Ayet ve hadisler ışığında

Kabir hakkında bilinmesi gerekenler

  • News Code : 232980
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA
Kabir Sorgusu / Mezarda Sorulan Şey / Kabirde Sorguya Çekilen Kimse / Mezarda Faydalı Olan Ameller / Kabir Adabı / Kabir (Çeşitli)

Kur’an:

“Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’ı ve peygamberini küfrettiler, fâsık olarak öldüler.” [1]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kabir ahiretin ilk durağıdır. Kim ondan kurtulursa, ondan sonraki duraklar, daha kolaydır ve eğer kurtulmazsa, sonraki durağın zorluğu ondan daha az değildir.” [2]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ahiret adaletinin ilk durağı kabirlerdir; düşük ve seçkin hiç kimse tanınmaz.” [3]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu mezarlara bir bakın, evlerin önüne dizilmiş, önündeki meydana yazılmış satırlar gibidirler. Mezar taşları, birbirine yakındır. Ama birbirini görmekten uzaktırlar. (dünyada) yaptılar ve bozdular, kaynaştılar ve birbirinden ayrılıp yalnız kaldılar, bir yer edindiler sonra dışarı atıldılar, ikamet etmeye niyetlendiler, ama (ikamet edemeyip) göç ettiler.” [4]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kabir, geçirdiği her gün dile gelir ve şöyle der: “Ben gurbet diyarıyım, ben yalnızlık eviyim, ben kurtlar eviyim.” Daha sonra mümin kul toprağa verilince kabir ona şöyle der: “Hoş geldin, sefa getirdin…” Kötü bir kimse veya kafir defnedilince de mezar ona şöyle der: “Hoş gelmedin, sefa getirmedin.” [5]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mezar her gün sohbet eder ve şöyle der: “Ben gurbet eviyim, ben yalnızlık eviyim, ben kurtlar eviyim, ben kabirim, ben cennet bahçelerinden bir bağım veya cehennem çukurlarından bir çukurum.” [6]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey çareler, görüşler, anlayışlar ve haber sahipleri! Ölümü ve babalarınızın ortadan yok oluşunu hatırlayın. Çok yakında canlar alınacak, bedenler çıplak kalacak, miraslar dağıtılacak ve sen ey işveli, heybetli ve güzel yüzlü kimse! Eski püskü bir konağa, tozlanmış bir yere doğru gideceksin. Mezarında yanakların üzerine yatırılacaksın ve mezarlardan çıkarılıp mahşer sahnesine gönderilinceye kadar, ziyaretçisi az ve işçileri bitkin olan bu konakta kalırsın.” [7]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mezardan daha çirkin bir manzara görmedim.” [8]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın düşmanı kabre doğru omuzlara kaldırılınca kendisini teşyi edenlere şöyle nida eder: “Ey kardeşler! Benim mübtela olduğum şeyden sakınınız, sizlere beni aldatan dünyayı şikayette bulunuyorum. Ona itminan ettiğim için beni yere serdi. Beni sevince boğan heva ve heves dostlarımı şikayette bulunuyorum. Onlara yardım ettiğim halde, benden uzak durdular, beni yalnız bıraktılar ve yardımsız koydular.” [9]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mezarlara komşu ol ki ibret alasın.” [10]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mezar güzel bir damatlıktır.” [11]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Övünmeyi ve kibir bırak, kabir hatırla, çünkü va­racağın yer oradan geçer.” [12]

İmam Kazım (a.s), bir mezarın yanında şöyle buyurmuştur: “Sonu bu olan şeyden, yüz çevirmek yakışır, başlangıcı bu olan şeyin de sonucundan korkmak yakışır.” [13]

Kabir Sorgusu

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Onu uğurla­yanlar ve ayrılık acısına düşenler geri dönünce, şaşırıp kalacağı soruyu cevaplaması, derde dert katan imtihana hazırlanması için çukurunda oturtulur.” [14]

Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala’nın, “Allah iman eden kimseleri dünya ve ahiret hayatında sabit bir sözle sabit kılar” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Ahiretten maksat, kabirde ölülerin sorguya çekildiği andır.” [15]

Mezarda Sorulan Şey

İmam Zeyn’ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çok geçmeden ömrün sona erecek, melek canını alacak ve tek başına bir konağa doğru yola düşeceksin. Orada ruhun sana geri iade edilecek, münker ve nekir adında iki melek seni sorguya çekmek ve şiddetli bir imtihandan geçirmek için kabirne girecektir.

Bil ki o ikisinin senden soracağı bir soru taptığın rabbin senin için gönderilen Peygamber’in, inandığın dinin, tilavet ettiğin kitabın ve velayetini taşıdığın imamet hakkındadır. Sonra ömrünü nerede harcadığın, nereden elde ettiğin ve nerede harcadığın malın hakkındadır. O halde uyanık ol, kendin için bir şeyler düşün, imtihan başlamadan, sorguya çekilmeden ve denenmeden cevap için hazırlıklı ol.” [16]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin ölünce yetmiş bin melek onu mezara kadar teşyi eder. Mezara konulunca da münker ve nekir yanına gelir, onu oturturlar ve sorarlar: “Rabbin kimdir? Dinin nedir? Peygamber’in kimdir?” O ise şöyle cevap verir: “Rabbim Allah’tır, Muhammed benim Peygamberimdir ve İslam benim dinimdir.” Daha sonra o iki melek göz alabildiğince kendisi için mezarını genişletirler, cennetten kendisi için bir yiyecek getirirler ve onu hoş ve mutlu kılarlar.” [17]

İmam Rıza (a.s), İbn-i Ebi Hamza’nın ölümünden sonra şöyle buyurmuştur: “O kabirnde oturtuldu, ona imamlar (a.s) hakkında soru soruldu ve o hepsinin adını söyledi ve sonunda sıra bana geldi ve benim hakkımda soruldu. O hiçbir cevap vermedi. Başına öyle bir darbe vurdular ki mezarı ateşle doldu.” [18]

İmam Rıza (a.s), Yunus’a şöyle buyurmuştur: “Ali b. Ebi Hamza öldü mü?” Ben (Yunus), “Evet” diye arzettim. İmam şöyle buyurdu: “Ateşe gitti.” Yunus şöyle diyor: “Ben bu sözünden dehşete kapıldım. İmam şöyle buyurdu: “Ondan, babam Musa’dan sonraki imam hakkında soru soruldu. O şöyle dedi: “Ondan sonra bir imam tanımıyorum.” Ona şöyle denildi: “Tanımıyor musun?” Ardından mezarında ona öyle bir darbe vuruldu ki, mezarı alevler içinde kaldı.” [19]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul mezara konulup kendisiyle birlikte olanlar geri dönünce, ayakkabı sesleri işitildiği bir halde, iki melek yanına gelir, onu oturturlar ve şöyle sorarlar: “Muhammed Peygamber hakkında hangi inanca sahipsin.” Eğer mümin ise şöyle der. “Şehadet ederim ki o Allah’ın kulu ve elçisidir” Sonra ona şöyle denir: “Ateşteki yerine bak. . Allah onun yerine sana cennette bir yer verdi.” Peygamber (s.a.a) daha sonra şöyle buyurdu: “O her iki yerini de görür. Ama eğer (ölen kimse) kafir veya münafık olursa şöyle der: “Bilmiyorum, insanların onun hakkında dediğini ben de diyordum.” [20]

Resulullah (s.a.a), başka bir rivayette ise şöyle buyurmuştur: “İki melek, yanına gelir, onu oturturlar ve sorarlar: “Rabbin kimdir?” O şöyle cevap verir: “Rabbim Allah’tır” onlar şöyle sorarlar: “Dinin nedir?” O şöyle cevap verir: “Dinim islamdır.” Onlar şöyle sorar: “Aranıza gönderilen bu şahıs kimdir?” O şöyle cevap verir: “O Allah’ın elçisidir” Şöyle sorarlar: “Nereden biliyorsun?” O şöyle cevap verir: “Allah’ın kitabını okudum, iman ettim ve tasdik ettim.” [21]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mezarda ölüden beş şey hakkında soru sorulur: Namazından, zekatından, haccından, orucundan ve biz Ehl-i Beyt arasındaki velayetinden. Velayet kabirn bir köşesinden o dört şeye şöyle der: “Sizden herhangi birinizin bir eksikliği olursa, onu tamamlamak benim görevimdir.” [22]

Kabirde Sorguya Çekilen Kimse

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mezarda sadece tam kafir veya tam mümin olan kimseler sorguya çekilir.” Ben (ravi) şöyle arzettim: “O halde diğer insanlar ne olacak?” İmam şöyle buyurdu: “Onlara göz yumlur.” [23]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kabirde sadece tam kafir veya tam mümin olan kimseler sorguya çekilir.” [24]

Mezarda Faydalı Olan Ameller

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin mezarına konulunca, namaz sağ tarafında ve zekat sol tarafında durur ve iyilik başına gölge eder. Sabır ise bir köşede bekler. İki sorgu meleği yanına gelince sabır; namaz, zekat ve iyiliğe şöyle der: “Arkadaşınızı gözetiniz, eğer aciz kalırsanız ben size yardım ederim.” [25]

Resulullah (s.a.a), daha bir gün önce defnedilen ve ailesinin üzerinde ağladığı bir mezarın yanından geçince şöyle buyurmuştur: “Sizin gözünüze gelmeyen hafifçe kılınan iki rekat namaz, bu mezarın sahibi için sizin bütün dünyanızdan daha sevimlidir.” [26]

Kabir Adabı

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Allah’ın kulları! Bağışlanmamış kimse için ölümden daha zor olan şey mezardır. O halde, mezarın darlığından, baskısından, karanlığından ve yalnızlığından korkunuz… Allah’ın düşmanlarını hakkında uyardığı dar hayat kabir azabıdır.” [27]

İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah’ın (s.a.a) kızı Rukeyye vefat edince Allah Resulü şöyle buyurdu: “Salih geçmişlerimizden, Osman b. Maz’un ve ashabına katıl.” İmam şöyle buyurdu: “Fatıma (a.s) kabirn kenarında durmuş, göz yaşları mezarın üzerine dökülüyordu. Allah Resulü ise ayakta durduğu bir halde göz yaşlarını elbisesiyle siliyor ve dua ediyordu. Peygamber daha sonra şöyle buyurdu: “Onun güçsüz olduğunu biliyorum, aziz ve celil olan Allah’tan onu mezar baskısından korumasını istedim.” [28]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gerçekten de siz, içinizden ölen kimselerin gördüklerini görseydiniz feryat eder, inleyip sızlardınız; korkar, dinler, itaat ederdiniz. Ama onların gördüklerini göremiyorsunuz, onların gördükleri şey örtülüdür sizlere. Ama yakında kaldırılacak o perde.” [29]

İbn-i Ebi’l-Hadid şöyle diyor: “Bu söz kabir azabına inanmanın doğru olduğuna delalet etmektedir. Bizim ashabımız da buna inanmaktadır. Gerçi düşmanları olan Eş’ariler ve diğerleri kabır azabını inkar ettikleri gerekçesiyle onları kınamaktadırlar. (Oysa biz ve ashabımız, kabir azabına inanmaktayız)” [30]

Kabir (Çeşitli)

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gözün mezara ilişince şöyle de: “Allah’ım! Bunu cennet bahçelerinden bir bahçe kıl, cehennem çukurlarından bir çukur karar kılma.” [31]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim namazının rükusunu tam olarak yerine getirirse, mezarda hiçbir korku ve dehşete maruz kalmaz.” [32]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim müminin bir hüznünü giderirse, Allah da onun ahiretteki bir hüznünü giderir ve mezardan serin (huzurlu) bir kalple çıkar.” [33]

ABNA.İR



[1] Tevbe suresi, 84. ayet

[2] Bihar, 6/242/64

[3] Müstedrek’ül-Vesail, 2/475/2502

[4] Bihar, 78/171/4

[5] et-Terğib ve’t-Terhib, 4/237/4

[6] el-Kafi, 3/242/2

[7] Bihar, 77/371/35

[8] Tenbih’ul Havatir, 1/284

[9] a. g. e. 2/224

[10] Gurer’ul Hikem, 4800

[11] a. g. e. 9916

[12] Nehc'ül-Belağa, 153. hutbe

[13] Mean’il-Ahbar, 343/1

[14] Nehc'ül-Belağa, 83. hutbe; Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 6/270

[15] Bihar, 6/228/29

[16] a. g. e. 78/143/6

[17] Emali’es-Seduk, 239/12

[18] Bihar, 6/242/61

[19] a. g. e. h. 62

[20] et-Terğib ve’t-Terhib, 4/363/12

[21] a. g. e. s. 365/15

[22] el-Kafi, 3/241/15

[23] Bihar, 6/235/52

[24] el-Kafi, 3/236/4

[25] el-Kafi, 2/90/8

[26] Tenbih’ul Havatir, 2/225

[27] Emali’et-Tusi, 28/31

[28] el-Kafi, 3/241/18

[29] Nehc'ül-Belağa, 20. hutbe; Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 1/298

[30] Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 1/298

[31] ed-Deavat lil Ravendi, 264/756

[32] Sevab’ul A’mal, 55/1

[33] a. g. e. 179/1


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır