Mir’acu’s Sadet kitabından (5)

Tezkiyesiz İlim, İlim Değildir

  • News Code : 247666
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

Her ne zaman kalp evi, yırtıcı köpekler olan rezil ve pis sıfatlarla dolsa, olabilir mi ki! İlim ve marifetleri taşıyan melekler oraya dâhil olsun? Buradan anlaşılıyor ki bazıları iğrenç ve pis sıfatlardan nefislerini arındırmadan, ömürlerini kelami fikri mücadeleler yoluyla ilim tahsil etme yolunda harcamışlardır. Bilakis onların kalpleri aşağılık “Gazurat”[1] dünyasına bağlı, nefisleri ise gazap ve şehvet kuvvesine tabidir. Onlar, ilim hakikatinden habersiz, çabaları ise beyhudedir. Her ne elde etmişlerse ilim zannetmişlerdir…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Peygamberimiz –salallahu aleyhi ve alih- şöyle buyurmuştur:

“و لا تدخل الملائكة بيتا فيه كلب”

Yani:

“içinde köpek olan eve melekler girmez.”[2]  

Her ne zaman kalp evi, yırtıcı köpekler olan rezil ve pis sıfatlarla dolu olsa, olabilir mi ki! İlim ve marifetleri taşıyan melekler oraya dâhil olsun? Buradan anlaşılıyor ki bazıları iğrenç ve pis sıfatlardan nefislerini arındırmadan, ömürlerini kelami fikri mücadeleler yoluyla ilim tahsil etme yolunda harcamışlardır. Bilakis onların kalpleri aşağılık “Gazurat”[3] dünyasına bağlı, nefisleri ise gazap ve şehvet kuvvesine tabidir. Onlar, ilim hakikatinden habersiz, çabaları ise beyhudedir. Her ne elde etmişlerse ilim zannetmişler hâlbuki bunun gerçekle bir ilgisi yoktur, zira gerçek ilim neşe, huzur, sefa ve nurdur. Bir kalbe gerçek ilim nuru dâhil olmuşsa Celil Allah’ın azametinde gark olmuş, cemilin cemaline müşahedeyle mahvolmuştur ve ondan başkasına iltifatta bulunmaz. Bu kişilerin çoğunluğunun hedefi ise geçici dünyevi zevkleri elde etmek, makam ve mevki sahibi olmak ve memleketlerde şöhret elde ederek kulların kalplerini çalmaktır. Habise sıfat ve rezil ahlak, hakiki ilim nurlarının ilahi feyizlerden haberdar olarak doğuşuna engel olur. Belki nefis tezkiyesi ve kalbin tasfiyesi olmadan, zahiri ibadetin eseri bedeni itaatin meyvesi yoktur. Zahiri süslemenin ve batını düşürmenin ne faydası olabilir ki?     

Allah –süphan- şöyle buyurmuştur:

“ان الصلوة تنهى عن الفحشاء و المنكر”

Yani:

“muhakkak ki namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar...”[4] 

Eğer habis batın ve kötü ahlakla namaz, ihtiyaçsız Allah katında makbul olsaydı, öyleyse neden insanların birçoğu her gün beş vakit namaz kıldıkları halde her saatte birçok kötülük ve günah onlardan sadır olmaktadır?!

Ayrıca hazret buyurmuştur:

“الصلوة معراج المومن”

Yani:

“mümin, namaz vasıtasıyla Rabbin yakınlık miracına çıkarak yükselir.”[5]       

Eğer o yaptığımız amel namaz ise neden kendimizde düşüş ve inişten başka bir şey görmüyoruz?!

Eğer hırsız fare bizim mekânda değilse kırk yıllık amellerimizin buğdayı nerededir?***

Önce ey can! Farenin şerrini def et sonra buğday kaynat ***

Cismi ibadetlere dikkat edip, kalbin sefa ve temizliği, nefsin zulmet ve kirliliğini unutup önemsemeyenlerin durumu, ölü kabirlerin dışının süslenip, içinin ise gizli kalmış, kokuşmuş leş olması gibidir. Veya üstünde ışığı olmasına rağmen karanlık ve zulmani bir ev misalidir. Veya çiftçi yetişmesi için toprağa tohum serper ve o tohumlar yeşil olur, o tohumlarla ekininin hâsılını azaltan başka yabani otlarda yetişir, çiftçi o otların başlarını keserek köklerinden gafil kalması ve sonunda o yabani otlar iyice gelişip hasadın tamamını yok etmesi gibi. Veya bedenini “uyuz”[6] hastalığının kuşattığı kişiye uzman doktor ilaç içirerek batınını kalaylar ve zahirine ise bir şeyler sürerek orayı görünüşte temizler, kişi tedaviyi terk ederek sadece sürme ve ovmayla iktifa etse, sürmeyle def olan şeyler batın çeşmesinde kaç katı ile patlar sonunda kişinin ölümüne sebep olur.   

Cismin Sağlığına Dikkat Edip, Ruhun Sağlığından Gaflet Etmek

Anlaşıldı ki: nefsin hastalık ve sağlığının, bedenin hastalık ve sıhhatiyle kıyaslanması cahillik ve hatadır. O insanlara şaşırmak gerekir ki gece ve gündüzünü bedeninin sağlığı için heba eder, gece ve gündüzünü cismi hastalıkları def etmek için tam bir uğraşı içine girer, fasık doktorun sözüne, belki kâfir doktora tam bir itaat içinde acı ve hoş olmayan ilaçları içer, her türlü hoş olmayan şeylere amel eder, ancak ilahi tabip ve doktorun ebedi hayat ve saadeti daim için verdiği amellerin tekrarıyla nefsanî melekelerin oluşması için verdiği emir ve fermandan kaçar ve nefsin deva ve ilacını küçük ve önemsiz görür.

Gaflet perdeleri kaldırıldığında nefis hastalığını gördüğü zaman, eli ilaç ve devaya yetişmediği için feryat

 “يا حسرتى على ما فرطت فى جنب الله  “[7]

Sesleri onlardan duyulur.

Amellerin Tekrarı İle Nefsanî Melekelerin Oluşması

Bil ki: her nefis yaratılış başlangıcında ve çocukluk evresinde, boş bir sayfa gibi bütün sıfat ve melekelerden uzaktır. Meleke ve sıfatların oluşması amellerin tekrarı ve onu iktiza eden fiillerin yerine getirilmesi ile olur. Her bir amel bir kere yerine getirilmekle kalpte bir iz bırakır, ikinci defasında o iz çoğalır bu amel ne kadar çok tekrarlanırsa o amel sağlam ve muhkem olur ve sonunda nefiste “kalıcı meleke” olur. Kömürde olduğu gibi eğer kömür ateşe yakınlaşırsa ona hararet etki eder ve sıcaklık onda hissedilmeye başlanır, ancak bu zayıf ve yetersizdir, eğer ateşten uzaklaştırılırsa soğur ve her ne kadar ateşle birlikteliği artarsa hararetin etkisi çoğalarak ateşin rengi de onda görülmeye başlanır, sonunda yanarak tutuşur ve yanına her ne yaklaşırsa yakar ve mukabilindeki şeyleri de aydınlatır. 

Çocukların eğitim ve terbiyesinin kolaylığı, yaşlı ve ömür geçirmiş insanların ahlaklarının değişmesinin zorluğu bundan dolayıdır. Her kim kendi hal ve hareketlerini kontrol eder, davranış ve tutumunu gözden geçirir ve kalp sayfasını açarak ona basiret gözüyle bakarsa, onda kalıcı olan sıfat ve melekelerle karşılaşır. Çoğu insan alaka ve bağlılıklarının fazla olması, engel ve manilerin çok olmasından dolayı bu örtü ve nefislerinin durumundan habersizdirler.

Ama bu aldatıcı dünyadan göçüp beka ve kalıcı âleme intikal etme zamanı geldiği zaman, kalbi dünyevi uğraşılardan el çekmiş, hatıra merkezinden alakalarının kökü kazınmış bir halde, tabiat perdesi basiret perdesi mukabilinde açılarak kalp levhasına ve nefis sayfasına bakar.   

Yüce ve münezzeh Hakk’ın buyurduğu gibi:

“و اذا الصحف نشرت [8]

Başka bir yerde şöyle buyurmuştur:

“فكشفنا عنك غطائك فبصرك اليوم حديد”

Yani:

“…işte bizde senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün oldukça keskindir.(artık böylelikle amellerini görürsün.)[9]

Artık amellerinin neticesini müşahede ederek, düşünce ve davranışlarının meyvesini görür ve böylece kitab-ı kerimde olan yetişir ki:

“و كل انسان الزمناه طائره فى عنقه و نخرج له يوم القيمة كتابا يلقيه منشورا اقرا كتابك كفى بنفسك اليوم عليك حسيبا”

Yani:

“her insanın hayır ve şer amelini ondan ayrılmayacak biçimde boynuna taktık, kıyamet günü de apaçık yazılmış bir kitap olarak ortaya çıkaracağız onları, her kes ne yapmışsa o kitapta yazılmış bulacak. Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.”[10] 

Böylece her kim dünyada kendi durumundan gafil, vaktini boş ve eğlenceyle sarf ederek batıl edenler, kendi ellerinde olmaksızın şöyle diyeceklerdir:

“ما لهذا الكتاب لا يغادر صغيرة و لا كبيرة الا احصيها”

Yani:

“bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş.”[11] 

ABNA24.COM

.................................................................................

[1] . Çirkinlikler, necasetler.

[2] . “men la yehzuruhu’l fakih, c.1, s.159. 744. Rakam ve müsned-i Ahmet ibni Hanbel, c.4, s.28

[3] . Çirkinlikler, necasetler.

[4] . Ankebut: 45

[5] . Allame Meclisi, “seyr-i Suluk” s.58 (mütercim)

[6] . Bedende küçük noktalar şeklinde görülerek insanı yakarak kaşındıran deri hastalığıdır.

[7] . Yani: “Allah’a itaat konusunda kusurlu davrandığım için bana yazıklar olsun.” Zümer: 56

[8] . Yani: “Amel defterleri açıldığında…” Tekvir: 10

[9] . Kaf suresi: 22

[10] . İsra suresi: 13–14

[11] . Kehf suresi: 49


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır