İrfan dersi:

Ariflerin Sonuncusu Ayetullah Ali Saadet Perver’in hayatı (1)

  • News Code : 295937
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

Arifler silsilesi Hüseyin Kulu Hemedani’den başlamış[1], Ayetullah Seyyid Ahmed Kerbelai, Allame Gazi, Allame Tabatabi ve son olarak Ayetullah Ali Saadet Perver’le[2] günümüze kadar devam etmiştir. Şu anda İran genelinde bulunan ariflerin bir çoğu bu silsileden gelen üstatların öğrencilerindendir. Bu üstatların sonuncusu Allame Tabatabi’nin irfan alanındaki en seçkin öğrencisi Ayetullah Ali Saadet Perver’dir. Burada Ayetullah Saadet Perver’in yaşantısından kesitler sunarak bazı öğütlerini yayınlıyoruz...

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ayetullah Ali Saadet Perver (Pehlivani Tehrani)1305 (1927) yılında Tahran’da dünyaya geldi. Dindar ve ruhani ailesi onu daha küçük yaştayken merhum Şeyh Muhammed Zahid’in ders halkasına kattı. Küçük yaşından itibaren üstadın ahlaki ve manevi derslerinden yararlandı. Daha sonra medrese ilimlerinin mukaddime derslerini merhum Ayetullah Şeyh Ali Ekber Burhan’ın yanında aldı. Mukaddime derslerinin ardından Kum şehrinin yolunu tutarak merhum Ayetullah Sultani ve merhum Ayetullah uzma Mar’aşi Necefi’nin yanında “Mekasib” ve “Kifaye” derslerini aldı. Daha sonra medresenin içtihat dersleri olan hariç derslerine Ayetullah uzma Burucerdi ve imam Humeyni’nin yanında katıldı ve bu derslere içtihadına kadar devam etti. Ahlaki – irfani konulara olan şiddetli alakası onu 40 yıl boyunca Allame Tabatabai’nin seyri suluk derslerine katılmasını sağladı. 

Ayetullah Saadet Perver, Merhum Allame Tabatabai’nin ahlaki düsturlarına amel ederek ondan alması gereken tüm feyizleri alarak irfan ve maneviyatta doruk noktasına çıktı. Allame Tabatabai’nin vefatından sonra Allame Tabatabai’nin bazı öğrencilerinin şiddetli ısrarlarından öğrenci yetiştirmeye başladı. Şu anda İran’da önde gelen ahlak ve irfan üstatlarının bir çoğunun eğitim ve terbiyesi merhum Pehlivani’nin elinden geçti. 

Üstadın Seyri Suluk Ve Eğitim Metodu

Ariflerin şeyhi üstat Pehlivani, çok değerli seyri suluk ve eğitim metoduna sahipti. Yıllarca Allame Tabatabai’nin mahzarından her türlü feyiz ve irfanın zarafetini elde eden üstat öğrencilerine de bu ilahi feyzi tattırdı. İrfani düsturları Şia ariflerinin yöntemine göre ve bu yolun öncülerinden kamil arif Ayetullah uzma Ahund Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin metoduna göre idi. Bu üstatlara göre sıratı müstakim Kur’an, Peygamber ve Ehlibeyti’nin yöntemine göre hareket etmekti.  

Ayetullah Saadet Perver’in, genellikle yatsı namazından sonra ilahi yolun aşıklarıyla ahlak dersleri olurdu. Her öğrenci kendi kapasite ve yeteneğine göre üstadın teşhisiyle farklı ahlak dersleri halkasına katılırdı. Bu ahlak derslerinin bazıları yirmi yılın üzerindedir. Bu derslerde genellikle bir konu okunur ve öğrenciler tevhidi ve öteki konularda derin bilgilere ulaşır ve verilen düsturlara amel ederek seyri suluk yolunda ilerlerdiler. Yıl boyunca hiç bir zaman Kum’dan ayrılmaz ve öğrencilerinin seyri suluk gidişatını kontrol ederdi. elbette her sabah öğlene kadar kendi ilmi ve araştırmalarıyla meşgul olur, ikindi vaktinden akşama kadar da öğrencilerinin sorunlarını gidermek için onlarla olurdu. Öğrencilerinin seyri suluk mektuplarına cevap verirdi. Bu mektuplar çok değerli mektuplar olup binlerle ifade edilmektedir. Şu anda bu mektuplar öğrencilerinin elinde bulunmaktadır.

Telif Ettiği Eserler

1- “Cemal-ı Aftab” adındaki Hafız’ın Divanının Şerhi. Bu kitap basıldığı yıl, yılın kitabı seçilmiş ve şu ana kadar defalarca basılmıştır. Kitap 10 cilt olup Hafız’ın şiirlerine seyri suluk bakış açısıyla yazılmış bir şerhtir.

2- Kur’an ve Fıtrat

3- Cilve-i Nur (Hz. Fatıma’nın hayatı. Bu kitab Nur Tecellisi adında Türkçeye de kazandırılmıştır)

4- Furuğu Şehadet. (İmam Hüseyin’in kıyamına yeni bir bakış)

5- Sırru’l Esra. (Miraç hadis-i şerifine şerh)

6- Maarifi Ediye

7- Raz-u Del. (Allame Tabatabai’nin ‘Gülşeni Raz’ adlı kitaba yazmış olduğu haşiyenin açıklamaları)

8- Pasdaran-ı Herim-i Aşk (20 ciltlik bu eser ariflerin hayatını, sözlerini… içermektedir)

Üstada Göre Keşf Ve Keramet

Üstat Pehlivani’nin keşf ve keramet hakkındaki görüşü şuydu: eğer arif biri keşf ve keramate teveccüh ederse bunun kendisi bozulmaktır. Gerçek arif, keşf ve keramete kalbini bağlamamalı ve onu kendisi için ciddi bilmemelidir. Gerçek arifin bakış açısı bir takım ameller yaparak insanların batını sırlarını öğrenmek gayesiyle bazı sırlara ermek için uğraşanlardan daha üstündür. Eğer bir arif böyle davranırsa o arifin hedefine varmadığı anlaşılır. Salik kişinin hedefi yücedir ve yolunun nihayeti Allah’tır. Keşf ve keramet ise yolcu kuşlar için yollara dökülen tanelerdir. Dolayısıyla derslerinde şerhini yaptığı ilk kitaplardan olan “Mantık-ı Tayr” kitabında şunları buyurmaktaydı: “Yol boyunca dini hakikatlere ermek ve marifetin zirvesine çıkmak için yığınlar, maniler, sorunlar ve haydutlar bulunmaktadır. Bu haydutlardan biri de “keşf ve keramet” ve bu tür şeylere teveccüh etmektir. Merhum Seyyid Ali Gazi’den keşf ve keramet istediklerinde şöyle buyurmuştur: ‘Alemin tamamı keramettir.’ Veya ‘Dünya, keşf ve kerametten başka bir şey değildir, neyi arıyorsun?’ merhum Allame Gazi bu tür konulara hakimdi. Biliyorsunuz ki Merhum Gazi, “tayyu’l arz”[3] sahibiydi. Bir çokları bunu defalarca görmüştü. Ancak ona bu konu hakkında sorduklarında o faklı yöntemlerle bu soruları geçiştirmiş böylece irfanda asıl hedefin bu tür şeyler olmadığını bilmelerini sağlamıştır.

Evet, bu yoldan gidilirse bu yol her şeyi peşi sıra getirmektedir, ancak eğer birisi keşf ve kerameti elde etmek için irfana yönelirse gerçekte bu tür şeyleri kendisi için ibadet karar kılmış olur. Veya mal ve makama ermek için Allah’ı vesile olarak karar kılan biri gibidir. İrfan talibi bu tür hicapları kenara itmelidir. Görmekteyiz ki hakiki ariflerimiz keşf ve keramete fazla önem vermemiştir. Her ne kadar onların fiilleri keşf ve kerametin dışında değildiyse de.

Allame Tabatabi’nin Yanında Tevhid Maarifleri

Üstat şöyle buyurmuştur:

Allame Tabatabai’nin yanında seyri suluk düsturlarını tam olarak aldıktan sonra bir müddet sonra ilk yıllardan beri Allame Tabatabi’nin yanında seyri suluk eğitimi alan öğrencilerin tamamı gitmişti. Bir çokları artık seyri suluk konusunda Allame Tabatabai’nin yanında kalmayı gerekli bilmiyorlardı.

Ben o zamanlar Allame Tabatabai’nin manevi fetihlerden ve insani kemalatlardan semavi sır ve marifetlerinin olduğunu ve onu ifşa etmekten çekindiğini anladım. Bu düşünceyle Allame Tabatabi’nin tevhidi sırlarını açması ve onu anlatması için çaba sarf etmeye başladım. Böylelikle üstadın zati tevhidini müşahede edebilir ve rabbani ilahi akışlarından yararlanabilirdim. Böyle de oldu. Her gün bir soru hazırlar ve Allame’nin huzuruna müşerref olurdum. Bu sorularla üstadı konuşturur ve ne buyurursa canı gönülden onu alırdım. Anlattıklarını gözden geçirdikten sonra ders bitimi onları yazardım. Allame Tabatabai’nin anlattıklarını marifet ehlinin sözleriyle karşılaştırır ve tatbik ederdim. Çünkü üstat bu konularda marifet ehlinin ıstılahlarını kullanmaktan imtina ederdi.

Beden Sağlığına Önem Vermesi

Salik kişinin mizaç, ruh ve bedeninin sağlığı üstadın yanında oldukça önemli ve hayatiydi. Kadim tıp dediğimiz eski tıbba olan bilgisiyle öğrencilerine yol gösterici tıpsal düsturlar verirdi.

İlahi salik için sağlam vücut insaniyet yolunu kat etmek için merkep niteliğindeydi üstada göre. Her zaman bedenlerinizi yaşlandığınızda da Allah’a ibadetten mahrum kalmamak için salim tutunuz tavsiyesinde bulunurdu.

Melekut-i Fazilet Ve Haletleri

Allame Tabatabi’nin seyri suluk derslerinin ilklerinden ve iyi öğrencilerinden biri olan merhum Ayetullah Şeyh Mahmut Tahriri uykusunda[4] kendisine şöyle buyurduklarını söylemiştir: “Şeyh Ali Pehlivani, zamanın Hüseyin Kulu Hemedani’sidir.” 

Otuz Yıl Allame Tabatabi’nin Huzurunda

Ayetullah Şeyh Ali Saadet Perver, üstat Allame Tabatabi’nin yanında mertçe çaba sarf etmiş ve üstadın nursal tevhit marifetlerinden yararlanmıştır.

Ayetullah Aydi Hurrem Abadi, üstat Saadet Perver’den şöyle nakletmiştir:

“Ben, Allame Tabatabi’nin otuz yıl boyunca dersine katıldım. Bu dönem zarfında sadece iki dersi dışında tüm derslerine katıldım. Bu iki ders ise bir defa kızlarımdan birinin düğününden dolayı Tahran’a gitmem gerekiyordu ve başka çarem yoktu. İkincisi ise bir kış günü Allame Tabatabi’nin evine doğru gidiyordum. Oldukça fazla kar yağmıştı. Birden yaşlı bir seyidin evinin üzerindeki karları temizlediğini gördüm. Kendi kendime yakine erdim ki üstat benim dersine katılmayarak o yaşlı seyide yardım etmeme razıdır. Bu sebepten dolayı derse gitmedim ve o yaşlı seyide yardım ettim.

Hz. Fatımetu’z Zehra’yı Müşade

Kameri 1425 yılının Ramazan ayıydı. Üstat şöyle buyurdu: “Ramazan Ayının yirmi dördünün gece yarısını geçmişti ki Hz. Fatımetu’z Zehra (selamullahi aleyha) üstünde sarı renkli bir elbise olduğu halde heybet, azamet ve celalle birden yanıma geldi. Bana bazı telkinlerde bulundu. Bana onun çocuklarına karşı cesarette bulunanların kendisine yapılmış gibi olduğu ilgasında bulundu. Bana eğer bir kişi seyyid bir hanıma vurursa bunun Kunfuz’a (lanetullahi aleyh) ona vurla aynı olduğu tedai oldu.

Bu olayı müşahede ettikten sonra bir saat boyunca kendimde değildim her an Hz. Fatıma’nın bende oluşan o haletine ağlıyordum.

Ders sonrası ağlayarak şöyle buyurdu: “Ben bu olayı hangi sebepten dolayı bana buyurduğunu düşünüyordum? Şayet dostlarımızın içinde eşi seyit olan veya seyit olan oğluna kötü davranan birileri var. Tüm toplantılarımızda söyledim ki eğer böyle bir durum varsa bunu terk edin.”[5] 

Üstat şöyle buyururdu: “Kimin annesi seyyidse çocuğu da seyyid hükmündedir. Onlara da saygısızlık ve ihtiramsızlık edilmemelidir. Kaldı ki dövmek. Bunları gözyaşları içinde ve içinde coşan bir devrimle anlatmaktaydı.

Recebiye Şuhudu

Ayetullah Saadet Perver’in öğrencilerinden olan Ayetullah Mücahidi, üstattan şöyle nakletmektedir:

“Recep ayının son günleriydi ihtimalen 24 Recep’ti. Gece yarısı saat 4’te beni kaldırdılar, sanki kapı çalınıyordu. Gidip kapıyı açtığımda kimse yoktu. Anladım ki bana bir şeyler vermek istiyorlar ki o saatten önce her gece beni uykudan uyandırıyorlardı. Kalkıp abdest aldım ve ibadetlerime başladım. O gece bana tevhidi marifetlerden bana bazıları verildi. Onlardan birisi o gece bana Allah’ın “Hayyul Kayyum” isminin idrakinin verilmesiydi… Peygamber efendimiz “Ayetel Kürsü” hakkında şöyle buyurmuştur: “Ayetel Kürsü, ayetlerin efendisidir.” Bunun sebebi muhtemelen onda “Hayyul kayyum”un olmasıdır. “Allah-u la ilahe illa huvel hayyul kayyum” 

Alaka ve Düşkünlüklerinizi Buraya Getirmeyin

Üstat bir gece şöyle buyurdular: “Mükaşefe[6] aleminde gördüm ki hepiniz buraya gelmiştiniz ve ayakkabılarınızı da getirip ayakkabılığa bırakmıştınız. Ayakkabılarınız oldukça berrak gözüküyordu.” Sonra şöyle buyurdu: “Bunlar sizin alaka ve bağlılığınızdır. Alaka ve bağlılıklarınızı buraya (derse) getirmeyin”

Eşe Teşekkür Etmek

Üstat Pehlivani, eşin ihtiram ve takdir edilmesi hakkında şöyle buyururdu: “Eşlerinize teşekkür edin, her ne kadar yemekleri tuzlu ve kötü de olsa. Yemeklerini beğendiğinizi belli ettiğinizde o sevinir ve bu da sizin manevi olarak ilerlemenize yardımcı olur.” daha sonra şöyle buyurdular: “Bir gün gençliğimde evde aileme kötü davrandım. Mana aleminde bana şöyle söylediler: “Yirmi yıllık sızlanman boşa gitti!”

Toplantılarda defaatle şöyle buyururdu: “Manevi ve sosyal konularda kendinize zorluk gösterin, ama ailenize karışmayın ve kendi inançlarınızı onlara yüklemeye kalkmayın. Örneğin eğer televizyon seyretmek istiyorsa ona engel olmayın, ama eğer kendiniz bakmanızın uygun olmadığını anlarsanız seyretmeyin.”

Ayetullah Uzma Behçeti’nin Namazlarına Özel İnayet

Ayetullah Pehlivani, Ayetullah Behçeti’nin namazlarına ve camisindeki programlara özel önem vermekteydi. Öğrencilerine onun camisine giderek cemaat namazlarına katılmalarını öğütlerdi.

Sanki bu namazlardan melekut nuru ve berrak nurların rüzgarını alır ve bu cemaat namazından melekut ıtırının sırlarını istişmam ederdi.

Kameri 1324 yılının  Zilhicce ayının 18’inde (Gadir-i Hum günü) üstat  şöyle bana (konuyu nakleden öğrencisi) buyurdu: “Bugün Hz. Ayetullah Behçeti’nin camisindeki programa katıldınız mı? Dedim ki “hayır, katılmadım.” Üstat şöyle buyurdu: “zarar ettiniz, zarar ettiniz.” Sonra şöyle buyurdu: “Bu camideki programlara katılın.”

Yine bir başka toplantısında şöyle buyurdu: “Beyler, Ayetullah Behçeti’nin namazlarına katılın. O, ulema-ı Billah’lar dandır. Onun namazlarında çok bereketler var onu kaçırmayın.”

Son Toplantısı

Has şakirtlerinin olduğu son toplantısında şöyle buyurdu: “Bana nasıl öleceğimi açık açık gösterdiler. Ve şu anda o gün benim için tam olarak aydındır. Gördüm ki peygamberler ve evliyalar benim cenaze törenime katılmakta. Bunun sebebi ben kırk yıldır seher vakitlerinde “İhlas Suresini” yüz kere teveccühle okur ve onu yüz yirmi dört bin peygamberin ruhlarına hediye etmemdendir.”

Sonunda 1425 (2004) yılında bir Perşembe günü seher vaktinde mübarek canını Allah’a teslim ederek dünyaya gözlerini kapadı.

Cenaze namazını Ayetullah Behçeti kıldırarak onu Hz. Masume’nin hareminde bulunan Allame Tabatabi’nin kabrine birkaç metre mesafede defnettiler.

Ayetullah Saadet Perver’in Öğütleri

1- Ey benim azizlerim! Kendinizi tanıyın, Allah’ı tanımak kendinizi tanımaktadır. Hiç kimse bu düşüncede (Allah’ı tanımak konusunda) zarara uğramamıştır.

2- Dünya için yersiz çabalara düşmeyin. Rızkınızdan gayrisini elde edemezsiniz. Dünyanın dert ve sıkıntılarına kendinizde yer vermeyin zarar ve ziyan bundadır.

3- Heva ve Heves peşinde koşmayın ki her şey size verilsin. Ve bilin ki heva ve heves peşinde koştuğunuz şeyler heva ve hevesi terk etmekle elde edilir.

4- Nefsinize çok baskı yapmayınız ki size itaatsizlik etmesin. Bilakis tüm tat ve lezzetleri ona itidalli olarak tattırın. İlk adımda şirk-i celi (gizli olmayan açık şirk) ve Allah’a günahı terk edin ve zamanla diğer konulara el atın.

5- Şeytanın karşısında farzları yaparak günahları terk edin. Manevi gücünüz arttığında mekruhları terk etmeye ve müstahapları yapmaya da başlayın.

6- Alim olmayan biri eğer hevaperest olursa veya şeytana itaat ederse kendisine zarar vermiş olur, ancak alim birinin zararı bir anlamda tüm toplumadır. Başka bir anlamda ise hevaperestliğin zararı tüm alemlere –tüm beşer ve başka varlıklara- sirayet eder.

7- İbadetlerinizde onun niteliğine bakın çokluğuna değil.

8- Yaptığınız tüm ibadetlerinizde ne dediğinize ve kiminle konuştuğunuza dikkat ediniz.

9- Zahiri ibadetler he ne kadar insanı kötü işlerden alı koysa da eğer onların ihlası çok olsa ve Allah’a yakınlık artsa sizi ubudiyete götürebilir.   

10- Amellerdeki ihlası tüm amellerinizin baş tacı yapın. Eğer ihlassız olarak bir ömür amel etseniz kendi etrafında dönerek bir şey elde edemeyen bir hayvandan farkınız olmaz.

11- Bilmelisiniz ki bu dünya uyku, yiyecek ve amellerden başka bir şey değildir, ama eğer bu uyku ve yiyeceklerden netice elde edebilirseniz melekler size hayran kalır ve alem sizin emrinize gelir.

12- İşlerinizde ifrat ve tefritten sakınınız. İhtiyacınız miktarınca uyuyunuz; ne fazla uyanık kalarak seçkin uhrevi işlerden uzak kalasınız veya dünyadan geri kalasınız ve ne de çok yatıp önemli şeylerden mahrum kalasınız, bilakis Allah’ın muayyen buyurmuş olduğu şekilde amel ediniz.

13- Arkadaşlarınızı tanıyınız daha sonra onlarla arkadaşlık yapınız. Sakın gafillerle arkadaşlık yapmayınız. Sizleri dünya ve ahretten alı koyar ve manidirler.   

14- Her nerede olursanız olun Müslüman kabristanına gitmekten geri kalmayın. Bu en üstün tezekkür vericidir.

15- Gönül ehli, dünya görmüş ve yaşlılarla muaşeretiniz olsun ki onlar dünya ve ahretin muayyenidirler.

16- Devamlı vazifenize amel etme düşüncesinde olunuz. Her ne libasta her ne makamda her kimle olursanız olun ne birisinin methini söyleyin ne de kendi hakkınızda başkasından övünç duyma düşüncesinde olunuz. Beşer için bir ölüm vardır; bu ister vazife yolunda olsun isterse vazifenin hilafında olsun.

17- Kalbinizi sağlam tutunuz. Gençliğinizden tüm küçük noktalarda ve kendi işlerinizde bu şekilde olunuz ki yaşlandığınızda da öyle olabilesiniz.

18- Küçüklüğünüzden itibaren bunu aklınızdan çıkarmayın ki tüm kudretler Hakk’ın inayeti elindedir. Eğer Allah istemese hiç kimse bana zarar veremez. Ben vazifeme amel etmeliyim. Velev dünya bana düşman olsun. Eğer böyle olursanız bir makama veya başkanlığa ulaşırsanız veya büyük bir vazife karşınıza çıkarsa onu yerine getirmekten çekinmezsiniz.

19- Her konuda ehliyle istişare etmekten geri durmayın.

20- Evlilik konusunda karşı tarafın asaletine bakınız. Başka yönleri fazla düşünmeyin. Eğer asalet, necabet ve öteki yönlerin olduğu birini bulursanız ne güzel, eğer bulamazsanız asalet önceliklidir.

21- İşlerinizde istikamet ve devamlılığı bir merkep olarak karar kılınız. Bu merkep ayağınızın altında olduğu sürece menzile yetişirsiniz ve eğer böyle olmazsa topal ayakla uhrevi ve dünyevi işlerinizde nasıl menzile yetişebilirsiniz ki. Her ne kadar iş ve maksat büyük ve şerif olursa istikamette o oranda daha çok olmalıdır.

22- Dünyevi, uhrevi ve manevi işlerde başarılı olduğunuz zaman biliniz ki Allah sizi başarılı kılmıştır. Çünkü istikamet etmiş ve Allah’ta size yardım etmiştir. Eğer istikamet etmeseniz amelen Allah’a şöyle demiş olursunuz: “Bana verdiğin şeyleri ben istemiyorum.”

23- Her işinizde sabır ve tahammüllü olunuz. Allah sabırlılarla beraberdir.

24- Eğer yapabilirseniz her gün kendiniz için bir saat veya en azından beş dakika vakit ayırın. Böylelikle ne olduğun, ne için olduğun ve nereye gideceğin ortaya çıkmış olsun. Böylece ömrünüzü gaflet içinde geçirmeyesiniz.

25- Murakabe, Muhasebeyi tüm amel, söz ve davranışlarınızda gözetiniz. Yılda veya ayda bir kere değil, tam tersi her gün bir defa -eğer her saatte bir defa muhasebe ve her an murakabe demiyorsak da- gereklidir.   

26- Her zaman hak ve hakikat taraftarı olunuz. Emri bil maruf ve nehyi anil münkerin uygulayıcıları olunuz. Kendiniz de onlardan ve günahkarlardan olmayınız.

27- Ey benim azizlerim! Akıl ortadan kaybolmaz, ama makam, mal, çocuk sevgisi ve diğer bağlılıklar aklın etkisini azaltmak için çok etkilidir.

28- Gençliğinizde yaşlılığınızdaki maişetinizi düşüneceğinize kendinizi düşününüz. Kendiniz için manevi bir sermaye ve melekeler elde edin ki yaşlandığınızda ondan istifade edesiniz.

29- Yaşantıda edebi tüm amellerin süsü karar kılın ki dünya ve ahiret saadeti ve onurla yaşayın.

30- Anne ve babanızın karşısında edep ve saygılı olunuz, zira onlar sizin varlık bulma ve her ne saadeti elde etmişseniz vasıtanız olmuştur.

31- Bilahare bir gün bizi bu bağlılıklarımızdan ve gönül verdiğimiz şeylerden ayıracaklar ve götüreceklerdir. Ve şairin dediği gibi: “Allah’ı görecek gözü perdeleyen bir ömür / başka bir ömür gelmeli ki bu perdeleri yırtmak için” bizler her gün gaflet perdesinin üstüne yeni bir perde örtmekte ve durmadan bir önceki bağlılıklarımıza başka yeni bağlılıklar kazandırmaktayız. Mal, makam ve başka şeylerin her biri ruhumuzu bağladığımız zincirlerdir. Melekul Mavt[7] geldiğinde bir anda 60 veya 70 yılda boynumuza bağladığımız şeyleri bir anda kesip atacak. Bu bizim için çok zordur. Açmak istemediğimiz bunları bağlamasak daha iyidir. Veya ayrılmanın zor olmayacağı şekilde bunlara bağlanalım.

32- Bir gün büyüklerden birinin mübarek huzurlarındaydık. Bu kişi imam Hüseyin’in mersiye ve ağıtının gerekliliği hakkında çok güzel bir temsilde bulundu ve şöyle buyurdu: “Zerdüşt dinindekiler ateşe tapmaktadırlar ve asla ateşin mabetlerinden sönmesine izin vermezler. Ne kadar güzel olur ki bizde imam Hüseyin ve imamlarımıza (a.s) yönelik olan içimizdeki ateşin onlardaki gibi sönmesine izin vermemek için ısrar etsek.” Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İmam Hüseyin’in şehadetiyle müminlerin kalplerinde asla sönmeyecek bir hararet oluştu.” Devamlı İmam Hüseyin’e tevessül etmemiz ve ona karşı olan aşkın sıcaklığını ve muhabbetini kalbimizde diri tutarak yaşatmamız ne kadar da güzel olur.

33- Allame Tabatabi’ye şöyle bir soru sordum: “Acaba İmam Mehdi’nin (a.s) mahzarına teşerrüf etme imkanı var mı ve eğer varsa hangi amel ve düsturlar bunu oluşturmaktadır?” üstat şöyle buyurdular: “Bu konu da üç şeye riayet etmek zorunludur:

- İmam Mehdi’yi görmek için çok takvalı ve zahit olmak gerekir.

- Şahsın muhabbet, aşk ve marifeti çok olmalıdır. Elbette hiç kimse asla İmam Mehdi’nin uygunluğuna ulaşacak kadar marifet haddine ulaşamaz, ama bu konuda kendi kapasitesine göre çaba sarf edilmelidir.

- Meşhur ziyaretlerden biriyle müdavim olmak.

Üstadın kendisi bu konuda “Al-i Yasin” ziyaretini tavsiye etmekteydi.

34- Helal yiyecek konusuna çok dikkat etmek gerekir. Helal yiyecek insanın vücudunda çok müspet eserler bırakmaktadır. Haram lokma ise çok kötü eserler bırakmaktadır. Hatta şüpheli yiyeceklerden bile sakınmak gerekir. Zira böyle lokmalar bile insana mani olur ve ilahi kurb ve Mevla’nın ziyaretine ulaşmak için hicap olur.

35- İlahi kurba ulaşmak ve Hz. Mehdi’nin (a.s) mahzarına ermek için ariflerin ve alimlerin yolunu kat etmek gerekir. Bu konuda tasavvufun esiri olmamak için dikkat etmemiz gerekmekte ve ariflerle sofilerin yollarının farklı olduğuna inanmamız zorunludur.

- Arifler, Şia’nın merceiyyetine inanmakta, ama sufiler inanmamaktadır.

- Onlar tarikat, şeriat ve hakikate vurgu yapmakta ve bir kişiyi tarikat sahibi olarak bilmektedirler. Örneğin diyorlar ki İmam Rıza’dan (a.s) sonra falanca kişi onun vekilidir, ama bizler imam Rıza’dan sonra ta İmam Mehdi’ye kadar öteki imamları onun vekili ve naibi olarak bilmekteyiz. İmam Mehdi’nin gaybet döneminde de naipleri ve taklit mercileri onun vekili ve halifesi olarak bilmekteyiz.

- Bu iki grubun zikir ve virtleri de birbirinden farklıdır. Tasavvuf ehlinin kendilerine has zikirleri vardır, ama ariflerin dua ve zikirleri Masum İmamlardan (a.s) gelen zikir ve dualardır ve bilinmiş münacatları vardır.

- İki grubun ibadet yerleri de bir birinden farklıdır. Sufiler manastırlarda ibadet eder, arifler ise camilerde. Hz. Muhammed (s.a.a) ve imamlarda (a.s) bu şekilde idiler. Onların ibadet ve hatta ders yerleri bile camilerdi.

- İmam Mehdi’ye (a.s) olan inanç, muhabbet ve teveccühlerinde de bu iki grup arasında belirgin farklar bulunmaktadır. Ariflerin tüm düşünce ve itikatları ona yöneliktir ve onun dışına başka bir şeye kalplerinde yer vermezler, ama sufiler imam Mehdi’den konuşmaz ve onu anmazlar. Ona karşı has bir sevgileri yoktur. Bu konu onlarla kısa bir birliktelikten sonra ortaya çıkmaktadır. Onlar sadece kendi kutuplarından bahseder ve ona olan bağlılıklarını belirtirler.

36- Amel eden alimlerle birlikteliğinizi terk etmeyin. Eğer onların sözleri size kılavuz olmasa amelleri size kılavuzluk etsin.

37- Dünya devamlılık yurdu değildir, bir geçiş yeridir. İhtiyaçlarınızı karşılayacak miktarda bu güzergaha kalbinizi bağlayın.

38- Günahtan uzak durunuz. Eğer bir kişi bazı düsturları yerine getirmek için kendini zorlar, zikirler söyler hatta çile bile tutarsa, ama eğer kendisini günahtan uzak tutmaz ve takvalı olmazsa isteğine kavuşamayacaktır. Birlikte oturup kalkacağımız ve dostumuz aynı düşünce ve inançta olmalıdır, iyiyi düşünen ve doğru olmalıdır.

ABNA24.COM

.............................................................................................

[1] - Elbette Hüseyin Kulu Hemedani’den önce bir çok arif yaşamıştır, ancak ondan öncekileri bu şekilde zincirleme olarak pek fazla anmamaktadırlar.

[2] - Biz burada en belirginlerin isimlerini andık, yoksa sadece Hüseyin Kulu Hemedani’nin onlarca en üstün mertebelere ulaşmış öğrencileri vardı. Veya Allame Gazi’nin, onlarca çok değerli öğrencileri vardı… buradaki maksat bu zincir akışındandır…

[3] - İrfan ve seyri suluk yolunda bazı mertebelere gelindikten sonra kişiye verilen hediyelerden birdir. İnsan bu mertebeye geldiğinde istediği an dünyanın her hangi bir yerine hareket etmeden gidebilir…  

[4] - Seyri Suluk yolunu kat etmiş ariflerin uykuları gerçekle eş değerdedir…

[5] - İrfan üstatları genellikle öğrencilerinin kötü huy ve davranışlarını direk olarak kendilerine söylemezler, belki dolaylı ve bazı misallerle bunu duyurmaya çalışırlar. Burada da üstat öğrencilerinin arasında böyle birinin olduğunu bildiğinden üstü örtülü olarak onu bu şekilde uyarmaktadır.

[6] - Keşf ve mükâşefe perdenin açılması ve yükselmesi suretiyle bazı şeylere muttali olmak, gizli olan bir takım hususların zahir ve açık hale gelmesi, gayb olan şeylerin meşhûd olmasıdır. Yani karanlık bir gecede çakan bir şimşeğin ortalığı aydınlatması gibi, keşf de anî bir aydınlanma ile bazı örtülü ve karanlık şeyleri ortaya çıkarır.

[7] - Ölüm meleği.


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır