtuldum.”

Başka bir hadiste nakledildiğine göre İmam Cafer Sadık’ın (a.s) çocuklarından biri hastalanmıştı. İmam şöyle buyurdu: “On defa “Ya Allah” söyle. Hiçbir mümin yoktur ki, bunu söylesin ve Hak Teala: “Lebbeyk, dileğini söyle” diye buyurmasın.

Yine Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Her kimin bir rahatsızlığı olursa, yedi defa Hamd (Fatiha) suresini okusun. Eğer düzelmezse, yetmiş defa okusun. O rahatsızlığın ortadan kalkacağına ben kefil olurum.”

Sahih bir hadiste İmamdan şöyle nakledilmiştir: “Hastanın yanına gittiğinde yedi defa şunu oku:

اُعیذُکَ بِاللهِ العَظیمِ رَبِّ العَرشِ العَظیمِ مِن شَرِّ کُلِّ عِرقٍ نعار وَمِن شَرِّ حَرِّ النّارِ.

“Uizuke billahil e’zim, rebbil e’rşil e’zimi min kulli şerri kulli ırgın neari ve min şerri herrin nari.”

Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Hamd suresini, Gulhuvallah (İhlâs) suresini, İnna Enzelna (Kadir) suresini ve Ayet-el Kursiyi oku ve sonra şahadet parmağınla hastanın bedenine şöyle yaz:

اَلّلهُمَّ ارحَم جِلدَهُ الرَّقیقُ وَعَظمَهُ الدَّقیقُ مِن سُورَۀِ الحَریقِ یا اُمَّ مُلدَمٍ اِن کُنتِ آمَنتِ بِاللهِ وَالیَومِ الاخَرِ فَلا تُأکُلی اللَحمَ وَلا تَشرَبِی الدَّمَ وَلا تَهلِکی الجِسمَ وَلا تُصَدِّعی الرَّاسَ وَانتَقِلی عَن فُلانِ بن فُلانَۀ                           

“Allahumme ırhem cildehur regigu min suretil herigi, ya umme muldemin in kunti amenti billahi vel yevmil aheri fela tu-kulil lehme ve la teşrebid deme ve la tuhlikil cisme ve la tuseddi’ir re-se ventegili en fulan ibni fulanete.” Sonra hastanın ve annesinin ismini yazarak şöyle devam et:

اِلی مَن یَجعَلُ مَعَ اللهِ اِلهاًآخَرَ لا اِلهَ اِلاّ اللهُ تَعالی اللهُ عَما یُشرِکُونَ عُلُوّاً کَبیراً.

“İla men yec’elu me’ellahi ilahen ahere la ilahe illallahu tealallau e’ma yuşrikune uluvven kebiren.”

Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Hasta başını yakasının içine sokarak ezan ve ikame okusun. Sonra Hamd (Fatiha), Felak, Nas ve üç defa Gul huvellah (İhlâs suresi) okuyarak şöyle söylesin:

اُعیذُ نَفسی بِعِزَّۀِ اللهِ وَقُدرَۀِ اللهِ وَعَظَمَۀ اللهِ وَسُلطانِ اللهِ وَبِجَمالِ اللهِ وَبِجَمَع اللهِ وَبِرَسُولِ اللهِ وَبِعَترَتِهِ صَلَّی اللهُ عَلَیهِ وَعَلَیهِم وَبِوُلاۀِ اَمرِ اللهِ مِن شَرِّما اَخافُ اللهَ وَاَحذَرُ وَاَشهَدُ اَنَّ اللهَ عَلی کُلِّ شَیئیٍء قَدیرٌ وَلا حَولَ وَلا قُوَّۀَ اِلاّ بِاللهِ العَلِیِّ العَظیمِ وَصَلّی اللهُ عَلی مُحَمَّدٍ وَآلِهِ اَلّلهُمَّ اشفِنی بِشَفائِکَ وَداوِنی بِدَوائِکَ وَعافِنی مِن بَلائِکَ.

 “Uizu nefsi bi izzetillahi ve gudretillahi ve ezemetillahi ve sultanillahi ve bi cemalillahi ve bi ceme’illahi ve bi resulillahi ve bi etretihi sallallahu e’leyhi ve e’leyhim ve bi vulati emrillahi min şerri ma ehafullahe ve ehzeru ve eşhedu ennellahe e’la kulli şey-in gedir ve la hevle ve la guvvete illa billahil eliyyil ezim ve sellahu e’la muhammedin ve alihi. Allahummeşfini bi şefaike ve davini bi devaike ve afini min belaike.”

Yine nakledildiğine göre  bir adam ateşli hastalığın çok fazla uzamasından dolayı İmam’a şikâyette bulundu. İmam: “Ayet-el Kursiyi bir tabağa yaz ve su ile karıştırarak iç” diye buyurdu.

Bazı muteber kitaplarda nakledildiğine göre, ateş için bu muskayı yazarak sağ koluna bağlamalıdır. Hamd suresini sonuna kadar yazsınlar ve ondan sonra şöyle yazsınlar:

بِسمِ اللهِ وَبِاللهِ اَعُوذُ بِکَلِماتِ اللهِ التّامّاتِ کُلِّها التَّی لایُجاوِزُ هُنَّ بِرٌ وَلافاجِرٌ مِن شَرِّ ما خَلَقَ وَذَرَأَ وَبَرَأَ وَمِن شَرِّ الهامَّۀِ وَالسَّامَۀِ وَالعامَۀِ وَاللامَۀِ وَمِن شَرِّ طَوارِقِ اللّیلِ وَالنَّهارِ وَمِن شَرِّ فَسّاقِ العَرَبِ وَالعَجَمِ وَمِن شَرِّ فَسَقَۀِ الجِنِّ وَالاِنسِ وَمِن شَرِّ الشَّیطانِ وَشَرَکِهِ وَمِن شَرِّ کُلِّ ذی شَرِّ وَمِن شَرِّ کُلِّ دابَۀٍ هُوَ آخِذٌ بِناصِیَتها اِنَّ رَبّی عَلی صِراطٍ مُستَقیم رَبَّنا عَلَیکَ تَوَکَّلنا وَاِلَیکَ اَنَبنا وَاَلیکَ المَصیرُ یانارُ کُونی بَرداً وَسَلاماً عَلی اِبراهِیمَ وَاَرادُوا بِهِ کَیداً فَجَعَلنا هُمُ الاَخسَرینَ بَرداً وَسَلاماً عَلی فُلانِ ابنِ فُلانَۀَ.

 “Bismillahi ve billahi euzu bi kelimatillahit tammati kulliha elleti la yucavizu hunne birun ve la facirun min şerri ma helege ve zeree ve beree ve min şerril hammeti ves sa-meti vel ameti vel lameti ve min şerri tevarigil leyli vennehari ve min şerri fussagil e’rebi vel e’cemi ve min şerri fesegetil cinni vel insi ve min şerriş şeytani ve şerekihi ve min şerri kulli zi şerri ve min şerri kulli dabetin huve ahizun binasyetiha inne rebbi e’la sıratin mustegimin rebbena e’leyke tevekkelna ve ileyke enebna ve eleykel mesiru ya naru kuni berden ve selamen e’la ibrahime ve eradu bihi keyden fece’elnahumul ehserine berden ve selamen e’la fulan ibni fulanete.”

Duanın ortasına geldiğinde “filan b. Filan” yerine hastanın ve annesinin ismi yazılmalı ve ardından şöyle devam edilmelidir:

رَبَّنا لا تُؤاخِذنا اِن نَسِینا اَو اَخطَانا رَبَّنا وَلا تَحمِل عَلَینا اِصراً کَما حَمَلتَهُ عَلَی الَّذینَ مِن قَبلِنا رَبَّنا وَلا تُحَمِّلنا مالا طاقَۀَ لَنا بِهِ وَاعفُ عَنّا وَاغفِرلَنا وَارحَمنا اَنتَ مَولانا فَانصُرنا عَلَی القَومِ الکافِرینَ حَسبِیَ اللهُ لا اِله اِلاّ هُوَ فَاتَّخِذهُ وَکیلاً وَتَوَکَّل عَلَی الحَیِّ الَّذی لایَمُوتَ وَسَبِّح بِحَمدِهِ وَکَفی بِهِ بِذُنُوبِ عِبادِهِ خَبیراً بَصیراً لا الهَ اِلاّ اللهُ وَحدَهُ لا شَریکَ لَهُ صَدَقَ وَعدَهُ وَنَصَرَ عَبدَهُ وَهَزَمَ الاَحزابَ وَحدَهُ ماشاءَ اللهُ لا قُوَّۀَ اِلاّ بِاللهِ  کَتَبَ اللهُ لَاَ غلِبَنَّ اَنَآ وَرُسُلی اِنِّ اللهَ قَوِیٌ عَزیزُ اِنَّ حِزبَ اللهِ هُمُ الغالِبُونَ وَمَن یَعتَصِم بِاللهِ فَقَد هُدِیَ اِلی صِراطٍ مُستَقیمٍ وَصَلَّی اللهُ عَلی مُحَمَّدٍ وَآلِهِ الطّاهِرینَ.

“Rebbena la tuahizna in nesiyna ev ehtana, rebbena ve tehmil e’leyna isren kema hemeltehu e’lel lezine min geblina rebbena, rebbena ve la tuhemmilna ma la tagete lena bihi ve’fu e’nna veğfir lena verhemna ente mevlana e’lel gevmil kâfirine hesbiyellahu la ilahe illa huve, fettehizhu vekilen ve tevekkel e’lelheyyillezi la yemute ve sebbih bihemdihi ve kefa bihi bizunubi ibadihi hebiren besiren, la ilahe illallahu vehdehu la şerike lehu sedege ve’dehu ve nesere ebdehu ve hezemel ehzabe vehdehu maşaallahu la guvvete illa billahi ketebe allahu leeğlibenne ene ve rusuli innellahe geviyyun e’zizu inne hizbellahi humul ğalibune ve men ye’tesim billahi feged hudiye ila sıratin mustegimin ve sellellahu e’la muhemmedin ve alihit tahirin.”

Hasan olan bir hadiste belirtildiğine göre, İmam Cafer Sadık’ın (a.s) bazı çocukları hastalanmıştı. İmam: “Şu duayı okuyun” diye buyurdu:

اَلّلهُمَّ اشفِنی بِشَفائِکَ وَداوِنی بِدَوائِکَ وَعافِنی مِن بَلائِکَ فَانِّی عَبدُکَ وَابنُ عَبدِکَ.

“Allahummeşfini bi şefaetike ve davini bi devaike ve afini min belaike feinni ebduke vebnu ebdike.”

Nakledildiğine göre re’b ateşlenmesi (dört günde bir sıtma geçirmek) için şu dua yazılmalı ve hastanın üzerine asılmalıdır.

یا نارُ کُونی بَرداً وَسَلاماً عَلی اِبراهیمَ.

“Ya naru kuni berden ve selamen e’la ibrahime.”

Başka bir rivayette “Bu duayı sağ kolununa  bağlamalıdır” diye nakledilmiştir:

بِسمِ اللهِ الرَّحمنَ الرَّحیمِ وَلَوُ اَنَّ قُراناً سُیِّرَت بِهِ الجِبالُ اَو قُطِّعَتُ بِهِ اَلارضُ اَو کُلِّمَ بِهِ المَوتی بِل لِلّهِ الاَمرُ جَمیعاً یا شافی یا کافی یا مُعافی وَبِالحَقِّ اَنزَلناهُ وَبِالحَقِّ نَزَلَ بِاسمِ فُلانِ بنِ فُلانٍ.

“Bismillahirrahmanirrahim. Ve lev enne gur-anen suyyiret bihil cibalu ev guttietu bihil erzu ev kullime bihil mevta, bel lillahil emru cemien ya şafi ya kâfi ya muafi ve bil heggi enzelnahu ve bilheggi nezele bismi fulan ibni fulanin.”

Sonra “Onun ve babasının adını yazdıktan sonra şunu yazmalıdır” diye nakledilmiştir:

بِسمِ اللهِ وَبِاللهِ وَعَنِ اللهِ وَالَی اللهِ وَلا غالِبَ اِلا اللهُ.

“Bismillahi ve billahi ve e’nillahi ve ilallahi ve la ğalibe illallahu.”

Daha sonra “Ateş ve titreme için şu ayeti yazarak hastanın koluna bağlasınlar” diye nakledilmiştir:

بِسمِ اللهِ مَرَجَ البَحرَینِ یَلتَقِیانِ بَینَهُما بَرزَخٌ لایَبغِیانِ وَجَعَلَ بَینَهُما بَرزَخاً وَحِجراً مَحجُوراً یانارُ کُونی بَرداً وَسَلاماً عَلی اِبراهیمَ اَلا اِنَّ حِزبَ اللهِ هُمُ الغالِبُونَ وَلَقَد سَبَقَت کَلِمَتُنا لِعِبادِنَا المُرسَلینَ اِنَّهم لَهُم المَنصُورُونَ وَاِنَّ جُندَنا لَهُمُ الغالِبُونَ.                              

“Bismillahi merecel behreyni yeltegiyani beynehuma berzehun la yebğiyani ve ce’ele beynehuma berzehen ve hicren mehcuren, ya naru li ibadinal murseline, innehum lehumul mensurune ve inne cundena lehumul ğalibune.”

Hastalık ile ilgili Başka Dualar

Muteber olan bir hadiste İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Hangi ağrın olursa olsun, elini ağrıyan kısma koyarak üç defa şunu oku:

الله الله الله رَبّی حَقاً لا اُشرِکُ بِهِ شَیئاً اَلّلهُمَّ اَنتَ لَهاوَ     لکُلِّ عَظیمَۀٍ فَفَرّجها عَنّی

 “Allahu Allahu Allahu rebbi heggen la uşriku bihi şey-en. Allahumme ente leha ve likulli ezimetin feferricha e’nni.”

Başka muteber bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Bismillah söyle ağrıyan bölgeye elini sür ve sonra yedi defa şunu söyle:

اَعُوذُ بِعِزَّۀِ اللهِ وَاَعُوذُ بِقُدرَۀِ اللهِ وَاَعُوذُ بِجَلالَ اللهِ وَاَعُوذُ بِعَظَمَۀِ اللهِ وَاَعُوذُ بِجَمع اللهِ وَاَعُوذُ بِرَسُولِ اللهِ وَاَعُوذ بِعِزّۀِ اللهِ مِن شَرِّ ما اَحذَرُ وَمِن شَرِّما اَخافُ عَلی نَفسی.

 “Euzu bi izzetillahi ve euzu bi gudretillahi ve euzu bi celalillahi ve euzu bi e’zemetillahi ve euzu bi cem’illahi ve euzu bi resulillahi ve euzu bi izzetillahi min şerri ma ehzeru ve min şerri ma ehafu e’la nefsi.”

Başka bir rivayette şöyle buyurmuştur: “Elini ağrıyan kısma koyarak şunu oku:

بِسمِ اللهِ وَبِالله وَمُحَمَّدٌ رَسوُلٌ اللهِ صَلَّی اللهُ عَلَیهِ وَآلِِهِ وَلا حَولَ وَلا قُوَّۀَ اِلاّ بِاللهِ اَلّلهُمَّ امسَح عَنّی مااَجِدُ.

“Bismillahi ve billahi ve Muhammedun resulullahi sallallahu e’leyhi ve alihi ve la hevle ve la guvvete illa billâh. Allahummemseh e’nni ma ecidu.” Ve sonra üç defa elini o kısma sür.”

Yine Başka bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ağrıyan kısıma bir başkası elini koysun, yedi defa ve en az üç defa şöyle söylesin:

اَیُّهَا الوَجَعُ اسکُن بِسَکینََۀِ اللهِ وَقِر بوِقارِ اللهِ وَاحجز بِحاجزِ اللهِ وَاهدَأَ بِهَدأ اللهِ أعیذُکَ أَیَّها الإنسانُ بِما اَعاذَ الله بِهِ عَرشَهُ وَمَلائِکَتَهُ یَومِ الرَّجفَۀِ وَالزَّلازل.

“Eyyühel vece’uskun bi sekinetillahi ve gir bi vigarillahi vehcuz bi hacizillahi vehdee bi hedeellahi eizuke eyyühel insanu bima eazellahi bihi erşehu ve melaiketehu yevmer recfeti vezzelazili.”

Muteber olan Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Her rahatsızlık için bu duayı okuyun:

یامُنزِلَ الشِّفاءَ وَمُذهِبُ الدّاءَ اَنزِل عَلَی مابِی مِن داءٍ شِفاءٌ.

"Ya munzileş şifae ve muzhibud dae enzil ela ma biy min dain şifaun.”

Hz. Emir-ul Muminin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkimin vücudunda bir rahatsızlık (ağrı) oluşursa, bu duayı okusun ki, hiçbir rahatsızlık ve ağrı ona ulaşmasın:

اَعُوذُ بِعِِزَّۀ اللهِ وَقُدرَتِهِ عَلَی الاَشیاءِ اُعیذُ نَفسی بِجَبّارِ الَّسماءِ اُعیذُ نَفسی بِمَن لایِضُرُّ مَعَ اِسمِهِ دَاءٌ اُعیذُ نَفسی بِالَّذی اِسمُهُ بَرَکَۀٌ وَشِفاءٌ

 “Euzu bi izzetillahi ve gudretihi e’lal eşyai uizu nefsi bi cebbaris semai uizu nefsi bi men la yezurru me’e ismihi daun uizu nefsi billezi ismuhu bereketun ve şifaun.” 

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkimin bir ağrısı olursa, elini o kısıma koyarak ihlâsla şöyle söylesin:

وَنُنَزّلُ مِنَ القُرآنِ ماهُوَ شِفاءٌ وَرَحمَۀٌ لِلمُؤمِنینَ وَلایَزیدُ الظّالِمینَ اِلاّ خََساراً.

“Ve nunezzilu minel gur’ani ma huve şifaun ve rehmetun lilmuminine ve la yeziduz zalimine illa hesara.” Her ne sebepten (hastalıktan) olursa olsun, elbette afiyet bulur.”

Başka bir hadisinde: “Herkim ki, Hamd suresi ve Gulhuvallah suresi şifa vermezse, hiçbir şey ona şifa vermez.

İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Bir kimse ne zaman kendisinde bir rahatsızlık hissederse, söyle söylesin:

بِسمِ اللهِ وَبِاللهِ وَصَلِّی اللهُ عَلی رَسُولِ اللهِ وَاَهلِ بَیتِهِ وَاَعُوذُ بِعِزَّۀِ الله وَقُدرَتِهِ عَلی ما یَشاءُ مِن شَرِّ ما أَجِد.

“Bismillahi ve billahi ve sellellahu e’la resulillahi ve ehli beytihi ve euzu bi izzetillahi ve gudretihi e’la ma yeşau min şerri ma ecid.”  

Başka bir hadiste nakledildiğine göre, bir adam İmam’ın huzuruna gelerek fazla hastalık ve perişanlıktan şikâyette bulundu. İmam: “Bu duayı oku” diye buyurdu:

لا حَولَ وَلا قُوَّۀَ اِلاّ بِاللهِ العَّلِیّ العَظیم تَوَکَّلتُ عَلَیِ الحَیِّ الَّذی لا یَمُوتُ وَاَلحَمدُلِلّهِ الَّذی لَم یَتَّخِذ وَلَداً وَلَم یَکُن لَهُ شریکٌ فی المُلکِ وَلَم یَکُن لَهُ وَلِیٌ مِنَ الذُّلِ وَکَبِّرِهُ تَکبیراً.

“La hevle ve la guvvete illa billahil e’liyyil e’zim. Tevekkeltu e’lel heyyillezi la yemutu velhemdulillahillezi lem yettehiz veleden ve lem yekûn lehu şerikun fil mulki ve lem yekûn lehu minezzulli ve kebbirhu tekbira.”

Allame Meclisi, Hilyetü'l Muttakin

ABNA24.COM


Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib