Ahlak Dersleri:

Büyük Arif Ayetullah Ensari Hemedani’nin İrfani Düsturlarından Bazıları (2)

  • News Code : 268693
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
Ayetullah Ensari Hemedani şöyle buyururdu: Cemkeran Camisinin etrafındaki çöller çok bereketlidir. Ben buralardan çok önemli faydalar elde ettim. Bu ilahi kişi, Cemkeran Camisinde oldukça fazla itikaflarda bulunmuş ve buradan oldukça yararlanmıştır. Ayetullah Ensari Hemedani şöyle buyurmuştur: Seyr-i Suluk’un başlangıç günlerinde merhum babamı rüyamda görmüştüm. Rüyamda bana nakışlı iki tespih vermişti. Uykudan uyandığımda rüyamın tabirini öğrenmek için Kur’andan istihareye bakmıştım. Bu ayet çıkmıştı: “يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ” “Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) tesbih ederler. (Enbiya Suresi, 20. Ayet)”

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- bu ayeti şerifeden anladım ki tembellik etmeden gece gündüz maksadıma doğru hareket etmeliyim.

Ayetullah Sadruddin Hairi Şirazi şöyle buyurmuştur: Ben, Ayetullah Ensari’nin bu yoldaki kamil üstadının kim olduğunu öğrenmek için çok araştırdım. Kendisine bu konuyu sorduğumda şu cevabı verdi: “Bu bana verilen ilahi bir hediyeydi.”

İslami bey, üstadın namazları hakkında şöyle demiştir: Bazen namazlardan sonra yüzü kıbleye gelecek şekilde öylece dururdu; öğrencileri onun sıradan bir halette olmadığı ve kendinden geçtiğini anlarlardı. Bazen öğrencileri ile birlikte sahralara gider, topluluktan ayrılır bir köşede zikir eder, tefekkür eder ve ibadet ederdi. Bazen dostlarının evine gittiğinde şöyle derdi: “Neden boş boş oturalım? Kalkarlar namaz ve ibadetle meşgul olurlardı.

Üstadın oğlu Doktor Ali Ensari şöyle diyor: Normal haletinden tam olarak çıktığı iki durum vardı. Birisi ziyaret, ikincisi namaz sonrası. Özellikle akşam ve yatsı namazının ardından konuşacak hali olmazdı. Eğer o saatte dersi olursa genellikle sessizce oturur ve dönüşümler yaşanırdı. Kalbi tutulur ve ağlama haletine bürünürdü. Şöyle buyururdu: “Allah, irfanın tüm sırlarını namazda toplamıştır.” İşte gerçekten böyle namazlar müminin miracıdır.

Doktor Ensari Hemedani şöyle devam ediyor: işlerini ben yaptığımdan bazı geceler yanına giderdim. Her gittiğimde ibadetle meşgul olurdu. Programı şöyle olurdu: akşam yemeğini çok az yer ve dinlenir ve sonra nafileleri kılardı. Sonra bir süre tekrar istirahat eder ve kalkıp “şef’” ve “vitir” namazlarını kılardı. Güneş doğana kadar uyanık kalır ve ibadetle geçirirdi. Halbuki son zamanlarda bedeni çok zayıf düşmüştü.

Öğrencilerine gece namazını, farzları yerine getirmeyi ve nafile namazlarını kılmalarını çok tekit ederdi. Bazı şakirtlerine şöyle buyururdu: “Eğer nafilelerinizi terk ederseniz, onların kazasını yerine getirin.”       

Namazın ilk vaktinde kılınmasını çok tekit ederdi. Nafile namazları çok tavsiye ederdi. Kendisi de namazlarını tüm müstahapları ile birlikte yerine getirirdi.

İslami bey şöyle diyor: Secdelerde genellikle şu şekilde zikir ederdi: iki defa “subhane rabbiyel a’la ve bihemdihi” der ve üç kere de subhanallah derdi. Elbette bazen de has bir haleti olur, sesli okur, ruku ve secdelerini uzatır ve salavat çekerdi. Salavatlarını ise “feaccil ferecehum ve le’en”le söylerdi. Kunutta ise “ya ezherel cemil…” duasını okurdu. Bu duaları okuduğu zaman acayip şaşırtıcı hali olurdu. Kunutta, rukuda ve secdelerinde “vel’en e’daehum” derdi. Ve eğer birisi gelirse ya Allah der rukusunu uzatır ve “ve Accil ferecehum veh şurna me’ehum ve’l en e’daehum ecmein” derdi. 

Ahmet Ensari, Ayetullah Ensari’nin Kur’anla olan ilişkisi hakkında şöyle diyor: Kur’anla çok içli dışlıydı. Ona çok önem verirdi. Sabah namazından sonra uyumaz, Kur’an tilavet ederdi. Öğlen namazından sonra bir, bir buçuk saat kadar Kur’an okur daha sonra ikindi namazını kılardı. Kısacası Kur’an’da fani olmuştu. Ayetullah Burucerdi zamanında “Kerbela-i Kazım Saruki” adındaki bir köylüye Kur’an inayet edilmiş bir anda Kur’an’ın tamamını ezbere okumaya başlamıştı. Bir grup ulema onun gerçekten bir anda kendiliğinden Kur’an hafızı olup olmadığını sınamak için bir araya gelmişlerdi. Kerbela-i Kazım, okuması yazması olmayan cahil bir insandı, ama bir anda Kur’an hafızı olmuştu. Kur’an’ı hem hıfzdan okur hem de tersinden okuyabiliyordu. Ancak babam onu sınamaya ihtiyaç yok dedi. Kur’an ona verilmiş, boşuna zahmet etmeyin.” Dediler ki siz nereden biliyorsunuz? Buyurdu ki: “Başkalarının yüzünde olmayan bir nur var onda.”    

Üstat Ensari şöyle buyururdu: “İki şey insana nur verir. Mersiye okuyanlara bir bakın ne kadar da nuranidirler. Sebebi, Hz. Muhammed ve Ehlibeyti’nin haber ve hadislerini okuduklarındandır. Bunlar insana nur verir ve hem de Kur’an-ı Kerim’in ayetleri, ama bunların nurları birbirlerinden farklıdırlar.”

Yanına gelenlere ve düsturu’l amel isteyenlere şöyle buyururdu: “Her şeyden önce, Allah kulları arasındaki teklifinizi temizlemeniz gerekmektedir, hatta yanına gelenlerin bazıları geçmişte yapmış oldukları, ancak unuttukları şeyler olduğu zaman üstadın kendisi onlara o olayları hatırlatırdı! Bu işler aklınızdan çıkmış, gidin onları kazanın. Kul hakkını tesviye ettikten sonra, şöyle buyururdu: “Allah’la olan eksik kalmış hesaplarınızı düzeltin. Namaz, oruç, hums, hac… gibi. Bu iki aşamayı bitiren kişilere –elbette kendisi onları çok yakından takip eder ve unuttukları eksikliklerini kendisi onlara hatırlatır ve kademe kademe onların merhalelerini kontrol ederdi- Üçüncü merhalede ise kişileri içsel olarak tanıdığından onları içten temizlemeye zorlardı. Örneğin birisine şöyle demişti: “Siz, cimrilik hastalığına yakalanmışsınız, onu mezarlıklara giderek ve kabirlere bakarak ıslah edin.” Ve eğer birisi töhmet, yalana.. müptela ise onlara bunları düzeltin derdi. Ve eğer birisi önemsemezse şöyle derdi: “Siz, benim düsturlarımı yerine getirmekte eksiklik gösterdiniz.” Sadece amellerin ıslahı konusunda tavsiyelerde bulunmaz, bilakis niyetler konusunda da çok hassastı. Şöyle derdi: “Niyetlerinizi de düzeltmek zorundasınız.”

öğrencilerinin sorunlarını bu şekilde düzelttikten, onları pak ve temiz ettikten sonra onların yükselmesi için insanların farklılıklarına göre bazılarının “celal sıfatı” bazılarının ise “cemal sıfatı” olduklarını teşhis ederek onlara bu yönde düstur verirdi. Örneğin gece namazı, halvet etmek, Kur’anla meşgul olmak, huzur-u kalple ve dikkatle Kur’an’ın anlamı üzerinde durmak, İmamlara (a.s) tevessül gibi düsturlar verirdi. Şaşılacak şey ise öğrencilerin ilerleme ve düşmelerini her gün onlara hatırlatırdı. Şefkatli bir annenin çocuklarına davrandığı gibi onları kontrol altında tutar, onların deruni haletlerine dikkat ederdi.  

Yakında üçüncü bölümünü yayınlayacağız…

ABNA.İR


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır