• Nekir ve Münker

    Nekir ve münker veya beşir ve mubaşşir (Arapça: نَکیر و مُنْکَر او بَشیر و مُبَّشِّر) ölünün kabre konulduğu ilk gece ölünün kabrine gelerek inanç ve amellerini sorgulan iki meleğin adıdır. Ölen kişi kâfirse, bu melekler korkunç bir görüntü ile ona görülür ve adları nekir ve münker olarak anılır ve ölen kişi müminse, bu melekler güzel bir çehre ile ölüye görünürler ve onlara beşir ve mubaşşir denir.

    Daha Fazla ...
  • Kabirde İlk Gece

    Leyletu’l-Defn veya kabirde ilk gece (Arapça: لَیلَةُ الدَّفن), ölünün defnedildiği ilk gecedir. İslam dininde bu gece ve özellikleri hakkında çok bahisler edilmiştir. Hadislere göre, kabirde ilk gece ölünün çeşitli aşamalara tabi tutulduğu çok önemli bir gecedir. İlk olarak Ruman adlı bir melek, amel defterini oluşturmak için kabre gelir, sonra “Nekir ve Münker” veya “Beşir ve Mübaşşir” adlı iki melek kabre gelerek ölünün inanç ve yaptıkları ameller hakkında ölüyü sorguya çekerler. Vahşet namazı gibi bazı ameller, bu gece ölü için yaşanacak zorlukların hafiflemesine neden olur. Kabirde ilk gece müminler için güzel, kâfirler ve günahkâr kişiler için oldukça zorlu ve korkunç geçecektir.

    Daha Fazla ...
  • Allah Ehlinin Teveccühü Hakk’ın Cemalinde ve Visalin Hubbundadır

    Vicdan sahibi herkes bilir ki insan asli yapısı ve fıtratı gereği tam ve mutlak olan kemale âşıktır ve gönlü mutlak güzel ve her açıdan mükemmel olana yöneliktir ve bu, Allah -Tebarek ve Teâlâ’nın- insanoğluna bağışladığı ilahî fıtrat nimetlerinden biridir. Bu mutlak sevgiyle mülk ve melekut âlemi idare edilir ve mutlak kemale aşık olanların vuslat sebebi temin edilir.

    Daha Fazla ...
  • Ben, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim

    Salik olan insan, ilahî sünnetlere riayet ettiğinde, şeriat elbisesine büründüğünde, batınını temizlediğinde, içini nurlandırdığında, ruhunu temizlediğinde ve kalbini münezzeh kıldığında, yavaş yavaş ilahi gaybi nurlardan kalp aynasında bir takım tecelliler hâsıl olur. Bâtıni cezbeler ve yaratışsal fıtri aşk sebebiyle de gayp âlemine meczub olur. Bu aşamaları kat ettikten sonra, gaybi ve batıni yardım sayesinde, Allah’a doğru suluk başlar. Kalp Hakk’ı talep eder ve Hakk’ı arar. Kalp yönü, tabiattan koparak hakikate doğru yola koyulur.

    Daha Fazla ...
  • Ariflerin Manevi ve Ruhani Seyri

    Salik olan insan, ilahî sünnetlere riayet ettiğinde, şeriat elbisesine büründüğünde, batınını temizlediğinde, içini nurlandırdığında, ruhunu temizlediğinde ve kalbini münezzeh kıldığında, yavaş yavaş ilahi gaybi nurlardan kalp aynasında bir takım tecelliler hâsıl olur. Bâtıni cezbeler ve yaratışsal fıtri aşk sebebiyle de gayp âlemine meczub olur.

    Daha Fazla ...
  • İmam Humeyni'den İçtihadi Dersler (4)

    Mevla ve Mutasarrıf Anlamda Veli, Hz. Ali b. Ebu Talip’tir

    Bilmek gerekir ki takva, nefisleri pislik ve kirlilikten arındırmaktadır ve hiç şüphesiz eğer nefis sayfası günah perdelerinden ve pisliklerinden arındırılmış olursa, güzel ameller nefste daha çok etkili olur ve insan amacına daha çabuk ulaşır.

    Daha Fazla ...
  • Allah’ın Veli Kullarından Büyük Arif Ayetullah Saâdetperver’den Öğütler (4)

    Ey benim azizlerim! Geliniz biraz da Allah’a yöneliniz. Böylelikle “Fıtrat Yolu”na dönünüz ve bu pisliklerden kurtulup baştan aşağı güzel ahlaka bürününüz ve sizden iyilikten başka hiçbir şey sadır olmasın. Gelin adımınızı ilim ve ilahi marifetten biraz daha ileri atalım. Gerçek dost ve mahbuba davet edildiğiniz halde niçin toprağa bağlanıp onun esiri oluyorsunuz? Niçin sizin her şeyiniz olan Allah ile oturmaktan ona razı-u niyaz etmekten gaflet ediyorsunuz? Bu işin çok zor bir iş olduğunu veya sadece okumuş anlamış âlimlere ait olduğunu zannetmeyiniz! Allah’a ant olsun öyle değildir. Evet, zorluğu vardır fakat yardım eden bütün her şeyin yaratıcısı, her şeye gücü yeten eşi ve benzeri olmayan Allah olduğundan bütün zorluklar ortadan kalkacaktır.

    Daha Fazla ...
  • Allah’ın Veli Kullarından Büyük Arif Ayetullah Saâdetperver’den Öğütler (3)

    Ey benim azizlerim! Anne ve babanızın karşısında edepli ve saygılı olunuz. Zira onlar sizin varlık bulma ve size nasip olan her saadeti elde etme vesileniz olmuştur. Ey benim azizlerim! Çocuklarınızı küçük yaşlarından itibaren edepli olmaya alıştırın ki büyüdüklerinde her konuda ve hakeza insanlara karşı bulundukları (ilahi) makamlarına göre edepli olmayı bilsinler. Elbette bu işin ilk merhalesi insanın kendisinin edepli olması ve hal ve davranış diliyle çocuklarına edepli olmayı öğretmesidir.

    Daha Fazla ...
  • İslami Olarak

    Öfke ve Kızgınlığımızı Nasıl Kontrol Etmeliyiz

    Şeytanın insanı karanlık delalet çukuruna atabileceği ve insanın vücudundaki iman nurunu söndürebileceği en güçlü saldırılarından birisi insanın yersiz yere öfke ve kızgınlığıdır. Şimdiye kadar yaşam boyunca asabiyet ve öfke kontrolü için çeşitli yollara başvuran insanlar bu konuda daha çok doktorlara başvurmaktadırlar, ama acaba bu konuda İslam dininin öfke kontrolü için tavsiye ve önerileri bulunmakta mıdır? Kur’an-ı Kerim ayetlerinde ve İslami hadis ve rivayetlerde öfke ve siniri kontrol etmek için bir çok yöntem zikredilmiştir. Burada bunlardan bazılarına özet olarak değineceğiz.

    Daha Fazla ...
  • Günahlar neden gözümüzde küçük görülüyor...

    Arifi Billah Hüseyin Kulu Hamedani’den İrfani Düsturlar

    Eğer saadet ve mutluluğu talep edenler, ashabı yeminin vazifesi olan günahı terk etme fiilini gerçekleştirecek olurlarsa onlardan olacaktır. Mukarrebbinin ise onlara ek olarak başka vazifeleri de vardır. Evvela bilinmelidir ki eğer insan düşük ve hakir olduğunu anlar ve daha sonra da Hz. Meliki’l Mülk’ün kudret, azamet ve büyüklüğünün farkına varırsa, elbette şanı yüce sultanın huzurunda günaha doğru adım atmaz ve günah işleme cüretini göstermenin iğrençlik, kötülük ve sefaletin uç noktası olduğunu anlar…

    Daha Fazla ...
  • Ehlibeyt mektebinin öncüleri…

    Arifi Kamil Şeyh Muhammed Bahari’den Ahlak Yolcularına Öğütler

    İnsan önce bir bakmalıdır: ‘Kul mudur, yoksa azat ve özgür müdür? Eğer bende ve kul olduğunu anlarsa, Mevla ve efendisi vardır. Kendi başına değildir. Her ne iş yaparsa velev elini sebepsiz yere hareket ettirmişse bile ondan sual olunacaktır. Dolayısıyla tüm çabası Mevla ve efendisinin rızası için olmalıdır. İsterse başkaları o işinden asla razı olmasınlar. Yaratılma gayesinin asıl amacı, kul ve Mevla arasında muhabbet ve marifet olmadan gerçekleşmez. Birincisi günahlardan sakınmalı ve günahları detaylı bir şekilde öğrenmelidir. Vacip ve farzları terk etmek günahlardandır. Dolayısıyla vacip ve farzlar imkân ölçüsünde öğrenilmeli ve amel edilmelidir. Eğer denilirse ki: ‘Ben bir anda günahları terk edemem, mutlaka onunla karşılaşırım.’ Bunun cevabı şudur ki…

    Daha Fazla ...
  • Allah’ın Veli Kullarından Büyük Arif Ayetullah Saâdetperver’den Öğütler (2)

    Ey benim azizlerim! Dünya gafletlerinden kurtulmak istiyorsanız her zaman ölümü hatırlayınız ve eğer yüce Melekutî makamlara ulaşmak istiyorsanız Allah’ı hiçbir zaman unutmayınız. Ya Allah’ın sizin amellerinizi gördüğünü veya sizin Allah’ı gördüğünüz gibi amel ediniz. Ey benim azizlerim! İnsanın bulunduğu makam ve mevkinin Allah tarafından kendisine verildiğini bilmesi gerekir. Öyleyse Allah’ın razı olmadığı şeyleri yapmayınız. Ey benim azizlerim! Eğer talebe ve öğrenciyseniz dersinizin peşinde olun. Aynı zamanda islami ahlaktan faydalananın. Sadece okuma fikrinde olmayınız öğrendiklerinizi amele dökmeye çalışınız.

    Daha Fazla ...
  • Kulluğa götüren öğütler…

    Allah’ın Veli Kullarından Büyük Arif Ayetullah Saâdetperver’den Öğütler

    Ey benim azizlerim! Yaşamınız Allah’ı tanımak temeli üzerine kurulmalıdır. Gece ve gündüzünüz bu temel üzerinde olmalıdır. Ey benim azizlerim! Huzurlu ve rahat bir şekilde yaşamak istiyorsanız gücünüz yettiği ve istidadınız miktarınca Allah’ı tanıyın ve daha sonra Allah’tan huzur ve rahatlık isteyin. Ey benim azizlerim! Dünya için yersiz yere çırpınmayın, çünkü kendi rızkınızdan başkasına ulaşamazsınız. Ey benim azizlerim! Hevâ ve heves peşinde koşmayın ki her şey size verilsin.

    Daha Fazla ...
  • İmam Humeyni'nin İrfan Üstadı

    Meliki Tebrizi'nin Likaullah Risalesi (1) / İrfan ve Seyri Suluk Yolcuları İçin

    Risale-i Liakullah, küçük bir kitap olmasına rağmen, çok büyük muhtevaya sahiptir. Nefsin terbiye edilmesi, irfan ruhunun tersim edilmesi ve Allah’a giden en kısa yolu göstermesi açısından mükemmeldir. Kitabın en önemli özelliği yazarının bizzat seyri suluk yolunda salik ve üstat olması, vicdan sahibi ve çok değerli bir fakih olmasıdır. Bu kitap, yeni başlayanlar için nefis tezkiyesi ve seyri suluk için son derece faydalı ve hatta en önemli eserlerden birisidir. Nefis tezkiyesi ve suluk-i ilallah için nurani bir ışık ve oldukça aydınlatıcıdır. Bu kitaptaki cümle ve ibaretler, ilim erbapları ve alimlerin ıstılah esasına göre yazılmıştır. Dolayısıyla bazı yerlerinin anlaşılması oldukça zor ve yerine göre işin ehli üstat gerektirmektedir. Kitap, İran İslam Devriminden sonra Hizbullahi ve mümin gençler arasında oldukça büyük bir ilgi görmüş ve gençler arasında elden ele dolaşmıştır...

    Daha Fazla ...
  • Ahlak ve İrfan Yolcuları İçin İmam Cafer Sadık'tan İrfani Düsturlar / Unvani Basri Hadisi

    Unvanı Basri Hadisi, Ehlibeyt (aleyhimu's selam) takipçileri için çok kıymetli ameli düsturları içine alan bir çok salik ve ariflerin üzerinde önemle durduğu değerli bir hazinedir. Maliki Mezhebinin kurucusu İmam Malik'in 94 yaşındaki öğrencisi Unvanı Basri adındaki bir kişinin bir gün gelerek İmam Cafer Sadık'tan öğüt ve nasihat istemesini konu alan bu hadisi şerifi Şia'nın çok değerli alimlerinden Şeyh Bahai kendisi el yazısı ile yazmış ve Allame Meclisi onu Biharu'l Envar kitabında nakletmiştir. İmam Cafer Sadık'ın (a.s) Unvanı Basri ve tüm Allah'a doğru yol kat etmek isteyenlere öğütlerini içeren bu altından daha değerli hadisi şerifi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.

    Daha Fazla ...
  • İmanı Elde Etmenin Yolu

    İman, ilimden apayrı bir hakikattir. Bizlerde marifetler, tevhit hakikatleri, isim ve sıfatlar hususunda var olan bilgiler ilimdir ve kalbimizin onlardan hiçbir haberi yoktur ve bilindiği gibi bu tür şeyler, kalbe ulaşmadığı ve kalp onlara iman etmediği müddetçe de etkisi oldukça azdır. Dolayısıyla insan, iman elde etmeye çalışmalıdır. Eğer Allah korusun değişim yurdu olan ve de melekelerin sıfatların ve kalbi durumların değiştirilme imkanının bulunduğu bu alemden iman etmeden çıkacak olursak, bu bizlere çok büyük zararlar verecektir ve büyük bir hüsrana uğrayacağız. Sonsuz pişmanlıklara maruz kalacağız. Artık o alemde nefsin hiçbir haleti düzeltilemez. Eğer burada iman elde edilememişse, o alemde asla elde edilemez...

    Daha Fazla ...
  • Ahlak dersleri…

    İnsanın Sığınağı

    Eğer günümüz insanının özellikle de bilim dünyasının kendisini boşlukta hissettiğini görüyorsak, İnsanların yüzde doksan dokuzunda sinir bozukluğu olduğu söyleniyorsa bu batı dünyasının sıkıntı anında ve çıkmaza düştüğü zaman kendisine bir sığınak bulamamasından kaynaklanmaktadır. İnsanların sahip oldukları bilim ve kudret işe yaramıyor ve çıkmazdan kurtulamıyorsa o an sorunların altında ezildikleri, kendilerini değersiz ve boş hissettikleri ve yaşamın onlar için yavaş yavaş ölüme dönüştüğü andır. İslam, bu konuda uyarılarda bulunmuş ve çıkmaza düşmemenin tek yolunun muvahhit olmakta olduğunu söylemiştir. İslam'a göre böyle bir çıkmaza düşüldüğü zaman uyanan ilk şeyin insanın fıtratı olduğuna inanılır. Nitekim başta gençler olmak üzere insanlar, sorunlar ve kör düğümlerle dolu olan günümüz dünyasında bir güvence ve sığınağa ihtiyaç duyar. İslam, Kur'an ve ahlak üstatlarının görüşlerine göre bu sığınak Kur'an'dır.

    Daha Fazla ...
  • Günahlardan nasıl kurtulacağız...

    Nefs-i Emmare İle Mücadele Etmenin Yolları

    Bu kalp, Allah’ın evidir. Sizler Allah’ın evinde herkese yol verdiniz. İnsafsızlar! Birazda ev sahibine yer verin. En azından ev sahibini bu evde şerik karar kılın ve ona da yer verin. Ey insanlar! Bugün sizlere gece ve gündüz, uykuda ve uyanıkken, her daim ve her an bizimle olan yoldaş ve arkadaşımız hakkında konuşmak istiyorum. Ey İnsanlar! Her an bizimle olan yoldaş ve arkadaşımız eşimiz, yahut çocuklarımız değildir. Her an bizimle olan yoldaş ve arkadaşımız, ortaklarımız, iş arkadaşlarımız ve ders arkadaşlarımız değildir. O arkadaşımız, gece ve gündüz, uykuda ve uyanıkken bizimle olan kendi nefsimizdir. Onunla o kadar samimileştik ki onunla arkadaşlık etmememiz gerektiğini ve ona hakim olmamız gerektiğini bile unuttuk…

    Daha Fazla ...
  • İmam Zeynelabidin’in Haklar (Hukuk) Risalesi

    Her kim burada açıklanacak olan 50 hakka riayet ederse dünya ve ahretinin kesinlikle garanti altına alınacağını bilmelidir. Sözler Vahiy evi olan Ehlibeyt imamlarından dördüncüsü İmam Hüseyin’in oğlu, İmam Zeynelabidin’e (aleyhi selam) aittir. Bu haklar ezberlenerek mutlaka hayata geçirilmelidir: Allah hakkı, Nefsinin üzerindeki hakkı, Dilinin hakkı, Kulağının hakkı, Gözünün hakkı, Ayaklarının Hakkı, Ellerinin Hakkı, Midenin Hakkı, Cinsel organının hakkı, Namazın Hakkı, Orucun Hakkı, Sadakanın Hakkı, Kurbanın Hakkı, Seni Yönetenin Hakkı, Nikâhla Sahip Olduğunun Hakkı, Annenin Hakkı, Babanın Hakkı, Çocuğunun Hakkı, Kardeşinin Hakkı, Sana İyilikte Bulunanın Üzerindeki Hakkı, Arkadaşının Hakkı, Komşunun Hakkı, Ortağının Hakkı, Mal/Mülkün Hakkı, Alacaklının Hakkı, Büyüğün Hakkı, Küçüğün Hakkı…

    Daha Fazla ...
  • Allame Gazi'nin irfan üstadı Seyyid Ahmet Kerbelai'den ahlaki tavsiyeler

    Hz. Hak Teala'ya Ulaşmak İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz

    Hz. Hak Celle ve A’la talibi bilmelidir ki Allah dışındaki tüm eşya ve varlıklar yokluk ve fena kapsamındadırlar. Dolayısıyla talep edilmeye layık değillerdir. Mümkün, mümkün olduğu sürece ona Hz. Hak Celle ve A’la dışında hiçbir varlığın fayda ve yararı yoktur. O’nun dışındaki her şeyi nasıl tasavvur edersen et, mümkün olduğu için tüm yönlerden Hz. Hak Celle ve A’la’ya muhtaçtır ve O’nun kudret elindedir. Dolayısıyla O’nun dışındaki tüm varlıklar ne yeryüzünde, ne gökyüzünde, ne dünyada ve ne de ahrette akıllı ve mantıklı birisi için talep edilmeye layık değillerdir.

    Daha Fazla ...
  • Ayetullah Nohudeki’den İmam Humeyni’ye Ahlaki Düsturlar

    Ayetullah uzma Musa Şubeyri Zencani şöyle nakletmektedir: “İmam Humeyni ve babam Mukaddes Meşhed kentinde İmam Rıza’yı ziyaret etmek için gittikleri bir seferde, imam Humeyni (r.a), imam Rıza’nın (a.s) hareminin avlusunda saliki ilallah Hacı Hasan Ali Nohudeki (r.a) ile karşılaşır. İmam-ı ümmetin yaşı, o sıralar otuz ila kırk civarı. İmam Humeyni, bunun bir fırsat olduğunu bilerek ona sizinle konuşmak istiyorum der. Bunun üzerine Ayetullah Nohudeki, ben şu anda amellerimle meşgulüm. Siz Ayetullah Hurrü Amuli’nin (r.a) anıtının olduğu yerde bekleyin ben sizin yanınıza geleceğim der. Bir süre sonra şeyh Hasan Ali Nohudeki, İmam Humeyni’nin yanına gelerek ne istiyorsun? diye sorar.

    Daha Fazla ...
  • Ayetullah Hasan Ali Nohudeki’den Kerametler

    Şeyh Muhtar Ruhani anlatıyor: Bir gün fakir bir seyide kadın benden çarşaf ve başörtüsü isteğinde bulundu. Bende şu anda sizin isteğinizi yerine getirecek imkanım yok dedim. O gün Şeyh Hasan Ali Nohudeki’nin yanına giderek hacetimi arz ettim. İşim bitince mahzarından ayrılacağım sırada bana bir miktar para uzatarak: “Bu parayla o seyide kadın için çarşaf ve başörtüsü al.” Dedi...

    Daha Fazla ...
  • Zikrin Mertebe ve Dereceleri

    İman mertebelerinde cihat eden kimseler, günaha müptela olmadan, alçak ve rezil ahlaki sıfatlara bulaşmadan, ihlâslı bir şekilde kullukta istikamet etseler, hicaplar kalp yüzlerinden gider ve hakikat ve gaybi sırlara ererler. Bu yaşantıyı hakiki yaşantı olarak bilirler ve Allah’ı da bu şekilde anarlar. Bu mertebenin başlangıcında zikir, fikri ve zihni bir biçimdedir. Burada fikirde devamlılık göstererek Salih amellerde bulunulursa bu yavaş yavaş bir anlık kalbi müşahide biçiminde onun için zuhur eder. Sonra bu halet onda tedricen güçlenir ve zuhuru daha da çoğalır. İmam Sadık, Peygamber efendimize vahiy nazil olduğu sırada bazen yüz gösteren baygınlık hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’la onun arasında kimsenin olmadığı, Allah’ın ona tecelli ettiği andır.”

    Daha Fazla ...
  • İmanı Kemale Erdiren Üç Haslet

    İslam dininde üç şeye bağlı olmamız istenmiştir: Allah’tan bir sünnete, peygamberden (s.a.a) bir sünnete ve imamdan bir sünnete. Usul-u Kafi’de; İmam Rıza’nın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Mümin kendisinde şu üç haslet olmadıkça hakiki imana eremez: Rabbinden bir sünnet, peygamberinden bir sünnet ve imamından bir sünnet. Rabbinden bir sünnete gelince bu, Allah’ın kendi sırrını saklamasıdır. Peygamberden (s.a.a) bir sünnet ise insanlarla iyi geçinmektir. İmamdan bir sünnet ise yoksulluk ve perişanlık halinde sabretmektir…

    Daha Fazla ...
  • Veliyi Emr Müslim’in İmam Hamaney’den Ahlaki Düsturlar

    Allah tarikatının suluku yolunda olanlar güç kazanmak için savaşmazlar, bilakis onların tüm dert ve tasaları ilahi hedefleri elde etmektir. İnsan devamlı olarak bela ve imtihanlara tabi tutulmaktadır. Sadece takvaya riayet ederek ve onu kavzayarak kendisini koruyabilir. Kendimizi ıslah edip arındırmalıyız. Ahlakımızı düzeltelim. Kendimizi batını olarak Allah’a yakınlaştıralım. Bir fert gibi mücadele ve mücahade edelim.

    Daha Fazla ...
  • Mir’acu’s Saadet kitabından (10)

    Düşük ve Alçak Sıfatların Fazilet Sıfatlarının Karşısında Olması

    İfrat ve tefrit tarafındaki fazilet dört tanedir. Ondan kaynaklanan ve onun çatısı altında olan her bir kötü sıfatın ise sayısı sınırsızdır. “Hile” kandırma ve aldatmadan hâsıl olur. “Ahmaklıktan” aptallık ve cehl-i mürekkep. Korkusuzluktan ise tekebbür, bencillik, dik kafalılık ve gurur oluşur. “Korkudan” suizan ve kaygı ve alçaklık, “hırstan” utanmazlık, açgözlülük, cimrilik, israf, faiz ve haset, “sönüklükten” ise neslin son bulması ve benzeri şeylere sebep olur. Ahlak uleması onların birçoğunu açıklamıştır bizde burada onları açıklayacağız.

    Daha Fazla ...
  • Günah İşleyen Ehlibeyt Dostunun Kefareti

    Bir gün adamın biri Masum İmamın (a.s) yanına gelerek şöyle sordu: Eğer bir gün dostlarınızdan (Şiîlerinizden) biri günah işlerse, akıbeti nasıl olur? İmam şöyle buyurdu: Allah ona kefaret olarak bir hastalık verir, böylece o hastalığın acısını çekerek onu temizler. Adam yeniden şöyle sordu: Eğer hastalanmazsa ne olur? İmam cevap olarak şöyle buyurdu: Allah ona kötü bir komşu nasip eder. O komşu ona eziyet eder böylece komşunun bu eziyeti onun günahına kefaret olur. Adam yeniden şöyle sordu: Eğer kötü bir komşu nasibi olmazsa ne olur?

    Daha Fazla ...
  • Bir demircinin seyri suluk makamı:

    Arif-i Kamil Seyyid Haşim Haddad’ın Hayatından Kesitler

    Seyyid Haşim Haddad (Demirci) bazı haletleri hakkında şöyle demektedir: Bazı vakitler kendimi o kadar hafif hissediyorum ki sanki havada uçan bir tüy gibiyim. Ve bazen kendimden öyle ayrılıyorum ki sanki derisini değiştirmiş yılan gibi oluyorum. Ben bir şeyim, beden ve amelleri başka bir şey. Aynı yılan gibi. Birisi bilmeden deriyi gördüğünde yılan zannettiği gibi. Her an çok derin, açık ve genel ilimler bana gelir. Eğer bir lahza onlara bakmayı geciktirirsem benden fersahlarca uzaklaştıklarını görürüm. 2 yaşında bir kız çocuğumu kaybettim. O zamanlar öyle bir halim vardı ki ölüm ve yaşamı ayırt edemiyordum. Benim için ikisi de aynıydı. Cenazeye gusül verip kefenleyerek defnetmek için kayınpederimle yola koyulduğumuzda ben hiçbir şekilde ağlamıyordum...

    Daha Fazla ...
  • Kabir Hayatı

    Ahiret yolculuğunun korkunç menzillerinden biri de kabir evidir; bu ev her gün şöyle demektedir: “Gurbet evi benim, vahşet evi benim, kurt (böcek) evi benim!” [1] “Ölüyü kabrin yakınına götürdüklerinde hemen onu kabre sokmasınlar; çünkü kabrin büyük vahşeti vardır. Ölüyü taşıyan, ölümden sonraki anın korku ve vahşetinden Allah’a sığınmalıdır. Cenazeyi kabrin yanına bırakmalı, ölünün kabre girmeye hazırlığı olması için biraz sabretmeli, sonra biraz daha kabre yaklaştırmalı, yine biraz sabretmeli, daha sonra onu kabre bırakmalıdır.” Bu menzilin çok çetin durakları, korkunç ve ürkütücü yerleri vardır. Biz burada bir kaç durağa değineceğiz.

    Daha Fazla ...
Özel Dosya: Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib